DEHB'de yemek yemeyi unutmak: açlığı fark etmediğim günler

Yemek yemeyi unutmak sana da tanıdık mı? DEHB ile yaşayan biri olarak açlığı geç fark ettiğim günleri ve öğünleri hatırlamak için kurduğum düzeni anlattım.

· · 5 dk okuma

Saat dört. Başım hafifçe ağrıyor, sabrım tükenmiş, ekrandaki cümleleri üçüncü kez okuyorum ve hiçbirini anlamıyorum. Bir şeyler ters gidiyor ama ne olduğunu bulamıyorum. Sonra mutfağa su almaya gittiğimde tezgâhtaki sabah dilimlediğim ekmeği görüyorum ve aklıma geliyor: bugün hiçbir şey yemedim.

Yemek yemeyi unutmak, bana uzun süre tuhaf ve biraz da utanılacak bir şey gibi geldi. İnsan nasıl yemeği unutur ki? Ama DEHB ile yaşayan başkalarının da benzer şeyler anlattığını duyunca bunun sadece bana ait bir tuhaflık olmadığını anladım. Bu yazıda açlığı neden geç fark ettiğimi düşündüğümü ve öğünleri hatırlamak için kurduğum küçük düzeni anlatıyorum. Bir beslenme önerisi değil, sadece kendi deneyimim.

Kısaca: Yemek yemeyi unutmak bende çoğu zaman bir işe dalınca açlık sinyallerini kaçırmaktan ve yemek hazırlamanın gerektirdiği adımlardan kaynaklanıyor. Öğünleri hatırlatıcılara ve günün sabit anlarına bağlamak, kolay seçenekleri göz önünde tutmak bana yardımcı oldu. Yeme düzeninde kalıcı değişiklikler varsa bir doktora danışmak gerekiyor.

Yemek yemeyi unutmak nasıl oluyor?

Dışarıdan bakınca imkânsız gibi görünüyor ama içeriden çok sessiz ilerliyor. Sabah kahvaltıyı atlıyorum çünkü acelem var. Sonra bir işe dalıyorum ve saatler geçiyor. Öğle arası bir toplantıya ya da bir telefona denk geliyor. Bir sonraki fark ettiğim an, günün çoktan öğleden sonraya döndüğü an oluyor.

Bende bu en çok bir işe derinden odaklandığım günlerde oluyor. Bir konuya kaptırdığımda dünya sanki geri çekiliyor. Ses, zaman ve beden ikinci plana düşüyor. Bu derin odak hali bazen harika işler çıkarmamı sağlıyor, ama bedenime ait sinyalleri de susturuyor.

Bir de tam tersi günler var. Dağınık, yapısız, hiçbir şeye odaklanamadığım günler. Bunlarda da yemeği unutuyorum, ama başka bir sebeple. Gün o kadar şekilsiz ki öğün saatleri gibi çapalar da kayboluyor. Ne zaman yiyeceğimi belirleyen bir şey yok, o yüzden yemiyorum.

Açlığı neden geç fark ediyorum?

Bu konuda kesin bir şey söyleyemem, sadece kendi gözlemlerimi paylaşabilirim. Bende açlık sinyalleri çoğu zaman “acıktım” olarak değil, başka kılıklarda geliyor. Huzursuzluk, sinirlilik, odaklanamama, hafif bir baş ağrısı. Bunları uzun süre açlıkla ilişkilendirmedim bile.

Zamanla kendime ait küçük bir işaret listesi oluşturdum. Bir cümleyi tekrar tekrar okuyorsam, sebepsiz yere sinirleniyorsam ya da her şey bir anda gözümde büyüyorsa, kendime şunu soruyorum: en son ne zaman yedim? Cevap çoğu zaman şaşırtıcı oluyor.

Bu listeyi yapmak bana bir şey öğretti: bedenimin dilini öğrenmem gerekiyordu. Açlık her zaman mide guruldaması olarak gelmiyor. Bazen sadece kötü bir ruh hali olarak geliyor.

Yemek hazırlamanın gizli adımları

Yemek yemeyi unutmanın bir de pratik tarafı var. Bir öğün, aslında bir sürü küçük karardan ve adımdan oluşuyor. Ne yiyeceğim, evde ne var, hazırlamak ne kadar sürer, bulaşık ne olacak. Yorgun ya da dağınık olduğumda bu adımlar gözümde o kadar büyüyor ki yemek yerine hiçbir şey yapmamayı seçiyorum.

Bu yüzden yemekle ilgili düzenimin büyük kısmı, bu adımları azaltmak üzerine kurulu. Ne kadar az karar ve adım gerektirirse, o kadar yüksek ihtimalle yiyorum. Bu bir beslenme stratejisi değil; sadece yemeğe giden yolu kısaltmanın bir yolu.

Alışveriş de bu zincirin bir halkası. Dolapta hazırlanması kolay bir şey yoksa, yemek yeme ihtimalim de düşüyor. Bu yüzden telefonumda sürekli güncellediğim kısa bir alışveriş listesi tutuyorum. Bir şey bittiği an listeye ekliyorum, yoksa markete gittiğimde neyin bittiğini hatırlamam imkânsız oluyor.

Öğünleri hatırlamak için kurduğum düzen

Aşağıdakiler bende işe yarayan şeyler. Her gün hepsini uygulamıyorum, ama ne kadarını uygularsam o kadar az unutuyorum.

  1. Öğün hatırlatıcıları. Telefonumda öğle ve akşamüstü için sessiz, titreşimli hatırlatıcılar var. Bildirim “öğle” değil, “bir şey ye” diyor. Ne kadar net olursa o kadar iyi.
  2. Öğünleri sabit anlara bağlamak. Öğle yemeğini bir saate değil, bir ana bağlıyorum: sabahki çalışma bloğu bitince. Saat geçebilir ama blok bittiğinde mutlaka bir şey yiyorum.
  3. Göz önünde kolay seçenekler. Tezgâhta ya da masamda hazırlık gerektirmeyen birkaç şey bulunduruyorum. Gözüm görünce aklıma geliyor.
  4. Varsayılan öğünler. Ne yiyeceğime karar veremediğim günler için iki üç tane “varsayılan” öğünüm var. Düşünmeden hazırlayabileceğim, sevdiğim şeyler.
  5. Toplu hazırlık. Enerjimin yüksek olduğu bir günde biraz fazla yemek yapıp ayırıyorum. Dağınık bir günde sadece ısıtmak yetiyor.
  6. Yemeği çalışmanın parçası yapmak. Bazen çalışmaya oturmadan önce yanıma bir tabak alıyorum. Ellerim yazarken bile bir yandan yiyebiliyorum.

Bu listenin en etkili maddesi bende ikincisi oldu. Saatler benim için kaygan, ama “bu iş bitince” gibi anlar daha somut. Öğünü bir saate değil bir ana bağlamak, unutma ihtimalini çok azalttı.

Yemeği unuttuğum günlerde ne yapıyorum?

Tüm bu düzene rağmen bazı günler hâlâ yemeği unutuyorum. Özellikle yoğun bir dönemde ya da hiperodak halinde. Eskiden bu günlerde kendime kızardım, şimdi farklı yaklaşıyorum.

Öncelikle fark ettiğim anda, ne kadar geç olursa olsun, bir şey yiyorum. Mükemmel bir öğün olması gerekmiyor. Sonra kendime şunu soruyorum: bugün sistemimin neresi aksadı? Hatırlatıcıyı mı kapattım, varsayılan öğün mü bitmişti, gün mü çok yapısızdı? Cevabı bulunca bir sonraki gün için küçük bir ayar yapıyorum.

Kendimi suçlamak yerine sistemi düzeltmek, bu döngüyü çok daha az yorucu hale getirdi. Yemeği unutmak bir karakter kusuru değil; sadece bedenimin sesini bazen geç duyduğum anlamına geliyor.

Ne zaman bir uzmana danışmalı?

Burada dikkatli olmak istiyorum. Yemek yemeyi ara sıra unutmak, kalıcı ve endişe verici bir yeme düzeniyle aynı şey değil. Eğer iştahında uzun süreli değişiklikler fark ediyorsan, kilonda belirgin bir değişim varsa, yemekle ilişkin seni kaygılandırıyorsa ya da öğün atlamak bir alışkanlığa dönüştüyse, bunu bir doktorla ya da bir diyetisyenle konuşmanı öneririm.

Bu yazı bir beslenme önerisi değil. Ne yemen gerektiğini, ne kadar yemen gerektiğini ya da hangi öğünün daha önemli olduğunu söyleyecek biri değilim. Sadece yemeği hatırlamakla ilgili kendi küçük düzenimi paylaşıyorum.

Kendime not

Bedenim bana sürekli bir şeyler söylüyor, ama ben bazen başka bir şeye o kadar dalmış oluyorum ki onu duymuyorum. Yemek yemeyi unutmak, bu duymama halinin en somut örneği. Artık bedenimi daha sık dinlemeye çalışıyorum; dinleyemediğim zamanlarda da telefonumdaki küçük hatırlatıcılar onun adına konuşuyor.

Eğer sen de saat dörtte neden bu kadar huzursuz olduğunu merak ediyorsan, kendine o basit soruyu sor: en son ne zaman yedim? Belki cevap, beklediğinden çok daha basit bir şeydir.

Sık sorulanlar

DEHB'si olanlar neden yemek yemeyi unutur?

DEHB ile yaşayan bazı kişiler bir işe yoğun biçimde odaklandığında açlık gibi bedensel sinyalleri geç fark ettiğini anlatıyor. Yapısız günler ve öğün hazırlamanın gerektirdiği adımlar da bunu zorlaştırabiliyor. Herkesin deneyimi farklı.

Yemek yemeyi unutmamak için ne yapabilirim?

Öğünleri telefon hatırlatıcılarına ya da günün sabit anlarına bağlamak, kolay hazırlanan seçenekleri göz önünde bulundurmak bazı insanlara yardımcı oluyor. Bende de bu iki yöntem en çok işe yarayanlar oldu.

Öğün atlamak sağlığı etkiler mi?

Beslenme düzeni kişiye özel bir konu ve bu yazı bir beslenme önerisi değil. İştahında, kilonda ya da yeme düzeninde kalıcı değişiklikler fark ediyorsan bir doktora ya da diyetisyene danışmanı öneririm.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir