Son tarihleri yönetmek: DEHB'le son ana sıkışmadan

Son tarihleri yönetmek DEHB'de zor, çünkü uzak tarih görünmez kalıyor. Teslimleri görünür kılmak ve geriye doğru plan yapmak için denediklerimi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Son tarih uzaktayken yoktur. Yakınken her şeydir. Benim için bir teslim tarihinin hayatı genellikle böyle iki evreden oluşuyor. Uzun bir sessizlik ve ardından gelen yoğun bir fırtına. Fırtınada çoğu zaman yetiştiriyorum, ama yorgun, gergin ve "bir dahaki sefere farklı olacak" sözüyle.

Son tarihleri yönetmek, DEHB'li biri olarak en çok zorlandığım konulardan biri. Bu yazıda son ana sıkışmadan teslim tarihleriyle nasıl yaşamaya çalıştığımı anlatacağım. Kusursuz bir sistem değil, ama fırtınaları biraz daha hafifletmeyi öğrendim.

Kısaca: DEHB'de son tarihleri yönetmek zordur, çünkü uzak tarihler zihinde soyut kalır ve aciliyet ancak son anda hissedilir. Bütün teslimleri tek bir görünür listede toplamak, son tarihten geriye doğru plan yapmak ve ara teslimler belirlemek son dakika fırtınalarını hafifletebilir.

Son tarihleri yönetmek DEHB'de neden zor?

Bir teslim tarihini öğrendiğim an genellikle iyi niyetle doluyum. "Bu sefer erkenden başlayacağım" diyorum. Sonra günler geçiyor ve o tarih, zihnimin "şimdi değil" kutusunda sessizce bekliyor. Bir sabah takvime baktığımda tarihin iki gün sonra olduğunu görüyorum.

Bunun birkaç nedeni var, en azından benim deneyimimde. Birincisi zaman körlüğü: Üç hafta ile üç gün arasındaki farkı içeriden hissetmekte zorlanıyorum. İkincisi aciliyet: Beni harekete geçiren şey çoğu zaman önem değil, yakınlık. Üçüncüsü belirsizlik: Büyük ve belirsiz bir iş, nereden başlayacağımı bilmediğim için kafamda dev gibi büyüyor.

Bir de birden fazla son tarih meselesi var. Hayat genellikle tek bir teslimle gelmiyor. Bir iş, bir form, bir ödeme, bir başvuru... Hepsi farklı tarihlerde, farklı yerlerde yazılı. Hangisinin ne zaman olduğunu takip etmek başlı başına bir iş.

Son tarihleri görünür kılmak

İlk değiştirdiğim şey, bütün son tarihleri tek bir yerde toplamak oldu. Eskiden bazıları e-postada, bazıları takvimde, bazıları bir kâğıt parçasında, bazıları sadece kafamdaydı. Şimdi hepsi tek bir listede.

Bu listeyi görünür bir yerde tutuyorum. Benim için bu, masamın yanındaki duvara astığım bir kâğıt. Her son tarih için bir satır: Ne, ne zaman, ilk adım ne. Her gün gözüm ona takılıyor.

Listede benim için en önemli sütun "ilk adım" sütunu. Bir son tarihin yanına sadece ne olduğunu yazdığımda, o iş bana hâlâ büyük ve belirsiz görünüyor. Yanına "e-postadaki ekleri indir" ya da "eski dosyayı bul" gibi küçücük bir ilk adım yazdığımda ise iş birden elle tutulur oluyor. Listeye her baktığımda, o işin bir sonraki adımını görüyorum.

Liste, tarihleri sadece yazmakla kalmıyor; onlara bir sıra ve bir ağırlık veriyor. En yakın tarih en üstte. Bir şey bittiğinde üstünü çiziyorum. Liste kısaldıkça içim rahatlıyor.

Takvimde de son tarihlere geri sayım hatırlatmaları kuruyorum. Bir hafta kala, üç gün kala, bir gün kala. Bunlar paniğe yol açmak için değil, "şimdi değil" kutusundaki şeyi biraz daha öne çekmek için.

Geriye doğru planlamak

Son tarihleri yönetmek için bulduğum en işe yarar yöntem, geriye doğru planlamak oldu. Başlangıçtan ileriye değil, bitişten geriye doğru düşünmek.

Diyelim ki bir teslim tarihim var. Şöyle düşünüyorum:

  1. Teslim tarihini yazıyorum. En sonda bu tarih var.
  2. Teslimden önceki son adımı belirliyorum. Genellikle bu, son okuma ve düzeltmeler. Buna bir gün veriyorum.
  3. Ondan önceki adımı belirliyorum. Asıl işin büyük kısmı. Buna birkaç gün veriyorum.
  4. İlk adımı belirliyorum. Malzeme toplamak, bilgi istemek, dosyayı açmak gibi küçük bir başlangıç.
  5. Her adıma bir tarih koyuyorum. Son tarihten geriye doğru sayarak.
  6. Araya tampon ekliyorum. Bir şeyler mutlaka aksayacak. Hesabıma bir iki günlük boşluk bırakıyorum.

Bu hesabı yaptığımda genellikle şaşırıyorum. Çünkü "daha üç hafta var" dediğim iş için aslında bu hafta başlamam gerektiğini görüyorum. Geriye doğru planlama, uzak tarihi bugüne bağlıyor.

Ara teslimler ve kontrol noktaları

Büyük bir son tarih, benim için tek başına çok soyut. Onu birkaç küçük son tarihe bölmek çok daha işe yarıyor. Ara teslimler, uzaktaki büyük tarihi yakındaki küçük tarihlere dönüştürüyor.

Eğer işi biriyle birlikte yapıyorsam ya da birine teslim ediyorsam, ara teslimleri karşı tarafla da konuşuyorum. "Taslağı salı günü göndereyim mi?" demek, hem benim için bir kontrol noktası oluşturuyor hem de işin yolda olduğunu gösteriyor.

Tek başıma yaptığım işlerde de kendime ara tarihler koyuyorum. Bunlar her zaman tutmuyor. Ama tutmadığında bile, son tarihin yaklaştığını erkenden fark etmemi sağlıyor. Kaçırılan bir ara teslim, kaçırılan bir son teslimden çok daha kolay telafi ediliyor.

Ara teslimleri biriyle paylaşmak da işe yarıyor. Bir arkadaşa "Salı akşamı taslağın ilk yarısını bitirmiş olacağım" demek, o tarihi benim kafamdan çıkarıp ortak bir yere koyuyor. Arkadaşımın beni kontrol etmesine gerek yok; sadece birinin bildiğini bilmek, o ara tarihi daha gerçek kılıyor.

Son tarih kaçacak gibiyse

Bütün planlara rağmen bazen bir son tarihi yetiştiremeyeceğimi anlıyorum. Bu an benim için hep çok zor oldu. Eskiden sessiz kalırdım; durumu düzeltecek bir adım atmaz, sadece yüzleşmekten kaçınırdım.

Şimdi farklı bir şey deniyorum: Mümkün olduğunca erken haber vermek. "Bu işi cumaya yetiştiremeyeceğim gibi görünüyor. Şu kısmı cuma gönderebilirim, kalanını salıya tamamlayabilirim. Size uyar mı?" Bu tür bir mesaj yazmak hâlâ zor. Ama son gün sessizce kaybolmaktan çok daha iyi karşılanıyor.

Erken haber vermek bana iki şey kazandırıyor. Birincisi, karşı tarafa plan yapma imkânı veriyor. İkincisi, benim üzerimdeki o ağır, sessiz kaygıyı hafifletiyor. Kaygı hafiflediğinde işe dönmek de kolaylaşıyor.

Son dakika enerjisiyle yaşamak

Dürüst olmak gerekirse, son dakika enerjisinin bende bir karşılığı var. Aciliyet geldiğinde odaklanabiliyorum, hızlı çalışabiliyorum, bazen en iyi işlerimi o fırtınada çıkarıyorum. Bunu inkâr etmek istemiyorum.

Ama ona yaslanmanın bir bedeli de var: uykusuz geceler, gerginlik, hata payının sıfıra inmesi, diğer her şeyin ihmal edilmesi. Son dakika enerjisini bir strateji olarak değil, bir yedek olarak görmeye çalışıyorum. Asıl planım, fırtınanın hiç gelmemesi ya da en azından daha küçük gelmesi.

Son tarihlerle ilgili zorlukların iş ya da okul hayatını ciddi biçimde etkiliyorsa, bunu bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak da iyi bir adım olabilir. Bazen dışarıdan bir destek, içeride çözemediğimiz düğümleri gevşetebiliyor.

Toparlarken

Son tarihler hayatımdan çıkmayacak. Ve muhtemelen bazılarına hâlâ son anda yetişeceğim. Ama artık her biri bir sürpriz değil. Duvarımdaki listede, takvimimdeki geri sayımlarda, ara teslimlerimde görünür duruyorlar.

Bugün bir dene: Önündeki bütün son tarihleri tek bir kâğıda yaz. Sadece yaz, henüz bir şey yapmana gerek yok. O kâğıdı görebileceğin bir yere as. Görünür olan zaman, yönetilebilir zamana bir adım daha yakın.

Sık sorulanlar

DEHB'si olanlar neden hep son dakikaya kalır?

DEHB'li birçok kişi uzak tarihleri yeterince gerçek hissetmez ve çoğu zaman ancak aciliyet geldiğinde harekete geçebilir. Bu bir karakter kusuru değil; zamanın ve önceliklerin farklı algılanmasıyla ilgili olabilir.

Son tarihleri takip etmek için ne kullanabilirim?

Bütün teslim tarihlerini tek bir listede toplamak, bu listeyi görünür bir yerde tutmak ve her biri için ara tarihler belirlemek işe yarayabilir. Takvimde geri sayım hatırlatmaları kurmak da yardımcı olur.

Bir son tarihi kaçıracağımı anlarsam ne yapmalıyım?

Mümkün olduğunca erken haber vermek genellikle en iyisidir. Ne kadarını yetiştirebileceğini ve ne zaman tamamlayabileceğini net bir şekilde söylemek, son anda sessiz kalmaktan çok daha iyi karşılanır.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir