Tanımadığım insanlarla çalışmak neden rahatlatabilir?

Tanımadığım insanlarla çalışmak neden rahat gelebiliyor? Yabancılarla body doubling'in artılarını, sınırlarını ve küçük önlemleri deneyimimle anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Ekranda dört beş küçük kare. Birinin arkasında bir kitaplık, birinin arkasında boş bir duvar, biri hiç görünmüyor, sadece bir harf. Kimse bana “Nasılsın?” diye sormuyor, kimse bir şey beklemiyor. Ben de kimseye bir şey açıklamadan, bir saattir ertelediğim işe oturuyorum.

Tanımadığım insanlarla çalışmak, ilk duyduğumda bana biraz garip gelmişti. Zaten tanıdıklarla bile zorlanırken, yabancılar neden daha kolay olsun ki? Ama denedikçe fark ettim ki bazı günler yabancı bir yüzün sessiz varlığı, sevdiğim bir arkadaşın yanında çalışmaktan daha rahat.

Kısaca: Tanımadığım insanlarla çalışmak bazı DEHB'liler için rahatlatıcı olabilir, çünkü sohbet etme, iyi görünme ya da bir ilişkiyi yönetme yükü yok. Sessiz, kısa ve beklentisiz bir eşlik sunuyor. Ama herkese uymayabilir; kişisel bilgilerini korumak ve kendi rahatlık sınırını bilmek önemli.

Tanımadığım insanlarla çalışmak neden rahat gelebiliyor?

Bunun tek bir nedeni olduğunu sanmıyorum. Bende şu birkaç şey birleşiyor:

  • Sosyal bir ilişki yönetmiyorum. Karşımdaki kişiyi tanımıyorsam, ona karşı bir rol de oynamıyorum. Nasıl göründüğüm, neyi başardığım ya da başaramadığım konusunda bir imaj korumam gerekmiyor.
  • Sohbet beklentisi yok. Yabancılarla yapılan çalışma seanslarında çoğu zaman bir selamlaşma yetiyor. Kimse benden bir şey anlatmamı, bir şey sormamı beklemiyor.
  • Geçmiş yok. Arkadaşlarla bazen eski bir konuşma, yarım kalmış bir plan ya da bir kırgınlık araya girebiliyor. Yabancıyla bu yüklerden hiçbiri yok.
  • Dağınıklığım yargılanmıyor. Masamın ya da odamın hâli, kamera açıksa bile, tanımadığım biri için sadece bir arka plan.
  • Maskeyi bırakabiliyorum. Bu benim için belki en önemlisi. Toparlanmış, anlayışlı, toplumsal olarak “iyi” görünmem gerekmiyor.

Bu maddelerin ortak noktası şu: Eşlik ihtiyacım, sosyal performans gerektirmeden karşılanıyor. Sadece birinin orada olması, ve benim de orada olmam.

Bir de ince bir ayrıntı var: Yabancıların yanında “ilgisiz ama canlı” bir ortam oluşuyor. Kimse benimle ilgilenmiyor, ama ortamda hayat var. Klavye sesi, bir sayfanın çevrilişi, birinin su içmek için kalkışı. Bu, tamamen yalnız olmamakla tamamen sosyal olmamak arasındaki ince çizgiyi tam tutturuyor gibi geliyor bana.

Tanıdıklarla çalışmanın görünmeyen yükü

Yanlış anlaşılmasın, arkadaşlarla yan yana çalışmayı da seviyorum. Ama bazı günler tanıdık birinin yanındayken fark etmeden bir sürü ek iş yapıyorum:

  • Sessiz kalırsam kırılır mı diye düşünüyorum.
  • Sohbet uzayınca “şimdi çalışalım” demekte zorlanıyorum.
  • Seansı iptal edersem ya da yarıda bırakırsam onu hayal kırıklığına uğratırım diye kaygılanıyorum.
  • Karşımdaki iyi çalışıyorsa kendimi onunla kıyaslıyorum.

Bu yüklerin hepsi küçük. Ama DEHB'de bir de enerji ve sosyal yorgunluk meselesi var; bazı günler bu küçük yüklerin toplamı, işe başlamak için gereken enerjiyi tüketebiliyor. Yabancıyla çalışırken bu hesapların çoğu devreden çıkıyor.

Yabancıyla çalışmanın zorlukları

Bu biçim bana iyi geliyor diye herkes için de böyle olacağını söylemiyorum. Gördüğüm zorluklar şunlar:

  • Bağ kurulmuyor. Yabancının yanında çalışmak, bir arkadaşla yaşanan sıcaklığı vermiyor. Bazı günler tam da o sıcaklığa ihtiyacım oluyor.
  • Bağlayıcılık düşük. Kimse beni tanımadığı için, bir seansa katılmasam ya da erken ayrılsam kimse fark etmiyor. Bu özgürlük olabildiği gibi, işe yaramayan bir gevşeklik de olabiliyor.
  • Öngörülemezlik. Odada kim var, ne yapıyor, sessizlik mi var, bazen bilmek mümkün değil. Bazı seanslarda biri beklenmedik şekilde konuşabiliyor ya da bir şey paylaşabiliyor.
  • Kaygı artabilir. Sosyal kaygısı yüksek biri için tanımadık insanlar, tanıdıklardan daha zorlayıcı olabilir.

Bu zorluklardan biri sürekli seni geriyorsa, bu yönteme zorlanmak zorunda değilsin. Başka biçimler var: telefonda, kütüphanede, bir arkadaşın yanında.

İlk seferlerde ben de odaya girerken sınanıyormuşum gibi hissettim; sanki herkes bir şeyi doğru yapıyordu, ben ise ne yapacağımı bilmiyordum. Bu his birkaç seansta geçti. Çünkü kimse kimseyi izlemiyordu; herkes kendi işine bakıyordu. Bu keşif, aslında odanın bana sağladığı asıl rahatlığın kaynağı oldu.

Rahat kalmak için küçük önlemler

Yabancılarla çalışma, özellikle çevrim içi ortamlarda, birkaç küçük önlemi hak ediyor. Bu önlemler korkutmak için değil, rahat etmek için.

  1. Kişisel bilgini paylaşma. Tam adını, adresini, nerede çalıştığını ya da okuduğunu yazmak zorunda değilsin. Bir takma ad ya da sadece ilk ad yeterli.
  2. Kameranın arkanı nasıl gösterdiğine bak. Duvarındaki belgeler, ekrandaki sekmeler, pencereden görünen çevre bazen sandığından fazlasını söyleyebilir.
  3. Ekran paylaşımına dikkat et. Yalnızca gerçekten gerekliyse ve ne paylaştığından eminsen.
  4. Ortamın kurallarını oku. Sessiz mi, sohbetli mi? Kamera zorunlu mu? Önceden bilmek rahatlık sağlıyor.
  5. Rahatsız olursan hemen ayrıl. Hiçbir açıklama yapmana gerek yok. Odadan çıkmak her zaman bir seçenek.

Bu listeyi okuyunca “yabancılarla çalışmak risk gibi duruyor” diye düşünme. Çoğu seans sakin, sıkıcı ve sessiz geçiyor. Ama temel güvenlik refleksleri, burada da diğer çevrim içi ortamlarda olduğu kadar geçerli. MASA'yı geliştirirken de tanımadık insanların sessizce yan yana çalışma rahatlığını aklımda tuttum; yine de nerede çalışırsan çalış, kendi sınırlarını korumak sana kalıyor.

Yabancı mı, tanıdık mı? Kendime sorduğum sorular

Hangisini seçeceğime karar verirken kendime birkaç soru soruyorum:

  • Bugün sosyal enerjim ne kadar? Düşükse yabancı ya da sessiz biçim.
  • Bugün başkasının duygusunu taşımaya gücüm var mı? Yoksa yabancı.
  • Bugün sıcaklığa mı ihtiyacım var, yoksa sadece varlığa mı? Sıcaklık için tanıdık, varlık için yabancı.
  • Bu işi bitirmek benim için ne kadar kritik? Bağlayıcılık gerekiyorsa tanıdık biriyle planlı seans.

Bu sorulara verdiğim cevap her gün değişiyor. Bu yüzden iki seçeneği de elimde tutuyorum: haftanın bir bölümünde yabancılarla, bir bölümünde bir arkadaşla.

Utancı küçültmek: “Kimse beni bilmiyor”

Bir de şu var: Yabancıların arasında çalışmak, “yardım istemek” hissini hafifletiyor. Bir arkadaşıma “bugün çalışamıyorum, yanıma gelir misin?” demek bazen kendimi çaresiz hissettiriyor. Bir odaya sessizce girmek ise bu yükü taşımıyor. Kimseden bir şey istemiyorum, kimseye bir şey açıklamıyorum. Sadece oradayım.

Bu, sosyal yardımın yerini almıyor; yalnızca ilk adımı küçültüyor. Gün gelip bir arkadaşıma “yanımda çalışır mısın?” diyebilmek de bu küçük adımların birinin sonucu olabilir.

Elbette herkes için böyle işlemiyor. Bazı insanlar için tam tersi: tanıdık biri güven verirken, yabancılar gerginlik yaratıyor. Bu da son derece olağan. Önemli olan, bizim için doğru görünene değil, bedenimizin gerçekten rahat ettiği biçime yönelmek. Bu konuda elimizde kapsamlı bir araştırma yok; elimizdeki en iyi bilgi, kendi deneyimimiz.

Kendime not

Rahatlık bir hak. Tanıdıklarla da, tanımadıklarla da çalışabilirim; hangisinin o gün bana daha iyi geldiğini tartıyorum. Bu sorunun doğru bir cevabı yok, sadece bugünün cevabı var.

Bir sonraki sefer, işe başlamakta zorlandığın bir gün, kimseye bir şey söylemeden sessiz bir çalışma odasına katılmayı deneyebilirsin. Beş dakika sonra “bu bana göre değil” dersen çıkabilirsin; çıkış her zaman açık.

Sık sorulanlar

Tanımadığım insanlarla body doubling yapmak işe yarar mı?

Birçok DEHB'li bunu rahatlatıcı buluyor, çünkü sohbet ya da beklenti yok. Ama herkese uymayabilir; bu konuda yeterli araştırma yok, deneyip kendi tepkine bakmak en doğrusu.

Yabancılarla çevrim içi çalışırken nelere dikkat etmeliyim?

Kişisel bilgilerini (tam ad, adres, iş ya da okul bilgisi) paylaşmamak, kameranın arkanda neyi gösterdiğine bakmak ve rahatsız olursan odadan hemen çıkmak iyi bir başlangıç.

Yabancılarla çalışırken sosyal kaygım artarsa ne yapmalıyım?

Kamerayı kapatmak, sadece sessiz katılmak ya da başka bir biçim denemek mümkün. Kaygı gündelik hayatını sürekli zorluyorsa bir psikiyatriste ya da psikoloğa danışmak iyi olur.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir