Yetişkinlerde DEHB nedir? Günlük hayatta nasıl görünür

Yetişkinlerde DEHB nedir, günlük hayatta nasıl görünür? Zaman, ev, iş ve ilişkilerde DEHB'nin izlerini kendi deneyimimle sade bir dille anlatıyorum.

· · 8 dk okuma

Uzun bir süre kendimi "dağınık ama idare eden biri" olarak tanımladım. Faturayı son gün ödeyen, anahtarını tuhaf yerlerde bulan, bir cümleye başlayıp üç ayrı konuya sapan ama yine de bir şekilde ayakta kalan biri. Bunun bir adı olabileceği aklıma bile gelmiyordu. Sonra yetişkinlerde DEHB nedir diye okumaya başladım ve satırların arasında kendi gündelik hayatımı buldum.

Bu yazı, o okumaların ve DEHB ile yaşarken biriktirdiklerimin toparlanmış hâli. Uzman değilim; bir psikiyatrist ya da psikolog gibi konuşmayacağım. Ama DEHB'nin içeriden nasıl göründüğünü, kitaplardaki tanımların günlük hayatta neye karşılık geldiğini anlatabilirim.

Kısaca: DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu), çocuklukta başlayan ve birçok insanda yetişkinlikte de süren nörogelişimsel bir durumdur. Yetişkinlerde çoğu zaman dikkati yönetmekte, zamanı hissetmekte, işe başlamakta ve iç huzursuzlukta kendini gösterir. Yetişkinlerde tanıyı psikiyatrist koyar.

DEHB tam olarak ne demek?

DEHB, "dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu"nun kısaltması. İngilizce kaynaklarda ADHD olarak geçer. Nörogelişimsel bir durumdur; yani beynin gelişimi ve işleyişiyle ilgilidir. Bir karakter kusuru, bir terbiye meselesi ya da bir tercih değildir.

Resmî tanımlarda üç ana belirti alanı sayılır: dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik. Ama bu üç kelime, yaşanan şeyi anlatmakta bana hep biraz eksik geldi. Benim deneyimimde DEHB daha çok şunlara benziyor:

  • Dikkatin hiç olmaması değil, nereye gideceğini benim seçememem.
  • Zamanın bende "şimdi" ve "şimdi değil" diye iki parçadan oluşması.
  • Ne yapmam gerektiğini çok iyi bilip bir türlü başlayamamak.
  • Dışarıdan sakin görünürken içeride durmadan çalışan bir motor.

Bu yüzden DEHB'yi "odaklanamamak" diye özetlemek bana yetersiz geliyor. Daha doğru bir tarif belki şu: Beynin kendini yönetme sisteminin, yani planlama, başlatma, sürdürme ve durdurma işlerinin farklı çalışması.

Üç farklı görünüm

DEHB herkeste aynı biçimde görünmez. Psikiyatristlerin kullandığı tanı ölçütlerinde üç görünümden söz edilir: dikkat eksikliğinin ağırlıkta olduğu görünüm, hiperaktivite ve dürtüselliğin ağırlıkta olduğu görünüm ve ikisinin birlikte görüldüğü bileşik görünüm. Sessizce hayallere dalan biri de, yerinde duramayan biri de DEHB'li olabilir. Bu ayrım, "ama sen hiç hareketli değilsin ki" cümlesinin neden yanıltıcı olduğunu anlamak için önemli.

Perde arkasında: yürütücü işlevler

DEHB'yi anlamama en çok yardım eden kavramlardan biri "yürütücü işlevler" oldu. Bu ifade, beynin bir tür yönetim ekibini anlatıyor: plan yapmak, bir işe başlamak, aklında bilgi tutmak, dikkatini istediğin yerde tutmak, bir dürtüyü frenlemek, zamanı takip etmek ve gerektiğinde planı değiştirebilmek. DEHB'de bu becerilerin birçoğu zorlanır.

Bu bakış bana şunu gösterdi: Sorun, ne yapacağımı bilmemem değil; bildiğim şeyi doğru anda hayata geçirmekte zorlanmam. Fark küçük gibi duruyor ama kendime bakışımı ciddi biçimde değiştirdi. Artık "neden yapmıyorum" yerine "bu işin hangi aşamasında takılıyorum" diye sorabiliyorum.

DEHB nereden gelir?

Bu soruya tek cümlelik bir cevap vermek zor ve uzman olmadığım için temkinli konuşacağım. Genel kabul gören şu: DEHB nörogelişimsel bir durumdur ve genetik yatkınlık önemli bir rol oynar; bu yüzden aynı ailede benzer özellikler sık görülebilir. Beynin dikkat, ödül ve kendini düzenlemeyle ilgili sistemlerinin farklı çalıştığı düşünülüyor.

Neyin sebep olmadığı ise daha net: Kötü ebeveynlik, şeker, irade eksikliği ya da "şımarıklık" DEHB'ye yol açmaz. Yaşam koşulları belirtilerin ne kadar zorlayıcı yaşandığını etkileyebilir, ama DEHB'yi bir alışkanlığa ya da bir yetiştirme hatasına indirgemek doğru değil.

Yetişkinlerde DEHB nedir, çocuklukta görülenden farkı ne?

DEHB denince çoğumuzun aklına sınıfta yerinde duramayan bir çocuk gelir. Oysa DEHB çocuklukta başlar ama orada kalmak zorunda değildir. Birçok insanda belirtiler yetişkinlikte de sürer; yalnızca biçim değiştirir.

Çocukken sıranın üstüne çıkan hareketlilik, yetişkinlikte çoğu zaman içe döner. Bacağını sallamak, toplantıda kalemle oynamak, aynı anda on sekme açık tutmak, bir türlü "boş" oturamamak gibi. Dürtüsellik de değişir: Sırasını bekleyemeyen çocuk, yetişkinlikte düşünmeden "evet" diyen, karşısındakinin cümlesi bitmeden lafa giren ya da ani kararlar veren birine dönüşebilir.

Bir de şu var: Yetişkin hayatı, DEHB'yi görünür kılan bir sınav gibi. Çocukken okul zili, ev düzeni ve başkalarının hatırlatmaları bir tür dış iskelet görevi görür. Yetişkinlikte bu iskelet çekilir; faturalar, randevular, iş teslimleri ve ev işleri tamamen senin omzuna biner. Pek çok insan DEHB'sini tam da bu dönemde fark eder.

Günlük hayatta DEHB nasıl görünür?

Kitaplardaki maddeler bir yere kadar yardımcı oluyor. Ama asıl tanıdık gelen, gündelik sahneler. Kendi hayatımdan ve DEHB'li insanlarla yaptığım konuşmalardan sık duyduğum örnekleri alanlara ayırarak anlatayım.

Dikkat ve odak

Dikkat meselesi, DEHB'nin en çok bilinen ama en az anlaşılan kısmı. Benim dikkatim çoğu zaman yok değil; sadece başıboş. Kitap okurken aynı paragrafı üç kez okuyup hiçbir şey hatırlamadığım olur. Ama ilgimi çeken bir şeye daldığımda yemek yemeyi unutacak kadar kaybolabilirim. Bu yüzden DEHB'yi dikkatin azlığından çok, dikkatin yönetimiyle ilgili bir zorluk olarak düşünüyorum.

Zaman ve planlama

Benim için en belirgin alan burası. "On dakika sonra çıkarım" dediğimde aslında kafamda bir süre yok; sadece bir his var. Hazırlanmanın kaç adım sürdüğünü, yolun ne kadar tuttuğunu hesaba katmayı unutuyorum. Sonuç: Hep biraz geç, hep biraz telaşlı.

Uzak tarihli işler de benim için neredeyse görünmez. Teslime haftalar varken iş yokmuş gibi, son iki gün ise tüm hayatımmış gibi davranıyorum. Bu sorumsuzluktan değil; zamanın bende eşit dağılmamasından kaynaklanıyor.

İşe başlamak ve bitirmek

Yapmam gereken şeyi bilmek ile ona başlamak arasında bazen koca bir uçurum oluyor. Bir e-posta yazmak beş dakikalık iş, ama ona başlamak bütün öğleden sonramı alabiliyor. Bir yandan kendime kızıp bir yandan başka şeylerle oyalandığım o gri bölge, DEHB'li pek çok insanın tanıdığı bir yer.

Bitirmek de ayrı bir hikâye. Bir işin heyecanlı kısmı geçtikten sonra geriye kalan sıkıcı son adımlar, benim için çoğu zaman en zor kısım oluyor. Masamda "neredeyse bitmiş" işlerden oluşan küçük bir mezarlık var.

Ev ve eşyalar

Anahtarlar, gözlükler, şarj aleti, az önce elimde olan kalem... Eşya kaybetmek DEHB'nin en görünür yüzlerinden biri. Benim için "görmediğim şey yok demektir" kuralı geçerli: Dolaba kaldırdığım şeyi unutuyorum, açıkta bıraktığımı ise dağınıklık olarak görüyorum. İkisi arasında bir denge bulmak uzun zamanımı aldı.

Ev işleri de çoğu zaman yarım kalıyor. Çamaşırı makineye atıyorum, makine bitiyor, ben başka bir odada bambaşka bir işe dalmış oluyorum.

İş ve sorumluluklar

İş hayatında DEHB, sıkıcı ama gerekli işlerde kendini gösteriyor: form doldurmak, rapor yazmak, düzenli takip gerektiren şeyler. İlgimi çeken bir konuda ise saatlerce çalışabiliyorum. Dışarıdan bu tutarsızlık "istediği zaman yapıyor" diye okunuyor. İçeriden ise ilgi, motorun çalışıp çalışmamasını belirleyen bir anahtar gibi hissettiriyor.

Toplantılarda zihnin kayması, bir görevi yaparken aklına gelen başka bir görevin peşine düşmek ve aynı anda çok fazla şeye "evet" demek de bu tabloya dahil.

İlişkiler ve sosyal hayat

DEHB yalnızca bireysel bir mesele değil; ilişkilere de yansıyor. Mesajlara geç dönmek, önemli günleri unutmak, konuşurken lafı bölmek ya da karşımdaki anlatırken aklımın başka yere gitmesi... Bunların hiçbiri "umursamamak" demek değil, ama karşı taraf öyle hissedebiliyor. Bu yüzden DEHB'yi yakınlarıma anlatmak benim için önemli bir adım oldu.

İçeride olanlar

Dışarıdan görünmeyen bir taraf da var: zihnin hiç susmaması, aynı anda birden çok düşüncenin yarışması, boş kaldığında huzursuzlanmak, bazı günlerin rahat bazı günlerin çok zor geçmesi. Sürekli bir yorgunluk hissi, gürültüde ya da kalabalıkta çabuk dolmak da DEHB'li pek çok insanın anlattığı şeyler arasında.

Neden bu kadar geç fark ediliyor?

Birçok yetişkin DEHB'sini geç fark ediyor. Bunun birkaç olası sebebi var:

  1. Belirtiler sessiz olabilir. Özellikle dikkat eksikliği ağırlıklı görünümde sınıfı karıştıran bir hareketlilik yoktur; sadece hayallere dalıp giden bir çocuk vardır.
  2. Çaba açıkları kapatabilir. Bazı insanlar belirli bir döneme kadar zekâlarıyla, kaygılarıyla ya da aşırı çabalarıyla açıkları kapatır. Sorumluluklar arttığında bu denge bozulur.
  3. Etiketler araya girer. "Dağınık", "dalgın", "çok konuşkan", "sorumsuz" gibi sıfatlar, altta yatan durumu gölgeler.
  4. Başka durumlarla karışabilir. Kaygı, depresyon ya da uyku sorunları DEHB ile birlikte görülebilir ya da onu gölgeleyebilir.

Benim için de durum buna benziyordu: Zorlandığım şeyleri uzun süre kişilik özelliği sandım. "Ben böyleyim" cümlesi hem koruyucu hem de kapatıcıydı; bir yandan kendimi kabul ediyormuş gibi hissettiriyor, bir yandan da daha fazlasını sormamı engelliyordu.

Bu maddeleri okuyup "benim hikâyem bu" diyebilirsin. Ama burada ince bir çizgi var: Kendini bir yazıda tanımak, tanı almak demek değil. Benzer görünen pek çok durum var ve bunları birbirinden ayırmak bir uzmanın işi.

DEHB ne değildir?

Yetişkin DEHB'si etrafında o kadar çok yanlış inanç var ki onları kısaca bir araya toplamak istiyorum:

  • Tembellik değildir. Başlayamamak, istememekle aynı şey değil.
  • Zekâ ile ilgili değildir. DEHB her zekâ düzeyinde görülebilir.
  • Kötü yetiştirilmenin sonucu değildir. Nörogelişimsel bir durumdur; ailede benzer özellikler görülebilir.
  • Sadece çocuklara özgü değildir. Birçok insanda yetişkinlikte de sürer.
  • "Herkeste biraz var" türünden bir şey değildir. Herkes zaman zaman dalgınlaşır; DEHB'de ise bu durum süreklidir ve hayatın birçok alanını zorlar.
  • Bir süper güç de değildir. Bazı alanlarda farklı bir bakış getirebilir, ama onu romantize etmek yaşanan zorlukları görünmez kılar.

Bu başlıkların her birini ayrı yazılarda daha ayrıntılı anlatıyorum. Burada yalnızca şunu vurgulamak istiyorum: DEHB'yi doğru anlamak, kendine yönelttiğin sert cümleleri yumuşatmanın ilk adımı olabilir.

Kendini bu satırlarda gördüysen ne yapabilirsin?

Belki bu yazıyı okurken içinde bir şey kıpırdadı. O hissi küçümseme ama aceleyle bir sonuca da varma. Benim önerebileceğim adımlar şunlar:

  1. Gözlemlerini not al. Zorlandığın durumları, ne zaman ve nerede ortaya çıktıklarını yazmak, bir uzmanla konuşurken çok işine yarar.
  2. Çocukluğunu düşün. DEHB çocuklukta başlar; okul yıllarına dair hatırladıkların ya da sana sık söylenen cümleler değerli ipuçları olabilir.
  3. Bir psikiyatriste başvur. Yetişkinlerde DEHB tanısını psikiyatrist koyar. İnternetteki testler fikir verebilir ama tanı yerine geçmez.
  4. Kendine karşı nazik ol. Tanı alsan da almasan da yaşadığın zorluklar gerçek. Onlara "tembellik" demeyi bırakmak bile bir başlangıç.

Tanı süreci kendi başına geniş bir konu; onu ayrı bir rehberde ele alıyorum. Bu arada günlük hayatı biraz kolaylaştıran küçük düzenlemeler yapmak da mümkün. Benim için en çok işe yarayanlardan biri, yalnız çalışmak yerine başka birinin varlığında çalışmak oldu; MASA'yı da biraz bu ihtiyaçtan yola çıkarak geliştirdim.

Kendime not

DEHB'yi öğrenmek, bana kendimi tamir edilmesi gereken bir arıza gibi değil, anlaşılması gereken bir sistem gibi görmeyi öğretti. Hâlâ anahtarlarımı kaybediyorum, hâlâ bazı sabahlar başlayamıyorum. Ama artık bunların bir açıklaması olduğunu biliyorum ve bu bilgi, kendime kızmak yerine çözüm aramaya yer açıyor.

Sen de bu yolun başındaysan acele etme. Okumak, gözlemlemek, bir uzmanla konuşmak... Küçük ama sağlam adımlar bunlar. Ve hangisini atarsan at, bunu kendini suçlamadan yapabilirsin.

Sık sorulanlar

Yetişkinlerde DEHB nedir, çocuk DEHB'sinden farkı var mı?

DEHB çocuklukta başlayan nörogelişimsel bir durumdur ve birçok insanda yetişkinlikte de sürer. Yetişkinlerde hareketlilik çoğu zaman içe döner; zaman yönetimi, işe başlamak ve dikkati yönlendirmek daha belirgin zorluklar hâline gelir.

Yetişkinlikte DEHB sonradan ortaya çıkar mı?

DEHB'de belirtilerin çocuklukta başlamış olması beklenir. Ancak birçok insan bunu yetişkinlikte, sorumluluklar arttığında fark eder. Bu konuyu değerlendirmek ve tanı koymak bir psikiyatristin işidir.

Yetişkin DEHB'si için kime başvurmalıyım?

Yetişkinlerde DEHB tanısını psikiyatrist koyar. İnternetteki testler fikir verebilir ama tanı yerine geçmez; gözlemlerini not alıp bir psikiyatristle konuşmak en sağlıklı başlangıçtır.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir