Kendime son tarih koymak: gerçek tarihi bilerek yakına çekmek

Kendime son tarih koymak, gerçek tarihe sıkışmadan çalışmama yardım ediyor. İki ayrı tarih tutmayı, ne kadar yakına çektiğimi ve tuzaklarını anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Takvimimde bazı günler iki renkle işaretli. Kırmızı olan, işin gerçek son tarihi; dışarıdan gelen, benim değiştiremediğim tarih. Yeşil olan ise onun birkaç gün öncesi; benim koyduğum, yalnızca bana ait tarih.

Bu iki tarih sistemi, son dakikaya sıkışmadan çalışmama en çok yardım eden küçük yapılardan biri oldu. Bu yazıda kendime son tarih koymanın ne olduğunu, tarihi ne kadar yakına çektiğimi ve bu yöntemin nerede işlemediğini anlatıyorum.

Kısaca: Kendime son tarih koymak, gerçek tarihin yanına daha yakın bir "benim tarihim" eklemek demek. Tarihin işe yaraması için biraz gerçek hissettirmesi gerekiyor; kafadan uydurulan bir tarih çoğu zaman yeterli olmuyor. Kaçırırsam gerçek tarih yine orada duruyor; kişisel tarih ceza değil, bir tampon.

Kendime son tarih koymak ne demek?

Fikir basit: Bir iş için gerçek bir son tarihim var. Bunu değiştirmiyorum, takvimde olduğu gibi duruyor. Ama onun yanına ikinci bir tarih ekliyorum. Bu ikinci tarih gerçek tarihten önce, yani bana bir pay bırakacak kadar erken.

Ben "birinci tarih" ve "ikinci tarih" diye düşünmüyorum; kırmızı ve yeşil diyorum. Kırmızı, "bu tarihten sonra gerçek sonuç var" tarihi. Yeşil, "bu tarihe kadar bitirirsem rahat nefes alırım" tarihi. İki ayrı renk, ikisini zihnimde karıştırmamı engelliyor.

Yeşil tarihi koymak bir cezalandırma biçimi değil. Kendime ayırdığım bir tampon. Gerçek tarih ile benim tarihim arasındaki boşluk, hata yapmaya, yorgun olmaya, bir şeyin aksamasına ve bazen sadece dinlenmeye yarayan bir alan.

Gerçek tarih neden bana yetmiyor?

Uzak bir tarih, benim için çoğu zaman soyut kalıyor. Zamanı hissetmekte zorlandığım için "on gün var" cümlesi bende sıkışma yaratmıyor. Sıkışma, ancak son iki günde ortaya çıkıyor. O zaman da hem iş hem zaman hem baskı aynı anda üzerime çöküyor.

Bir başka sorun, gerçek tarihin bana tampon bırakmaması. Eğer işi gerçek tarihin son gününe bırakırsam, o gün küçücük bir aksaklık bile (internet gitti, hastalandım, bir şey çıktı) bütün işi tehlikeye atıyor. Bunu bildiğim hâlde yine de uzak tarihleri yakın hissedemiyorum.

Yeşil tarih, yakınlık hissini yapay olarak ama işe yarar şekilde yaratıyor. Yeşil tarihe "cuma" dediğimde, kafamda önümüzdeki beş gün gerçek bir süreye dönüşüyor; oysa gerçek tarihe on gün var. Bu küçük bir yanılsama, ama yararlı bir yanılsama.

Tarihi ne kadar yakına çekiyorum?

Bunun için bir formülüm yok, ama birkaç şey işe yaradı:

  1. İşin süresinin yarısı kadar erken. Eğer iş yaklaşık iki gün sürecekse, gerçek tarihten bir gün önce bitirmeyi hedefliyorum.
  2. En az iki gün tampon. Kısa işlerde bile gerçek tarihten iki gün önce yeşil tarihi koyuyorum.
  3. "Bitmiş" değil "ilk taslak". Yeşil tarihe kadar işi mükemmel bitirmem gerekmiyor; kullanılabilir bir ilk hâli olması yeterli. Bu, tarihin baskısını azaltıyor.
  4. Takvimdeki yoğun günlere göre. Gerçek tarihten önceki günlerde başka yükler varsa, yeşil tarihi onlardan önceye çekiyorum.

Örneğin bir rapor için gerçek tarih önümüzdeki pazartesiyse, yeşil tarihi geçen cumaya koyuyorum. Hafta sonu bir tampon gibi duruyor: Eğer cuma yetişmezse, hafta sonu hâlâ orada.

Birden fazla işim varsa bir şeye daha dikkat ediyorum: Yeşil tarihlerin hepsinin aynı güne denk gelmemesi. Üç işin yeşil tarihi cumaya düşerse, cuma günü kendi kendimle çatışmaya girerim ve aslında hiçbirini bitiremem. Bu yüzden yeşil tarihleri takvime dağıtıyorum: biri salıya, biri perşembeye, biri cumaya. Gerçek tarihler aynı haftada toplansa bile, kişisel tarihlerimin birbirine yer açması gerekiyor. Bu küçük düzenleme, yeşil tarihleri bir yük yığını olmaktan çıkarıp gerçek bir sıraya dönüştürüyor.

Kendi koyduğum tarih neden bazen işe yaramıyor?

Dürüst olmam gerekirse, yeşil tarih her zaman çalışmıyor. En büyük sebebi, onun sahte olduğunu bilmem. Gerçek bir sonucu yok. "Kaçırırsam ne olur?" sorusuna cevap "hiçbir şey" olunca, beynim o tarihi ciddiye almıyor.

Bu yüzden yeşil tarihe bir gerçeklik katmak gerekiyor. Benim denediğim yollar:

  • Tarihe gerçek bir sebep vermek. "Cuma günü başka işim var, o yüzden perşembe bitirmem lazım." Gerçek bir sebep, tarihi daha inandırıcı kılıyor.
  • Tarihin ardına bir şey koymak. Yeşil tarihten sonraki gün, keyif aldığım bir şey planlıyorum. Ya da boş bir gün bırakıyorum ve onu korumak istiyorum.
  • Tarihi birine söylemek. "Cuma ilk hâlini sana göndereceğim." Bir kişiye söylemek, tarihi benim zihnimden çıkarıp dış dünyaya yerleştiriyor.
  • Zamanı bir saat olarak ayırmak. "Perşembe öğleden sonra iki saat bu işe ayrıldı" diye takvime bir blok koymak.

Bunlardan birini ya da birkaçını birleştirince, yeşil tarih sahte olmaktan çıkıp ciddiye aldığım bir işaret hâline geliyor. Bazı günlerde bu, birlikte çalıştığım bir oturuma da bağlanıyor; MASA'da başkalarıyla aynı saatte çalışmak, yeşil tarihin gerçek bir randevuya dönüşmesinin yollarından biri oldu.

Yeşil tarihi kaçırdığımda

Yeşil tarih kaçıyor, bu kaçınılmaz. Bazen hasta oluyorum, bazen başka bir iş araya giriyor, bazen yalnızca yapamıyorum. İlk tepkim kendime kızmak oluyor: "Yine tarihi kaçırdım, hiçbir sistem çalışmıyor."

Ama sistem tam da bu durum için kurulmuş. Yeşil tarihi kaçırdığımda hâlâ kırmızı tarihe zamanım var. Yani tampon görevini yaptı. Eğer o tampon olmasaydı, bu aksaklık doğrudan bir krize dönüşürdü.

Bu yüzden kendime şunu hatırlatıyorum: "Yeşil tarih bir ceza değil, bir sigorta." Kaçırınca yapılacak şey, suçlanmak değil, yeni küçük bir adım belirlemek. "Peki, yarın ne yapabilirim?" Yeşil tarihi yeniden koymak da mümkün, ama bu kez daha gerçekçi bir yere.

Yeşil tarihi sürekli kaçırıyorsam, bu bir bilgi. Belki tarihi çok erken koydum, belki işi küçümsedim, belki o dönemde enerjim düşüktü. Bunları suçlamadan kaydetmek, bir sonraki tarihi daha iyi koymama yardım ediyor.

Bu yöntemin sınırları

Kendime son tarih koymak her işte işe yaramıyor. Gerçek son tarihi olmayan işlerde (örneğin bir hobi, uzun vadeli bir proje) kendi tarihim bütün ağırlığı taşımak zorunda kalıyor ve bu çok zor. Böyle işlerde başka yapılara ihtiyacım var.

Bir de son dakika aciliyetini seven bir tarafım var; o tarafa göre kırmızı tarihe yakın çalışmak daha canlı hissettiriyor. Yeşil tarih bu canlılığı vermiyor. Bunu kabul ediyorum: Yeşil tarih daha sakin, ama daha az heyecanlı.

Zaman ve son tarihlerle ilgili zorluklar işini, ilişkilerini ya da sağlığını belirgin biçimde etkiliyorsa, bunu bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak iyi bir adım olabilir.

Kendime not

Gerçek tarihi bilmek, ona uygun davranmama yetmiyor; ona yakın bir tarihe ihtiyacım var. Bunu bilmek bir zayıflık değil; kendi çalışma biçimimi tanımak. Takvime iki renk koymak, o tanımanın küçük bir somutlaşması.

Bugün denemek istersen, önündeki bir son tarihi seç. Onun iki gün önüne yeşil bir işaret koy ve yanına tek bir sebep yaz: Neden o güne kadar bitmesi gerek? Sebebi bulunca, tarih biraz daha gerçek hissedecek.

Sık sorulanlar

Kendime son tarih koymak DEHB'de işe yarar mı?

Bazı kişilerde yarar; özellikle uzak tarihlerin soyut kaldığı durumlarda daha yakın bir tarih işe başlamayı kolaylaştırabilir. Ama tarihin gerçek hissettirmesi önemli; yalnızca kafadan uydurulan bir tarih çoğu zaman yeterli olmaz.

Gerçek son tarihten ne kadar önceye kendi tarihimi koymalıyım?

Sabit bir kural yok. İşin süresine bağlı olarak gerçek tarihten birkaç gün ya da işin süresinin kabaca yarısı kadar önce bir tarih deneyebilirsin. Önemli olan, tarihin sana tampon bırakması.

Kendi koyduğum tarihi kaçırırsam ne yapmalıyım?

Kendini suçlamadan gerçek tarihin hâlâ orada olduğunu hatırlayıp yeni bir küçük adım belirlemek yeterli. Kişisel tarih bir ceza değil, bir güvenlik payıdır; kaçınca bile işlevinin büyük kısmını yerine getirmiş sayılır.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir