Sevmediğin dersi çalışmak: YKS'de o konuyla nasıl barışılır?

Sevmediğin dersi çalışmak DEHB'li bir beyin için ayrı bir mücadele olabilir. Nefret ettiğin konuya oturabilmek için denediğim küçük yolları bu yazıda paylaşıyorum.

· · 4 dk okuma

Benim için o ders her zaman aynı hisle başlardı: kitabı açar, sayfaya bakar, sonra gözüm kayar giderdi. Diğer derslerde böyle olmuyordu. Sevmediğin dersi çalışmak, sadece sıkıcı bir görev değil; bazen gerçek bir direnme hissi yaratıyor, sanki vücudun o sayfaya "hayır" diyor.

YKS'de herkesin böyle bir dersi var. Bazen bir ders, bazen bir ünite, bazen tek bir konu. Bu yazıda, o dersle çalışma masasında bir şekilde yan yana durmanın yollarını konuşmak istiyorum.

Kısaca: Sevmediğin bir dersi çalışmak DEHB'li bir beyin için özellikle zor, çünkü ilgi eksikliği başlama anını ağırlaştırıyor. Dersi küçük parçalara bölmek, ona farklı bir kaynaktan yaklaşmak ve sevdiğin derslerle aynı günde dengelemek bu direnci azaltabiliyor.

Neden bazı dersler imkânsız gibi geliyor?

DEHB'li bir beyin, ilgi ve merak tarafından güçlü bir şekilde harekete geçiyor. İlgini çeken bir konuda saatlerce kalabiliyorsun, ama ilgi duymadığın bir konuda beş dakika bile ağır geliyor. Bu bir tembellik meselesi değil; beynin ödül sistemi, sevdiğin ve sevmediğin konularda farklı çalışıyor.

Bir de geçmiş deneyimler devreye giriyor. Bir dersten defalarca kötü not almışsan ya da o dersle ilgili hep zorlandığını hissetmişsen, kitabı açmak artık sadece dersle değil, o hissin kendisiyle de karşılaşmak anlamına geliyor. Beyin bu hissi tekrar yaşamamak için konudan uzak durmaya çalışıyor.

Bazen de ders kendisi değil, onunla ilgili belirsizlik zor geliyor. "Nereden başlayacağımı bilmiyorum" hissi, dersin sevilmemesiyle karışıp daha büyük bir direnç oluşturabiliyor. Bu durumda asıl sorun ilgi değil, net bir giriş noktasının olmaması.

Sevmediğin dersi çalışmak: küçük bir giriş noktası bulmak

Sevmediğin bir derse büyük bir hedefle girmek, direnci büyütüyor. "Bugün bu konuyu bitireceğim" demek yerine, çok daha küçük bir giriş noktası bulmak işe yarayabilir.

Deneyebileceğin birkaç yaklaşım:

  • Sadece beş soru çöz, sonra devam edip etmeyeceğine karar ver.
  • Konunun en kolay, en kısa bölümünden başla; en zorundan değil.
  • Dersle ilgili sadece bir sayfa oku, not almadan.
  • Konunun bir özetini izle ya da dinle, kitaba hiç dokunmadan.

Bu küçük girişlerin amacı, seni dersin içine çekmek değil; sadece bir ilk adım attırmak. Çoğu zaman en zor kısım başlamak oluyor; bir kere başladığında devam etmek göreceli olarak daha kolay hale geliyor.

Dersle ilişkini değiştirmeyi denemek

Bazen bir dersten nefret etmenin altında, o dersi hiç gerçekten anlamamış olmak yatıyor. Sürekli aynı kaynaktan, aynı anlatımdan çalışmak, konuyu asla oturmayan bir bulmacaya çeviriyor ve bu da dersten uzaklaşmayı kolaylaştırıyor.

Farklı bir kaynaktan aynı konuya bakmak bazen beklenmedik bir fark yaratabiliyor. Bir video anlatım, farklı bir yazarın kitabı ya da bir arkadaşının anlatışı, aynı bilgiyi farklı bir açıdan görmeni sağlıyor. Bu yeni açı, dersin kendisine değil, onunla olan deneyimine dair hissini değiştirebiliyor.

Konuyu günlük hayatla ya da ilgi alanlarınla bağlamak da bazen işe yarıyor. Sevmediğin bir ders, sevdiğin bir konuyla bir şekilde kesişiyor olabilir; bu kesişimi bulmak, konuya tamamen farklı bir kapıdan girmeni sağlayabiliyor.

Sevmediğin dersi sevdiğin dersle dengelemek

Bütün bir günü sevmediğin derse ayırmak, o dersi daha da ağır bir yük haline getiriyor. Bunun yerine, sevmediğin dersi sevdiğin bir dersle aynı gün içinde dengelemeyi deneyebilirsin.

Pratik bir yöntem şöyle işleyebilir: Güne sevdiğin bir dersle başla, bu seni masaya oturtsun. Sonra sevmediğin derse kısa bir blok ayır. Bloğun sonunda tekrar sevdiğin bir derse ya da bir molaya geç. Bu sırayla, sevmediğin ders tek başına bütün günü kaplayan bir şey olmaktan çıkıyor; sadece günün içindeki küçük bir parça oluyor.

Kendine bir ödül de tanımlayabilirsin. "Bu bloğu bitirirsem sevdiğim konuya geçeceğim" demek, sevmediğin dersin sonunda bir şeyin olduğunu hatırlatıyor ve bu, başlamayı biraz kolaylaştırabiliyor.

Netleri gözden kaçırmamak

Bir dersi sevmemek, o dersi tamamen bir kenara bırakmak anlamına gelmiyor. YKS'de birçok ders birbirini tamamlıyor ve bir dersten tamamen vazgeçmek toplam netini fark edilir şekilde etkileyebiliyor.

Burada amaç o dersi sevmek değil, ona gerçekçi ve sürdürülebilir bir yer açmak. Belki haftada birkaç kısa blok, belki sadece en sık çıkan konulara odaklanmak. Küçük ve düzenli bir temas, hiç dokunmamaktan her zaman daha değerli.

Sevmediğin derste yanında birinin olması

Sevmediğim bir derse tek başıma oturmak bana hep iki kat zor gelmişti. Hem dersin kendisi ağırdı, hem de onu başlatacak itkiyi tek başıma bulmam gerekiyordu. Bir süre sonra fark ettim ki bu derslerde yalnız olmamak, konunun kendisinden bağımsız olarak işi kolaylaştırıyor.

Bu bir ders arkadaşıyla birlikte çalışmak olabilir, ama mutlaka aynı dersi çalışmanız gerekmiyor. Herkesin kendi işine baktığı sessiz bir ortamda oturmak bile yetebiliyor. Karşında başka birinin çalıştığını görmek, sevmediğin konuyu açıp ilk soruya bakmanın eşiğini düşürüyor.

Bunu birkaç şekilde deneyebilirsin:

  • Bir arkadaşınla görüntülü aramada kameralar açık ama sesler kapalı çalışmak.
  • Kütüphanede ya da etüt salonunda, başkalarının çalıştığı bir masada oturmak.
  • Çevrim içi ortak çalışma masalarında, kısa bir blok boyunca sadece o derse odaklanmak.

Sevmediğin dersi sevmek zorunda değilsin. Ama onu birinin yanında, kısa bir süre için açmak, o dersle aranda biriken direnci yavaş yavaş azaltabilir.

Son söz

Sevmediğim dersle aram hiçbir zaman mükemmel olmadı. Ama zamanla, ona büyük bir savaş gibi değil, günün içinde geçmesi gereken küçük bir an gibi bakmayı öğrendim. Bugün sevmediğin derse sadece beş dakika ayır. Belki devam edersin, belki etmezsin. Ama o beş dakika, o dersle aranı biraz yumuşatmanın ilk adımı olabilir.

Sık sorulanlar

Sevmediğim dersi hiç çalışmasam olur mu?

YKS'de dersler genellikle birbirini tamamlıyor ve bir dersi tamamen bırakmak toplam netini ciddi etkileyebilir. Dersi sevmek zorunda değilsin ama tamamen yok saymak yerine, ona daha küçük ve daha az yorucu bir yer ayırmak daha sürdürülebilir olabilir.

Sevmediğim derse neden bu kadar zor başlıyorum?

DEHB'li beyin ilgi tarafından güçlü şekilde yönlendiriliyor. İlgi duymadığın bir konuda beynin 'ödül' sinyali daha zayıf oluyor ve bu, o konuya başlamayı somut bir çaba gerektiren bir işe dönüştürüyor.

Sevmediğim dersi sevebilir miyim?

Her zaman değil, ama bazen bir dersi sevmemenin altında o dersi hiç anlamamış olmak yatıyor. Konuyu farklı bir kaynaktan, farklı bir anlatımla görmek, dersin kendisine değil ona dair deneyimine dair hissini değiştirebiliyor.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir