Telefonumda bir not var. Başlığı bile yok, sadece maddeler. Bir döneme kadar o notu açmaktan kaçınırdım. Başka şeyler yaparken bile parmağım oraya yaklaştığında geri çekilirdim. İçinde ne olduğunu biliyordum; bilmem yetiyordu.
O not benim ertelenen işler listemdi. Bu yazıda o listeyle nasıl barışmaya başladığımı anlatıyorum. Amacım listeyi bitirmek değil; onu açabilecek, ona bakabilecek ve kendimi kötü hissetmeden bir iki madde seçebilecek bir yere gelmekti.
Kısaca: Ertelenen işler listesi, her yeni madde ile biraz daha korkutucu hâle gelip bir suç dosyasına dönüşebiliyor. Listeyle barışmak için önce ona sadece bakıyorum, sonra maddeleri yapacağım, yapmayacağım ve beklemeye aldığım olarak üç kutuya ayırıyorum. Amaç listeyi silmek değil, onu küçültüp sakinleştirmek.
Ertelenen işler listesi neden bu kadar korkutucu?
Listeler, ilk yazıldıkları anda yardımcı birer araç. "Bunu unutmayayım" diye bir şey yazıyorsun, kafandan çıkıyor, bir yere konuyor. Sorun, listeye zamanla başka bir anlam yüklenmesi.
Bir madde bir hafta orada durunca, sadece bir madde olmaktan çıkıyor. "Yapmadığım şey" oluyor. Bir ay durunca "yine yapmadığım şey", üç ay durunca "bir türlü yapamadığım şey". Aynı kelimeler, ama etrafında biriken duygu çok daha ağır.
Bir de eski maddeler var. Bazıları artık geçerli değil; fırsat kaçmış, durum değişmiş, ihtiyaç ortadan kalkmış. Ama listeden çıkmadıkları için yine de her gün gözüme batıyorlar. Bu yüzden listeyi açtığımda, işlerimi değil, bir sürü eski sözü ve kaçırılmış fırsatı görüyordum.
Sonunda listeye bakmak bir iş görmekten çok bir yüzleşmeye dönüştü ve yüzleşmekten kaçınmak, DEHB'li ya da değil, çok insani bir tepki.
İlk adım: sadece açmak
Listeyle barışmak için ilk yaptığım şey, hiçbir şey yapmamak oldu. Notu açıyorum, iki dakika bakıyorum ve kapatıyorum. Hiçbir madde düzeltilmiyor, hiçbir şey silinmiyor. Sadece bakıyorum.
Bu, kulağa kolay geliyor ama benim için kolay değildi. İlk seferde bakmak bile midemde bir sıkışma yarattı. İkinci seferinde biraz hafifledi. Üçüncüde artık listeyi tanıdık bir şey gibi görmeye başladım. Kaçınmayı azaltmanın yolu, kaçındığım şeye zararsız bir temas kurmak oldu.
Bu iki dakikayı bir zamanlayıcıyla yapıyorum. Süre dolunca bırakıyorum. Bu, listenin de bana bir şey borçlu olmadığını, benim de ona bir şey borçlu olmadığımı hissettiriyor.
Üç kutu: yapacağım, yapmayacağım, beklemeye aldığım
Bir süre bakmaya alıştıktan sonra, listeyi bir seferde değil, birkaç dakikalık parçalarla ayıklamaya başladım. Her maddeye şu üç sorudan birini soruyorum:
- Yapacağım. Bu hâlâ benim için anlamlı ve yakın bir zamanda yapmak istediğim bir şey.
- Yapmayacağım. Bu artık geçerli değil ya da gerçekten yapmak istemediğim bir şey. Onu bilinçli bir şekilde bırakıyorum.
- Beklemeye aldım. Yapmak istiyorum ama şimdi değil. Belirli bir tarihte ya da bir koşul gerçekleştiğinde yeniden bakacağım.
En çok rahatlama, ikinci kutuda oldu. Listemde çok uzun süredir orada duran, hiçbir zaman yapmayacağımı sezdiğim ama silmeye cesaret edemediğim maddeler vardı. Onları bilinçli şekilde bırakmak, bir yük bırakmak gibi geldi. "Yapmayacağım" demek, yenilgi değil; dürüstlüktü.
Üçüncü kutu da değerli. "Bir gün yaparım" diye ağır bir listede tutmaktansa, beklemeye aldığım şeyleri ayrı bir yere taşıyorum ve üzerine bir bakış tarihi yazıyorum. Böylece ana listem kısalıyor, ama hiçbir şey kaybolmuyor.
Somut bir örnek vereyim. Listemde "dolabı düzenle" yazıyordu ve bu madde uzun süre durmuştu. Baktım: Aslında dolabın tamamını düzenlemek istemiyordum, sadece bir rafın içindekilerden rahatsızdım. Maddeyi "tek rafa bak" diye yeniden yazdım ve "yapacağım" kutusuna aldım. Başka bir maddede ise bir kursa kayıt yazıyordu; ilgim geçmişti. Onu "yapmayacağım" kutusuna koydum ve çizdim. Üçüncü maddede birinin bana dönmesini bekliyordum; onu "beklemeye aldım" kutusuna taşıdım ve bir hafta sonrasına bakış tarihi koydum.
Bu üç hareket, birkaç dakikada, üç maddenin üzerimdeki ağırlığını belirgin biçimde azalttı. Hiçbiri tamamlanmadı; yine de her biri artık net bir yerde duruyordu.
Bir de ana listeden ayrı bir "bugün" listesi kullanıyorum. Ana liste her şeyin durduğu yer; bugün listesi ise o listeden seçtiğim iki ya da üç şeyin yazdığı küçük bir kâğıt. Ana listeye her gün bakmıyorum. Bu ayrım, listenin tamamının her gün omuzlarıma çökmesini engelliyor.
Bazı maddeler neden hep kalıyor?
Üç kutuyu kullandıktan sonra bile bazı maddeler listede inatla kalıyor. Onlara şu soruyu soruyorum: "Bu madde neden hâlâ burada?" Cevaplar genellikle birkaç gruba ayrılıyor:
- Belirsiz. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bu maddeyi bir sonraki küçük adıma çevirmem gerekiyor.
- Korkutucu. Bir telefon, zor bir konuşma, bir karar. Burada işin kendisi değil, duygu ağır.
- Sıkıcı. Zor değil, ama dikkatimi çekecek hiçbir yanı yok.
- Başkasına bağlı. Birinin yanıtını bekliyorum ya da bir şey önce başka bir şeyin tamamlanmasını gerektiriyor.
- Çok büyük. Tek bir madde gibi duruyor ama aslında bir proje.
Sebebi görünce, maddeyle ne yapacağım da netleşiyor. Belirsiz olanı küçültüyorum, korkutucu olana bir yanıt cümlesi hazırlıyorum, sıkıcı olanı bir zamanlayıcıyla yapıyorum, başkasına bağlı olanı "bekliyor" olarak işaretleyip listeden çıkarıyorum, büyük olanı parçalara bölüyorum.
Listeyi sakin tutmak
Listeyi ilk seferde düzeltmek kolay. Zor olan, onu düzenli tutmak. Benim için işe yarayan, çok sade bir rutin:
Haftada bir kez, on dakikalığına listeyi açıyorum. Yeni eklenenlere bakıyorum, üç kutuya ayırıyorum ve o hafta için bir ya da iki maddeyi seçiyorum. Bu kadar. Listeyi bitirmeye çalışmıyorum, sadece ona bakıyorum ve küçük bir kısmını hareket ettiriyorum.
Bir de listenin dilini değiştirdim. Maddeleri "ödenmemiş borç" gibi değil, "ileride yapabileceğim şeyler" olarak okumaya çalışıyorum. Bu küçük bakış değişikliği, listenin tonunu belirgin biçimde yumuşatıyor. Listem benim yargılayanım değil, hafızamın bir uzantısı.
Bazı günler, bu on dakikayı birinin yanında oturarak yapıyorum. Başka biri de bir işiyle uğraşırken ben listeye bakınca, yüzleşme daha az yalnız bir şey oluyor.
Liste çok ağırsa
Ertelenmiş işler arasında ciddi sonuçları olan şeyler olabilir: ödenmemiş bir fatura, kaçırılmış bir randevu, hukuki ya da sağlıkla ilgili bir konu. Böyle maddeleri önce en üste alıyorum ve en küçük somut adımı hemen belirliyorum. Gerekirse güvendiğim birinden yardım istiyorum.
Listeyle ilişkin kaygı ve kaçınma günlük hayatını belirgin biçimde zorluyorsa, bunu bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak iyi bir adım olabilir.
Kendime not
Bir liste, kendime duyduğum güvenin bir yansıması oldu. Ona bakabildiğim gün, kendime de biraz daha yumuşak bakabildiğimi fark ettim. Listede ne kadar şey olursa olsun, beni tanımlayan şey o liste değil. Onu açabilen, iki dakika bakıp kapatabilen biri olmak, bazen yeterli bir başlangıç.
Bugün denemek istersen, o listeyi ya da notu aç, iki dakika bak ve kapat. Hiçbir şeyi düzeltme. Yarın bir kez daha. Barışmak, çoğu zaman böyle küçük ziyaretlerle başlıyor.