Dönem sonu yaklaşırken içimden en çok şu cümleyi duyuyorum: “Bu sefer farklı olacak.” Dönemin başında kurduğum planlar hep aynı hayali taşırdı: Ödevlerin zamanında teslim edildiği, notların düzenli tutulduğu bir dönem. Sonra dönem ilerlerdi ve final haftası geldiğinde kendimi yine aynı yerde bulurdum: Biriken konular, yaklaşan projeler ve takvimde artık çok net görünen tarihler.
Final dönemi, vizeden farklı bir şey. Vize bir parçayı ölçer; final çoğu zaman bütün bir dönemi toplar. DEHB ile yaşayan biri için bu, hem daha büyük hem daha dağınık bir iş. Bu yazıda finali nasıl daha az yıpranarak karşılamaya çalıştığımı anlatıyorum. Uzman değilim; burada anlattıklarım kendi denemelerim ve gözlemlerim.
Kısaca: Final dönemi DEHB'de zorlaşıyor çünkü kapsam geniş, birikmiş eksikler ortaya çıkıyor ve ödev ya da projeler aynı haftalara yığılıyor. Dönemin son haftalarında her dersteki durumu dürüstçe gözden geçirmek, finalleri tarih ve zorluğa göre sıralamak ve eksikleri küçük parçalara bölmek planı hafifletebilir.
Final dönemi neden vizeden farklı hissettiriyor?
Birkaç şey birden değişiyor. Önce kapsam: Bir ya da iki ünitenin yerine koca bir dönemin konuları var. Neyi bilip neyi bilmediğimi görmek bile zor oluyor.
Sonra yığılma. Final haftası yaklaşırken ödevlerin, projelerin ve sunumların teslim tarihleri aynı haftalara sıkışıyor. Dönem başında dağınık görünen tarihler, sonunda üst üste biniyor. Bu yığılma, DEHB'de acil olmayan her şeyi aynı anda acil yapma etkisi yaratıyor.
Bir de yorgunluk. Dönemin sonuna geldiğimde enerjim çoğu zaman en düşük hâlinde oluyor. Vize haftasında hâlâ taze olan motivasyonum, finalde yerini “artık bitse” duygusuna bırakıyor. Bu duygu normal; ama planlamayı gerçekten zorlaştırıyor.
Ve bir de “sonu yok” hissi var: Final bittiğinde ne olacağını bilmediğim bir boşluğa doğru çalışıyormuş gibi oluyorum. Bu yüzden finalin bitişini önceden gözümde canlandırmak, bir iki küçük planla ona bağlamak (örneğin finalden sonraki ilk gün için bir şey) bana motivasyon verdi.
Dönemin son haftalarında bir envanter çıkarmak
Finallerden birkaç hafta önce, çalışmaya başlamadan önce yaptığım ilk şey bir envanter. Her ders için şu üç soruyu cevaplıyorum:
- Bu derste şu an neredeyim? Konuların ne kadarını biliyorum?
- Eksik olan ne? Belirli bir konu mu, ödev mi, yoksa tüm ders mi?
- Bu dersin finali ne zaman, notta ne kadar ağırlığı var?
Cevaplara göre dersleri üç gruba ayırıyorum:
- Rahat olduklarım: Sadece tekrar gerekiyor.
- Eksiği olanlar: Belirli konuları kapatmam lazım.
- Ciddi eksiği olanlar: Önce bir kurtarma planına ihtiyacım var.
Bu liste iki şeyi sağlıyor. Birincisi, kaygının belirsiz kısmını görünür kılıyor; “her şey berbat” duygusu, “şu üç ders için çalışmam gerek” bilgisine dönüşüyor. İkincisi, enerjimi nereye vereceğimi seçtiriyor. Hepsine aynı çabayı vermek mümkün olmadığı için bu ayrım kaçınılmaz.
Finalleri sıralamak: önce hangisi?
Sıralama için üç ölçüt kullanıyorum: Tarih, ağırlık ve zorluk. Tarihi en yakın final doğal olarak öne geçiyor. Ama tarihi yakın ama rahat olduğum bir ders, tarihi uzak ama ciddi eksiği olan bir dersin önüne geçmemeli. Bu yüzden ikisini birlikte tartıyorum.
Bir de “çıpa ders” fikri var: Bütün finaller arasında beni en çok zorlayanı belirleyip ona önceden zaman ayırıyorum. Son haftaya kalırsa en büyük çöküş orada yaşanıyor çünkü. Çıpa dersi dönem sonundan iki ya da üç hafta önce başlayıp küçük parçalara bölmek, bana büyük bir rahatlık sağladı.
Günlük plan için ise sade bir şey: Her güne en fazla iki ders. Üçüncüyü eklediğimde ikisi birden kalitesini kaybediyor.
Eksik konuları kapatmak
Biriken eksikleri kapatmak, ders çalışmaktan farklı bir iş; daha çok onarım gibi. Benim için işe yarayan adımlar:
- Eksik konuyu bir cümleyle yazmak: “Şu üniteyi hiç çalışmadım.” Bu cümle, belirsiz kaygıyı somut bir görev yapıyor.
- İlk geçişte her şeyi anlamaya çalışmamak; önce konuyu baştan sona okuyup yalnızca ana fikri yakalamak.
- İkinci geçişte soru çözmek ya da özet çıkarmak.
- Takıldığım yerlerde hocaya ya da asistana yazmak, gerekirse ofis saatine gitmek. Dönem sonunda hocalara ulaşmak zorlaşabiliyor; erken yazmak avantaj.
- Mümkünse bir arkadaşla ya da kalabalık bir ortamda çalışmak. Eksik kapatmak yalnız yapıldığında hızla ağırlaşabiliyor.
Bu sürecin ortasında “keşke daha erken başlasaydım” duygusu geliyor. O duyguya çok vakit ayırmamayı öğrenmeye çalışıyorum. Pişmanlık, çalışma saatinden çalıyor.
Hepsine yetişemeyeceğini fark edersen
Bazı dönemlerde envanteri çıkardığımda hesap tutmuyordu: Zaman, eksik ve enerji bir arada yetmiyordu. O anda yaptığım en yararlı şey, her derse aynı hedefi koymaktan vazgeçmekti. Bir derste “iyi bir sonuç”, bir başkasında “geçecek kadar yeterli”, üçüncüsünde ise “ne kadar bilirsem o kadar” diyebiliyorum. Bu bir pes etmek değil, enerjiyi gerçeğe göre dağıtmak.
Böyle bir durumda tek başına karar vermemek de önemli. Akademik danışmanla durumu paylaşmak, hangi seçeneklerin var olduğunu öğrenmek (ders yükünü ayarlamak, ek sınav olanakları gibi) kararı daha sakin vermeni sağlayabilir. Seçenekler üniversiteye göre değiştiği için bu bilgiyi kendi kurumundan almak gerekiyor.
Final haftasının son kırk sekiz saati
Sınava yaklaştıkça yaptığım şeyi değiştiriyorum. Son kırk sekiz saatte yeni bir konu öğrenmeye çalışmıyorum; tekrar ve oturtma ağırlıklı çalışıyorum. Şu küçük kurallar işe yarıyor:
- Sınavdan önceki akşam, yeni konuya başlamamak.
- Uyku saatini planın bir parçası saymak; geç saatte çalışmayı kendime pazarlık konusu yapmamak.
- Çantayı, sınavda gerekli olan belgeleri ve sınav yerine nasıl gideceğimi önceden hazırlamak.
- Sınav sabahı sadece özet notlarıma bakmak; yeni bir konuya dalmamak.
Bu kurallar mükemmel değil; her dönem yapabildiğim kadarını yapıyorum. Ama yapabildiğim finallerde sınav sabahı kendimi daha sakin buluyorum.
Beklediğin gibi gitmezse
Bir finalden beklediğim sonucu alamadığım olabiliyor. Bu zor bir an. O an yazmak istediğim şey şu: Bir sınav sonucu, kim olduğun hakkında bir hüküm değil, o dönemin, o dersin ve o haftanın bir fotoğrafı.
Pratik olarak, ek sınav ya da bütünleme gibi seçeneklerin olup olmadığını ve kurallarını öğrenci işlerinden ya da akademik danışmandan öğrenmek gerekiyor. Bu kurallar üniversiteye, bölüme ve derse göre değişiyor; tahmin etmek yerine sormak en güvenilir yol. Danışmanla konuşmak ayrıca bir sonraki dönem için daha gerçekçi bir plan kurmana da yardımcı olabilir.
Kendime not
Final dönemini, kendimi kanıtlamak için değil, dönemi kapatmak için bir iş olarak görmeye çalışıyorum. Bu küçük bakış kayması, planın ağırlığını bir miktar azaltıyor.
Bu hafta takvimini aç, her final için tarihi ve bildiğin bir şeyi yaz. Sonra hangi dersin “çıpa ders” olduğuna karar ver. Gerisini sırayla çözebilirsin.