Yerimde duramıyorum: DEHB'de yüksek enerjiyi yönlendirmek

Yerimde duramıyorum hissi seni de yoruyor mu? DEHB'de yüksek enerjinin iyi yanlarını, bedelini ve onu bastırmadan yönlendirme yollarımı anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bacağım sallanıyor. Şu an, bu cümleyi yazarken bile. Elimdeki kalemi çeviriyorum, sandalyede üçüncü kez pozisyon değiştiriyorum ve kalkıp mutfağa gitmek için bir bahane arıyorum. Bunu uzun süre kötü bir alışkanlık sandım. Sonra anladım ki bu, bedenimin dünyayla konuşma biçimi.

“Yerimde duramıyorum” cümlesini çok kurdum. Bazen bir şikâyet olarak, bazen bir özür olarak. Bu yazıda DEHB'deki yüksek enerjiyi hem iyi hem zor yanlarıyla anlatmak, ve onu bastırmak yerine nasıl yönlendirmeye çalıştığımı paylaşmak istiyorum.

Kısaca: DEHB'li birçok yetişkin, yerinde duramama hissini dışarıdan görünen bir koşturmaktan çok bir iç huzursuzluk olarak yaşar. Bu enerji doğru yöne aktığında başlama gücü, canlılık ve hareket getirir. Bastırmak yerine ona çıkış yolları açmak, hem bedeni hem zihni rahatlatabilir.

“Yerimde duramıyorum” hissi DEHB ile nasıl ilişkili?

DEHB denince çoğu insanın aklına sınıfta duramayan, sürekli koşan çocuklar geliyor. Yetişkinlikte ise bu tablo çoğu zaman değişiyor. Hiperaktivite içe dönebiliyor: dışarıdan sakin görünürken içeride bir motor çalışıyor gibi. Sürekli bir şeyler yapma isteği, uzun süre oturmanın verdiği gerginlik, düşüncelerin hızla birbirini kovalaması.

Benim deneyimim de buna yakın. Bir toplantıda, bir bekleme odasında ya da uzun bir yolculukta en zorlandığım şey sıkılmak değil, hareketsiz kalmak. Bedenim bir yere gitmek istiyor, ben onu tutmaya çalışıyorum ve bu çaba enerjimin büyük kısmını yiyor.

Şunu da söylemem gerek: yerinde duramamak tek başına DEHB anlamına gelmiyor. Kaygı, stres, uykusuzluk ve başka pek çok neden de benzer bir huzursuzluk yaratabilir. Eğer bu his hayatını zorluyorsa, nedenini anlamak için bir doktor ya da psikiyatristle konuşmak en sağlıklısı.

Yüksek enerjinin iyi yanları

Bu enerji her zaman yük değil. Doğru yöne aktığında bana çok şey kazandırdığını görüyorum.

  • Başlama gücü. Başkalarının “sonra yaparız” dediği bir işe ilk adımı atan kişi çoğu zaman ben oluyorum. O ilk itki, enerjimden geliyor.
  • Ortama canlılık katmak. Durgun bir sohbete, sıkıcı bir plana hareket getirebiliyorum.
  • Fiziksel işlerde rahatlık. Taşınmak, toparlanmak, ayakta yapılan işler bana masa başı işlerden çoğu zaman daha kolay geliyor.
  • Hızlı tempo. Kısa sürede çok şey yapılması gereken anlarda, ben zaten o hızda yaşıyor gibiyim.
  • Hareketle düşünmek. Yürürken ya da bir şeyle uğraşırken zihnim çok daha açık çalışıyor.

Bu özellikleri fark etmek, kendimi sadece “huzursuz biri” olarak görmekten çıkmamı sağladı. Enerjimin bir yönü olabildiğini anlamak, onu bir kusur olarak taşımaktan çok daha iyi hissettirdi.

Enerji yanlış yöne aktığında

Ama aynı enerji bazen her şeyi zorlaştırıyor. Kendimde fark ettiğim bazı durumlar şunlar.

Konuşmalarda karşımdakinin sözünü kesebiliyorum. Kötü niyetten değil; düşüncem o kadar hızlı geliyor ki beklersem kaybolacakmış gibi hissediyorum. Sonra fark edip özür diliyorum. Bu döngü bazen ilişkilerimi yoruyor.

Ayrıca yüksek enerjim çevremdekileri yorabiliyor. Herkes dinlenmek isterken benim aklım bir sonraki plana koşuyor. Ya da sürekli kıpırdanmam, yanımdakinin dikkatini dağıtıyor.

Bir de kendi bedenime yüklenmem var. Enerjimin yüksek olduğu günlerde her şeye evet diyorum, durmadan iş üstüne iş yığıyorum. Sonra beklemediğim bir anda pil bitiyor.

Enerji her zaman yüksek değil

Bu belki de en az konuşulan kısım. DEHB'li birçok kişi gibi ben de enerjimi sabit bir çizgi olarak değil, dalgalar hâlinde yaşıyorum. Bazı günler yerimde duramıyorum, bazı günler kanepeden kalkamıyorum. Dışarıdan bakan biri yalnızca yüksek enerjili günlerimi görüp “sende enerji hiç bitmiyor” diyebiliyor. Oysa bitiyor, hem de sert bir şekilde.

Bu dalgaları tanımak, kendime daha adil davranmamı sağladı. Düşük enerjili bir günde kendimi yüksek enerjili hâlimle kıyaslamıyorum artık. İkisi de benim.

Enerjiyi bastırmadan yönlendirmek: denediğim yollar

Bir dönem enerjimi bastırmaya çalıştım. Oturup sakin durmaya, kıpırdamamaya, “normal” görünmeye. Bu çaba beni daha da yordu. Şimdi ona yön vermeye çalışıyorum. Bende bazen işe yarayanlar şunlar:

  1. Hareketli molalar. Uzun bir oturumun ortasında beş dakika kalkıp yürümek, merdiven inip çıkmak ya da biraz esneme yapmak, sonrasında daha uzun süre oturabilmemi sağlıyor.
  2. Ayakta çalışmak. Bazı işleri ayakta yapmak, bedenimin sürekli bir yere gitme isteğini biraz yatıştırıyor.
  3. Elleri meşgul etmek. Toplantılarda ya da dinlerken elimde küçük bir nesne tutmak, karalama yapmak, dikkatimi dağıtmıyor; tam tersine toparlıyor.
  4. Düzenli fiziksel hareket. Benim için yürüyüş en erişilebilir olanı. Hareket ettiğim günlerde iç huzursuzluğum belirgin biçimde azalıyor.
  5. Günü enerji dalgalarına göre planlamak. Enerjimin yüksek olduğu saatlere aktif ya da zor işleri, düşük olduğu saatlere hafif işleri koymaya çalışıyorum.
  6. Sesli düşünmek. Bir şeyi kafamda çözemediğimde yürürken kendi kendime konuşmak ya da bir sesli not almak, enerjiyi düşünceye çeviriyor.

Bunların hiçbiri enerjimi “düzeltmiyor”. Ama onunla kavga etmek yerine birlikte çalışmamı sağlıyor.

Akşam enerjisi ve uyku

Enerjimin en tuhaf yanlarından biri, bazen tam da yatma saatinde yükselmesi. Gün boyu dağınık ve yorgun hissedip gece on bir olunca birden canlanabiliyorum. Kafamda planlar, yapılacaklar, yeni fikirler dönmeye başlıyor. Bu da uykuya geçişi zorlaştırıyor ve ertesi gün daha da yorgun uyanmama neden oluyor.

Bu döngüyü tamamen kıramadım ama biraz yumuşattım. Akşamları ekranları erkenden kapatmaya, yatmadan önce kafamdaki her şeyi bir kâğıda dökmeye ve gün içinde mutlaka biraz hareket etmeye çalışıyorum. Gün içinde enerjisine çıkış bulamayan bir beden, geceleri kendi çıkışını arıyor gibi. Uyku sorunların uzun süredir devam ediyorsa, bunu mutlaka bir doktorla konuşmanı öneririm; çünkü uyku, enerjinin hem yakıtı hem de frenine dönüşebiliyor.

Utanmadan kıpırdamak

Belki de en büyük değişim, kıpırdamaktan utanmayı bırakmak oldu. Uzun süre bacağımı tutmaya, kalemi bırakmaya, oturduğum yerde donup kalmaya çalıştım. Bu çaba dışarıdan görünmüyordu ama içeride çok yer kaplıyordu.

Şimdi gerektiğinde “biraz yürüyerek konuşabilir miyiz?” diyebiliyorum. Ya da toplantıda “elimde bir şey tutarsam daha iyi dinliyorum” diye açıklama yapabiliyorum. Herkes anlamıyor, ama anlayanlarla ilişkim çok daha rahat. Ve en önemlisi, ben kendime daha az yükleniyorum.

Çevrendekilere bunu anlatırken savunmaya geçmek zorunda değilsin. Kısa ve sakin bir açıklama çoğu zaman yeterli oluyor: “Hareket edince daha iyi odaklanıyorum.” Bu cümle bir özür değil, bir bilgi. Karşındaki kişi bunu öğrendiğinde, senin kıpırdanmanı ilgisizlik ya da sabırsızlık olarak okumak yerine, dinlemenin bir parçası olarak görebilir.

Yerimden kalkmadan önce

Bu yazıyı bitirirken hâlâ bacağım sallanıyor. Ama artık bunu durdurmaya çalışmıyorum. Bedenimin hareket isteğini bir düşman gibi değil, ihtiyaç duyduğu şeyi söyleyen bir ses gibi duymaya çalışıyorum.

Senin enerjin de belki bugün tavanda, belki yerde. İkisi de sen. Yüksekse ona bir yol aç; düşükse kendini zorlama. Ve yerinde duramadığın bir anda kendine şunu hatırlat: hareket etmek bir kusur değil, sadece senin dilin.

Sık sorulanlar

Yetişkinlerde hiperaktivite nasıl görünür?

Yetişkinlerde hiperaktivite çoğu zaman koşturmaktan çok iç huzursuzluk, sürekli kıpırdanma, uzun süre oturmakta zorlanma ya da hızlı konuşma olarak yaşanabilir. Değerlendirmeyi bir psikiyatrist yapar.

Yerimde duramıyorum, bu kesin DEHB mi?

Hayır, huzursuzluğun kaygı, stres, uykusuzluk gibi pek çok nedeni olabilir. Bu his hayatını zorluyorsa nedenini anlamak için bir doktor ya da psikiyatristle görüşmek en doğrusu.

DEHB'deki yüksek enerji nasıl yönlendirilir?

Bastırmak yerine ona çıkış yolları açmak birçok kişiye iyi gelir: hareketli molalar, ayakta çalışmak, elleri meşgul tutmak ve günü enerji dalgalarına göre planlamak bunlardan bazıları.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir