DEHB ve spor: hareketi rutine eklemenin küçük yolları

DEHB ve spor ilişkim hep ya hep ya hiç oldu. Spor programına başlamadan önce hareketi günlük rutine küçük adımlarla nasıl eklediğimi kendi deneyimimle yazdım.

· · 4 dk okuma

Bir dönem eşyalarımın arasında hiç açılmamış bir yoga matı vardı. Rulo halinde, köşede, sessizce bekleyen bir söz gibi. Onu aldığım gün kafamda haftada beş gün yoga yapan, sabahları esneyen, akşamları koşan bir ben vardı. O ben hiç gelmedi. Mat ise orada durup her gün bana bunu hatırlattı.

DEHB ve spor arasındaki ilişkim uzun süre böyle oldu: büyük planlar, heyecanlı başlangıçlar, sessiz bırakışlar. Bu yazıda bu döngüyü nasıl fark ettiğimi, sporu bir kenara bırakıp hareketle nasıl yeniden başladığımı ve hareketi günlük rutinime küçük adımlarla nasıl eklediğimi anlatıyorum.

Kısaca: DEHB ve spor konusunda bende en büyük engel ya hep ya hiç düşüncesiydi. Spor programı yerine küçük hareketlerle başlamak, hareketi var olan rutinlere bağlamak ve sıkıldığımda türünü değiştirmek bana daha sürdürülebilir geldi. Sağlık sorunun varsa yeni bir egzersize başlamadan önce doktora danışmalısın.

DEHB ve spor: neden hep yarım kalıyor?

Spora başlamak bende hiç zor olmadı. Zor olan devam etmek. Yeni bir spor, yeni bir salon, yeni bir program; hepsi ilk günlerde bana çok heyecan verici geliyor. O heyecanla birkaç hafta gidiyorum. Sonra bir gün gitmiyorum. Ertesi gün de. Ve bir süre sonra hiç gitmediğimi fark ediyorum.

Bu döngüde birkaç şey rol oynuyor. Birincisi yenilik. İlk günlerin heyecanı geçince spor bana sıradan, tekrarlayan bir iş gibi gelmeye başlıyor. İkincisi başlama zorluğu. Spor salonuna gitmek bir sürü adım gerektiriyor: hazırlanmak, çantayı toplamak, yola çıkmak. Bu adımlar yorgun bir günde gözümde dağ gibi büyüyor.

Üçüncüsü ise belki en önemlisi: ya hep ya hiç düşüncesi. Bir saatlik antrenman yapamayacaksam hiç yapmamayı tercih ediyordum. Yarım saatlik bir yürüyüş “gerçek” spor sayılmıyordu kafamda. Bu düşünce, en küçük aksamada bile bütün planı çöpe atmama yol açıyordu.

Sporu bırak, hareketle başla

Bir noktada kendime şunu sordum: amacım spor yapmak mı, yoksa hareket etmek mi? Cevap ikincisiydi. Bedenimi daha çok hareket ettirmek, gün içinde daha az durağan olmak istiyordum. Bunun için illa bir spor programına ihtiyacım yoktu.

Bu ayrım bende çok şeyi değiştirdi. “Spor” kelimesi kafamda büyük, ciddi ve yorucu bir şeyi çağrıştırıyordu. “Hareket” ise çok daha hafifti. Merdivenleri çıkmak hareketti. Mutfakta müzikle dans etmek hareketti. Telefonda konuşurken yürümek hareketti. Bunların hiçbiri için hazırlanmam, bir yere gitmem gerekmiyordu.

Hareketle başlayınca bir şey daha oldu: kendimi başarısız hissetmeyi bıraktım. Çünkü hareket her gün bir şekilde oluyordu. Ölçüsü küçük olsa bile vardı. Bu da bana, bir gün daha büyük bir şeye geçebileceğim bir zemin verdi.

Hareketi rutine eklemenin küçük yolları

Aşağıdakiler bende işe yarayan küçük yöntemler. Hiçbiri spor programı değil; sadece hareketi günün içine serpiştirmenin yolları.

  1. Hareketi var olan işlere bağlamak. Çay demlenirken esnemek, dişlerimi fırçalarken parmak ucunda yükselip alçalmak, telefonla konuşurken yürümek. Zaten yaptığım işler, hareketin hatırlatıcısı oluyor.
  2. Kısa hareket molaları. Çalışırken her blok sonunda birkaç dakika kalkıp yürüyorum ya da esniyorum. Bu molalar, saatlerce sandalyede oturmamı engelliyor.
  3. Bir şarkılık hareket. Sevdiğim bir şarkıyı açıp şarkı bitene kadar hareket ediyorum. Dans, esneme, ne olursa. Süre kısa, bitiş çizgisi net.
  4. Merdiveni seçmek. Asansör yerine merdiven. Her seferinde değil, ama seçebildiğim zamanlarda.
  5. Yürüyüşü sabit bir ana bağlamak. Öğle arasında ya da iş bitişinde kısa bir yürüyüş. Bunu ayrı bir yazıda daha ayrıntılı anlattım, ama kısaca: yürüyüşün ne zaman olacağını önceden belirlemek, olma ihtimalini çok artırıyor.
  6. Matı açık bırakmak. Yoga matımı artık rulo halinde değil, odanın bir köşesinde serili bırakıyorum. Görünce üzerine çıkıp birkaç dakika esneme ihtimalim artıyor.

Bu yöntemlerin hepsinin ortak noktası, hareketin önündeki engelleri azaltmak. Ne kadar az hazırlık ve karar gerektirirse, o kadar sık oluyor.

Sıkılınca ne yapıyorum?

Hareket rutinimde de sıkılma kaçınılmaz. Aynı esneme hareketleri, aynı yürüyüş yolu, aynı şarkılar bir süre sonra cazibesini yitiriyor. Eskiden bu noktada tamamen bırakırdım. Şimdi farklı bir şey deniyorum: türünü değiştiriyorum.

Bir dönem yürüyüşten sıkıldığımda bisiklete geçtim. Esnemeden sıkıldığımda dans videolarını denedim. Bazı haftalar yüzmeye gittim, bazı haftalar sadece parkta dolaştım. Hareketin türü değişse de hareket etme alışkanlığı devam etti. Bu bana sporun “tek bir şey” olmak zorunda olmadığını gösterdi.

Bir de başkalarıyla hareket etmek var. Bir arkadaşla yürüyüşe çıkmak, bir grup dersine katılmak, birine “bugün yürüdün mü?” diye mesaj atmak. Başkalarının varlığı, sıkıldığım günlerde bile beni harekete geçirebiliyor. Ama bunu her zaman bulamıyorum ve bulamadığımda da hareket etmeye devam etmeye çalışıyorum.

Hareketin bende fark ettirdikleri

Burada dikkatli olmak istiyorum, çünkü hareketin etkileri hakkında büyük iddialarda bulunmak kolay. Ben sadece kendi gözlemlerimi paylaşabilirim. Hareket ettiğim günlerde kendimi genellikle daha iyi hissediyorum. Kafam biraz daha açık oluyor, akşam uykuya geçişim biraz daha kolay geliyor gibi.

Ama bu her gün olmuyor ve sporu DEHB için bir tedavi olarak görmüyorum. DEHB nörogelişimsel bir durum ve onunla ilgili tedavi ya da destek seçenekleri bir psikiyatristle konuşulması gereken konular. Hareket benim için sadece günlük hayatıma iyi gelen bir şey; bir çözüm değil.

Ayrıca bir sağlık sorunun varsa, uzun süredir hareketsizsen ya da yeni bir egzersize başlamayı düşünüyorsan, önce bir doktora danışmanı öneririm. Hangi hareketin sana uygun olduğunu bir uzman değerlendirmeli.

Kapanırken

Yoga matım hâlâ odamın köşesinde duruyor. Ama artık bir söz değil, bir davet gibi. Bazı günler üzerine çıkıp birkaç dakika esniyorum, bazı günler hiç dokunmuyorum. İkisi de olur.

Eğer sen de ya hep ya hiç döngüsüne takılıyorsan, bugün sporu bir kenara bırak ve sadece hareket et. Bir şarkılık dans, bir tur merdiven, telefonla konuşurken birkaç adım. Küçük, ama sayılır. Büyük planlar bazen küçük hareketlerin içinden doğuyor.

Sık sorulanlar

DEHB'si olanlar spora neden devam edemez?

Herkes için geçerli bir neden yok, ama DEHB ile yaşayan pek çok kişi yeni bir spora heyecanla başlayıp bir süre sonra sıkıldığını ya da ya hep ya hiç düşüncesine takıldığını anlatıyor. Küçük ve esnek başlamak bu döngüyü yumuşatabiliyor.

Spor DEHB'ye iyi gelir mi?

Hareket etmenin bana iyi geldiği günler oluyor, ama sporu bir tedavi olarak görmüyorum ve böyle bir öneride bulunamam. DEHB ile ilgili tedavi ve destek seçeneklerini bir psikiyatristle konuşman gerekiyor.

Hiç spor yapmayan biri nereden başlamalı?

Ben spor yerine hareketle başlamayı tercih ettim: kısa yürüyüşler, esneme, merdiven. Bir sağlık sorunun varsa ya da uzun süredir hareketsizsen, yeni bir egzersize başlamadan önce bir doktora danışmanı öneririm.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir