Bir dönem yapılacaklar listem bir sayfaya sığmıyordu. Sabah oturup yazmaya başlıyordum ve liste uzadıkça uzuyordu. Faturalar, e-postalar, ev işleri, aramalar, ertelediğim bir sürü küçük şey. Yazmayı bitirdiğimde listeye bakıyor, sonra hiçbir şey yapmadan öylece oturuyordum. Liste bana yol göstermiyordu; üstüme çöküyordu.
Günde üç iş kuralı, o çöküşten çıkmamı sağlayan en basit şey oldu. Kural basit: Her gün sadece üç önemli iş seçiyorum. Bu yazıda bu kuralın DEHB'li biri olarak bana neler kattığını, üç işi nasıl seçtiğimi ve kuralın nerede yetersiz kaldığını anlatacağım.
Kısaca: Günde üç iş kuralı, uzun yapılacaklar listesi yerine her gün yalnızca üç önemli iş seçmeye dayanır. DEHB'de bunaltıcı listelerin yerine kısa ve net bir gün tanımı sunar. Üç iş bittiğinde gün tamamlanmış sayılır; zor günlerde sayı bire bile inebilir.
Uzun listeler neden beni felç ediyordu?
Uzun bir yapılacaklar listesi teorik olarak harika bir araç. Her şeyi bir yere yazıyorsun, hiçbir şey unutulmuyor. Ama benim için uzun listeler bir tuzağa dönüştü.
Birincisi, her madde aynı ağırlıkta görünüyordu. "Kirayı yatır" ile "çekmeceyi düzenle" aynı boyutta, aynı yazıyla, aynı satırda duruyordu. Hangisinin daha önemli olduğunu ayırt etmek, her seferinde yeniden düşünmeyi gerektiriyordu.
İkincisi, liste hiç bitmiyordu. Akşama kadar birkaç madde çizsem bile, listenin çoğu duruyordu. Ve gün sonunda baktığım şey, yaptıklarım değil, yapamadıklarımdı. Her akşam bir yetersizlik duygusuyla yatıyordum.
Üçüncüsü, listeye bakmak bile yorucuydu. Uzun bir listeyi okumak, hepsini zihnimde tutmaya çalışmak, sıraya koymak... Daha bir işe başlamadan enerjimin bir kısmı listenin kendisine gidiyordu.
Bir noktada fark ettim ki benim için sorun liste tutmak değil, listeye her gün bütün haliyle bakmaktı. Bütün işler bir yerde yazılı olabilirdi, ama günüm bütün işlerden oluşmak zorunda değildi.
Günde üç iş kuralı nedir?
Kural şöyle işliyor: Bütün işlerim bir ana listede duruyor. Ama her sabah ya da bir önceki akşam, o ana listeden sadece üç iş seçiyorum. Bu üç iş, o günün işleri. Geri kalan her şey ana listede bekliyor.
Üç iş bittiğinde gün tamam. Gerçekten tamam. Eğer enerjim varsa ve istersem, ana listeden bir şey daha alabilirim. Ama bu bir zorunluluk değil, bir ek. Günü değerlendirirken üçe bakıyorum, fazlasına değil.
Neden üç? Bunun bilimsel bir nedeni yok, en azından benim bildiğim. Benim deneyimimde bir iş çok az geliyor, beş iş ise yeniden uzun liste gibi hissettirmeye başlıyor. Üç, hem anlamlı bir gün hem de ulaşılabilir bir hedef demek. Belki senin için bu sayı iki ya da dört olur; önemli olan kısa olması.
Üç işi nasıl seçiyorum?
Üç işi seçmek, kuralın en önemli kısmı. Rastgele seçilmiş üç iş, günü anlamlı kılmıyor. Seçerken birkaç şeye dikkat ediyorum:
- Biri zamana bağlı olsun. Son tarihi yaklaşan, bugün yapılmazsa sorun yaratacak bir iş varsa, o mutlaka üçün içinde.
- Biri ertelenmiş olsun. Uzun süredir listemde duran, her gün gözümün önünden geçip gittiği halde dokunmadığım bir iş. Ama onun sadece küçük bir parçası.
- Biri bana iyi gelsin. Sevdiğim bir iş, ya da kendim için yaptığım bir şey. Bir yürüyüş, bir arkadaşı aramak, yarım kalmış bir kitaba dönmek.
- Boyutları farklı olsun. Üç büyük iş seçmiyorum. Genellikle bir büyük, bir orta, bir küçük iş seçiyorum.
- Takvime uysun. O gün dışarıda çok vaktim geçecekse, üç işi daha da küçültüyorum.
Bu seçim bazen beş dakika sürüyor, bazen bir çay demlenene kadar. Ama bu birkaç dakika, bütün günü yönlendiriyor.
Üç işi bir kâğıda yazıp masamın üstüne koyuyorum. Ana liste bir uygulamada ya da bir defterde kalıyor; günün üç işi ise gözümün önünde, tek başına. Bu ayrım, zihnime "bugün sadece bunlar" mesajını veriyor.
Üç iş bittiğinde ne oluyor?
Bu, kuralın en zor öğrendiğim kısmı oldu. Üç işi bitirdiğimde eskiden hemen listeye geri dönüp yeni işler alırdım. "Madem enerjim var, devam edeyim." Sonuç genellikle akşama kadar durmadan çalışmak ve ertesi gün tükenmiş olmaktı.
Şimdi üç iş bittiğinde önce duruyorum. Kendime küçük bir an tanıyorum: "Bugünün işleri bitti." Bu cümleyi söylemek, beklediğimden çok daha iyi geliyor. Sonra karar veriyorum: Dinlenmek mi, başka bir şey yapmak mı?
Bazen bir iş daha alıyorum. Ama onu "bonus" olarak görüyorum. Bitirirsem güzel, bitiremezsem hiçbir şey kaybolmamış. Bu bakış açısı, ek işleri bir yük olmaktan çıkarıp bir seçenek haline getiriyor.
Bazen de hiçbir şey almıyorum. Kalan zamanı dinlenmeye, oyalanmaya, sadece oturmaya ayırıyorum. Ve bunun için kendimi suçlamıyorum. Günün işleri bitti.
Üç iş bile çok geldiğinde
Her gün üç iş yapabilecek enerjim olmuyor. Bazı günler yorgun, bazı günler dağınık, bazı günler sadece zor geçiyor. Böyle günlerde kuralı esnetiyorum.
Zor günlerde üç işi bire indiriyorum. Ya da üç işi seçiyorum ama her birini küçültüyorum. "Raporu bitir" yerine "raporun bir paragrafını yaz." "Evi topla" yerine "sadece mutfak tezgâhını topla." Küçültülmüş üç iş, yapılmamış üç büyük işten çok daha iyi.
Ağır bir işi bazen tek başıma değil, başkalarının yanında yapmak daha kolay geliyor; o yüzden üçün içindeki en zor işi kimi günler MASA'da birileriyle aynı anda çalıştığım bir saate koyuyorum.
Bunun yanında hiçbir şey yapamadığım günler de oluyor. O günlerde bile kendime şunu hatırlatıyorum: Kural bir araç, bir sınav değil. Bir günü kaçırmak, kuralı bozmak değil. Yarın yeniden üç iş seçebilirim.
Bu kuralın sınırları
Günde üç iş kuralı benim için çok işe yaradı, ama her şeyi çözmüyor. Birkaç sınırını bilmek önemli.
Bazı günler o kadar parçalı ki üç önemli iş seçmek bile anlamsız. Randevularla, dışarıda geçen saatlerle dolu bir günde, sadece takvime uymak bile yeterli bir iş. Böyle günlerde kuralı bir kenara koyuyorum.
Bir de günlük küçük işler var: bulaşık, çamaşır, yemek. Bunlar üç işin içine girmiyor, ama yine de yapılması gerekiyor. Onları ayrı bir rutin olarak düşünüyorum. Üç iş, günün önemli işleri; rutinler ise günün arka planı.
Son olarak, bu kural uzun vadeli projeler için tek başına yetmiyor. Büyük bir projeyi günlük üç işe bölmek için önce haftalık bir bakışa ihtiyaç duyuyorum. Günde üç iş, haftalık planlamayla birlikte çok daha iyi çalışıyor.
Planlamayla ilgili zorlukların günlük hayatını belirgin biçimde etkiliyorsa, bunu bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak da faydalı olabilir.
Bugünün üçü
Artık o bir sayfaya sığmayan listeyi her sabah okumuyorum. Liste hâlâ var, bir defterde duruyor. Ama her sabah ona sadece bir kez bakıyorum ve içinden üç şey seçiyorum. Gün o üç şeyden ibaret.
Bugün denemek istersen, şimdi bir kâğıt al ve bugün yapmak istediğin sadece üç şeyi yaz. Biri önemli, biri ertelenmiş, biri sana iyi gelen. Sonra kâğıdı gözünün önüne koy. Akşam olduğunda, o üç şeyden kaçını yaptığına bak. Sayı ne olursa olsun, kendine nazik ol.