Erteleme sonrası suçluluk: döngüyü kırmak için küçük adımlar

Erteleme sonrası suçluluk, işi yapmayı değil kaçmayı büyütüyor. DEHB'de bu döngüyü fark etmeyi ve nazikçe kırmayı kendi deneyimimle anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Ertelemenin en ağır kısmı çoğu zaman ertelemenin kendisi değil, sonrası. Saat geçiyor, iş yerinde duruyor ve içimde yavaş yavaş bir ağırlık birikiyor. Önce hafif bir rahatsızlık, sonra "yine yapmadım" cümlesi, sonra da akşama doğru koca bir suçluluk.

Bu yazıda erteleme sonrası suçluluğun, bende nasıl bir döngü kurduğunu ve o döngüyü kırmak için neler denediğimi anlatıyorum. Ben bir uzman değilim; DEHB'le yaşayan biri olarak kendi gözlemlerimi paylaşıyorum.

Kısaca: Erteleme sonrası suçluluk, çoğu zaman işi yapmayı kolaylaştırmaz; işe yaklaşmayı daha da zorlaştırır. Döngüyü kırmanın yolu, suçluluğu bir ceza olarak değil bir işaret olarak görmek ve işe dönüşü özürle değil çok küçük bir adımla yapmak. Süren ağır bir çöküntü hissi varsa bir uzmana danışmak iyi olur.

Erteleme sonrası suçluluk döngüsü nasıl işliyor?

Kendi döngümü bir süre izledikten sonra aşağıdaki adımlara benzer bir şey fark ettim. Senin döngün farklı olabilir, ama belki tanıdık bir yer bulursun:

  1. Bir iş var ve başlayamıyorum.
  2. Zaman geçiyor. İş hâlâ orada.
  3. Kendime "neden yapmıyorsun" diye kızmaya başlıyorum.
  4. Bu kızgınlık işi daha büyük ve daha utanç yüklü hâle getiriyor.
  5. İşe bakmak rahatsız edici olduğu için ondan uzak duruyorum.
  6. Uzak durdukça iş daha da ertelenmiş oluyor ve suçluluk artıyor.
  7. Başa dönüyorum.

Bu listede dikkat çekici olan şu: Üçüncü adımdan sonra mesele işin kendisi olmaktan çıkıyor. Artık kaçtığım şey iş değil, işin bende uyandırdığı his. Bir e-postadan değil, e-postanın bende bıraktığı sıkıntıdan kaçıyorum.

DEHB'de bu döngünün neden bu kadar sık döndüğünü düşününce, aklıma bir şey geliyor. Başlamakta zorlanmak, sonra bunun için kendini suçlamak, birçoğumuz için çok tanıdık bir sıra. "Yine mi?" cümlesi çoğumuzun hayatında tekrar tekrar kurulmuş bir cümle; başkalarından duyduğumuz, sonra da kendi sesimize dönüşen bir cümle. Her yeni erteleme bu eski cümleye bir tuğla daha ekliyor. Dolayısıyla suçluluk, tek bir işten değil, birikmiş bir hikâyeden de besleniyor olabilir.

Suçluluk neden bana yardım etmedi?

Uzun süre suçluluğun beni harekete geçireceğini düşündüm. Biraz utanırsam, biraz kızarsam, sonunda kalkıp yapacağımı umdum. Bazen kısa süreli işe yaradı: Gece yarısı birden kalkıp bir işi bitirdiğim oldu. Ama o noktaya gelmek, bedelini ödediğim bir yoldu.

Benim gözlemim, suçluluğun enerji vermediği, enerji harcadığı yönünde. Kendime kızarken zihnim işi çözmeye değil, kendimi yargılamaya çalışıyor. Aynı cümleler dönüp duruyor: "Neden böyleyim, neden başkaları yapabiliyor." Bu cümlelerin içinde işe dair tek bir somut fikir yok.

Bir de işin ağırlığı meselesi var. Bir işi ne kadar uzun ertelersem, o işin etrafına o kadar çok duygu örülüyor. Başta yalnızca bir e-posta olan şey, zamanla "bunu bu kadar geciktirdiğim için ne düşünecekler" kaygısıyla dolu bir yüke dönüşüyor. Yük büyüdükçe ona dokunmak daha zor oluyor.

Suçluluğu nasıl fark ediyorum?

Döngüyü kırmanın ilk adımı, onu bir döngü olarak görmek. Bunun için bana yardım eden birkaç küçük şey var.

Suçluluğun sesini adlandırıyorum. İçimden "yine yapmadın" cümlesi geçtiğinde, "Şu an suçluluk konuşuyor" diyorum. Bu cümle duyguyu ortadan kaldırmıyor ama onunla arama bir mesafe koyuyor. Duyguyu yaşayan olmaktan çıkıp ona bakan biri oluyorum.

Bedenimdeki işaretlere de bakıyorum: omuzlarım yukarı çıkıyor, nefesim sığlaşıyor, telefona uzanma isteği artıyor. Suçluluk geldiğinde çoğu zaman hemen kaçmak istiyorum ve bu kaçış isteğini fark etmek, kaçmadan önce bir an durmamı sağlıyor.

Döngüyü kırmak için denediğim küçük hamleler

İşi ve suçluluğu ayırmak

Kâğıda iki sütun çiziyorum. Birine "iş" yazıyorum, birine "his". İş sütununa somut şeyleri koyuyorum: "e-postaya yanıt yaz, ek dosyayı kontrol et." His sütununa ise duyguları: "utanıyorum, geciktim, ne düşünecek." İki sütunu görünce fark ediyorum ki iş sütunu genellikle düşündüğümden çok daha küçük.

Suçluluğun söylediği şeyi dinlemek

Suçluluğun içinde bir bilgi de var: Bu iş benim için önemli. Önemsemeseydim hiç suçlu hissetmezdim. Bunu kendime hatırlatınca suçluluk bir iç mahkeme olmaktan çıkıp bir hatırlatıcıya dönüşüyor. "Bu önemli, demek ki ona dönmek istiyorum." Bu cümle beni kızgın bir yerden çıkarıp meraklı bir yere getiriyor.

Özür yerine adım

Eskiden işe dönmek için önce kendimi cezalandırmam gerektiğini sanıyordum: biraz üzülmeli, biraz özür dilemeli, sonra başlamalıydım. Şimdi özrü tamamen atlıyorum. Önce adım, özür sonra, gerekiyorsa. Adım çok küçük olmalı: dosyayı açmak, e-postanın ilk cümlesini yazmak, çekmeceyi açıp içine bakmak.

Bu küçük adım suçluluğu hemen silmiyor. Ama suçluluk ile adımı aynı anda taşıyabildiğimi gösteriyor. Duygu orada, ben yine de hareket ediyorum.

Günü "ne yapmadım" ile kapatmamak

Akşam yatmadan önce kendime sorduğum soru da döngüyü besliyordu: "Bugün ne yapmadım?" Bu sorunun cevabı hep uzun çıkıyor. Şimdi soruyu değiştirmeye çalışıyorum: "Bugün neye dokundum?" Küçük bir şey bile olsa cevap veriyorum. Bir dosyayı açmışım, bir mesajı okumuşum, bir bulaşığı yıkamışım. Bu liste, "yapmadıklarım" listesinin yerini almıyor ama onu dengeliyor.

Akşam sorgusunu bırakmak, ertesi sabah masaya oturmayı da kolaylaştırıyor. Çünkü güne yük taşıyarak başlamıyorum. Dünün cevabı "hiçbir şey" olmadığında, bugünün ilk adımı da biraz daha az korkutucu geliyor.

Başka biri bekliyorsa

Ertelenen şey birinin yanıtını beklediği bir mesajsa, kısa ve dürüst bir cümle yazmak çoğu zaman işi çözüyor: "Geç döndüğüm için kusura bakma, şimdi baktım." Uzun açıklamalara, uydurma bahanelere gerek yok. Benim korktuğum tepki çoğu zaman gerçekleşmiyor; karşı taraf genellikle benim hissettiğim kadar ağır bakmıyor.

Elbette istisnalar oluyor ve bazı gecikmelerin gerçek sonuçları var. O zaman da en iyi yol, geç olsa bile kısa bir adım atmak. Sessizlik uzadıkça yalnızca mesaj yazmak zorlaşıyor.

Başka biri bekliyorsa çoğu zaman en zor kısım, ilk cümleyi kurmak. Ben bunun için birkaç hazır kalıp tutuyorum: "Geç döndüğüm için kusura bakma", "Bu konuya şimdi bakıyorum, akşama kadar dönerim." Hazır cümleler, başlamanın yükünü hafifletiyor.

Suçluluk ağırlaştığında

Hepimizin suçluluk duyduğu günler oluyor. Ama suçluluk haftalarca sürüyor, her şeyi kaplıyor ya da kendimi değersiz hissetmeye başlıyorsam, bu başka bir şey olabilir. O noktada tek başıma çözmeye çalışmak yerine bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmayı seçiyorum. Bu, işi "beceremediğim" anlamına gelmiyor; yalnızca daha fazla desteğe ihtiyacım olduğunu gösteriyor.

Kendime not

Ertelediğim bir işe geç kalmış olmam, kötü bir insan olduğum anlamına gelmiyor. Erteleme bir davranış; suçluluk ise o davranışın yarattığı ağır bir yan etki. İkisini ayırdığım gün, ikisi de biraz hafifliyor.

Bugün ertelediğin bir şey varsa, ona şu an dokunmak zorunda değilsin. Sadece kendine şunu söyle: "Bunu ertelemiş olabilirim; ona dönebilirim." Sonra en küçük adımı seç. Gerisi, o adımdan sonra gelir.

Sık sorulanlar

Erteledikten sonra neden bu kadar suçlu hissediyorum?

Çünkü önemsediğin bir şeyi yapamamış olmak rahatsız edici bir duygu bırakır. Suçluluk çoğu zaman bir kötülüğün değil, değer verdiğin şeyle davranışın arasındaki mesafenin işaretidir. DEHB'de bu mesafe sık yaşandığı için suçluluk da sık gelebilir.

Suçluluk hissi beni harekete geçirir mi?

Kısa vadede bazen geçirebilir, ama benim gözlemimde uzun vadede işi daha ağır ve utanç yüklü hâle getiriyor. İş ne kadar ağırlaşırsa ona yaklaşmak da o kadar zorlaşıyor. Bu nedenle çoğu kişi için nazik bir iç ses, sert bir sesten daha sürdürülebilir.

Suçluluk döngüsünü nasıl kırarım?

İşle suçluluğu birbirinden ayırmak, suçluluğa ad vermek ve geri dönüşü çok küçük bir adımla yapmak bu döngüyü zayıflatabilir. Süren ve günlük hayatı zorlayan bir çöküntü varsa bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak iyi olur.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir