Sınıf grubuna bir mesaj düşüyor. Biri son denemenin netini paylaşmış, altında tebrik mesajları birikiyor. Sen telefonun ekranına bakıyorsun ve kendi netini düşünüyorsun. Bir anda bütün o çalışma saatlerinin, bütün o emeğin anlamsızlaştığını hissediyorsun. “Kendimi arkadaşlarımla kıyaslıyorum ve her seferinde kaybediyorum” düşüncesi, YKS sürecinin en sessiz ama en ağır yüklerinden biri.
Kıyaslama, insan olmanın bir parçası. Hepimiz kendimizi çevremizdekilere göre konumlandırıyoruz. Ama sınav dönemlerinde bu kıyaslama, neredeyse her gün ve her denemede yeniden yaşanan bir şeye dönüşüyor. DEHB'li bir öğrenci için ise bu kıyas, çoğu zaman çok daha eski ve çok daha derin bir yaraya dokunuyor.
Kısaca: YKS sürecinde arkadaşlarla kıyaslanmak çok yaygın ve DEHB'li öğrenciler için daha acıtıcı olabilir, çünkü farklı bir ritimle çalışırlar ve geçmişte sıkça kıyaslanmış olabilirler. Kıyas ortamlarıyla arana mesafe koymak ve kendini dünkü halinle karşılaştırmak bu yükü hafifletebilir.
Kendimi arkadaşlarımla kıyaslıyorum: bu his nereden geliyor?
Sınav dönemi, kıyaslamanın her yerde olduğu bir dönem. Denemelerin sıralamaları, sınıfta konuşulan netler, sosyal medyada paylaşılan çalışma saatleri, “Ben bugün şu kadar soru çözdüm” mesajları. Bu ortamda kıyaslamamak neredeyse imkânsız.
Kıyaslamanın bir kısmı belki faydalı da olabilir. Başkalarının nasıl çalıştığını görmek, bazen yeni fikirler veriyor ya da seni harekete geçiriyor. Ama kıyaslama sürekli bir yargılanma hissine dönüştüğünde, faydasından çok zararı oluyor. Her kıyas, kendine dair küçük bir hüküm haline geliyor ve bu hükümler birikiyor.
Bir de kıyasın tek yönlü olması var. Genellikle senden daha iyi gibi görünenlerle kıyaslanıyorsun. Kendinden daha zorlanan arkadaşların, kıyas listesinde pek yer almıyor. Bu da sürekli geride olduğun hissini besliyor.
DEHB'li beyin için kıyas neden daha acıtıcı?
DEHB'li öğrenciler çoğu zaman yıllarca kıyaslanarak büyüyor. “Kardeşin gibi düzenli olsan”, “Arkadaşın yapabiliyor, sen neden yapamıyorsun?”, “Bu kadar zeki bir çocuk neden bu kadar dağınık?” Bu cümleler, sınav döneminde yapılan her kıyasla yeniden canlanabiliyor.
Bir de ritim farkı var. DEHB'li bir beyin genellikle düzensiz bir ritimle çalışıyor: Bazı günler çok verimli, bazı günler neredeyse hiç. Arkadaşın her gün düzenli bir şekilde aynı saatte çalışırken, senin ritmin dışarıdan dağınık görünebiliyor. Bu fark, kıyas yaptığında seni hep geride gösteriyor; oysa sadece farklı bir yolda yürüyorsun.
Son olarak, görünmeyen emek meselesi. DEHB'li bir öğrenci, sadece masaya oturmak ve başlamak için bile büyük bir enerji harcayabiliyor. Bu emek görünmüyor. Arkadaşın üç saat çalıştığında sen de üç saat çalışmış olabilirsin; ama senin üç saatin içinde dikkatini toplamak, geri dönmek ve yeniden başlamak için harcadığın görünmez bir emek daha var. Kıyas, bu emeği hiç hesaba katmıyor.
Görünen ve görünmeyen: başkalarının vitrinine bakmak
Başkalarının paylaştıkları, çoğu zaman bir vitrin. Yüksek netler, düzenli çalışma masaları, uzun çalışma saatleri. Vitrinin arkasında ise kimsenin paylaşmadığı şeyler var: kötü geçen denemeler, çalışamayan günler, kaygılı geceler.
Sınav döneminde herkesin bir vitrini var ve herkes kendi arka odasını biliyor ama başkalarınınkini bilmiyor. Sen kendi arka odanı, yani bütün zorluklarını, başkalarının vitrinleriyle kıyaslıyorsun. Bu kıyas, baştan adil değil.
Bir arkadaşının yüksek netini duyduğunda, o netin arkasında ne olduğunu bilmiyorsun. Belki o da günlerce kaygılı geceler geçirdi. Belki o deneme onun için iyi bir gündü ve bir sonrakinde zorlanacak. Belki çok farklı koşullarda çalışıyor. Bunları bilmeden yapılan bir kıyas, sana gerçek bir bilgi vermiyor; sadece kendini kötü hissettiriyor.
Bir de hedeflerin farklılığı var. Arkadaşınla aynı sınava giriyor olabilirsiniz, ama aynı yere gitmeye çalışmıyor olabilirsiniz. Onun hedeflediği bölüm, puan türü ya da şehir seninkinden bambaşka olabilir. Farklı hedeflere giden iki yolu aynı cetvelle ölçmek, ikisi hakkında da yanlış bir fikir veriyor.
Kıyas seni harekete mi geçiriyor, yoksa donduruyor mu?
Kendine dürüstçe sorabileceğin bir soru var: Bu kıyas beni masaya mı oturtuyor, yoksa masadan mı kaldırıyor? Bazı öğrenciler için bir arkadaşın düzenli çalışmasını görmek ilham verici olabilir. Ama DEHB'li birçok öğrenci için kıyas çoğu zaman donduruyor: “Zaten yetişemem” düşüncesi başlamayı daha da zorlaştırıyor. Kıyas seni donduruyorsa, ondan uzaklaşmak bir kaçış değil, kendini korumanın bir yolu.
Kıyası azaltmak için küçük sınırlar
Kıyaslamayı tamamen bırakmak gerçekçi bir hedef olmayabilir. Ama kıyasa yol açan ortamlarla arana biraz mesafe koymak mümkün. Bu küçük sınırlar, her gün yaşadığın kıyas yükünü hafifletebiliyor.
İşte deneyebileceğin birkaç sınır:
- Netlerin paylaşıldığı grupları sessize al. Gruptan çıkmak zorunda değilsin, ama bildirimlerin her an seni kıyasa sürüklemesi gerekmiyor.
- Netini paylaşmama hakkını kullan. “Bu dönem netlerimi kendime saklıyorum” demek tamamen meşru.
- Sosyal medyada çalışma saatleri ve netlerle ilgili paylaşımlar yapan hesapları bir süreliğine sessize al.
- Deneme sonuçlarını açıklandıkları anda değil, kendin hazır hissettiğinde kontrol et.
Bu sınırlar, arkadaşlarından uzaklaşmak anlamına gelmiyor. Sadece kendini koruyacak bir alan yaratıyorsun. Arkadaşlarınla netler dışında konuşabileceğin pek çok şey var ve bu konuşmalar, sınav döneminin yükünü taşımana yardım edebiliyor.
Bir de arkadaşlarına bu konuda dürüst olmayı düşünebilirsin. Güvendiğin birkaç arkadaşına kıyaslamanın seni zorladığını söylemek, bazen onların da aynı şeyi hissettiğini ortaya çıkarıyor. Birlikte netleri konuşmamaya karar vermek, hepiniz için bir rahatlama olabilir.
Kendi dünkü halinle kıyaslanmak
Kıyaslamayı tamamen bırakamıyorsan, kıyasın yönünü değiştirebilirsin. Başkalarıyla değil, kendi dünkü halinle kıyaslanmak. Bu kıyas hem daha adil hem de çok daha anlamlı.
Bunun için basit bir ilerleme defteri tutabilirsin. Her hafta sonunda kısa bir not yaz: Bu hafta ne öğrendim? Hangi soru tipini daha iyi çözebiliyorum? Hangi konuda daha rahatım? Birkaç ay sonra bu defteri açtığında, ne kadar yol aldığını görmek seni şaşırtabilir.
Kendi ilerlemeni takip etmek, başkalarının netlerinin sana söyleyemeyeceği bir şeyi söylüyor: Sen de ilerliyorsun. Belki başkalarından farklı bir hızda, farklı bir ritimle; ama ilerliyorsun. Ve sınav günü geldiğinde, karşında başkalarının netleri değil, senin kendi yolculuğun olacak.
Bu yolculukta küçük kazanımları kutlamak da önemli. Bir konuyu nihayet anladığında, bir denemede önceki halinden iyi bir sonuç aldığında ya da sadece zor bir günde masaya oturabildiğinde. Bunlar başkalarının göremeyeceği zaferler, ama senin için gerçekler.
Kendi yolundan bir not
Kıyaslanmak, YKS sürecinin kaçınılmaz bir parçası gibi görünebilir. Ama her kıyas, sana dair bir gerçek değil; sadece eksik bilgilerle yapılmış bir karşılaştırma. Sen, başkalarının vitrinlerinden çok daha fazlasısın.
Bu hafta sadece bir şey dene: Netlerin paylaşıldığı bir grubu bir haftalığına sessize al ve hafta sonunda kendine bir not yaz: “Bu hafta neyi daha iyi yapabildim?” Belki ilk kez, kıyas yerine kendi ilerlemeni görmenin ne kadar rahatlatıcı olduğunu fark edersin.