Yardım istemek bir beceri: DEHB'le her şeyi tek başına taşımamak

Yardım istemek neden bu kadar zor geliyor? DEHB'li bir yetişkin olarak yardım istemeyi zayıflık değil, öğrenilebilir bir beceri olarak görmeyi anlattım.

· · 5 dk okuma

Bir dönem evimin bir köşesinde aylarca açılmamış kutular durdu. Taşınmanın ardından kalan, içinde ne olduğunu tam hatırlamadığım kutular. Her geçişimde onlara bakıyor, "Bu hafta sonu hallederim" diyordum. Hafta sonları geçiyordu. Sonunda bir arkadaşım bir gün gelip "Hadi birlikte açalım" dedi. İki saatte bitti. Aylardır taşıdığım yük, birinin yanımda oturmasıyla iki saate sığmıştı.

O gün yardım istemenin ne kadar zor, ama ne kadar dönüştürücü olabileceğini düşündüm. Üstelik ben istememiştim bile; arkadaşım teklif etmişti. Bu yazı, yardım istemeyi bir zayıflık olarak değil, öğrenilebilir bir beceri olarak görmeye çalışırken yaşadıklarımı anlatıyor.

Kısaca: Yardım istemek bir zayıflık değil, pratikle gelişen bir beceri. DEHB'le yaşarken yük olma korkusu ve geçmişteki eleştiriler bu beceriyi zorlaştırabiliyor. Küçük ve somut isteklerle başlamak, yanında biri varken çalışmak ve karşı tarafa hayır deme alanı bırakmak işi kolaylaştırıyor.

Yardım istemek neden bu kadar zor geliyor?

Benim için yardım istemenin önünde birkaç duvar vardı. İlki, yük olma korkusu. Herkesin kendi işi, kendi derdi var; ben neden birine bir şey daha ekleyeyim? İkincisi, yargılanma endişesi. "Bunu da mı yapamıyorsun?" diye düşünecekler diye korkuyordum.

Üçüncüsü belki en derini: "Bunu kendim yapabilmeliyim" inancı. Yetişkin olmak, her şeyi tek başına halletmek gibi geliyordu bana. Yardım istemek, bu tarife uymadığımı kabul etmek demekti. Ve DEHB'le yaşarken zaten pek çok şeyde "yetişkin gibi" olamadığımı düşündüğüm için bu kabul çok ağır geliyordu.

Geçmişte duyduğum cümleler de bu duvarları sağlamlaştırdı. "Hep birilerine muhtaçsın", "Kendi işini kendin gör" gibi cümleler, yardım istemeyi bir utanç kaynağına dönüştürdü. Bu yüzden zorlandığımda bunu saklamayı, tek başıma çözmeye çalışmayı, çözemediğimde de sessizce kendime kızmayı tercih ettim.

Yardım istememenin bedeli

Bunun bedelini zamanla gördüm. Tek başıma çözmeye çalıştığım işler genellikle çok daha uzun sürdü ya da hiç çözülmedi. Kutular aylarca durdu, formlar doldurulmadı, kararlar ertelendi. Üstelik her ertelenen iş, utancımı biraz daha büyüttü ve yardım istemeyi daha da zorlaştırdı. Bir kısır döngüydü.

Yardım istemek bir beceri

Bir noktada yardım istemeye farklı bakmaya başladım. Belki bu bir karakter meselesi değil, bir beceriydi. Takvim kullanmak, liste yapmak, bir işi küçük parçalara bölmek gibi öğrenilebilen bir şey. Ve her beceri gibi, başta beceriksizce yapılması çok doğaldı.

Bu bakış açısı bende bir rahatlama yarattı. Yardım isteyememek bir kusur değil, henüz yeterince pratik etmediğim bir beceriydi. Ve pratik etmeye küçük adımlarla başlayabilirdim.

Bir de şunu fark ettim: Başkalarının bana yardım ettiğinde ne hissettiğini hiç sormamıştım. Bir arkadaşıma yardım ettiğimde kendimi iyi hissediyordum; bir işe yaradığımı, güvenildiğimi düşünüyordum. Belki onlar da benzer şeyler hissediyordu. Yardım istemek, birine iyi hissetme fırsatı vermek de olabilirdi.

Küçük isteklerle başlamak

Yardım istemeyi pratik etmeye en küçük isteklerle başladım. Büyük bir yardım istemek çok korkutucu geldiği için, neredeyse önemsiz şeylerle denedim:

  1. Hatırlatma istemek: "Yarın sabah bana bir mesaj atar mısın? O telefonu açmam gerekiyor."
  2. Fikir sormak: "Bu maili nasıl başlatırdın?"
  3. Eşlik istemek: "Bu formu doldururken yanımda olur musun?"
  4. Bir işi bölüşmek: "Ben listeyi çıkarayım, sen marketi yapar mısın?"
  5. Sadece dinlenmek istemek: "Bugün biraz zorlanıyorum, beş dakika anlatsam olur mu?"

Bu küçük isteklerin çoğu olumlu karşılandı. Birkaçında "şu an yapamam" cevabı aldım ve dünya yıkılmadı. Her olumlu deneyim, bir sonrakini biraz daha kolaylaştırdı.

Net ve somut olmak

Bir şeyi daha öğrendim: Belirsiz yardım istekleri genellikle işe yaramıyor. "Bana biraz yardım eder misin?" demek, karşı tarafı ne yapacağını bilemez halde bırakıyor. "Cumartesi öğleden sonra iki saat bu kutuları birlikte açabilir miyiz?" demek ise hem benim hem onun işini kolaylaştırıyor. Net bir istek, hayır demeyi de kolaylaştırıyor; bu da karşı tarafın üzerindeki baskıyı azaltıyor.

Yanında biri varken çalışmak

Kutuları açtığımız o gün, arkadaşım aslında pek bir şey yapmadı. Çoğunu ben açtım, ben yerleştirdim. O sadece oradaydı; arada bir şey sordu, bir kutuyu taşıdı, sohbet etti. Ama onun varlığı, aylardır başlayamadığım işi başlatmama yetti.

DEHB'li pek çok yetişkin bunu "body doubling" olarak anlatıyor: Bir işi yaparken yanında başka birinin de bulunması. Kişi sana yardım etmiyor, seni denetlemiyor; sadece orada. Bu varlık, başlamayı ve sürdürmeyi kolaylaştırabiliyor. Neden işe yaradığını tam olarak açıklayamıyorum ama benim için çoğu zaman işe yarıyor.

Bu yardımın en güzel yanı, çok az şey istemesi. Birinden işimi yapmasını değil, sadece yanımda olmasını istiyorum. Bu da yardım istemeyi çok daha kolay hale getiriyor. Bazen bir arkadaşla aynı kafede oturup herkesin kendi işini yapması, bazen bir görüntülü aramada sessizce çalışmak. Ben MASA'yı da biraz bu ihtiyaçtan yola çıkarak geliştirdim: kimsenin kimseyi denetlemediği, sadece yan yana çalışılan sanal bir masa.

Yardım aldıktan sonra gelen suçluluk

Yardım istemeyi öğrenirken beklemediğim bir engelle daha karşılaştım: yardım aldıktan sonra gelen suçluluk. Biri bana yardım ettiğinde içimde bir hesap defteri açılıyordu. "Ona borçlandım", "Bunu nasıl ödeyeceğim?", "Bir dahaki sefere istemeye hakkım yok." Yardımın getirdiği rahatlama, bu hesabın ağırlığı altında çabucak kayboluyordu.

Zamanla ilişkilerin bir alışveriş gibi işlemediğini hatırlamaya çalıştım. Arkadaşlıklarda verilen ve alınan şeyler her zaman aynı anda, aynı ölçüde dengelenmiyor. Bazen ben daha çok alıyorum, bazen daha çok veriyorum. Benim de başkalarına sunabileceğim şeyler var: dinlemek, fikir vermek, bir konuda heyecan paylaşmak, zor bir günde yanında olmak.

Artık yardım aldığımda içimdeki hesap defterini kapatıp sade bir şey yapmaya çalışıyorum: içtenlikle teşekkür etmek. "Bugün bana çok iyi geldin" demek, hem karşı tarafa hem bana iyi geliyor. Teşekkür etmek borç ödemek değil; yardımı görmek ve kabul etmek.

Profesyonel destek de bir yardım

Yardım istemek sadece arkadaşlardan ve aileden değil, profesyonellerden de destek almayı kapsıyor. Bazı zorluklar için bir psikiyatrist, bir psikolog ya da bir doktorla konuşmak, en doğru yardım biçimi olabiliyor. DEHB'le ilgili sorularda, tanı ve tedavi konularında bir uzmana danışmak, kendi başına çözmeye çalışmaktan çok daha sağlıklı.

Profesyonel destek istemek de bir beceri. Nereye başvuracağını bilmek, randevu almak, ilk görüşmede ne söyleyeceğini düşünmek. Bunların hepsi DEHB'li biri için ayrı ayrı engeller olabiliyor. O yüzden burada da yardım istemek mümkün: Bir arkadaştan randevu almana eşlik etmesini istemek gibi.

Son söz

O kutular sonunda açıldı ve ben hâlâ o günü hatırlıyorum. Sadece kutular için değil, yardım almanın ne kadar hafifletici olabileceğini gösterdiği için. Yardım istemek hâlâ bana kolay gelmiyor. Ama artık onu bir yenilgi olarak değil, kendime gösterdiğim bir özen olarak görmeye çalışıyorum.

Bu hafta kendine küçük bir yardım isteği hedefle. Belki bir hatırlatma, belki bir eşlik, belki sadece dinlenmek. Karşındaki hayır diyebilir; bu da olur. Ama evet dediğinde, yükün bir kısmının ne kadar hafiflediğini göreceksin.

Sık sorulanlar

Yardım istemek neden bu kadar zor?

Çoğu zaman yük olma korkusu, yargılanma endişesi ve “bunu kendim yapabilmeliyim” inancı bir araya geliyor. DEHB'le yaşarken geçmişte duyulan eleştiriler bu çekingenliği güçlendirebiliyor.

Yardım istemek nasıl öğrenilir?

Küçük ve somut isteklerle başlamak işe yarayabilir. Ne istediğini net söylemek, karşı tarafa hayır deme alanı bırakmak ve yardımdan sonra teşekkür etmek, bu beceriyi zamanla güçlendiriyor.

Body doubling nedir?

Bir işi yaparken yanında başka birinin de bulunması, yüz yüze ya da çevrim içi. Kişi sana yardım etmiyor, sadece orada; DEHB'li pek çok yetişkin bunun başlamayı ve sürdürmeyi kolaylaştırdığını anlatıyor.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir