Ekran süresi ve kayıp saatler: DEHB'de telefonun yuttuğu zaman

Telefonu beş dakikalığına açıp bir saat sonra kendimi bulmam neden bu kadar sık oluyor? DEHB'de ekran süresi ve kaybolan saatleri deneyimimle anlatıyorum.

· · 4 dk okuma

Telefonu elime "sadece bir mesaja bakacağım" diyerek aldığım günlerin sayısını bilmiyorum. Bildiğim şey, o mesaja baktığımda ekranın karşısında geçirdiğim sürenin neredeyse hiçbir zaman planladığım kadar kısa olmadığı. Bazen beş dakika kırk dakikaya, bazen kırk dakika bütün bir öğleden sonraya dönüşüyor.

Bu yazıda ekran süresinin DEHB'li bir zihinde nasıl bu kadar kolay saatleri yutabildiğini, bunu fark ettiğimde neler hissettiğimi ve zamanla bulduğum küçük dengeleri anlatmak istiyorum. Bir çözüm reçetesi değil, benzer bir şey yaşayan biri için bir ayna olmasını umuyorum.

Kısaca: DEHB'de ekran süresi kolayca kaybolan bir zamana dönüşebiliyor; bunun nedeni tembellik değil, dikkatin sürekli yeni uyaranla beslenen bir ortamda durmakta zorlanması. Ekranı görünür sınırlarla çevrelemek, bildirimleri azaltmak ve kendine karşı yargısız kalmak, bu döngüyü hafifletebiliyor.

Beş dakikanın bir saate dönüşmesi

Ekranla ilişkim genelde şöyle başlıyor: Küçük, somut bir sebep. Bir havadurumuna bakmak, bir mesajı yanıtlamak, bir şarkı bulmak. Sorun sebepte değil, oradan çıkışta. Bir uygulama beni bir sonrakine, bir video beni bir sonrakine taşıyor ve aradaki geçişler neredeyse hiç fark edilmiyor.

Başımı kaldırdığımda genelde iki şeyden biri oluyor: Ya çok geç kaldığımı fark ediyorum ya da zamanın nereye gittiğini hiç bilmiyorum. Her ikisinde de ortak olan şey, o süre boyunca "zaman geçiyor" sinyalinin bana hiç ulaşmaması. Ekranın içindeki zaman, dışarıdaki zamandan bağımsız akıyormuş gibi.

Neden ekran bu kadar kolay yutuyor

Burada uzman gibi konuşmayacağım; bu konudaki gözlemim tamamen kendi deneyimime dayanıyor. DEHB'nin dikkat ve dürtü kontrolüyle ilişkili yürütücü işlevlerle bağlantılı nörogelişimsel bir durum olduğu genel olarak biliniyor. Ekranlar ise tam da bu noktada zorlayıcı bir ortam sunuyor: Her kaydırma, her yeni içerik, dikkatimi tazeleyen küçük bir uyaran oluyor.

Bende en büyük fark şurada: Sıkıcı bir işte zaman ağırlaşıyor, ekranın karşısında ise neredeyse hiç ağırlık hissetmiyorum. Bu da "durma" sinyalinin hiç gelmemesi anlamına geliyor. Durmak için dışarıdan bir uyarana ihtiyacım oluyor; bir alarm, bir kapı sesi, birinin beni çağırması.

Bir de "bir tane daha" mantığı var. Bir video bitiyor, bir sonraki otomatik başlıyor. Karar vermem gerekmiyor, akış benim için seçiyor. DEHB'de karar verme ve durma noktasında zorlanıyorsam, akışın beni sürüklemesi çok daha az dirençle karşılaşıyor.

Ekran süresi raporları beni nasıl yargıladı

Bir dönem telefonumdaki ekran süresi raporunu her Pazar açıp dehşete düşüyordum. Rakam büyüdükçe kendime kızıyordum, kızdıkça da tuhaf bir şekilde telefona daha sık sarılıyordum. Rahatlamak için açtığım ekran, beni yargılayan bir rapora dönüşmüştü.

Bir süre sonra fark ettim ki o rakam bana ne yaptığımı söylüyordu ama neden yaptığımı hiç söylemiyordu. Bazı akşamlar telefonda geçirdiğim süre, o gün kendimi ne kadar yorgun, sıkışmış veya yalnız hissettiğimin bir işaretiydi. Rakamı küçültmeye çalışmak yerine, o duyguyu fark etmeye çalışmak daha işe yaradı.

Şunu da öğrendim: Her ekran süresi aynı değil. Bir arkadaşımla görüntülü konuşmak, bir şeyi öğrenmeye çalışmak ile hiçbir şey düşünmeden kaydırmak arasında benim için büyük fark var. Rakamın kendisinden çok, o sürenin bana ne kazandırıp ne götürdüğüne bakmak daha anlamlı geldi.

Bende işe yarayan küçük değişiklikler

Ekranı tamamen hayatımdan çıkarmak gerçekçi bir hedef değildi, denediğimde de uzun sürmedi. Bunun yerine zamanı biraz daha görünür ve biraz daha sınırlı kılan küçük şeyler biriktirdim:

  • Bildirimleri azaltmak: Her uygulamanın değil, yalnızca gerçekten önemli olanların bildirim göndermesine izin veriyorum.
  • Ekranı görünür bir yere koymak: Telefonu çekmeceye değil, görebileceğim bir yere koyduğumda, bir şeye başlamadan önce kendime "şimdi mi?" sorusunu sormam daha kolay oluyor.
  • Bir zamanlayıcı kurmak: Ekranı açmadan önce kısa bir süre belirlemek, o sürenin bitişini fark etmemi kolaylaştırıyor.
  • Fiziksel bir eşik koymak: Telefonu yatak odasının dışında şarj etmek gibi küçük bariyerler, "sadece bakacağım" anını azaltıyor.
  • Alternatif bir şey hazır tutmak: Elimin altında bir kitap veya basit bir iş olduğunda, boşluk anlarında ekrana gitme ihtimalim biraz düşüyor.

Bu listedeki her şey her zaman işe yaramıyor. Bazı günler hepsini unutup saatlerce kaydırıyorum. Ama biriktirdikçe, ekranın karşısında geçirdiğim zamanın biraz daha benim kontrolümde olduğunu hissediyorum.

Ekranı düşman ilan etmemek

Ekranı tamamen bir düşman gibi görmek bana yardımcı olmadı. Telefon aynı zamanda arkadaşlarımla bağlantımı, öğrendiğim şeyleri, eğlendiğim anları da taşıyor. Sorun ekranın varlığı değil, onun bazen bana "dur" demeyi unutturması.

Bu yüzden artık kendime "ekrana hiç bakma" demek yerine "ekranla ne yapıyorum, nasıl hissediyorum" sorusunu soruyorum. Bazı akşamlar bilinçli olarak bir diziye dalmayı seçiyorum, bunu bir başarısızlık olarak görmüyorum. Fark eden şey, bunun bir seçim mi yoksa fark etmeden sürüklenme mi olduğu.

Kendime not

Ekran süresi raporumu hâlâ bazı Pazarlar görmek istemiyorum. Ama artık o rakamı kendime karşı bir kanıt olarak kullanmıyorum. Zamanın nereye gittiğini merak ediyorum, kendimi yargılamadan.

Eğer sen de ekranın karşısında kaybolan saatlerle tanışıksan, bunun karakterinle ilgili bir şey söylemediğini bilmeni isterim. Zamanı görünür kılan küçük bir sınır, bir zamanlayıcı ya da sadece "şimdi ne yapıyorum" sorusu, seni ekranla biraz daha dengeli bir yere taşıyabilir.

Sık sorulanlar

DEHB'de ekran süresi neden bu kadar kontrolsüz hissettiriyor?

Telefon ve sosyal medya, dikkati sürekli yeni bir uyaranla besleyen bir ortam sunuyor. DEHB'de dürtü kontrolü ve dikkat düzenlemesiyle ilişkili zorluklar olduğu için bu ortamdan çıkmak çoğu zaman daha fazla çaba gerektirebiliyor.

Ekran süresi uygulamaları gerçekten yardımcı oluyor mu?

Kişiden kişiye değişir. Bazılarına zamanı görünür kılarak yardımcı olur, bazılarına ise yalnızca ek bir suçluluk kaynağı olur. Hangisinin sende işe yaradığını gözlemlemek, uygulamayı körü körüne takip etmekten daha değerli olabilir.

Telefonu bırakamamak her zaman DEHB işareti midir?

Hayır, ekranla ilgili zorluklar çok yaygındır ve tek başına bir tanı göstergesi değildir. Dikkatinle, günlük hayatınla ilgili ciddi bir kaygın varsa bunu bir psikiyatrist veya psikologla konuşmak en sağlıklı yoldur.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir