Yetersizlik hissi: yeterli olmanın ölçüsünü yeniden kurmak

DEHB'li biri olarak yetersizlik hissinin nereden geldiğini, düşünceyle gerçeği nasıl ayırdığımı ve yeterliliğe daha nazik bir ölçü koymayı anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Yetersizlik hissi bende çoğu zaman bir düşünce olarak başlamıyor; hava durumu gibi geliyor. Bir sabah uyanıyorum ve içimde ne olduğunu tam anlamadan bir gri örtü var. Hiçbir şeye yeterince yetişemeyeceğim, yetişsem bile yeterince iyi olmayacağım duygusu. Sonra o örtünün altında düşünceler birer birer beliriyor.

Bu yazıda yetersizlik hissinin bende nereden beslendiğini, onu gerçeklerden ayırmaya çalışırken neler fark ettiğimi ve "yeterli" kelimesine daha nazik bir ölçü koymaya nasıl çalıştığımı anlatıyorum. Bir çözüm vaat etmiyorum; sadece benim için işe yarayan bakış açılarını paylaşıyorum.

Kısaca: Yetersizlik hissi, çoğu zaman yıllar içinde biriken eleştiri ve kıyaslamaların bıraktığı bir iz. Hissi bir hükümden ayırmak, kendime sorular sormak ve “yeterli”nin tanımını küçültmek benim için yükü hafifletti. Bu his günlük hayatı ağırlaştırıyorsa bir uzmandan destek almak iyi bir adım.

Yetersizlik hissi nereden geliyor?

Kendi geçmişime baktığımda bu hissin bir anda ortaya çıkmadığını görüyorum. Küçük küçük birikmiş bir şey bu. "Yine mi unuttun", "biraz daha dikkat etsen", "herkes yapabiliyor" gibi cümleler, tek tek bakıldığında masum görünebilir. Ama yıllar boyunca tekrarlandıklarında insan o cümleleri kendi iç sesine çeviriyor.

DEHB'le yaşarken yetersizlik hissinin çok beslenebileceğini düşünüyorum, çünkü zorlandığım şeyler genellikle başkalarının kolay yaptığı sıradan şeyler oluyor: zamanında başlamak, eşyaları yerinde tutmak, sözünü tuttuğunu hatırlamak. Başkaları kolay yaptığında zorlanmam, "demek ki eksik olan bende" sonucunu çok kolay doğuruyor.

Burada önemli bir ayrım var: zorlanmak ile yetersiz olmak aynı şey değil. Bir işin benim zihnime ters düşmesi, benim bir insan olarak yetersiz olduğum anlamına gelmiyor. Bunu aklımla biliyorum; ama hisler aklın söylediğini çoğu zaman dinlemiyor. O yüzden hissi ayrıca ele almam gerekiyor.

His ile hükmü birbirinden ayırmak

"Kendimi yetersiz hissediyorum" ile "ben yetersizim" aynı cümle değil. İlki bir deneyimi anlatıyor, ikincisi bir hüküm veriyor. Bir dönem bu ikisini sürekli karıştırdım ve hissi doğrudan gerçeğe çevirdim.

Şimdi o örtüyü fark ettiğimde birkaç soru soruyorum:

  • Bu his tam olarak neyle ilgili? Belirli bir iş mi, yoksa genel bir ağırlık mı?
  • Bugün neler yaptım ya da yapamadım, hisleri çıkarırsam geriye ne kalıyor?
  • Aynı durumda bir arkadaşım olsaydı ona ne söylerdim?
  • Bu cümleyi ilk kim söylemişti, bu sesi nereden tanıyorum?

Bazen yanıtlarım net olmuyor ama sorular bile mesafe açıyor. His hâlâ orada duruyor, fakat artık "ben" onun içinde boğulmuyor; onu yanımda taşıyorum.

Kıyaslama sessizce işin içinde

Yetersizlik hissinin en sessiz yakıtlarından biri kıyaslama. Birinin düzenli evini, başardığı bir işi ya da sakin hâlini gördüğümde kendi iç dökümüm hemen çıkıyor. Oysa başkalarının yalnızca dışarıdan görünen anını görüyorum; kendi içimi ise bütün ayrıntılarıyla biliyorum. Bu adaletsiz bir karşılaştırma. Farkına vardığımda bile zor da olsa kendime şunu hatırlatıyorum: kıyasladığım şey bir hayat değil, bir kesit.

Yetersizlik hissi günlük hayatta nasıl görünüyor?

Benim için bu his çok farklı kılıklarda geliyor. Bazen başlamaktan kaçmak oluyor, çünkü zaten iyi yapamayacağımı düşünüyorum. Bazen aşırı hazırlanmak, her şeyi üç kez kontrol etmek oluyor. Bazen de bir iltifatı reddetmek ya da küçümsemek: "Aman, şans eseri oldu."

Bazı günlerde de işlerin yarısını zaten yapıp kalan yarısı için kendime kızmak. O gün yapılanlar silinip yalnızca yapılmayan hatırlanıyor. Bu örüntüleri fark etmek bile bir ilerleme oluyor, çünkü isimlendirebildiğim şeye biraz mesafe koyabiliyorum.

Bir de gün içinde ani sıçramalar var: küçük bir hata yapıyorum, yanlış bir kelime seçiyorum ya da bir şeyi unutuyorum ve his bir anda büyüyüp bütün günü kaplıyor. Böyle anlarda kendime "bu, bütün bir yaşamın özeti değil, tek bir an" demeye çalışıyorum. Cümle çoğu zaman ilk seferde inandırıcı gelmiyor. Tekrarlandıkça yavaş yavaş yer buluyor; tıpkı bir yolu defalarca yürüyerek patikaya çevirmek gibi.

“Yeterli”nin ölçüsünü yeniden kurmak

Bu işin belki de en çok yardım eden kısmı, "yeterli" kelimesinin tanımına bakmak oldu. İçimde bir yerde "yeterli" aslında "hatasız, hızlı, düzenli ve her zaman hazır" demekmiş. Bu tanıma göre kimse yeterli olamaz; en çok da DEHB'li biri.

Kendime daha nazik bir ölçü koymak için şunları deniyorum:

  1. Ölçüyü kişiselleştirmek: Herkesin tempo ve kapasitesi farklı. Benim için "yeterli", başkasının ölçüsünden değil, o günkü enerjimden ve koşullarımdan çıkıyor.
  2. Eforu da saymak: Sonuçla birlikte harcadığım çabaya da bakıyorum. Zor bir günde küçük bir iş yapmak, kolay bir günde büyük bir iş kadar emek gerektirebiliyor.
  3. “Yeterince iyi”yi kabul etmek: Her işin parlak olması gerekmiyor. Bazı işler için "bitmiş ve çalışıyor" yeterli.
  4. Kanıt defteri tutmak: İyi gittiğini fark ettiğim anları kısa bir notla kaydediyorum. Yetersizlik hissi geldiğinde onlara dönüp bakıyorum.
  5. Yardım istemeyi eksiklik saymamak: Birine danışmak ya da destek istemek, yetersizliğin değil, kendini tanımanın işareti.

Yetersiz hissettiğim günlerde kendime ne söylüyorum?

Yetersizlik hissi tam ortadayken büyük cümleler kurmaya çalışmıyorum, çünkü inandırıcı gelmiyor. "Sen çok değerlisin" diye kendime haykırmak o anda boş geliyor. Onun yerine daha küçük ve doğru bir şey söylüyorum: "Bugün zor bir gün. Bu his geçici olabilir. Şu an yapabildiğim bu kadar ve bu yeterli."

Bazı günler bu cümle de çok iyimser geliyor. O zaman sadece "Şu an kötü hissediyorum ve bu normal" demekle yetiniyorum. Hissi bir sorun gibi çözmeye çalışmak yerine, onunla bir süre oturabiliyorum. Çoğu zaman bu bile yoğunluğu biraz azaltıyor.

Bir de bu günlerde karar vermemeye çalışıyorum. Yetersizlik hissinin içindeyken verdiğim kararlar genellikle kendimi küçülten kararlar oluyor: bir daveti reddetmek, bir fırsatı geçmek, bir projeyi bırakmak. Bunları hissin geçmesinden sonraya bırakmak, hem hissi hem de kararı birbirine karıştırmamamı sağlıyor. Büyük bir kararı yorgun ve kırgın bir sesin ellerine bırakmamak, kendime gösterebildiğim küçük ama gerçek bir şefkat.

Ne zaman destek istemek gerekir?

Yetersizlik hissi uykunu, iştahını, ilişkilerini ya da gündelik işlerini belirgin biçimde etkiliyorsa, uzun süre devam ediyorsa ya da kendini değersiz hissetmeye dönüşüyorsa, bunu yalnız taşıman gerekmiyor. Bir psikolog ya da psikiyatrist bu hissin arkasında başka bir şeyin olup olmadığını birlikte değerlendirebilir. Bu bir zayıflık değil, kendine gösterilen bir özen.

Kendine zarar verme düşüncesi ya da umutsuzluk yaşıyorsan, lütfen vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline ulaş; acil bir durumda 112'yi arayabilirsin.

Kendime not

Yetersizlik hissi hâlâ bazı sabahlar kapıya geliyor. Artık onu içeri alıp alınmayacağına karar verebildiğim anlar var. Her zaman değil ama bazen. Bu bazen bile benim için büyük bir fark.

Eğer bu sabah sen de o gri örtünün altındaysan, şunu bil: yeterli olup olmadığın, o örtünün içinden sağlıklı biçimde ölçülemez. Hava değişince bakışın da değişebilir. O zamana kadar gerekli olan tek şey, kendine biraz daha nazik davranmak.

Sık sorulanlar

Yetersizlik hissi DEHB'in belirtisi midir?

Yetersizlik hissi tek başına bir belirti ya da tanı değildir. Ancak DEHB'li birçok yetişkin, yıllarca eleştiri ve kıyaslama biriktirdiği için bu hisle sık karşılaşabiliyor. Bunu bir uzmanla konuşmak anlamlı olabilir.

Yetersizlik hissi geçer mi?

Çoğu zaman tamamen kaybolmuyor ama şiddeti ve beni yönlendirme gücü değişebiliyor. Hissi fark etmek, ona isim vermek ve gerçeklerden ayırmak onu daha az yapışkan hâle getirebiliyor.

Kendimi sürekli yetersiz hissediyorsam ne yapmalıyım?

Bu his günlük hayatını, uykunu ya da ilişkilerini belirgin biçimde etkiliyorsa bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmak iyi bir adım olabilir. Yalnız taşımak zorunda olmadığın bir yük bu.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir