Bir çiftin ikisi de anahtarını unutuyor, ikisi de randevuyu karıştırıyor ve ikisi de “ben hatırlıyorum” diye düşünüyor. Dışarıdan bakınca komik bir sahne; içeriden bakınca bazen çok yorucu. Öte yandan aynı çift, birbirine hiç “nasıl unutursun” demiyor ve bu çok büyük bir rahatlık.
İki DEHB'li birinin bir arada olması, hem çok güzel hem çok zorlayıcı olabiliyor. Bu yazıda iki DEHB'li ilişkisini, bir uzman olarak değil DEHB'li biri olarak, kendi gözlemlerim ve çevremde dinlediğim hikâyeler üzerinden konuşacağım. Bu bir çift terapisi yazısı değil; sadece bir bakış.
Kısaca: İki DEHB'li bir arada olduğunda birbirini yargılamadan anlamak çok değerli, ama aynı zorlukları birlikte taşımak da yorucu olabilir. Ortak ve görünür sistemler, iş bölümünde güçlü yanlara bakmak ve zorlandığında dışarıdan destek istemek ilişkiyi hafifletir. Biri diğerinin “bakıcısı” olmamalı.
İki DEHB'li ilişkinin güzel yanları nelerdir?
Başlangıçta iyi tarafı konuşmak istiyorum, çünkü gerçekten var.
Yargılanmamak. “Yine mi unuttun” cümlesinin gelmediği bir ev ya da ilişki, DEHB'li biri için büyük bir nefes. Karşındaki kişi, bir şeyi neden yarım bıraktığını ya da neden mesajlara geç döndüğünü zaten içeriden biliyor.
Ortak mizah. Birlikte yaşanan tuhaf anlara gülebilmek, kendi hatalarını hafifletiyor. Kahve makinesini buzdolabına koymak gibi sahneler, birlikte güldüğünüzde yük olmaktan çıkıyor.
Esneklik ve spontanlık. Planlar son anda değişebiliyor ve bu iki taraf için de sorun olmuyor. Yeni şeyleri denemek, ani gezilere çıkmak, akışa bırakmak ikisini de canlandırıyor.
Anlayışlı destek. Biri hiperodakta kaybolduğunda, diğeri bunun ne olduğunu biliyor. Biri bunalmışken, diğerinin sessizliği saygıyla karşılaması kolay oluyor.
Aynı zorlukları birlikte taşımak
Madalyonun diğer tarafını da dürüstçe söylemeliyim. İki kişi aynı alanda zorlanıyorsa, o alanı kimse tutamıyor.
- Kimse sistemi tutmuyor. Faturalar, randevular, ev işleri, ortak planlar… Biri unutuyorsa diğeri hatırlatabilir; ikisi de unutuyorsa ortada tutan kimse kalmıyor.
- Çatışmada iki dürtüsel tepki. Tartışma sırasında ikisi de hızla yükselebiliyor ve sakinleştirici bir ses bulunmuyor.
- Enerji dalgalanmalarının çakışması. İkiniz de aynı gün bitkin olabilirsiniz ve o gün ev, ilişki ve her şey biraz daha ağır geliyor.
- Ortak dağınıklık. Birinin dağınıklığı diğerinin sınırını zorlamıyorsa güzel; ama ikisi birden bunalıp yaşam alanı sürekli kaos hâline gelebiliyor.
- Ortak kaçınma. İkisi de zor bir konuşmayı ertelediğinde, konuşma aylarca açılmayabiliyor.
Bunların hiçbiri ilişkinin yürümeyeceği anlamına gelmiyor. Sadece, sistemi bilerek kurmak gerektiğini gösteriyor.
Hafızaya değil, görünür sistemlere güvenmek
İki DEHB'li bir çiftin en önemli adımı, “ben hatırlarım” cümlesinden vazgeçmek. Hatırlamak için tek kişilik bir hafıza değil, ikisinin dışında duran bir sistem lazım.
Benim önereceğim şeyler basit:
- Paylaşılan takvim. İkiniz de eklediğiniz her şeyi görebileceğiniz ortak bir takvim. Hatırlatıcılar iki tarafa da gitsin.
- Evde görünür bir pano. Buzdolabında ya da kapıda bir liste, bir yazı tahtası. Gözünüzün önünde olmayan şeyi ikiniz de unutuyorsunuz.
- Dış hatırlatıcılar. Alarm, zamanlayıcı, telefon bildirimi. Birbirinize “hatırlatırsın” demek yerine sisteme bırakmak, ilişkiyi hatırlatma kavgasından kurtarıyor.
- Haftalık kısa bir buluşma. Hafta başında on beş dakika oturup önümüzdeki haftaya bakmak. Uzun ve resmî olması gerekmiyor.
- Yedek plan. Biri bir şeyi kaçırdığında ne olacağını önceden konuşmak. “Fatura geç ödenirse ne yaparız?” gibi.
Bunların hiçbiri ilişkiyi “yönetmek” değil. Sadece ikinizin de işini kolaylaştırmak.
İş bölümünde güçlü yanlara bakmak
İki DEHB'li birinin her şeyi eşit paylaşması çoğu zaman en adil bölüşüm olmuyor. Daha işe yarayan, kimin neyi daha kolay yaptığına bakmak.
Biriniz yeni bir şey başlatmada iyiyse, diğeri düzenli bir işi yürütmede biraz daha rahat olabilir. Biriniz sosyal telefonları kolay yapıyorsa, diğeri kâğıt işlerinde daha dingin olabilir. Elbette bu kişiden kişiye çok değişiyor.
Burada bir de şu var: nefret ettiğiniz işleri nasıl paylaşacağınıza dair açık konuşmak. Kimse sevmediği bir işi hep yüklenmek zorunda değil. Bazen sıraya koymak, bazen bir işi dışarıdan almak, bazen ikinizin birlikte ve aynı anda yapması (bazı insanlar için yan yana çalışmak sıkıcı işi kolaylaştırıyor) işe yarıyor.
Çatışmayı yönetmek
İki hızlı tepkinin buluşması, tartışmaları sert yapabiliyor. Bunun için bazı küçük anlaşmalar yardımcı olabilir:
- Mola kelimesi. İkinizin de bildiği bir ifade: “Bir ara verelim.” Kelime söylendiğinde konuşma durur ve yirmi otuz dakika sonra tekrar açılır.
- Aynı anda konuşmamak. Söz kesmeye eğilimin yüksekse, sırayla konuşmak için basit bir nesne ya da işaret.
- Geçmişi çağırmamak. Konu o anki mesele; eski olayları kanıt olarak getirmemek.
- Sonradan onarmak. Kavga bittikten sonra bir küçük özür ve bir sarılma. İkisi de DEHB'li olunca kavga çabuk unutulabilir, ama kırgınlık kalabiliyor.
Eğer çatışmalar ağırlaşıyor, tekrarlıyor ve sizi yoruyorsa bir çift terapisti ya da psikologla konuşmak çok yardımcı olabilir. Bu, ilişkinin sorunlu olduğunu değil, ikinizin de kendinize destek verdiğini gösterir.
İkiniz de aynı anda bunalınca
En zor anlardan biri, ikinizin de aynı gün bitkin ya da dağınık olması. Biri bunalırsa diğeri tutabilir; ama ikisi de aynı anda düşünce kimse kimseye destek olamıyor ve evin havası bir anda ağırlaşıyor.
Bu durumlar için önceden basit bir “zor gün planı” konuşmak bana mantıklı geliyor. Mesela zor bir günde yalnızca en gerekli üç şeyi yapmak, geri kalanını bilerek bırakmak. Yemek için hazır bir yedek: ne olduğunu düşünmeden açılabilecek bir seçenek. Dinlenme için kısa, ayrı alanlar: bir saat odanın bir köşesinde herkesin kendi hâline kalabilmesi.
Burada önemli olan, zor günü suçlamasız karşılamak. “Yine mi bu hâldesin” cümlesi yerine “bugün ikimiz de zorlanıyoruz, neyi bırakıyoruz” sorusu çok farklı bir iklim yaratıyor. Bunu ilişki içinde ne kadar önceden ve sakin bir anda konuşabilirseniz, zor günde o kadar az enerji harcarsınız.
Birbirinizin tetikleyicilerini tanımak
Aynı tanıya sahip olmak, aynı tetikleyicilere sahip olmak demek değil. Biriniz gürültüden çabuk yorulurken diğeri sessizlikten sıkılabiliyor. Biriniz eleştiriye çok hassasken diğeri kayıtsız görünebiliyor ama içinde başka bir şey var.
Bu yüzden “biz ikimiz de DEHB'liyiz, nasılsa anlarız” varsayımı bazen ilişkiye zarar verebiliyor. Birbirinize kendi deneyiminizi sormak, tetikleyicileri not almak ve ara sıra güncellemek değerli. “Seni en çok ne zorluyor, bana nasıl göründüğünü bilmiyorum” diye sormak, ikinize de yeni bir kapı açabiliyor.
Biri diğerinin bakıcısı olmasın
Bu tuzak çok sinsi. İki DEHB'li çiftte bazen biri “düzenli olan” rolünü üstleniyor ve diğerinin hatırlatıcısı, planlayıcısı, hatta ebeveyni gibi davranmaya başlıyor. Başta işe yarıyor gibi görünüyor, ama zamanla biri bunalıyor, diğeri küçülmüş hissediyor.
Eğer bu rol sizde oluşuyorsa, bir geri adım atmanızı öneririm. Sistemin işi kişi değil, araçlar yapsın. İkiniz de eşit düzeyde sorumluluk alın, farklı ölçekte de olsa.
Kendime not
İki DEHB'li bir ilişkinin kolay olduğunu söyleyemem, ama anlaşılmanın verdiği rahatlığı da küçümseyemem. Zorlukları görmek, birlikte çözüm aramak ve gerekirse dışarıdan destek istemek, ilişkiyi hem sağlamlaştırıyor hem hafifletiyor.
Eğer sen de böyle bir ilişkideysen, bugün birlikte tek bir şey seçebilirsiniz: ortak bir takvim, bir pano, bir mola kelimesi. Küçük bir adım, ikinizin de omzundan bir yük alabilir.