Mezun yılında çalışmak: DEHB ile yapısız bir yılı kurmak

Mezun yılında çalışmak, okulun verdiği yapı olmadan zorlaşabilir. DEHB'li beyin için günü sabitleyen çapalar, yalnızlıkla baş etmek ve yılı dönemlere bölmek üzerine.

· · 5 dk okuma

Hafta içi bir sabah, saat on. Ev sessiz. Zil yok, yoklama yok, seni bekleyen bir sınıf yok. Herkes işine, okuluna gitmiş ve sen mutfakta bir bardak çayla, önündeki uzun ve boş günü düşünüyorsun. Mezun yılında çalışmak, belki de en çok bu sessizlikle başlıyor: Artık günü sana kimse vermiyor, onu kendin kurmak zorundasın.

Okulun bittiği her uzun tatilde bu yapısızlığı küçük ölçekte yaşardım. İlk birkaç gün özgürlük gibi gelirdi, sonra günler birbirine karışmaya, saatler belirsizleşmeye başlardı. DEHB'li bir beyin için dış yapının yokluğu, sandığından çok daha büyük bir boşluk yaratabiliyor. Bu yazıda, mezun yılını bu boşluğa rağmen nasıl kurabileceğini konuşmak istiyorum.

Kısaca: Mezun yılında çalışmak, okulun sağladığı dış yapı ortadan kalktığı için DEHB'li öğrencilerde ayrıca zorlayıcı olabilir. Günü sabitleyen küçük çapalar, dengeli bir çalışma ortamı, yalnızlığa karşı bağlantılar ve yılı dönemlere bölmek bu süreci daha yönetilebilir hale getirebilir.

Mezun yılında çalışmak neden bu kadar farklı?

Okul, farkında olmasan bile sana çok güçlü bir yapı sunuyordu. Sabah belli bir saatte uyanmak zorundaydın. Gün derslerle bölünmüştü. Arkadaşların, öğretmenlerin, teneffüslerin vardı. Bu yapı bazen sıkıcı ve kısıtlayıcı gelse de, günün akışını belirliyordu.

DEHB'li bir beyin için bu dış yapı, içeriden kurmakta zorlandığı düzeni sağlıyor. Okul bittiğinde bu yapı bir anda kayboluyor ve onun yerini kendin doldurmak zorunda kalıyorsun. Bu, DEHB'nin en zorlu alanlarından birine doğrudan dokunuyor: zamanı ve günü kendi başına düzenlemek.

Bir de yılın uzunluğu var. Sınav aylar sonra ve bu uzaklık, aciliyet hissini neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor. DEHB'li beyin aciliyetle daha kolay harekete geçtiği için, yılın ilk aylarında çalışmaya başlamak özellikle zor olabiliyor. “Daha çok vakit var” düşüncesi, haftaları sessizce eritebiliyor.

Son olarak, duygusal yük. Mezun yılı, bazen bir hayal kırıklığının ardından geliyor. Bu hayal kırıklığı, yeni yıla başlarken bir ağırlık olarak seninle gelebiliyor. Kendine karşı nazik olmak, bu yılın en önemli becerilerinden biri olabilir.

Dış yapıyı kendin kurmak

Okulun sağladığı yapıyı tamamen yeniden yaratamazsın. Ama onun en önemli parçalarını, günü sabitleyen küçük çapalarla taklit edebilirsin. Bu çapalar, günün dağılmasını zorlaştırıyor.

Deneyebileceğin birkaç çapa:

  1. Sabit bir uyanma saati. Her gün aşağı yukarı aynı saatte uyanmak, günün geri kalanının temeli.
  2. Okula gider gibi bir başlangıç. Giyinmek, kahvaltı etmek, belki kısa bir yürüyüşle evden çıkıp geri gelmek.
  3. Sabit bir çalışma yeri. Güne hep aynı masada, aynı köşede başlamak.
  4. Öğle arası. Okuldaki gibi, günün ortasında belirli bir mola ve yemek zamanı.
  5. Akşam kapanışı. Günün sonunda masayı toplamak ve ertesi günün ilk görevini yazmak.

“Okula gider gibi” başlangıç özellikle işe yarayabiliyor. Pijamalarla yataktan masaya geçmek, beynin için dinlenme ile çalışma arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Giyinmek ve hatta kısa bir süre dışarı çıkıp dönmek, beynine “Şimdi okul zamanı” mesajı veriyor.

Bu çapaları bir anda hepsini kurmaya çalışma. Önce bir veya ikisiyle başla, onlar oturduktan sonra diğerlerini ekle. Bir anda çok fazla değişiklik, DEHB'li bir beyin için sürdürülmesi zor bir yük olabiliyor.

Kurs, kütüphane, ev: dengeyi bulmak

Mezun yılında nerede çalışacağın, yılın nasıl geçeceğini büyük ölçüde etkiliyor. Bazı öğrenciler kursa gidiyor, bazıları kütüphanede çalışıyor, bazıları evde. Her seçeneğin kendi avantajları ve zorlukları var.

Kurs ya da dershane, okulun dış yapısına en yakın seçenek. Belirli saatler, öğretmenler, sınıf arkadaşları. DEHB'li birçok öğrenci bu yapıdan ciddi şekilde faydalanıyor. Ama kursun da kendi zorlukları var: uzun dersler, kalabalık sınıflar, ders dışındaki saatlerin yine sana kalması.

Kütüphane, sessiz ve odaklı bir ortam sunuyor ve etrafta çalışan insanlar görmek bir tür sessiz motivasyon sağlıyor. Ev ise en esnek ama en dağınık seçenek; her şeye kolayca erişilebiliyor ve dış yapı neredeyse hiç yok.

Bunların bir karışımı çoğu zaman en iyi sonucu veriyor. Örneğin bazı günler kurs, bazı günler kütüphane, bazı günler ev. Hangi düzenin sana uyduğunu bulmak için birkaç hafta farklı kombinasyonları dene ve hangisinde daha düzenli çalışabildiğini gözlemle.

Yalnızlık ve geride kalma hissi

Mezun yılının en az konuşulan yüklerinden biri yalnızlık. Okuldaki arkadaşlarının bir kısmı üniversiteye başlamış, yeni bir hayat kuruyor. Sosyal medyada kampüs fotoğrafları, yeni arkadaşlıklar, yeni şehirler. Sen ise aynı odada, aynı kitaplarla oturuyorsun.

Bu “geride kalma” hissi çok yaygın ve çok anlaşılır. Ama bir yıl, uzun bir hayatın içinde küçük bir dönem. Herkesin yolu farklı bir hızda ilerliyor ve bugün önde gibi görünen biri, yarın başka bir yerde duraklayabilir. Hayat bir yarış değil, herkesin kendi rotasında ilerlediği bir yolculuk.

Yalnızlığa karşı bağlantıları korumak önemli. Mezun yılında olan başka arkadaşlarla bir araya gelmek, birlikte çalışmak, haftada bir buluşmak gibi. Birinin yanında sessizce çalışmak bile yalnızlığı ve dağınıklığı azaltabiliyor. Sevdiğin insanlarla sınav dışında vakit geçirmek de bu yılı daha katlanılır kılıyor.

Yalnızlık ya da geride kalma hissi seni çok zorluyorsa, güvendiğin biriyle konuşmak ya da bir psikologdan destek almak iyi gelebilir. Bu yükü tek başına taşımak zorunda değilsin.

Uzun yılı dönemlere bölmek

Bir yıl, DEHB'li bir beyin için çok uzun ve soyut bir süre. Sınavın aylar sonra olması, şimdi çalışmanın önemini hissetmeyi zorlaştırıyor. Bu yüzden yılı daha küçük ve somut dönemlere bölmek işe yarıyor.

Yılı birkaç döneme ayırabilirsin. Her dönemin kendi odağı olsun: Bir dönem eksik konuları tamamlamak, bir dönem soru çözümünü yoğunlaştırmak, bir dönem denemeler ve tekrar. Her dönemin sonunda kısa bir değerlendirme yap ve bir sonraki döneme geç.

Bu dönemler, uzak sınav tarihini daha yakın hedeflere çeviriyor. “Sınava aylar var” yerine “Bu dönemin bitmesine birkaç hafta var” demek, aciliyet hissini biraz geri getiriyor. Her dönemin sonu, küçük bir bitiş çizgisi gibi.

Bir yıl, bir sürü küçük gün

Mezun yılında çalışmak kolay değil. Ama bu yıl, bir sürü küçük günden oluşuyor ve her gün yeniden başlayabileceğin bir fırsat. Kötü geçen bir hafta, yılı mahvetmiyor; sadece yeniden çapalarına dönmen gerektiğini hatırlatıyor.

Yarın sabah sadece bir çapa kur: Belli bir saatte uyan, giyin ve masana otur. Gerisi o çapanın etrafında yavaş yavaş şekillenecek. Bu yıl senin için bir bekleme odası değil; kendi düzenini kurmayı öğrendiğin bir yıl olabilir.

Sık sorulanlar

Mezun yılında günlük düzeni nasıl kurabilirim?

Okulun sağladığı dış yapıyı kendin oluşturmak işe yarayabilir: her gün aşağı yukarı aynı saatte uyanmak, güne hep aynı yerde başlamak, okula gider gibi bir başlangıç ve bitiş ritüeli kurmak. Bu küçük çapalar günün dağılmasını zorlaştırır.

Mezun yılında kursa mı gitmeliyim, evde mi çalışmalıyım?

Bu kişiden kişiye değişir. DEHB'li birçok öğrenci kursun ya da kütüphanenin sağladığı dış yapıdan faydalanıyor; bazıları ise evde daha rahat ediyor. Birkaç hafta farklı düzenleri deneyip hangisinde daha düzenli çalışabildiğini gözlemlemek iyi bir yol.

Arkadaşlarım üniversiteye başladı, geride kalmış gibi hissediyorum. Bu normal mi?

Çok normal ve çok yaygın bir his. Herkesin yolu farklı bir hızda ilerliyor ve bir yıl, uzun bir hayatın içinde küçük bir dönem. Bu his seni çok zorluyorsa güvendiğin biriyle ya da bir uzmanla konuşmak iyi gelebilir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir