Hatırlatıcı yorgunluğu: bildirimleri neden görmezden geliyorum

Hatırlatıcı yorgunluğu yüzünden alarmları kapatıp unutuyordum. DEHB'le bildirimleri görmezden gelmekten çıkmak için neleri sadeleştirdiğimi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Telefonum titredi. Baktım, kapattım, unuttum. On dakika sonra yine titredi. Yine baktım, yine kapattım. Akşam olduğunda o gün yapmam gereken şeyin hâlâ yapılmamış olduğunu fark ettim. Hatırlatıcı tam olarak işini yapmıştı; ben ise tam olarak onu görmezden gelmiştim.

Hatırlatıcı yorgunluğu dediğim şey bu. DEHB'li biri olarak hatırlatıcılara çok güveniyorum, çünkü zihnim bana zamanı söylemiyor. Ama bir noktadan sonra o kadar çok hatırlatıcı kurdum ki hepsi aynı gürültüye dönüştü. Bu yazıda bu yorgunluğun nasıl oluştuğunu ve hatırlatıcılarımla yeniden nasıl konuşmaya başladığımı anlatacağım.

Kısaca: Hatırlatıcı yorgunluğu, çok fazla bildirimin bir süre sonra arka plan gürültüsüne dönüşmesi ve görmezden gelinmesidir. DEHB'de hatırlatıcıları azaltmak, her birine somut bir eylem yazmak ve gereksiz bildirimleri kapatmak önemli olanların yeniden fark edilmesini sağlayabilir.

Hatırlatıcı yorgunluğu nasıl oluşuyor?

Başlangıçta hatırlatıcılar bir kurtarıcı gibiydi. Bir şeyi unutmaktan korktuğumda hemen bir alarm kuruyordum. Su içmek için alarm, faturayı ödemek için alarm, bir arkadaşı aramak için alarm, çamaşırı asmak için alarm.

Sonra bir gün telefonuma baktım ve gün içinde kurulu onlarca hatırlatıcı gördüm. Buna bir de mesajlaşma uygulamalarının, haber uygulamalarının, alışveriş uygulamalarının bildirimleri ekleniyordu. Telefonum neredeyse her on dakikada bir titriyordu.

İşte o noktada beynim bir şey yaptı: Titreşimleri anlamsızlaştırdı. Her bildirim aynı ağırlıkta geldiği için hiçbiri önemli gelmemeye başladı. Bir indirim bildirimi ile "kirayı yatır" hatırlatıcısı aynı sesle, aynı titreşimle geliyordu. Ben de ikisini aynı refleksle kapatıyordum.

Bir de alışma meselesi var. Her gün aynı saatte çalan bir alarm, birkaç hafta sonra duvar saatinin tıkırtısı gibi oluyor. Varlığını biliyorum, ama artık beni harekete geçirmiyor.

Bildirimleri görmezden gelmek neden bu kadar kolay?

Bunu düşündüğümde birkaç neden buldum. Belki sende de bazıları tanıdık gelir:

  • Hatırlatıcı ne yapacağımı söylemiyor: "Proje" yazan bir alarm bana bir şey ifade etmiyor. Ne yapmam gerektiğini düşünmek zorunda kalıyorum ve bu düşünme anı, kapatıp geçmek için yeterli bir boşluk yaratıyor.
  • Zamanlaması yanlış: Bir işi yapamayacağım bir anda gelen hatırlatıcıyı kapatıyorum ve sonra yapabileceğim an geldiğinde hatırlatan bir şey olmuyor.
  • Ertele düğmesi çok kolay: Ertele demek, karar vermeyi bir sonraki ana bırakmak. Ve o an genellikle aynı şekilde erteleniyor.
  • Her şey acil gibi: Bütün bildirimler aynı tonda geldiğinde gerçekten acil olanı ayırt etmek zorlaşıyor.
  • Suçluluk: Görmezden geldiğim bir hatırlatıcı tekrar geldiğinde içimde küçük bir suçluluk uyanıyor ve o duyguyla yüzleşmemek için yine kapatıyorum.

Bu son nokta beni şaşırttı. Bazen bir hatırlatıcıyı görmezden gelmemin nedeni unutmak değil, o işin bende yarattığı huzursuzluktan kaçmaktı.

Hatırlatıcılarımı nasıl sadeleştirdim?

Bir gün oturdum ve bütün hatırlatıcılarımı tek tek gözden geçirdim. Bu sıkıcı ama çok faydalı bir işti. Ardından birkaç kural koydum kendime:

  1. Her hatırlatıcıya bir eylem yazıyorum. "Fatura" yerine "Elektrik faturasını telefondan öde." "Arkadaş" yerine "Akşam yemeğinden önce arayıp hal hatır sor." Hatırlatıcı çaldığında ne yapacağımı düşünmek zorunda kalmıyorum.
  2. Sadece gerçekten önemli şeyler için kuruyorum. Unutsam da bir şey olmayacak işler için hatırlatıcı kurmuyorum. Bu, önemli olanların ağırlığını artırıyor.
  3. Zamanlamayı yapabileceğim ana göre ayarlıyorum. Eve vardığımda yapabileceğim bir iş için hatırlatıcıyı, evde olacağım saate kuruyorum.
  4. Önemli hatırlatıcılara farklı bir ses veriyorum. Gerçekten kaçırmamam gereken şeyler için farklı bir alarm sesi seçtim. Bu ses çaldığında beynim hemen "bu öbürlerinden değil" diyor.
  5. Uygulama bildirimlerini kapattım. Alışveriş, oyun, haber ve sosyal medya uygulamalarının çoğunun bildirimini kapattım. Telefonum çok daha sessiz ve o sessizlikte gelen bir bildirim artık dikkatimi çekiyor.

Bu kurallar sonrası hatırlatıcı sayım epey azaldı. Ama ilginç olan şu: Daha az hatırlatıcıyla daha az şey unutuyorum.

Hatırlatıcılar ve zaman körlüğü

Burada ironik bir durum var. Zamanı hissetmekte zorlandığım için hatırlatıcılara en çok ihtiyaç duyan kişilerden biriyim. Ama tam da bu yüzden onları en çok kuran ve sonunda en çok görmezden gelen kişilerden biri de oluyorum. İhtiyaç arttıkça hatırlatıcı sayısı artıyor, sayı arttıkça her birinin etkisi azalıyor.

Bunu fark ettiğimde hatırlatıcının görevini yeniden düşündüm. Hatırlatıcı benim yerime işi yapmıyor, sadece bir kapıyı aralıyor. O kapıdan geçmem için hatırlatıcının doğru anda, doğru cümleyle gelmesi gerekiyor. Yanlış anda gelen bir hatırlatıcı, kapıyı hiç açmamaktan daha kötü; çünkü bana "bunu zaten hatırladım" yanılsaması veriyor.

Bir de kademeli hatırlatıcıları keşfettim. Önemli bir çıkış için tek bir alarm yerine iki tane kuruyorum: biri "yarım saat sonra çıkıyorsun, toparlanmaya başla", diğeri "şimdi ayakkabılarını giy". İlki zihnimi hazırlıyor, ikincisi bedenimi harekete geçiriyor. Tek bir alarm genellikle ya çok erken ya da çok geç geliyor; iki adımlı bir düzen, zaman körlüğünün arasına küçük bir köprü kuruyor.

Erteleme düğmesiyle barışmak

Ertele düğmesi benim için ayrı bir konu. Bir hatırlatıcıyı ertelediğimde, aslında o anki kararımı bir sonraki "ben"e devrediyorum. Ve o sonraki ben de genellikle aynısını yapıyor.

Ertele düğmesini tamamen bırakamadım. Bazen gerçekten o an yapamıyorum ve erteleme anlamlı. Ama bir kural koydum: Bir hatırlatıcıyı en fazla bir kez ertelerim. İkinci kez çaldığında ya yapıyorum ya da hatırlatıcıyı gerçekçi bir saate yeniden kuruyorum. "Sonra" yerine "saat altıda" demek, ertelemeyi bir karara dönüştürüyor.

Hatırlatıcı yetmediğinde

Bazen en iyi kurulmuş hatırlatıcı bile işe yaramıyor. Böyle zamanlarda hatırlatıcının yerine geçebilecek başka şeyler deniyorum. Fiziksel işaretler mesela: Yarın götürmem gereken bir şeyi kapının önüne koymak. Ya da bir başkasından yardım istemek: "Yarın sabah beni şu konuda bir yoklar mısın?"

Ekranın içindeki hatırlatıcılar ekranın içinde kalabiliyor. Gerçek dünyadaki bir nesne ya da bir insanın sesi bazen çok daha kalıcı oluyor.

Unutkanlığın ve zamanla ilgili zorlukların hayatını belirgin şekilde etkiliyorsa, bunları bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak da iyi bir adım olabilir. Hatırlatıcılar yardımcı ama her şeyin cevabı değil.

Kendime not

Telefonum hâlâ titriyor, ama artık eskisi kadar sık değil. Ve titrediğinde, çoğu zaman gerçekten bakmam gereken bir şey olduğunu biliyorum. Hatırlatıcı yorgunluğu bana şunu öğretti: Daha çok hatırlatıcı, daha iyi hatırlamak demek değil.

Bugün telefonundaki hatırlatıcılara bir göz at. Hangilerini gerçekten dinliyorsun, hangilerini refleksle kapatıyorsun? Kapattıklarından birini sil ya da ona yapılacak somut bir adım yaz. Küçük bir sadeleştirme, büyük bir sessizlik yaratabilir.

Sık sorulanlar

Hatırlatıcıları neden görmezden geliyorum?

Çok sayıda hatırlatıcı kurulduğunda zihin bir süre sonra onları arka plan gürültüsü gibi algılamaya başlayabilir. Özellikle ne yapılacağını söylemeyen hatırlatıcılar kolayca kapatılıp unutulur.

DEHB'de hatırlatıcılar nasıl daha etkili kurulur?

Daha az ama daha anlamlı hatırlatıcılar kurmak işe yarayabilir. Hatırlatıcıya saati değil, yapılacak somut adımı yazmak ve sadece gerçekten önemli olanlar için bildirim almak çoğu kişiye yardımcı olur.

Telefon bildirimlerini azaltmak gerçekten fark yaratır mı?

Birçok kişi gereksiz bildirimleri kapattığında önemli olanları daha kolay fark ettiğini söylüyor. Her bildirim dikkatten küçük bir parça istediği için sayıları azaldıkça önemli olanlar öne çıkar.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir