Kendimi başkalarıyla kıyaslamak: o yarışı neden bırakıyorum

Herkes senden ileride mi görünüyor? Kendimi başkalarıyla kıyaslamak bende neler yaptı, döngüyü nasıl fark ettim ve yarışı bırakmak için ne denedim, yazdım.

· · 5 dk okuma

Herkesin bir haritası var gibi geliyor bazen. Hangi yaşta ne yapılacağı, hangi yoldan gidileceği, nerede durulacağı belli bir harita. Ve ben o haritayı bir türlü bulamamış, ya da bulup bir yerde düşürmüş gibiyim.

Bir arkadaşım yeni bir işe başlıyor, bir başkası düzenli spor yapıyor, bir başkasının evi her zaman toplu. Ben ise hâlâ çamaşır makinesinde unuttuğum çamaşırları düşünüyorum. Kendimi başkalarıyla kıyaslamak, bende neredeyse refleks hâline gelmiş bir alışkanlık. Ve bu alışkanlığın bana hiçbir zaman iyi gelmediğini fark etmem zaman aldı. Bu yazıda o kıyaslama yarışını, neden bu kadar kolay içine düştüğümü ve neden bırakmaya karar verdiğimi anlatıyorum.

Kısaca: Kendimi başkalarıyla kıyaslamak, DEHB'li pek çok yetişkinin tanıdığı ve çoğu zaman değersizlik hissini besleyen bir döngüdür. Kıyaslarken başkalarının sadece dışını, kendimizin ise bütün içini görürüz. Döngüyü fark etmek, kendini geçmişteki hâlinle karşılaştırmak ve kendi hızını kabul etmek bu yarıştan çıkmayı kolaylaştırır.

Kendimi başkalarıyla kıyaslamak neden bu kadar kolay?

Kıyaslama, insanların çok doğal bir eğilimi. Başkalarına bakarak nerede durduğumuzu anlamaya çalışıyoruz. Ama DEHB'li biri olarak bende bu eğilimin biraz daha keskin olduğunu düşünüyorum. Birkaç nedeni var:

  • Erken başlayan bir soru. Pek çok DEHB'li, çocukluktan beri “Neden diğerleri gibi yapamıyorum?” sorusuyla büyüyor. Herkes ödevini teslim etmişken hâlâ ilk sayfaya bakan, herkes oyunun kuralını kapmışken hâlâ ilk soruyu düşünen çocuk. Bu soru zamanla bir alışkanlığa, kıyaslamak da bir refleks hâline gelebiliyor.
  • Farklı bir hız. DEHB'de bazı şeyler başkalarına göre çok daha hızlı, bazıları ise çok daha yavaş gidebiliyor. Yavaş giden alanlarda kendimi hep geride hissediyorum, hızlı gittiğim alanları ise pek fark etmiyorum.
  • Görünmez emek. Başkalarının kolayca yaptığı bir şeyi yapmak için ben çok daha fazla emek harcıyor olabilirim. Ama bu emek görünmüyor. Sonuçta ikimiz de aynı yerdeyiz gibi görünüyor ya da ben biraz gerideyim. Arkadaki emek hesaba katılmıyor.
  • Duygusal yoğunluk. Kıyaslamadan doğan duygu, bende genelde hızlı ve büyük geliyor. Bir arkadaşımın başarısını duymak, saniyeler içinde “Ben hiçbir şey yapamıyorum” düşüncesine dönüşebiliyor.

Bu nedenler, kıyaslamanın bende neden bu kadar güçlü olduğunu açıklıyor. Ama açıklamak, onu haklı çıkarmıyor.

Kıyaslamanın görünmeyen yanı

Kıyaslamayla ilgili en çok işime yarayan fikir şu oldu: Başkalarıyla kendimi kıyaslarken, aslında iki farklı şeyi kıyaslıyorum. Kendi iç dünyamı, başkalarının dış görüntüsüyle.

Kendi hayatımın bütün perde arkasını biliyorum. Kaçırdığım randevuları, yarım kalan işleri, sabah yataktan kalkmakta zorlandığım günleri, kafamın içindeki bütün eleştirileri. Ama başkalarının hayatından sadece bana gösterilen kısmı görüyorum. Yeni işin duyurusunu görüyorum ama o işe başvurmadan önce yaşanan tereddütleri görmüyorum. Toplu evi görüyorum ama o evi toplamak için ne kadar zorlandığını bilmiyorum.

Bu, bir oyunun perde arkasını başka bir oyunun sahnesiyle karşılaştırmak gibi. Doğal olarak, perde arkası hep daha dağınık görünecek.

Bir de şu var: Kıyaslarken genelde başkalarının en iyi yanlarını seçiyorum. Bir arkadaşımın kariyerini, bir başkasının düzenini, bir diğerinin ilişkisini alıyorum ve bunları birleştirip hayali, kusursuz bir insan yaratıyorum. Sonra kendimi o hayali insanla karşılaştırıyorum. O insan gerçekte yok. Ama kıyaslama onu var ediyor.

Kıyaslama döngüsünü fark etmek için işaretler

Kıyaslama bende çoğu zaman fark etmeden başlıyor. Bir şey görüyorum, bir şey duyuyorum ve birkaç dakika sonra kendimi kötü hissederken buluyorum. Bu yüzden döngüyü erken fark etmek için bazı işaretlere dikkat ediyorum:

  1. “Bu yaşta” cümleleri. “Bu yaşta hâlâ...”, “Herkes bu yaşta...” gibi düşünceler, kıyaslamanın en net işaretleri.
  2. “Herkes” kelimesi. “Herkes düzenli”, “Herkes başarılı”, “Herkes benden ileride.” Gerçekte “herkes” hiç kimse demek; çünkü hiç kimse her şeyde ileride değil.
  3. Sosyal medyadan sonra gelen ağırlık. Telefonu bıraktığımda kendimi daha kötü hissediyorsam, muhtemelen fark etmeden kıyaslama yapmışımdır.
  4. Başkasının sevincine karşı tuhaf bir his. Bir arkadaşımın iyi haberi bana sevinçten çok bir sızı veriyorsa, bu genelde kıyaslamanın işareti. Bu his beni kötü bir insan yapmıyor; sadece kendimi geride hissettiğimi gösteriyor.
  5. Hareketsizlik. Kıyaslama bende genelde motivasyon değil, donup kalma yaratıyor. “Zaten çok gerideyim, ne yapsam boş” hissi.

Yarışı bırakmak için denediklerim

Kıyaslamayı tamamen bırakmak mümkün mü bilmiyorum. Ama onun bana ne yaptırdığını değiştirmek mümkün. Bende işe yarayan bazı şeyler:

  1. Fark ettiğim anı yakalamak. “Şu an kıyaslıyorum” demek, döngüyü bir an durduruyor. Ardından gelen düşünceyi sorgulamaya fırsat veriyor.
  2. Kendimi geçmişteki hâlimle karşılaştırmak. Başkalarıyla değil, kendimle. Geçen sene bu zamanlar nasıldım? Neleri yapamıyordum, şimdi yapabiliyorum? Bu karşılaştırma bende genelde çok daha adil sonuçlar veriyor.
  3. Görünmeyen emeği hesaba katmak. Bir şeyi yaparken ne kadar emek harcadığımı kendime hatırlatıyorum. Sonuç başkasınınkiyle aynı olsa bile, oraya ulaşmak için aştığım yol farklı.
  4. Kıyaslama kaynaklarını azaltmak. Beni sürekli kötü hissettiren hesapları sessize almak, belli saatlerde sosyal medyaya bakmamak. Kıyaslamanın yakıtını azaltmak.
  5. İlhamı kıyaslamadan ayırmak. Birinin yaptığı bir şey bana ilham verebilir. “O düzenli spor yapıyor, ben de haftada bir yürüyüşle başlayabilirim” demek ilham. “O düzenli spor yapıyor, ben hiçbir şeyi sürdüremiyorum” demek kıyaslama. Aynı bilgi, iki farklı yön.
  6. Kendi listemi tutmak. Küçük ilerlemelerimi yazdığım bir not var. Kıyaslamanın en güçlü olduğu günlerde ona bakmak, kendi yolumda ne kadar ilerlediğimi gösteriyor.

Kendi hızında ilerlemek

Bu yazının belki de en önemli fikri şu: Herkesin hızı farklı. Ve farklı bir hızda ilerlemek, geride kalmak demek değil.

DEHB'li bir yetişkin olarak bazı alanlarda başkalarından daha yavaş ilerliyorum. Bazı alanlarda ise daha hızlı. Bazı şeyleri hiç yapmıyorum, bazılarını ise başkalarının hiç düşünmediği biçimlerde yapıyorum. Benim hayatım bir yarış pisti değil; daha çok kendine özgü kıvrımları olan bir patika.

Bunu kabul etmek kolay olmadı. Hâlâ bazı günler “Ama herkes...” diye başlayan cümleler kuruyorum. Ama artık o cümlenin sonuna bir soru ekliyorum: “Peki ben, kendi yolumda nerede duruyorum?” Ve bu soru, çoğu zaman beni daha adil bir yere götürüyor.

Kıyaslama, uzun süre devam eden bir değersizlik ya da umutsuzluk hissine dönüştüyse, bunu bir psikologla konuşmak da çok değerli olabilir. Bazen bu hisler, tek başına çözülemeyecek kadar derin köklere sahip olabiliyor.

Son olarak

O haritayı hâlâ bulamadım. Ama artık bir haritaya ihtiyacım olduğundan emin değilim. Belki de herkesin kendi haritasını çizmesi gerekiyor; başkasının haritasında kendi yolunu aramak yerine.

Sen de bugün kendini birine kıyasladığını fark edersen, bir an dur ve kendine şunu sor: “Geçen yılki ben, bugünkü beni görse ne derdi?” Muhtemelen fark etmediğin ama gerçekten var olan bir ilerleme görecek.

Sık sorulanlar

Kendimi neden sürekli başkalarıyla kıyaslıyorum?

Kıyaslama insanlar için çok doğal bir eğilimdir. DEHB'li yetişkinlerde, uzun süre “neden diğerleri gibi değilim” sorusuyla yaşamış olmak bu eğilimi güçlendirebilir. Sosyal medya da sürekli kıyaslanacak bir şey sunar.

Kıyaslama döngüsünden nasıl çıkarım?

Kıyaslamayı fark ettiğin anı yakalamak, başkalarının sadece dış görüntüsünü gördüğünü hatırlamak ve kendini geçmişteki hâlinle karşılaştırmak çoğu zaman işe yarar. Bu bir süreçtir ve zaman alır.

Kıyaslama her zaman kötü müdür?

Her zaman değil. Birinin yaptığı bir şeyden ilham almak ya da yeni bir yöntem öğrenmek yararlı olabilir. Kıyaslama, kendini değersiz hissettirmeye ve hareketsiz bırakmaya başladığında zorlayıcı hâle gelir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir