Vize haftasını dağılmadan geçirmek: DEHB için bir plan

Vize haftası DEHB'de neden bu kadar yoğun hissettiriyor? Sınavlardan önce, sınav haftasında ve gün içinde dağılmamak için denediğim planı paylaşıyorum.

· · 5 dk okuma

Vize haftası takvimde bir hafta, zihinde bir mevsim. Haftanın başında hâlâ “nasılsa zamanım var” diyorum, ortasında “neden daha erken başlamadım” sorusuna sığınıyorum, sonunda ise artık yalnızca hayatta kalmaya çalışıyorum. Bunu birkaç dönem boyunca aynı sırayla yaşadım.

Sonra fark ettim ki vize haftasında yaşadığım şey, sınavların kendisinden çok planın yokluğuydu. Hazırlık aylar önce ya da günler önce yapılmadığında, vize haftası bir anda zamanı ve enerjiyi aynı anda yutan bir yer oluyor. Bu yazıda DEHB ile yaşayan biri olarak vize haftasını nasıl daha az dağılarak geçirmeye çalıştığımı anlatıyorum. Uzman değilim; yalnızca deneyimlerimi paylaşıyorum.

Kısaca: DEHB'de vize haftası zorlaşıyor çünkü zaman sıkışıyor, birden çok sınav üst üste biniyor ve uyku bozuluyor. Haftalar öncesinden geriye doğru plan yapmak, sınavlar arası boş günleri boş bırakmamak, her sınavdan sonra kapanış yapmak ve sınav sabahı için kısa bir hazırlık listesi tutmak bu yoğunluğu hafifletebilir.

Vize haftası neden DEHB'de ayrı bir sınav gibi?

Vize haftası boyunca birçok şey aynı anda zorlaşıyor. Sınavlar bir ya da iki gün arayla gelebiliyor; bir dersin konusuna odaklanırken diğerinin konusu aklımın bir köşesinde kaybolmaya başlıyor. Bir sınavdan çıktığımda hemen bir sonrakine geçmem gerekiyor, ama ben hâlâ az önceki sorular üzerinde dönüyorum.

Bir de zamanın hissedilmesi var. Takvime “vize salı” yazıldığında bunu biliyorum, ama hissetmiyorum. Hissetmeye başladığım an çoğu zaman bir gün önce oluyor ve o noktada her şey acil görünüyor. DEHB'de aciliyetin dikkati bir anda toparlaması bilindik bir şey; ama bu toparlanma yorucu ve sürdürülebilir değil.

Üstüne uyku düzeninin bozulması ekleniyor. Gece geç çalışıp sabah erken sınava girmek, sınav haftasının sessiz bedeli. Uyku sorunların sınav haftası dışında da sürüyorsa bunu bir doktorla konuşmakta fayda var.

Vizeden iki hafta önce yaptıklarım

En çok işe yarayan hazırlık, sınav haftası başlamadan yapılan küçük işler oldu. Hepsi büyük değil, ama toplamı gerçekten fark yaratıyor:

  1. Sınav takvimini tek yere yazmak. Hangi gün, saat kaçta, hangi derslik.
  2. Her ders için konu listesi çıkarmak. Hocadan ya da izlenceden gelen konuları tek sayfaya yazmak; “neyi çalışmam gerekiyor?” sorusunu görünür kılmak.
  3. Konuları günlere dağıtmak. Sınav gününden geriye doğru: son gün tekrar, bir önceki gün zor konular, ondan önceki günler ilk geçiş.
  4. İlk çalışma oturumunu küçük tutmak. Başlamak için bir saat ve tek bir konu. İlk gün büyük hedef koyarsam hiç başlayamıyordum.
  5. Eksikleri erkenden fark etmek. Notların eksik olduğu ders varsa, ödünç not ya da slayt istemek için vize haftasını beklememek.

Ders başına tek sayfalık bir “ne bilmeliyim?” kâğıdı, bende hem kaygıyı hem dağınıklığı azalttı. Konuların yazılı olması, “belki bir şeyi unutuyorum” korkusunun bir kısmını kâğıda aktarıyor.

Vize haftasının içinde günü kurmak

Sınav haftasında günü üç bloğa bölmek bana iyi geldi: sabah, öğleden sonra, akşam. Her blok için tek bir iş yazmak yeterliydi. Örnek bir gün şöyle olabilir:

  • Sabah: En zor dersin konu tekrarı, kırk beş dakika çalışma, on beş dakika ara.
  • Öğleden sonra: Sınav varsa sınav; yoksa ikinci dersin soru çözümü.
  • Akşam: Hafif bir tekrar, ertesi gün için çantayı hazırlamak ve uykuya zaman bırakmak.

Yalnız çalışmak zor geldiğinde, birlikte çalışmak bana iyi gelen bir şey. MASA'daki Vize Haftası odası gibi, kimsenin konuşmak zorunda olmadığı ama başkalarının da çalıştığını bilmenin yeterli olduğu bir ortam, bazı günler başlamamı kolaylaştırdı.

Yemek ve su da plana girmeli. Sınav haftasında “yemek yemeyi unuttum” cümlesini fazla sık kurdum. Öğle yemeğini bir blok olarak saymak, akşama kadar aç ve dağınık dolaşmama engel oldu.

Sınavlar arasındaki boş günler

Vize haftasının en tehlikeli günleri, aslında sınavsız günler. “Bugün sınav yok, rahatım” duygusu sabaha kadar uzayabiliyor ve akşam olduğunda hiçbir şey yapmamış oluyorum. Sonra yarının sınavı için gece geç çalışmaya başlıyorum.

Bu günleri kurtarmak için kısa bir başlangıç saati belirledim: Sabah dokuzda ya da on birde, ne olursa olsun, tek bir konu. Bitiş saati de belirliydi. Başlangıcı ve bitişi olan bir gün, açık uçlu bir günden çok daha kolay yönetiliyor. Eğer o saatte başlayamazsam, kendime “yirmi dakika, sadece bu” diyorum. Yirmi dakikanın sonunda devam edip etmemek ayrı bir karar.

Boş günlere bir de dinlenme bloğu eklemek, planı sürdürülebilir kıldı. Gün içinde dışarı çıkmak, kısa bir yürüyüş ya da bir arkadaşla yemek bile, zihni yeniden açıyor. Sınav haftası bir koşu değil, bir maraton. Dinlenmeden ilerlemeye çalışan biri, haftanın ikinci yarısında çökebiliyor.

Sınav gününün sabahı

Sınav sabahı karar vermemek için bir kontrol listesi kullanıyorum. Kısa ve basit:

  • Sınavda gerekli belgeler yanımda mı? Hangi belgenin gerektiği sınava göre değişebiliyor; bunu önceden kontrol etmekte fayda var.
  • Kalem, silgi, su, gerekiyorsa hesap makinesi.
  • Derslik ve saat kontrolü; yola çıkış saatim.
  • Hafif bir kahvaltı; mümkünse yürüyerek ya da erken çıkarak sakin bir giriş.

Sınav öncesi son dakikalarda yeni bir şey öğrenmeye çalışmamak da öğrendiğim bir ders. O anda notlara bakarken kaygı büyüyor ve bilmediğim yerleri sayıyorum. Bunun yerine bildiğim üç şeyi aklımdan geçirmek daha iyi geliyor.

Sınav sırasında panik geldiğinde, birkaç yavaş nefesle başlayıp en kolay görünen soruya geçiyorum. Zamanı sorulara kabaca bölmek de dağılmayı azaltıyor. Panik sık tekrarlanıyorsa üniversitenin psikolojik danışma merkezine ya da bir uzmana danışmak iyi bir adım.

Her sınavdan sonra küçük bir kapanış

Vize haftasının en az konuşulan zorluğu, bir sınavdan diğerine geçiş. Sınavdan çıktığımda zihnim hâlâ sorularda, “şunu şöyle mi yazmalıydım” düşüncesinde dönüyor. Aynı anda ertesi günün konusuna geçmem gerekiyor. Bu iki işi birden yaptığımda ikisi de eksik kalıyordu.

Bu yüzden her sınavdan sonra beş dakikalık bir kapanış ritüeli kurdum:

  1. Kısa bir yürüyüş ya da su içmek; sınav binasından fiziksel olarak uzaklaşmak.
  2. Sınavı bir cümleyle kapatmak: “Bitti, yapabildiğimi yaptım.” İnandırıcı olması gerekmiyor, yalnızca bir nokta koymak yetiyor.
  3. Sorular üzerine arkadaşlarla uzun uzun konuşmamak. Cevapları karşılaştırmak, bir sonraki sınavın enerjisini yiyor.
  4. Sonraki sınav için ilk adımı küçük bir iş olarak seçmek.

Bu ritüel bir sınavın etkisini silmedi; ama ertesi güne taşan yükü azalttı. Bazı günler yapamadım, o günlerde ertesi sabah kendimi daha yorgun buldum. Fark ettim ki kapanış, yalnızca bir alışkanlık değil, bir nefes alma izni.

Kendime not

Sınav haftasından sonra yaptığım en önemli iş, bir sonraki dönem için kendime üç cümle yazmak: Ne işe yaradı? Neyi yarım bıraktım? Bir dahaki sefere neyi değiştireceğim? Bu üç cümle, ertesi dönemin vize planının ilk taslağı oluyor.

Vize haftası kusursuz geçmeyecek. Bir sınavın ardından kötü hissedeceğin, bir günü boşa harcayacağın anlar olacak. Ama planın küçük bir iskeleti varsa, o günlerden sonra da bir sonraki sınava dönebilirsin. Yeter ki plan senin enerjine göre kurulmuş olsun.

Sık sorulanlar

Vize haftasında DEHB'li biri nasıl plan yapmalı?

Sınav takvimini önceden yazıp çalışmayı geriye doğru, küçük bloklara bölmek işe yarayabilir. Sınavlar arasındaki boş günleri de plana dahil etmek ve uykuyu, yemeği planın bir parçası saymak, hafta içi çöküşü azaltabilir.

Sınavlar arasındaki boş günlerde nasıl motive olmalıyım?

Boş gün çoğu zaman 'yarın başlarım' tuzağı olabiliyor. O güne kısa bir başlangıç saati, tek bir konu ve bitiş saati koymak, günü açık uçlu bırakmaktan daha kolay yönetilebilir.

Sınav sırasında panik yaparsam ne yapabilirim?

Kısa bir nefes molası verip önce en kolay gördüğün soruya geçmek ve zamanı sorulara kabaca bölmek yardımcı olabilir. Panik sık tekrarlanıyorsa bunu üniversitenin psikolojik danışma merkezi ya da bir uzmanla konuşmak değerli olabilir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir