Bir arkadaşımla aynı kafede, iki ayrı masada, iki ayrı kitapla çalıştığımız bir dönem olmuştu. Konuşmuyorduk, birbirimize bakmıyorduk bile. Ama onun orada olması, benim kitabı açmamı kolaylaştırıyordu. Yalnız olsaydım belki telefonuma uzanır, belki daha geç başlardım. YKS'de çalışma arkadaşı bulmak bazen tam olarak bu kadar basit bir şeyden ibaret: birinin varlığı.
Bu, birlikte ders anlatmak ya da soru çözmek zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor. Çoğu zaman en işe yarayan ortaklık, iki kişinin kendi işine bakarken aynı ortamı paylaşmasından doğuyor.
Kısaca: DEHB'li bir öğrenci için yalnız çalışmak genellikle daha zor oluyor, çünkü dışarıdan gelen bir yapı eksik kalıyor. Doğru bir çalışma arkadaşı bulmak, net bir düzen kurmak ve bu düzeni zaman zaman gözden geçirmek, çalışmaya başlamayı ve sürdürmeyi kolaylaştırabiliyor.
Neden yalnız çalışmak bu kadar zor geliyor?
Yalnız çalışırken aramızı bölecek hiçbir dış ses yok; ne bir öğretmen, ne bir arkadaş, ne de seni izleyen bir göz. Kulağa özgürlük gibi gelse de DEHB'li bir beyin için bu durum çoğu zaman tam tersi bir etki yapıyor. Dışarıdan gelen hafif bir baskı ya da yapı olmadığında, dikkat daha kolay dağılıyor ve başlama anı uzayıp gidiyor.
Bir de hesap verme duygusu var. Başka biri yanında çalışırken, telefonuna uzanmak ya da kitabı kapatmak biraz daha "görünür" bir hareket haline geliyor. Bu kimseyi yargılamakla ilgili değil; sadece bir başkasının varlığı, kendi davranışını fark etmeni kolaylaştırıyor.
Yalnızlığın kendisi de bir yorgunluk kaynağı olabiliyor. Saatlerce tek başına bir masada oturmak, özellikle uzun bir çalışma döneminde, motivasyonu sessizce eritebiliyor. Çalışma arkadaşı bulmak bu yorgunluğa karşı küçük ama etkili bir çare olabiliyor.
Doğru çalışma arkadaşını nasıl bulursun?
Herkes aynı çalışma arkadaşına ihtiyaç duymuyor. Kimi için en iyisi aynı hedefe koşan bir sınıf arkadaşı, kimi için sessizce yanında oturan bir kardeş, kimi için de hiç tanımadığı biriyle görüntülü bağlanmak. Arayışına başlarken kendine şu soruları sorabilirsin:
- Konuşarak mı yoksa sessizce mi daha iyi çalışıyorum?
- Aynı dersleri çalışan biriyle mi yoksa sadece aynı ortamı paylaşan biriyle mi daha rahat oluyorum?
- Rekabet beni motive ediyor mu, yoksa geriyor mu?
- Düzenli bir saat mi, yoksa esnek bir buluşma mı bana daha uygun?
Bu soruların cevapları zaman içinde değişebilir. Bir dönem sessiz bir ortak işe yararken, başka bir dönem konuşarak çalışmak daha iyi gelebilir. Denemekten çekinme; bir çalışma arkadaşlığının ilk denemede tam oturması gerekmiyor.
Arkadaş çevrende uygun birini bulamıyorsan, sınıf WhatsApp gruplarında ya da okul çevrende "birlikte çalışalım mı" diye sormak şaşırtıcı derecede işe yarayabiliyor. Çoğu insan aslında aynı yalnızlığı yaşıyor ve bir teklife olumlu cevap vermeye hazır.
Birlikte çalışmanın birkaç yolu
Çalışma arkadaşlığı tek bir biçimde olmak zorunda değil. Deneyebileceğin birkaç yaklaşım:
- Aynı mekânda, farklı dersler: İkiniz de kendi konunuza bakıyorsunuz, sadece aynı masada ya da kütüphanedesiniz.
- Görüntülü sessiz çalışma: Kamera açık, mikrofon kapalı; birbirinizi görüyorsunuz ama konuşmuyorsunuz.
- Başlangıç ve bitiş bildirimi: "Şimdi başlıyorum" ve "bitirdim" mesajları atarak birbirinizi hesaba katıyorsunuz.
- Deneme sonrası değerlendirme: Aynı denemeyi çözüp sonuçları birlikte konuşuyorsunuz.
- Soru alışverişi: Çözemediğiniz soruları birbirinize gösterip anlatıyorsunuz.
Bu yöntemlerden birkaçını bir arada kullanabilirsin. Önemli olan, ortaklığın sana enerji vermesi; eğer bir yöntem seni yoruyor veya geriyorsa, başka birini denemekten çekinme.
Ortaklığı bozmadan sınırlar koymak
Çalışma arkadaşlığının en kırılgan noktası, sohbetin çalışmanın yerini almaya başlaması. Bu özellikle yakın bir arkadaşınla çalışırken olabiliyor; konuşmaya başlıyorsunuz, zaman akıp gidiyor ve geriye çok az çalışma kalıyor.
Bunu önlemek için ortak, basit bir kural koymak işe yarayabilir. Örneğin belirli bir süre sessiz çalışmak, sonra kısa bir sohbet molası vermek. Zamanlayıcı kullanmak bu geçişi netleştirebiliyor; süre bitince "mola zamanı" demek, kimsenin kırılmasına gerek kalmadan sohbeti kesmenin bir yolu.
Bazen de ortaklık sadece bir tarafa yük bindiriyor olabilir. Biriniz sürekli geç kalıyor, biriniz planları iptal ediyor. Bu durumları nazikçe ama açıkça konuşmak, ortaklığı sessizce çökmesindense kurtarmanın yolu. "Geçen hafta birkaç kez planı değiştirdik, biraz daha netleşsek mi?" demek, suçlamadan durumu masaya koymanın bir yolu.
Ortak bulamadığın günlerde ne yapabilirsin?
Her gün bir çalışma arkadaşı bulmak mümkün olmayabilir. Arkadaşının sınavı farklı bir tarihte, sen hafta sonu çalışmak istiyorsun, o gün müsait değil. Bu durumlar kaçınılmaz.
Bu günlerde kendine küçük bir yapı kurmaya çalışabilirsin: aileden birine "şimdi çalışmaya başlıyorum" demek, bir zamanlayıcı kurmak ya da sanal ortak çalışma ortamlarını denemek gibi. Tek başına çalışmak hâlâ mümkün; sadece biraz daha fazla kendi disiplinine güvenmen gerekiyor o günlerde.
Bir çalışma arkadaşının olmaması, çalışamayacağın anlamına gelmiyor. Sadece biraz daha fazla planlama gerektiriyor. Ve bazı günler, tam da bu yüzden, yalnız çalışmanın da senin için nasıl işlediğini keşfetmen için iyi bir fırsat olabiliyor.
Kendime not
Yıllar sonra bile, o sessiz kafe masasını hatırlıyorum. Kimseyle konuşmadık ama o gün ikimiz de planladığımızdan daha çok şey bitirdik. Çalışma arkadaşı bulmak, YKS'yi tek başına taşıman gereken bir yük olmaktan çıkarıyor. Bu hafta bir kişiye "birlikte çalışalım mı?" diye sormayı dene. Cevap hayır olsa bile, bir dahaki sefere sormak daha kolay olacak.