İyi yemek tariflerinin bir sevdiğim yanı var: bazen malzeme listesinin altına küçük bir not düşülür. “Taze fesleğen yoksa kurusu da olur.” “Krema yerine yoğurt kullanabilirsin.” Tarif, mutfağındaki gerçeklikle pazarlık etmene izin verir. Yemek yine olur, sadece biraz farklı.
Esnek rutin fikri bana tam olarak böyle bir notla geldi. Rutinlerimin hepsi uzun süre tek versiyonluydu: ya her şeyi yaparsın ya da hiçbir şey. Kötü bir günde o tek versiyon yapılamaz hale gelince rutin de çöpe gidiyordu. Bu yazıda her alışkanlığa bir minimum ve bir ideal versiyon yazmanın bende neyi değiştirdiğini ve bunu nasıl kurduğumu anlatıyorum.
Kısaca: Esnek rutin, her alışkanlığın farklı enerji seviyelerine uygun birkaç versiyonunun olduğu bir düzen. Ben her rutin için bir minimum, bir normal ve bir ideal versiyon yazıyorum. Kötü günlerde minimumu yapıp rutini koparmadan devam ediyorum; minimum versiyonu bir yenilgi değil, bir köprü olarak görüyorum.
Esnek rutin ne demek?
Esnek rutin, rutinsizlik demek değil. İskeleti olan, ama o iskeletin farklı günlerde farklı genişlikte yaşanabildiği bir düzen. Ne yapacağım belli, sadece ne kadarını yapacağım güne göre değişiyor.
Mesela yürüyüş rutinim düşün. İdeal versiyonu kırk beş dakikalık bir tur. Normal versiyonu mahallede yirmi dakika. Minimum versiyonu ise ayakkabılarımı giyip apartmanın önüne kadar çıkmak ve birkaç nefes almak. Üçü de “yürüyüş rutini” sayılıyor. Hangisini yaptığım, o günün bana ne kadar alan bıraktığına bağlı.
Bu yaklaşımın en güzel yanı, rutinin günlerin gerçek haline uymasına izin vermesi. DEHB ile yaşayan biri olarak enerjim, odağım ve motivasyonum günden güne inişli çıkışlı. Tek versiyonlu bir rutin bu dalgalanmayı görmezden geliyor. Esnek rutin ise onu hesaba katıyor.
Tek versiyonlu rutinler bende neden çöküyor?
Bir rutin kurarken kafamda hep en parlak versiyonu canlanıyor. O versiyonu iyi bir günde, enerjim yerindeyken tasarlıyorum. Sonra kötü bir gün geliyor ve o parlak versiyon birden dağ gibi görünüyor.
O noktada iki seçeneğim kalıyor: kendimi zorlamak ya da bırakmak. Kendimi zorladığım günler beni tüketiyor, bıraktığım günler ise zinciri koparıyor. Bir kez koptuktan sonra geri dönmek de bana ilk başlamaktan daha zor geliyor. Çünkü artık sadece rutini değil, “yine bıraktım” duygusunu da taşımam gerekiyor.
Tek versiyonlu rutinler bu yüzden bende hep aynı yolu izliyordu: heyecanlı başlangıç, birkaç iyi gün, ilk kötü günde kopuş, sessiz terk. Esnek rutin, bu yolun tam ortasına bir köprü koydu.
Minimum, normal ve ideal: üç katlı bir rutin
Ben her rutin için üç versiyon yazıyorum. Bazıları için iki versiyon da yetiyor, ama üç katlı yapı bana daha rahat bir alan sağlıyor.
- Minimum versiyon: En kötü günümde bile yapabileceğim kadar küçük. Genellikle bir ya da iki dakika sürüyor. Amacı ilerleme değil, bağı korumak.
- Normal versiyon: Sıradan bir günde rahatça yapabildiğim hali. Rutinin asıl işini gören versiyon bu.
- İdeal versiyon: Enerjimin yüksek, zamanımın bol olduğu günler için. Keyifli, geniş, ama zorunlu değil.
Akşam rutinimden bir örnek vereyim. Minimum versiyonu: yarının ilk işini yazmak ve telefonu yataktan uzaklaştırmak. Normal versiyonu: bunlara ek olarak ışıkları kısmak, kıyafeti hazırlamak ve dişleri fırçalamak. İdeal versiyonu: hepsine ek olarak ılık bir duş, sakin bir müzik ve birkaç sayfa kitap.
Bu versiyonları bir kâğıda yazıp görünür bir yere asıyorum. Kötü bir günde hangi adımların minimuma dahil olduğunu düşünmek bile fazla gelebiliyor; kâğıtta yazılı olması bu yükü ortadan kaldırıyor.
Kendi esnek rutinini nasıl yazarsın?
Kendi rutinlerimi yazarken izlediğim adımlar kabaca şunlar. Belki sana da bir başlangıç noktası olur.
- Önce ideal versiyonu yaz. Hayalindeki rutini çekinmeden yaz. Bu senin kuzey yıldızın olacak, her gün ulaşman gereken bir hedef değil.
- Sonra minimum versiyonu bul. Kendine şunu sor: “En kötü günümde, yataktan zor çıktığım bir sabahta bunun hangi küçük parçasını yapabilirim?” Cevap gülünç derecede küçük olmalı.
- Arada normal versiyonu kur. Sıradan bir salı günü gerçekten yapabileceğin hali yaz. Abartmadan, kendine dürüst davranarak.
- Her versiyonu görünür bir yere koy. Buzdolabı, banyo aynası, defterin ilk sayfası. Aklında tutmak zorunda kalma.
- Birkaç hafta sonra gözden geçir. Minimum hâlâ fazla mı geliyor? Normal versiyon gerçekçi mi? Gerekirse yeniden yaz.
Burada en çok zorlandığım adım ikincisi oldu. Minimum versiyonu küçük tutmak bana hep “bu da bir şey mi?” dedirtiyordu. Ama tam da bu küçüklüğü sayesinde en kötü günlerde bile yapılabiliyor.
Hangi versiyonu seçeceğime nasıl karar veriyorum?
Sabah ya da rutinin başlayacağı anda kendime kısa bir soru soruyorum: “Bugün içimde ne kadar yer var?” Bu soruyu sormak bile bana kendimle daha dürüst bir ilişki kurduruyor.
Cevap genellikle üç türden biri oluyor. “Bol” ise ideal versiyonu deniyorum. “İdare eder” ise normal versiyonla yetiniyorum. “Çok az” ise doğrudan minimuma geçiyorum ve bunu sorgulamıyorum. Bazen minimumla başlayıp kendimi daha iyi hissedince normal versiyona geçtiğim de oluyor. Bu da güzel bir sürpriz.
Önemli olan, kararı o anki halime göre vermek. Dünkü versiyon, bugünkü versiyonu belirlemiyor. Dün ideal yaptım diye bugün de yapmak zorunda değilim; dün minimum yaptım diye bugün daha fazlasını hak etmiyor da değilim.
Minimum versiyon bir yenilgi değil
Bunu belki en çok kendime söylemem gerekiyordu. Minimum versiyonu yaptığım günlerde içimde bir ses hâlâ “aslında yapmadın sayılır” demeye çalışıyor. O sese artık şu cevabı veriyorum: minimum versiyon, rutinin kopmasını değil incelmesini sağlıyor.
İnce bir ip de bir iptir. Kopmuş bir ipi yeniden bağlamak çok daha zor. Minimum versiyonu yaptığım her gün, ertesi gün normal ya da ideal versiyona dönmemi kolaylaştırıyor. Çünkü bağ hiç kopmamış oluyor.
Bir de şunu fark ettim: minimum versiyonun varlığı, ideal versiyona olan bakışımı da değiştirdi. Artık ideal versiyon bir zorunluluk değil, iyi günlerin keyifli bir armağanı. Bu da onu yapmayı daha istekli hale getiriyor.
Son bir şey
Esnek rutin bana her gün aynı insan olmak zorunda olmadığımı öğretti. Bazı günler geniş, bazı günler dar yaşıyorum ve ikisi de yaşamaya dahil. Rutinlerim artık bu iniş çıkışları cezalandırmıyor, onlara eşlik ediyor.
Bugün kendine sadece bir rutin seç ve onun minimum versiyonunu yaz. O kadar küçük olsun ki okuyunca gülümse. Sonra en kötü gününde ona dön. Göreceksin, bazen bir ipi tutmak için ince bir ip de yeterli.