YKS'ye son üç ay: panik yerine sade bir plan kurmak

YKS'ye son üç ay panik ve her şeyi yetiştirememe korkusuyla geçiyorsa, bu yazı sana göre. DEHB'li bir beyin için sade, taşınabilir bir plan öneriyorum.

· · 5 dk okuma

Bir dönem telefonumdaki geri sayım uygulamasını silmek, sınav stresine karşı yaptığım en iyi şeylerden biri oldu. Her sabah "kalan gün: şu kadar" yazısını görünce, günün daha başlamadan bir borçla açıldığını hissediyordum. Rakam küçüldükçe panik büyüyor, panik büyüdükçe çalışmak zorlaşıyordu.

YKS'ye son üç ay, birçok öğrenci için hem en yoğun hem en dağınık dönem. Bu yazıda o dönemde paniğin neden bu kadar yüksek sesle geldiğini, DEHB'li bir beynin bu süreyi nasıl daha sade bir planla karşılayabileceğini ve "hepsini yetiştirme" baskısıyla nasıl başa çıkılabileceğini paylaşıyorum. Öğrencilik dönemimden hatırladıklarım ve bugün gözlemlediklerim, bir uzman tavsiyesi değil.

Kısaca: YKS'ye son üç ayda her şeyi yetiştirmeye çalışmak yerine, durumu sakince görmek, birkaç önceliği seçmek ve küçük, esnek bir plan kurmak daha sürdürülebilir. Uykuyu, yemeği ve molayı korumak da planın bir parçası. Panik çok yükselirse, bunu tek başına taşımak zorunda değilsin.

YKS'ye son üç ay: panik neden bu kadar yüksek sesle geliyor?

Zaman azaldığında beyin, tehdit algıladığında yaptığı şeyi yapıyor: Her şeyi aynı anda ve acil hâle getiriyor. "Şu konuyu bitirmeliyim, şu denemeyi çözmeliyim, şu eksikleri kapatmalıyım" cümleleri aynı anda, aynı ses seviyesinde geliyor. DEHB'li bir beyinde bu, çoğu zaman bir felç etkisi yaratıyor: Hepsi önemli olunca hiçbirine başlayamıyorsun.

Üç ayı bir bütün olarak görmek de zorluyor. "Üç ay" soyut ve büyük; ama yaklaşık on iki hafta, her biri yedi gün olan, somut parçalardan oluşuyor. Bu somutluk bile paniği biraz küçültüyor.

Bir de kıyas var: Çevrendekilerin ne kadar çalıştığını duymak, "ben yetişemiyorum" hissini büyütüyor. Bu dönemde başkalarının tempolarına kulak vermek çoğu zaman faydadan çok yük getiriyor.

Önce durumu sakince görmek

Plana geçmeden önce, bir oturuşta tek bir şey yapmayı denedim: neyin neresinde olduğuma bakmak. Bunun için bir sayfa yeterli.

  1. Konu listesi. Derslerin konularını yaz; yanlarına "iyi, orta, zayıf" diye üç harf koy.
  2. Son denemeler. Son birkaç denemende hangi konulardan sürekli yanlış çıkıyor?
  3. Süre. Haftada gerçekçi olarak ne kadar çalışabiliyorsun? İdeal değil, gerçek olan.
  4. Enerji haritası. Günün hangi saatlerinde daha iyi odaklanıyorsun?

Bu işi yaparken en çok zorlanan kısım, tabloya bakmanın acıtması. Zayıf konular listesi uzun olabilir ve bu, ilk anda cesaret kırıcı. Ama o liste bir karar belgesi değil, sadece bir harita. Haritada kırmızı yerler olması, yolu bulamayacağın anlamına gelmiyor; tam tersine, nereye gideceğini gösteriyor.

Bu liste kimseye gösterilmek için değil; sadece beynin içindeki bulanık "her şey kötü" hissini somut bir tabloya çevirmek için. Çoğu zaman tablo, hissettiğimden daha az korkutucu çıkıyor.

Sade planın dört parçası

Karmaşık bir plan, son üç ayda sürdürülmesi en zor şey. Bende sade bir yapı daha çok işe yarıyor:

  • Birkaç öncelikli konu. Her konuyu mükemmel yapmak yerine, puana en çok katkı sağlayabilecek ve gerçekçi biçimde kapatabileceğin konuları seç. Hangi konuların öncelikli olduğunu bir öğretmenle ya da rehber öğretmenle konuşmak çok yardımcı olabilir.
  • Düzenli deneme ritmi. Bir deneme çözmek kadar, çözdükten sonra ne yapacağını bilmek de önemli. Haftada belirli bir sayıda deneme ve sonrasında kısa, yargılamayan bir analiz yeterli.
  • Kısa, sık tekrarlar. Bir konuyu bir kez derinlemesine bitirmek yerine, gün içinde kısa tekrar turları. Beyin için bu daha az yorucu.
  • Korunan temel ihtiyaçlar. Uyku, yemek, hareket ve bir miktar boş zaman. Bunları feda ettiğinde ilk çöken şey dikkat oluyor.

Bir hafta, bu dört parçayla kabaca şöyle görünebilir: Haftanın başında iki ya da üç öncelikli konuyu seçmek. Gün içinde bu konulardan kısa bloklar çalışmak ve her akşam on beş dakikalık küçük bir tekrar yapmak. Haftanın içinde bir ya da iki deneme çözmek ve ertesi gün hatalara bakmak. Hafta sonunda ise bir gün tamamen telafi ve dinlenme için ayırmak. Rakamlar sana göre değişebilir; önemli olan yapının sade ve tekrar edilebilir olması.

Haftanın sonunda da kendime yalnızca üç soru soruyorum: Ne yaptım? Neye yetişemedim? Gelecek hafta neyi küçültebilirim? Üçüncü soru bence en önemlisi; çünkü planı büyütmek yerine küçültmek çoğu zaman onu ayakta tutuyor. Yetişemediğim bir şeyi bir sonraki haftaya aynen taşımak yerine, onu daha küçük bir parçaya bölüyorum.

Bu dört parçayı bir kâğıda yazıp masanın üstüne koymak, kafamdaki dağınık listeyi sabitliyor. Gün içinde "Şimdi ne yapmalıyım?" sorusuna daha hızlı cevap bulmamı sağlıyor.

Her şeyi yetiştirmek zorunda değilsin

Son üç ayın en ağır cümlesi bence şu: "Hepsini bitirmeliyim." Bunun gerçekçi olmadığını bilmek kötü bir haber değil, aslında bir özgürlük. Seçmek, vazgeçmek değil; enerjini yönetmek.

Benim denediğim bir şey de "yapmayacaklarım" listesi oldu. Bu hafta hangi konulara bakmayacağımı, hangi kaynakları bırakacağımı, hangi denemeyi atlayacağımı açıkça yazmak. Yazılı bir "hayır", zihnimdeki sürekli "belki de yetiştirmeliyim" sesini susturuyor.

Bu, kolay bir şey değil. Bir konuyu bırakmak, "ya o konu çıkarsa" korkusunu getiriyor. Bu korku gerçek. Ama her şeye az çalışmak, birkaç şeye iyi çalışmaktan çoğu zaman daha az etkili.

Panik geldiğinde ne yapabilirim?

Çalışırken ya da gece yatakta panik yükseldiğinde, kendimi biraz yatıştıran küçük şeyler:

  • Bedene dönmek. Ayaklarımı yere bastırmak, yavaş ve derin nefes almak, bir bardak su içmek. Panik beden tarafından da taşınıyor.
  • Yazıya dökmek. Endişelerimi kâğıda yazmak, onları zihnimden dışarı çıkarmak; yazılı bir endişe çoğu zaman sözlü olandan daha küçük görünüyor.
  • Bir sonraki küçük adımı seçmek. Tüm üç ayı değil, bir sonraki yirmi dakikayı düşünmek.
  • Ekrandan uzaklaşmak. Sosyal medyada ve forumlarda sınav konuşmalarını o anda okumamak.
  • Konuşmak. Güvendiğin birine "şu an çok korkuyorum" demek. Bazen sadece söylemek bile hafifletiyor. Son aylarda yalnız çalışmanın ağırlığı büyüyebiliyor; bir arkadaşla ya da sessizce çalışan biriyle aynı ortamda olmak bazen paniği biraz dağıtıyor.

Ne zaman destek istemeli?

Paniğin uykunu, iştahını ya da günlük hayatını belirgin biçimde bozuyorsa, sürekli göğsünde bir sıkışma ya da nefes darlığı hissediyorsan, umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşüncelerin varsa, beklemeden bir psikolog ya da psikiyatristle konuş; okulundaki rehber öğretmen de bir başlangıç noktası olabilir. Acil bir durumda 112'yi ara. Sınav hiçbir zaman senin sağlığından önemli değil.

Kendime not

Takvimdeki sayı küçüldükçe değerim küçülmüyor. Üç ay, yapılabilecek kadar küçük ve anlamlı bir şeye yetecek kadar büyük bir süre.

Bugün tek bir şey seçeceğim, onu yapacağım ve geri kalanı yarına bırakacağım. Sade bir plan, mükemmel bir plan değil; sadece bir sonraki adımı gösteren bir plan.

Sık sorulanlar

YKS'ye son üç ayda ne yapmalıyım?

Her şeyi yetiştirmeye çalışmak yerine zayıf ve kazanılabilir konuları seçmek, düzenli deneme çözmek, kısa tekrarlar yapmak ve uyku-yemek gibi temel ihtiyaçları korumak genellikle daha sürdürülebilir. Planın küçük ve esnek olması önemli.

Son üç ayda panik hissediyorum, bu normal mi?

Sınava yaklaşırken yoğun bir kaygı yaşamak yaygın. Panik günlük hayatını, uykunu ya da çalışmanı ciddi biçimde engelliyorsa okulundaki rehber öğretmenle ya da bir psikolog veya psikiyatristle konuşmak iyi bir adım olur.

Son üç ayda eksik konularımı bitirmeye yetişir miyim?

Hepsini bitirmek yerine önceliklendirmek genellikle daha gerçekçi. Hangi konuların puana daha çok katkı sağlayabileceğini öğretmeninle ya da rehber öğretmeninle birlikte düşünmek yardımcı olabilir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir