Geçiş süreleri: hazırlanmanın görünmeyen zamanı

Geçiş süreleri, bir işten ötekine geçerken kaybolan görünmeyen zaman. DEHB'de hazırlanmanın neden uzun sürdüğünü ve bunu plana nasıl kattığımı anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bir işten diğerine geçmek, benim için bir kapıdan ötekine yürümek gibi değil. Daha çok bir binadan çıkıp şehrin öbür ucundaki başka bir binaya gitmek gibi. Arada yol var, trafik var, kaybolma ihtimali var. Ama planlarımda bu yol hiç yazmıyor. Takvimde bir iş bitiyor, bir sonraki hemen başlıyor; aradaki o uzun yürüyüş görünmüyor.

Geçiş süreleri dediğim şey tam olarak bu görünmeyen zaman. Hazırlanmak, toparlanmak, zihni bir işten çekip ötekine yerleştirmek. DEHB'li biri olarak bu sürelerin hayatımdaki en büyük zaman sızıntılarından biri olduğunu fark etmem uzun sürdü. Bu yazıda bu görünmeyen zamanı nasıl görünür kılmaya çalıştığımı anlatacağım.

Kısaca: Geçiş süreleri, bir işten ötekine ya da bir yerden başka bir yere geçerken harcanan, planlarda genellikle görünmeyen zamandır. DEHB'de bu geçişler daha uzun ve daha yorucu olabilir. Geçişleri ayrı birer adım olarak plana yazmak ve aralara tampon zaman koymak günün kaymasını azaltır.

Geçiş süreleri nedir?

Bir günü düşün. Sabah bir işe oturuyorsun, öğleden önce bir arama yapıyorsun, öğleden sonra dışarı çıkıyorsun, akşam eve dönüp yemek hazırlıyorsun. Bu günü bir liste olarak yazarsan dört madde çıkar. Ama gerçekte yaşadığın gün, o dört maddenin arasındaki boşluklarla dolu.

İşi bitirip bilgisayarı kapatmak. Aramadan önce notlarını bulmak. Dışarı çıkmadan önce giyinmek, çantayı hazırlamak, anahtarı aramak. Eve dönünce ayakkabıları çıkarmak, ellerini yıkamak, mutfağa geçmeden önce bir süre oturup soluklanmak. Bunların hiçbiri listede yok, ama hepsi zaman alıyor.

Geçiş süreleri iki türlü: fiziksel ve zihinsel. Fiziksel geçiş, bir yerden başka bir yere gitmek ya da bir iş için hazırlanmak. Zihinsel geçiş ise dikkatimi bir şeyden çekip başka bir şeye yöneltmek. İkincisi çok daha görünmez ve bende çoğu zaman daha uzun sürüyor.

DEHB'de geçişler neden daha zor?

Bunu kendi deneyimimden yola çıkarak anlatabilirim. İlgimi çeken bir işe daldığımda, o işten kopmak fiziksel olarak acı veriyormuş gibi hissediyorum. Bırakmam gerektiğini biliyorum, ama zihnim hâlâ orada. Kalksam bile aklım bir süre o işte kalıyor.

Tersi de var. Bir işi bitirdikten sonra bir sonrakine geçmek için bir tür ivme gerekiyor. O ivme bende kendiliğinden gelmiyor. Bir işi bitirdiğim an, bir boşluk oluşuyor ve o boşluk bazen telefona, bazen bir başka küçük uğraşa, bazen de sadece pencereden bakmaya dönüşüyor. Bu boşluk bazen beş dakika, bazen bir saat sürüyor.

DEHB'nin dikkatin yönlendirilmesi ve sürdürülmesiyle ilgili zorluklarla ilişkili olduğu genel olarak biliniyor. Benim için bunun gündelik karşılığı tam olarak bu: Dikkat bir yere yerleştiğinde oradan kalkması zor, kalktığında da yeni bir yere yerleşmesi zaman alıyor.

Hazırlanmanın görünmeyen adımları

Hazırlanmak benim kafamda tek bir adım. "Hazırlanıp çıkarım." Ama bir gün oturup gerçekte neler yaptığımı yazdım ve liste şaşırtıcı biçimde uzundu:

  • Ne giyeceğime karar vermek ve o kıyafetin temiz olup olmadığını kontrol etmek
  • Hava durumuna bakıp kıyafeti yeniden düşünmek
  • Çantayı bulmak ve içine gerekenleri koymak
  • Telefonun şarjına bakmak, gerekiyorsa şarj aletini almak
  • Anahtarı, cüzdanı, kulaklığı bulmak
  • Ocağın, ışıkların, pencerelerin kapalı olduğunu kontrol etmek
  • Ayakkabıları giymek, sonra bir şey unuttuğumu fark edip geri dönmek

Bunların her biri birkaç dakika. Ama toplandığında "hazırlanıp çıkarım" cümlesi yarım saati bulabiliyor. Ve ben bu yarım saati planımda beş dakika olarak hesaplıyordum.

Bu listeyi yazmak bana iki şey kazandırdı. Birincisi, hazırlanmanın gerçek süresini gördüm. İkincisi, bu adımların bazılarını önceden yapabileceğimi fark ettim. Çantayı akşamdan hazırlamak, anahtarı hep aynı yere koymak gibi küçük düzenler, hazırlanma süresini kısalttı.

Geçiş sürelerini plana katmak

Geçiş sürelerini yok edemiyorum, ama onları görünür kılabiliyorum. Bende işe yarayan birkaç yol var:

  1. Geçişleri takvime yazıyorum. Bir randevudan önce "hazırlan" ve "yol" diye iki ayrı blok koyuyorum. Takvim bana gerçek günü gösteriyor.
  2. İşler arasına tampon koyuyorum. İki iş ya da iki randevu arasına en az on beş dakika boşluk bırakıyorum. Bu boşluk hiç kullanılmasa bile, günün kaymasını önlüyor.
  3. Kapanış ritüeli yapıyorum. Bir işi bırakırken kaldığım yeri tek cümleyle not ediyorum: "Üçüncü paragrafta kaldım, bir örnek eklenecek." Bu not, zihnimin o işi bırakmasına yardım ediyor.
  4. Açılış adımını belirliyorum. Bir sonraki işe geçerken ilk ne yapacağımı önceden söylüyorum: "Önce dosyayı açacağım." Belirsiz bir başlangıç yerine net bir ilk adım, geçişi kısaltıyor.
  5. Benzer işleri yan yana koyuyorum. Bütün aramaları bir arada, bütün yazı işlerini bir arada yapmaya çalışıyorum. Aynı türden işler arasında geçiş daha kolay.

Bu adımların hiçbiri büyük değil. Ama hepsi, görünmeyen zamanın bir parçasını görünür kılıyor. Ve görünür olan zamanı planlamak çok daha kolay.

Günün büyük geçişleri

Gün içinde küçük geçişlerin yanında birkaç da büyük geçiş var. Bunlar benim için günün en kırılgan anları.

İlki sabahın başlangıcı: evden çalışma moduna, ya da evden dışarıya geçmek. İkincisi öğle arasından dönüş. Öğle yemeği için kalktığımda masaya geri dönmek, bazen günün en uzun yolculuğu oluyor. Üçüncüsü akşamüstü işi bırakmak. Bir işi kapatıp akşama geçmek, özellikle işin bitmediği günlerde zor. Dördüncüsü de dışarıdan eve dönüş: kapıdan girdikten sonra kendimi toparlayıp evdeki akşama yerleşmem zaman alıyor.

Bu büyük geçişler için kendime daha geniş tamponlar bırakıyorum. Öğle arasından dönerken masaya oturmadan önce bir sonraki adımı yazdığım küçük bir not, eve döndüğümde de üzerimi değiştirip birkaç dakika sessizce oturmak. Bu anları "boşa geçen zaman" diye değil, günün bir bölümünden ötekine geçişin doğal maliyeti diye görmeye çalışıyorum.

Geçişlerin duygusal tarafı

Geçiş süreleri sadece bir zaman meselesi değil; bende bir duygu meselesi de. Bazen bir işten kopmak hüzün veriyor, bazen bir sonraki işe başlamak kaygı. Bu duygular da geçişi uzatıyor.

Özellikle hoşuma giden bir işten sıkıcı bir işe geçerken içimde bir direnç oluşuyor. Eskiden bu direnci "kendimi zorlamam lazım" diye bastırmaya çalışırdım. Şimdi ona biraz yer açıyorum. Kalkıp bir bardak su içiyorum, birkaç dakika pencereden bakıyorum. Bu kısa mola, iki iş arasında bir köprü gibi işliyor.

Geçişler sana da çok zor geliyorsa ve bu durum günlük hayatını belirgin biçimde etkiliyorsa, bunu bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak faydalı olabilir. Bazen yaşadığın şeyin bir adı olduğunu bilmek bile yükü hafifletiyor.

Kapanırken

Geçiş süreleri, takvimin satır araları gibi. Görünmüyorlar, ama günün gerçek hikâyesi orada yazılıyor. Onları görmezden geldiğimde günüm hep kayıyor, hep geç kalıyorum, hep yetişemiyorum. Onları görünür kıldığımda ise günüm daha sakin akıyor.

Bugün bir dene: Yarın için bir randevu ya da iş planladığında, öncesine "hazırlan" diye ayrı bir blok koy. Ne kadar süre vereceğini düşünürken, hazırlanmanın bütün küçük adımlarını hayal et. Muhtemelen tahmin ettiğinden biraz daha fazla zamana ihtiyacın olduğunu göreceksin. Bu bir kusur değil; sadece gerçek zaman.

Sık sorulanlar

DEHB'de bir işten diğerine geçmek neden zor?

DEHB'li birçok kişi bir işe daldığında ondan kopmakta, yeni bir işe ise zihinsel olarak geçmekte zorlanabilir. Dikkatin yeniden yönlendirilmesi zaman ve enerji ister; bu genellikle planlarda hesaba katılmaz.

Tampon zaman nedir?

Tampon zaman, iki iş ya da iki randevu arasına bilerek bırakılan boşluktur. Yol, hazırlanma, toparlanma ve beklenmedik gecikmeler için yer açar ve günün zincirleme biçimde kaymasını önlemeye yardımcı olur.

Hazırlanmak neden hep tahmin ettiğimden uzun sürüyor?

Hazırlanmak, aklımızda tek bir adım gibi dururken aslında eşya bulmak, giyinmek, kontrol etmek gibi birçok küçük adımdan oluşur. Bu adımları tek tek yazmak gerçek süreyi görmeyi kolaylaştırabilir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir