Şimdi ve şimdi değil: DEHB'de iki zamanla yaşamak

Şimdi ve şimdi değil: DEHB'de zaman çoğu zaman bu iki kutuya ayrılıyor. Geleceğin neden uzak hissettirdiğini ve onu bugüne nasıl yaklaştırdığımı anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Benim zihnimde zamanın iki odası var. Birinin kapısında "şimdi" yazıyor; parlak, gürültülü, her şeyin olup bittiği bir oda. Ötekinin kapısında "şimdi değil" yazıyor ve o odanın içi sisli. On dakika sonrası da, gelecek ay da, beş yıl sonrası da aynı siste duruyor. Şimdi ve şimdi değil arasındaki bu ayrım, zamanla ilgili yaşadığım zorlukların çoğunun altında yatıyor.

DEHB'li yetişkinler arasında bu ifadeye sık rastlıyorum ve her duyduğumda içimde bir şey kıpırdıyor. Çünkü tam olarak böyle hissediyorum. Bu yazıda bu iki zamanın günlük hayatımda nasıl göründüğünü ve sisli odadaki şeyleri biraz daha görünür kılmak için neler yaptığımı anlatacağım.

Kısaca: DEHB'li birçok kişi zamanı “şimdi” ve “şimdi değil” olarak iki parçalı yaşar; yakın ve uzak gelecek aynı belirsiz kutuya girer. Bu yüzden son tarihler ve gelecekteki işler son ana kadar gerçek gelmeyebilir. Geleceği görünür kılmak ve küçük adımları bugüne taşımak bu boşluğu daraltır.

Şimdi ve şimdi değil: iki zaman

Çoğu insan için zaman bir çizgi gibi işliyor sanırım. Bugün, yarın, gelecek hafta, gelecek ay; her biri çizginin üzerinde, yakından uzağa doğru sıralanmış noktalar. Yarın gelecek aydan daha yakın ve daha gerçek.

Benim için ise çoğu zaman bu çizgi yok. Bir şey ya şimdi oluyor ya da olmuyor. Olmuyorsa, ne zaman olacağı pek fark etmiyor. Yarınki bir randevu ile üç hafta sonraki bir teslim tarihi, aynı belirsizlikte duruyor. İkisi de "şimdi değil."

Bu yüzden "şimdi değil" kutusundaki bir şey, aniden "şimdi" kutusuna düştüğünde beni hazırlıksız yakalıyor. Bir sabah uyanıyorum ve o uzak teslim tarihinin bugün olduğunu fark ediyorum. Sanki hiç yaklaşmamış, birden belirmiş gibi.

Bunun bir karakter meselesi olmadığını anlamam zaman aldı. "Neden önceden düşünmüyorsun?" sorusu bana hep haksız gelirdi, çünkü düşünüyordum. Sadece o düşünce sisin içinde kalıyordu ve beni harekete geçirecek kadar gerçek gelmiyordu.

Gelecek neden bu kadar uzak hissettiriyor?

Burada uzman olmadığımı bir kez daha söylemeliyim. DEHB'nin dikkat, planlama ve motivasyonla ilgili yürütücü işlevlerle ilişkili nörogelişimsel bir durum olduğu genel olarak kabul ediliyor. Geleceği zihinde canlı tutmak ve ona göre şimdi davranmak da bu işlevlere dayanıyor.

Benim gözlemim şu: Beni harekete geçiren şey çoğu zaman önem değil, aciliyet. Bir iş ne kadar önemli olursa olsun, acil değilse sisli odada bekliyor. Aciliyet geldiğinde ise birden her şey netleşiyor, enerjim yükseliyor, odaklanabiliyorum. Son dakikada çalışmanın bende neden bu kadar sık olduğunu bu açıklıyor.

Bir de "gelecekteki ben" meselesi var. Gelecekteki kendimi düşündüğümde, sanki bir yabancıyı düşünüyormuşum gibi hissediyorum. O kişi daha düzenli, daha enerjik, daha kararlı olacakmış gibi geliyor. "Yarınki ben bunu halleder" diyorum. Ama yarın geldiğinde, yarınki ben de bugünkü ben kadar yorgun ve dağınık oluyor.

Senin deneyimin farklı olabilir. Ama bu tarif sana da tanıdık geliyorsa ve günlük hayatını belirgin şekilde etkiliyorsa, bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak yaşadıklarını anlamlandırmana yardımcı olabilir.

Bu ayrım günlük hayatta nasıl görünüyor?

Şimdi ve şimdi değil ayrımının izlerini hayatımın birçok köşesinde buluyorum:

  • Son tarihler: Teslim tarihine üç hafta varken hiçbir şey yapmamak, son üç günde her şeyi yapmaya çalışmak.
  • Faturalar ve ödemeler: Son ödeme gününün "daha var" kutusunda kalması ve gecikme bildirimiyle gerçeğe dönüşmesi.
  • Doğum günleri ve özel günler: Bir arkadaşın doğum gününü bilmek ama ancak o gün sabah hatırlamak.
  • Sağlık kontrolleri: "Bir ara randevu alırım" denilen şeylerin aylarca bir aralığa sıkışıp kalması.
  • Hediyeler ve hazırlıklar: Bir hafta sonra gideceğim bir davet için hazırlığın davetten bir saat önceye kalması.
  • Birikim ve uzun vadeli planlar: Gelecek için bir şey yapmanın, şu anki küçük bir isteğin yanında sönük kalması.

Bu listeyi yazarken bir şeyi fark ettim: Bunların neredeyse hepsi önemli şeyler. Sorun önemsememek değil, önemin şimdiye ulaşamaması.

Şimdi değil olanı şimdiye yaklaştırmak

Sisli odayı tamamen aydınlatmak mümkün mü, bilmiyorum. Ama içindeki bazı şeyleri kapıya yaklaştırmanın yollarını buldum.

  1. Geleceği görünür kılıyorum. Uzak tarihleri sadece takvime değil, gözümün önündeki bir yere de yazıyorum. Masamın yanında küçük bir kâğıt var; üzerinde önümüzdeki birkaç haftanın önemli tarihleri yazıyor. Her gün görmek, onları biraz daha gerçek kılıyor.
  2. Uzak işin ilk adımını bugüne koyuyorum. Üç hafta sonraki bir iş için bugün sadece dosyayı açıyorum ya da bir başlık yazıyorum. Bu küçük adım, işi sisli odadan çıkarıp şimdiye bir ip bağlıyor.
  3. Gelecekteki bene not bırakıyorum. "Yarınki ben, şu dosya masanın üstünde, sadece ikinci sayfaya bak" gibi notlar. Gelecekteki kendime bir yabancıya yazar gibi değil, bir arkadaşa yazar gibi yazıyorum.
  4. Geri sayımı görünür yapıyorum. Önemli bir tarih için takvimde ya da kâğıtta günleri sayıyorum. "Üç hafta sonra" soyut kalırken "on dokuz gün kaldı" daha somut geliyor.
  5. Birine söylüyorum. Bir arkadaşa "şu işi cuma gününe kadar bitireceğim" demek, işi benim kafamın içinden çıkarıp ortak bir gerçekliğe taşıyor.

Bu adımların ortak noktası şu: Hepsi şimdi değil olanın bir parçasını şimdiye getiriyor. Tamamını değil, sadece küçük bir parçasını. Ve o küçük parça, sis içinde bir fener gibi işliyor.

Şimdi'nin de bir değeri var

Bu yazı sadece "şimdi"nin bir sorun olduğunu anlatsın istemiyorum. DEHB'yi romantize etmek istemem, ama şimdiye bu kadar bağlı olmanın bende bazı güzel tarafları da var.

Bir sohbetin içinde tamamen orada olabiliyorum. Bir manzaraya, bir şarkıya, bir yemeğe kendimi kaptırabiliyorum. Aciliyet geldiğinde hızlı karar verebiliyor, beklenmedik durumlara çabuk uyum sağlayabiliyorum.

Bunlar bir telafi değil, sadece resmin tamamı. Şimdi ile şimdi değil arasındaki dengesizlik bazen hayatımı zorlaştırıyor, bazen de onu canlı tutuyor. Amacım şimdiyi bastırmak değil, şimdi değil'e de biraz yer açmak.

Gelecekteki kendine nazik olmak

Son olarak bir şey daha. Şimdi değil kutusundaki şeyler bir anda şimdiye düştüğünde, çoğu zaman geçmişteki kendime kızıyorum. "Neden önceden yapmadın?" Bu soru bana hiçbir şey kazandırmıyor; sadece şimdiki anı da zehirliyor.

Bunun yerine şöyle düşünmeye çalışıyorum: Geçmişteki ben, elindeki zaman algısıyla elinden geleni yaptı. Şimdiki ben de elimden geleni yapacağım. Gelecekteki ben için de küçük bir iyilik bırakmaya çalışacağım. Bu üç benin birbirini suçlamak yerine birbirine yardım etmesi, zamanla kurduğum ilişkiyi çok yumuşattı.

Akılda kalsın

Şimdi değil kutusu hep sisli olabilir. Ama sisin içine küçük fenerler koymak mümkün. Bugün o kutudan bir şey seç; uzaktaki bir işi, ertelenmiş bir randevuyu, unutulmaya yüz tutmuş bir doğum gününü. Onun için sadece bir adım at: Bir tarihi yaz, bir dosyayı aç, birine söyle. O şey hâlâ şimdi değil olabilir, ama artık şimdiye bir iple bağlı.

Sık sorulanlar

DEHB'de “şimdi” ve “şimdi değil” ne demek?

DEHB'li birçok kişinin zamanı iki parçalı yaşadığını anlatan bir ifade: şu an olanlar ve geri kalan her şey. Yarın ile gelecek yıl aynı belirsiz “sonra” kutusunda durabiliyor. Resmi bir terim değil, bir deneyim tarifi.

Gelecekteki işler neden gerçek gibi gelmiyor?

Uzak bir tarih, aciliyet hissi yaratmadığı için zihinde soyut kalabilir. DEHB'de dikkat ve planlama gibi yürütücü işlevlerdeki zorluklar bu hissi belirginleştirebilir; geleceği somut ve görünür hale getirmek çoğu kişiye yardımcı olur.

“Şimdi değil” olan işleri nasıl bugüne yaklaştırırım?

Uzaktaki işin çok küçük bir ilk adımını bugüne koymak, tarihleri görünür bir yere yazmak ve gelecekteki kendine kısa notlar bırakmak işe yarayabilir. Birine söylemek de işi daha gerçek kılar.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir