Öğrenciyken ben de bir dönem öyle bir şey yaptım: Renkli kalemleri aldım, defteri açtım, başlığı üç farklı renkle yazdım ve iki saat sonra elimde harika görünen bir sayfa vardı. Ama o konuyu hâlâ bilmiyordum. Sayfa güzeldi, zihnim ise neredeyse hiç değişmemişti.
YKS hazırlığında not tutmak ve özet çıkarmak, DEHB'li öğrenciler için hem çok işe yarayabilen hem de en kolay tuzağa dönüşebilen şeylerden biri. Bu yazıda özetin neden bazen bir erteleme biçimine dönüştüğünü, ne zaman gerçekten işe yaradığını ve sade bir yöntemin nasıl kurulabileceğini konuşuyorum. Bunlar benim gözlemlerim ve denemelerim; herkes için geçerli bir kural değil.
Kısaca: YKS'de özet çıkarmak, bir amacı olduğunda işe yarar: unuttuklarını ve karıştırdıklarını hatırlatmak. Güzel defter hazırlamak ya da her şeyi baştan yazmak ise çoğu zaman zaman kaybına dönüşür. Kısa, kendi cümlelerinle yazılmış, sonra gerçekten kullanılan özetler DEHB'li bir beyin için daha uygundur.
YKS'de not tutmak ve özet çıkarmak neden bu kadar zor geliyor?
Özet çıkarmak, aslında DEHB'nin en çok zorlandığı birkaç beceriyi aynı anda ister. Önce neyin önemli olduğunu ayıklamak gerekir. Sonra bunu kısa bir biçimde yeniden ifade etmek. Üstüne bir de bunu bir süre sürdürmek ve dağılmadan bitirmek.
Çoğu zaman şunlar oluyordu:
- Her şey önemli görünüyordu. Bir sayfayı özetlerken neredeyse hepsini yazıp çıkarıyordum.
- Başlamak zordu. Boş sayfa karşısında ilk satırı yazmak uzun sürüyordu.
- Düzen takıntısı. Yazı güzel olsun, renkler tutsun derken içerikten çok görünüşle uğraşıyordum.
- Yarım kalanlar. Üç konuyu özetleyip dördüncüde kopmak, sonra yarım kalmış bir defterle suçluluk duymak.
Bunların hiçbiri tembelliğin kanıtı değil. Özet çıkarmak, beyin için gerçekten ağır bir görev.
Özet çıkarmanın tuzağı: güzel defter, boş zihin
Özet çıkarmanın en tehlikeli yanı, çalışıyormuş hissi vermesi. Elimizde bir şey üretiyoruz, sayfa doluyor, ortada görünür bir ilerleme var. Ama öğrenme çoğu zaman yazarken değil, o bilgiyi sonra hatırlamaya çalışırken gerçekleşiyor.
Bunu kendime şöyle sorarak ayırt ediyorum: Bu özeti bitirdiğimde bir şeyi daha iyi bilecek miyim, yoksa sadece bir şeyi yazmış olacak mıyım? Cevap ikincisiyse, o an soru çözmek ya da konuyu kapatıp ezberden anlatmaya çalışmak daha faydalı olabilir.
Bir de şu: Özet, hazır konu anlatımının kopyası olmamalı. Kitabın cümlelerini aynen aktarmak, beynin işini kolaylaştırıyor gibi görünür ama zihni çok az çalıştırır. Kendi cümlelerinle, hatta eksik ve çirkin yazmak çoğu zaman daha çok işe yarıyor.
Özet neye hizmet etmeli?
Özete başlamadan önce kendime tek bir soru soruyorum: Bu notu ne için yazıyorum? Üç makul cevap buldum:
- Unutmamak için. Sürekli aklımdan çıkan formül, kural ya da tarih.
- Karıştırmamak için. Benzer görünen iki kavram arasındaki fark.
- Hızlı tekrar için. Sınavdan önce on dakikada göz gezdirebileceğim bir sayfa.
Eğer cevabım "çünkü özet çıkarmak gerekiyor gibi hissediyorum" ise, o özeti yazmıyorum. Çünkü bu his genellikle suçluluktan geliyor, ihtiyaçtan değil.
DEHB'ye uygun sade bir özet yöntemi
Bende ve benim gibi insanların anlattıklarında işe yarayan birkaç yaklaşım şöyle:
- Önce konuyu çalış, sonra özetle. Konuyu anlamadan özet çıkarmaya çalışmak, anlamadığın şeyi güzelce kopyalamak oluyor.
- Bir konu, tek sayfa. Sayfa sınırı koymak, neyin önemli olduğunu seçmeye zorlar. Sığmıyorsa, sığmayan kısmı ayıklamak gerekir.
- Zamanlayıcı kullanmak. Özet için yirmi dakika süre vermek, mükemmeliyetçiliğe sınır çiziyor. Süre bitince yarım da olsa duruyorum.
- Formül ve kural kartları. Küçük kartlara tek bilgi yazmak, hem hazırlaması hızlı hem de gün içinde cebinden çıkarıp bakması kolay.
- Sorular halinde yazmak. "Bu konuda ne sorabilirler?" diye yazılmış kısa sorular, pasif okumaktan daha çok beyni çalıştırıyor.
- Renkleri üçe indirmek. Üç renkten fazlası içerikten çok görünüşle uğraşmaya çağırıyor.
- Özeti kullanmak. Yazılan her not, ertesi gün kısa bir tekrarla bir kez daha açılmalı. Açılmayan not, bir süre sonra sadece yük.
Bir özet sayfası benim için kabaca şöyle görünüyor: En üstte konunun adı. Altında üç dört satırda "bu konunun ana fikri". Sonra karıştırdığım ya da unuttuğum yerler için küçük bir kutu. En altta da kendime sorduğum iki üç soru. Bu kadar. Sayfa kalabalıklaşıyorsa, muhtemelen özet olmaktan çıkıp kopyaya dönüşmüş demektir.
Bu listenin tamamını uygulamak gerekmiyor. İki üç maddesini seçip birkaç hafta denemek, hepsiyle başlayıp bırakmaktan daha gerçekçi.
Ders ve video notu: dağılırken akışı kaybetmemek
Dershanede, okulda ya da videolarda not tutmak ayrı bir mesele, çünkü orada hız dışarıdan belirleniyor. Dağıldığımda öğretmenin üç cümlesini kaçırıyordum ve o zaman yazmayı bırakıp kopuk bir şekilde bakıyordum.
Burada benim denediğim şeyler:
- Her şeyi yazmamak. Sadece anahtar kelimeleri, formülleri ve "bu önemli" denen yerleri not almak.
- Boşluk bırakmak. Kaçırdığım yere bir soru işareti koyup devam etmek, sonra sonradan doldurmak.
- Video durdurmak. Kayıtta bir konuyu izlerken durdurup yazmak, canlı derse göre çok daha rahat.
- İşaret koymak. Anlamadığım yerin yanına bir yıldız koymak; sonra o yıldızlara dönmek.
El yazısı mı dijital not mu sorusunun da tek cevabı yok. El yazısı bende dikkati yavaşlatıp toplayabiliyor ama yorulunca bırakmak kolaylaşıyor. Dijital not hızlı ve düzenli; ama telefon ya da bilgisayar açıkken küçük bir bildirim bütün akışı dağıtabiliyor. Bir hafta birini, bir hafta ötekini deneyip hangisinde defterle daha çok vakit geçirdiğini gözlemlemek iyi bir yöntem.
Dağılmak bir kayıp değil; geri dönmek için bir işaret bırakmak, yazının tamamını yakalamaktan daha değerli.
Özet çıkarmadan da olur mu?
Evet, olabilir. Bazı kişiler için özet çıkarmak hiç işe yaramıyor; konuyu bir kez çalışıp doğrudan soru çözmek daha etkili. Bazı konular özetten çok örnekle öğreniliyor. Eğer özet çıkarırken sıkılıyor, bitirmeden bırakıyor ve hiç dönmüyorsan, bu bir eksiklik değil, bu yöntemin sana uymadığının bilgisi olabilir.
Alternatifler: konuyu sesli anlatmak, bir arkadaşa ya da kendine öğretmek, yanlış yaptığın sorulara kısa notlar almak. Önemli olan, hangi yolun seni konuyu gerçekten hatırlamaya götürdüğünü gözlemlemek.
Eğer çalışma düzenin ve odaklanma zorlukların genel olarak seni çok zorluyorsa, bir psikiyatriste ya da psikoloğa danışmak, doğru destek için iyi bir adım olabilir; okulundaki rehber öğretmenle de konuşabilirsin.
Kendime not
Güzel defter hazırlamak kötü bir şey değil; sadece bir amaç taşımadığında bir oyalanma biçimi. Özet, öğrenmenin bir aracı, öğrenmenin kendisi değil.
Bu hafta bir konuyu seçeceğim, tek sayfaya sığdıracağım ve ertesi gün hiçbir şeye bakmadan o sayfada ne yazabileceğimi hatırlamaya çalışacağım. Çirkin ve eksik olsa bile. Önemli olan sayfanın görünüşü değil, zihnimdeki izi.