Terapiye başlamak: DEHB'li bir yetişkin için ilk adım üzerine

Terapiye başlamak aklından geçiyor ama nereden başlayacağını bilmiyor musun? İlk adımı düşünürken sorulabilecek soruları bir yol arkadaşı gibi paylaştım.

· · 5 dk okuma

Destek almayı düşünmek bende uzun süre "daha kötü olunca" klasörüne kaldırılmış bir fikirdi. Zorlandığımı biliyordum ama hep birilerinin benden daha çok zorlandığını, benim durumumun "o kadar da ciddi" olmadığını düşünüyordum. Bir de işin pratik tarafı vardı: Nereye gidecektim, kimi arayacaktım, ne söyleyecektim? Bu sorular, düşünceyi her seferinde bir sonraki aya erteliyordu.

Terapiye başlamak aklından geçiyorsa ve sen de benzer sorularla boğuşuyorsan, bu yazı sana eşlik etmek için var. Bir tavsiye ya da yönlendirme listesi değil; uzman değilim ve kimseye ne yapması gerektiğini söyleyemem. Sadece o ilk adımı düşünürken insanın aklına takılan soruları birlikte düşünmek istiyorum.

Kısaca: Terapiye başlamak için durumunun çok kötü olması gerekmiyor. Yetişkinlerde DEHB tanısını genellikle psikiyatrist koyar, terapi sürecine ise çoğu zaman psikologlar eşlik eder. İlk adımı kolaylaştırmak için notlar hazırlamak, bir yakından destek istemek ve ilk görüşmeyi bir tanışma gibi görmek yardımcı olabilir.

Terapiye başlamak için "yeterince kötü" olmak gerekmiyor

Benim en büyük engelim, bir uzmanın kapısını çalmak için belirli bir eşiği geçmem gerektiğini düşünmemdi. Sanki ancak hiçbir şey yapamaz hale geldiğimde, ancak gerçekten "çöktüğümde" destek almaya hakkım olacaktı. Bu düşünce, aslında öz şefkatin tam tersiydi.

Kimse diş ağrısı dayanılmaz hale gelmeden dişçiye gitmenin yanlış olduğunu söylemez. Hatta erken gitmek genellikle daha iyidir. Ruh sağlığı için de benzer bir şey düşünmek mümkün. Gündelik hayatında seni zorlayan, uzun süredir taşıdığın, yalnız başına çözmekte güçlendiğin bir şey varsa, bu bir uzmanla konuşmak için yeterli bir sebep olabilir.

Bir de kıyas meselesi var. "Benden daha kötü durumda olanlar var" düşüncesi çok yaygın. Ama başkasının zorluğu, seninkini küçültmüyor. Destek almak bir yarış değil; sırayı başkasına bırakmak zorunda değilsin.

Psikiyatrist mi, psikolog mu?

Bu soru beni uzun süre durdurdu, çünkü farkı tam olarak bilmiyordum. Genel olarak şöyle özetleyebilirim, ama ayrıntılar için en doğru bilgiyi yine bir uzmandan almak gerekiyor.

Psikiyatrist bir tıp doktoru. Yetişkinlerde DEHB tanısını genellikle psikiyatrist koyar, gerekirse ilaç tedavisini değerlendirir ve takip eder. Psikolog ise terapi sürecinde eşlik eden kişi; ilaç yazmaz ama düşünceler, duygular, davranışlar ve gündelik zorluklar üzerine birlikte çalışmayı sağlar. Klinik psikolog unvanı, bu alanda ek eğitim almış psikologları tanımlıyor.

DEHB söz konusu olduğunda pek çok kişi ikisiyle de yol alıyor. Hangisiyle başlayacağın senin ihtiyacına bağlı. Eğer tanı konusunda bir netlik arıyorsan, bir psikiyatri polikliniği iyi bir başlangıç noktası olabilir. Eğer daha çok yaşadıklarını konuşabileceğin bir alan arıyorsan, bir psikologla başlamak düşünülebilir. Emin değilsen, ilk başvurduğun uzmana bunu sormak da tamamen meşru.

Terapiye başlamak için ne bilmek gerekiyor?

Her şeyi bilmen gerekmiyor; ama birkaç şeyi önceden düşünmek ilk adımı kolaylaştırabilir. Benim aklıma gelen sorular şunlar:

  • Nereye başvurabilirim? Devlet ve üniversite hastanelerinin psikiyatri poliklinikleri, özel klinikler ve bağımsız çalışan uzmanlar farklı seçenekler sunuyor. Ücret, bekleme süresi ve erişim bunlar arasında değişebiliyor.
  • Uzmanın yetişkin DEHB deneyimi var mı? Bunu ilk görüşmede ya da randevu alırken sormak tamamen normal.
  • Nasıl bir çalışma biçimi var? Seansların sıklığı, süresi, yüz yüze mi çevrim içi mi olduğu gibi pratik konular.
  • Ücret ve iptal koşulları neler? Bütçeni zorlamayan bir düzen kurmak, sürdürülebilirlik için önemli.
  • Ben ne istiyorum? Tanı netliği mi, konuşacak bir alan mı, belirli bir zorlukla baş etme yolları mı? Henüz bilmiyorsan, bu da söylenebilir.

Bu soruların hepsine baştan cevap bulmak zorunda değilsin. Bazılarının cevabı ilk görüşmede netleşiyor.

DEHB'li biri için ilk adımın engelleri

Terapiye başlamanın önündeki engellerin bir kısmı, tam da DEHB'le ilgili zorluklar. Telefon açmak, bir formu doldurmak, randevu sistemini anlamak, doğru tarihi hatırlamak. Bunlar başkaları için küçük adımlar olabilir; DEHB'li biri için ise ayrı ayrı birer dağ.

Bunu bilmek bana kendime karşı daha anlayışlı olma fırsatı verdi. Randevu almakta zorlanmam, destek istemediğim anlamına gelmiyordu. Sadece o adımın da desteğe ihtiyacı vardı.

Bu engelleri aşmak için şunlar işe yarayabilir:

  1. Adımı bölmek: Bugün sadece birkaç uzmanın adını yazmak. Yarın bir tanesine mesaj atmak. Hepsini aynı gün yapmak zorunda değilsin.
  2. Bir yakından eşlik istemek: Telefonu açarken yanında birinin oturması ya da randevu sistemine birlikte bakmak.
  3. Yazılı iletişimi tercih etmek: Telefon zor geliyorsa, mesaj ya da e-posta ile iletişim kurulabilen uzmanları araştırmak.
  4. Randevuyu hemen takvime eklemek: Randevuyu aldığın anda, birkaç hatırlatıcıyla birlikte.

İlk görüşmeye hazırlanmak

İlk görüşme bende en çok kaygı yaratan kısımdı. Ne söyleyecektim? Ya her şeyi unutursam, ya karışık anlatırsam? Bu kaygıyı azaltmak için önceden küçük notlar almak işe yarayabilir.

Not alırken şunları düşünebilirsin: Seni en çok ne zorluyor? Bu zorluklar ne zamandan beri var? Gündelik hayatında nasıl görünüyor; iş, ilişkiler, ev düzeni, uyku? Sormak istediğin sorular neler? Bu notlar bir sınav kağıdı değil; sadece aklındakileri unutmamak için bir destek.

İlk görüşmeyi bir tanışma gibi görmek de yardımcı olabilir. Sen de karşındaki kişiyi tanıyorsun; kendini rahat hissedip hissetmediğini, anlaşıldığını düşünüp düşünmediğini fark ediyorsun. İlk kişi doğru kişi olmayabilir ve bu çok normal. Uyum aramak, terapiye başlamanın bir parçası.

Gerçekçi beklentiler

Terapiye dair en çok işime yarayan düşüncelerden biri, onun bir süreç olduğunu hatırlamak oldu. İlk görüşmeden sonra her şeyin değişmesini beklemek, DEHB'li zihnin o tanıdık "hemen şimdi" isteğine çok uygun ama gerçekçi değil. Değişim çoğu zaman yavaş, bazen fark edilmeyecek kadar küçük adımlarla geliyor.

Bir de terapinin her zaman iyi hissettirmeyebileceğini bilmek önemli. Bazı görüşmelerden hafiflemiş, bazılarından yorulmuş çıkabilirsin. Zor konuları konuşmak, onları taşımaktan daha yorucu gelebilir bir süre. Bu, yanlış bir şey yaptığın anlamına gelmiyor. Bir şey seni gerçekten rahatsız ediyorsa, bunu karşındaki uzmana söylemek de sürecin bir parçası; iyi bir terapi ilişkisi bu tür geri bildirimlere açık oluyor.

Acil durumlarda beklememek

Bu yazı, kendine biraz zaman tanıyabileceğin durumlar için. Ama bazı durumlar beklemeyi kaldırmaz. Kendine zarar verme düşüncelerin varsa, kendini güvende hissetmiyorsan ya da yoğun bir umutsuzluk içindeysen randevu beklemeden 112'yi arayabilir ya da en yakın acil servise başvurabilirsin. Güvendiğin birine durumu söylemek de o an atabileceğin en önemli adımlardan biri.

Kendime not

Terapiye başlamak bir zayıflık itirafı değil; kendini ciddiye almanın bir yolu. Bunu düşünmek bile, kendine "senin yaşadıkların önemli" demek gibi. O klasörü "daha kötü olunca" bölümünden çıkarıp masanın üstüne koymak, belki de bugün atabileceğin en şefkatli adım.

Hemen bir şey yapmak zorunda değilsin. Belki bugün sadece bir isim yazarsın, belki sadece bu yazıyı bir yere kaydedersin. Her küçük adım, o kapıya biraz daha yaklaşmak demek.

Sık sorulanlar

Terapiye başlamak için durumumun çok kötü olması mı gerekiyor?

Hayır. Destek almak için belirli bir eşiği geçmen gerekmiyor; gündelik hayatında seni zorlayan, yalnız taşımakta güçlendiğin bir şey varsa bir uzmanla konuşmak düşünülebilir.

DEHB için psikiyatriste mi psikoloğa mı gitmeliyim?

Genel olarak yetişkinlerde DEHB tanısını psikiyatrist koyar ve gerekirse tedavi planlar; psikologlar ise terapi sürecinde eşlik eder. Hangisiyle başlayacağın senin ihtiyacına bağlı; emin değilsen bir psikiyatri polikliniğine başvurarak yol haritası isteyebilirsin.

Acil bir durumda ne yapmalıyım?

Kendine zarar verme düşüncelerin varsa ya da kendini güvende hissetmiyorsan randevu beklemeden 112'yi arayabilir ya da en yakın acil servise başvurabilirsin.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir