"Büyüyünce geçer." Bu cümleyi DEHB'li çocukların aileleri çok duyar. Bir öğretmen, bir akraba, bazen bir komşu söyler. Niyet genellikle teselli etmektir: Bu bir dönem, sabredin, çocuk büyüdükçe toparlanacak.
Ben de uzun süre benzer bir şeye inanmıştım. Dağınıklığımın, unutkanlığımın, yerimde duramayışımın zamanla, "olgunlaştıkça" kendiliğinden düzeleceğini düşünüyordum. Sonra yetişkin oldum ve bazı şeylerin değiştiğini, bazılarının ise sadece kılık değiştirdiğini fark ettim. DEHB yaşla geçer mi sorusuna bu yazıda kendi gözlemlerim ve genel kabul gören bilgiler ışığında, temkinli bir cevap vermek istiyorum.
Kısaca: DEHB bazı insanlarda yaşla hafifleyebilir, ama birçok insanda yetişkinlikte de sürer. Belirtiler çoğu zaman tamamen kaybolmaktan çok biçim değiştirir: Görünür hareketlilik azalabilir, dikkat ve zaman yönetimi güçlükleri ise devam edebilir. Kişisel durumunu bir psikiyatrist değerlendirebilir.
DEHB yaşla geçer mi?
Bu soruya tek bir cevap vermek mümkün değil, çünkü DEHB herkeste aynı seyri izlemiyor. Genel olarak kabul gören şu: DEHB çocuklukta başlayan nörogelişimsel bir durum ve birçok insanda yetişkinlikte de devam ediyor. Bazı insanlarda belirtiler yaşla belirgin biçimde hafifleyebiliyor; bazılarında ise hayat boyu eşlik ediyor.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Belirtilerin daha az görünür olması, her zaman DEHB'nin geçtiği anlamına gelmiyor. Çoğu zaman yetişkinler, yıllar içinde zorluklarını yönetmek için yollar geliştiriyor; hayatlarını kendilerine uygun bir düzene sokuyor ya da belirtiler başka biçimlere bürünüyor. Dışarıdan bakan biri "geçmiş" diye düşünebilir. İçeriden ise durum daha karmaşık olabilir.
Kendi durumunu merak ediyorsan, özellikle çocuklukta tanı almış ve yetişkinlikte nerede durduğunu bilmiyorsan, bunu bir psikiyatristle konuşmak en net yol.
Yetişkinlikte neler değişebilir?
Kendi hayatımda ve DEHB'li insanlarla yaptığım konuşmalarda, zamanla değişebilen bazı şeyler dikkatimi çekiyor:
- Görünür hareketlilik: Çocuklukta belirgin olan koşturma, yetişkinlikte çoğu zaman azalıyor ya da içe dönüyor. Masanın üstüne çıkan çocuk, yetişkinlikte bacak sallayan ve zihni hiç susmayan birine dönüşebiliyor.
- Kendini tanıma: Yaş ilerledikçe insan kendi örüntülerini daha iyi tanıyabiliyor. Ben hangi saatlerde daha iyi çalıştığımı, hangi ortamlarda dağıldığımı zamanla öğrendim.
- Ortam seçimi: Yetişkinlikte, çocukluktakinden daha fazla seçim hakkın oluyor. Kendine uygun bir çalışma biçimi, ritim ya da yaşam düzeni kurabilmek, zorlukları belirgin biçimde hafifletebiliyor.
- Stratejiler: Listeler, alarmlar, sabit yerler, rutinler... Bunları yıllar içinde biriktirmek, belirtilerin günlük hayata etkisini azaltabiliyor.
- Destek arama: Yetişkinlikte DEHB hakkında okumak, bir uzmana başvurmak ya da benzer deneyimleri olan insanlarla konuşmak mümkün hâle geliyor.
Bu değişimlerin bir kısmı DEHB'nin kendisiyle değil, onunla yaşamayı öğrenmekle ilgili. Ve bu ayrım bence önemli.
Çünkü bu ayrımı yapmadığımızda, iyi giden bir dönemi "artık DEHB'm geçti" diye yorumlayabiliyoruz. Ben de böyle dönemler yaşadım. Her şey yolunda giderken desteklerimi bıraktım; listeleri tutmayı, alarmları kurmayı, rutinlerime dikkat etmeyi. Bir süre sonra eski zorlukların sessizce geri geldiğini fark ettim. Aslında hiç gitmemişlerdi; sadece kurduğum düzen onları taşıyordu.
Neler çoğu zaman değişmiyor?
Bazı zorluklar ise yaşla birlikte pek değişmiyor ya da sadece kılık değiştiriyor. Benim deneyimimde en kalıcı olanlar şunlar:
- Dikkati yönetmek: Dikkatimin nereye gideceğini seçmekte hâlâ zorlanıyorum. İlgimi çeken bir şeyde kayboluyorum, sıkıcı bir işte ise zihnim kaçıp duruyor.
- Zaman algısı: Zamanı hissetmekte zorlanmak, yetişkinlikte belki de daha görünür hâle geldi. Çünkü artık beni zamanında bir yere götüren biri yok.
- İşe başlamak: Ne yapmam gerektiğini bilip başlayamamak, hâlâ en tanıdık zorluklarımdan biri.
- İç huzursuzluk: Görünür hareketlilik azalsa da içerideki motor çalışmaya devam ediyor.
- Tutarsızlık: Bazı günlerin kolay, bazılarının çok zor geçmesi yaşla birlikte kaybolmadı.
Bu yüzden ben artık "DEHB'm geçti mi?" diye sormuyorum. Bunun yerine "DEHB'm şu dönemde nasıl görünüyor ve neye ihtiyacım var?" diye soruyorum.
Bu soru bana daha çok yardımcı oluyor, çünkü cevabı değişebiliyor. Yoğun bir dönemde ihtiyacım daha fazla dış düzen olabiliyor; sakin bir dönemde ise daha esnek bir yapı yetebiliyor. DEHB'yi sabit bir ağırlık değil, hayatın koşullarına göre farklı hissedilen bir yük olarak düşünmek, kendime daha gerçekçi beklentiler koymamı sağladı.
Hayat dönemleri DEHB'yi nasıl etkiliyor?
DEHB'nin yaşla ilişkisinde bence en ilginç taraf, hayat dönemlerinin belirtileri nasıl görünür kıldığı. Çocuklukta okul, ev ve aile bir tür dış düzen sağlıyor. Zil çalıyor, ödevler veriliyor, biri sana yarın neyin gerekli olduğunu hatırlatıyor.
Yetişkinliğe geçişte bu düzen bir anda çekilebiliyor. Yalnız yaşamaya başlamak, iş hayatına girmek, faturalar, randevular, resmî işler... Birden fazla sorumluluğu aynı anda yönetmek gerekiyor. Pek çok insan DEHB'sini tam bu geçişlerde fark ediyor. Daha önce "idare eden" biri, yeni yükler altında zorlanmaya başlıyor.
Bu yüzden bazen insanlar "Çocukken bir sorunum yoktu, DEHB yetişkinlikte mi başladı?" diye soruyor. DEHB'de belirtilerin çocuklukta başlamış olması bekleniyor. Ama bu belirtilerin o dönemde fark edilmemiş, telafi edilmiş ya da başka şekilde yorumlanmış olması mümkün. Bunu ayırt etmek bir psikiyatristin işi; çünkü yetişkinlikte yeni başlayan dikkat güçlükleri başka sebeplerle de ilgili olabilir.
Bir de yaşın kendisinin getirdiği değişimler var. Yorgunluk, uyku düzeni, genel sağlık durumu ve hayatın temposu, dikkatin ve belleğin nasıl çalıştığını herkeste etkileyebiliyor. DEHB'li biri için bu değişimler bazen belirtilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor. Böyle bir değişim fark edersen, bunu bir doktorla konuşmak iyi olur.
"Büyüyünce geçer" cümlesinin bedeli
Bu cümle teselli edici niyetle söylense de, bazen ciddi bir bedeli olabiliyor. Bir çocuğun zorlukları "zamanla geçer" diye beklenirken, o çocuk büyüyor ve hâlâ aynı zorluklarla, ama artık bunlara bir isim koyamadan yaşamaya devam ediyor.
Yetişkinlikte bu durum çoğu zaman kendini suçlamaya dönüşüyor. "Herkes büyüdü ve toparlandı, ben neden hâlâ böyleyim?" sorusu, DEHB'li pek çok yetişkinin içinde sessizce dönüyor. Oysa cevap, karakter eksikliği değil; zamanla geçmesi beklenen bir şeyin, birçok insanda geçmeyen bir durum olması.
Bunu bilmek, bana hem geçmişime hem de bugünüme daha şefkatle bakma imkânı verdi. Yıllarca "olgunlaşamamak" sandığım şeylerin bir açıklaması olduğunu görmek rahatlatıcıydı.
Kapanırken
DEHB yaşla geçer mi? Bazı insanlar için kısmen evet, birçok insan için ise hayır. Ama belki daha önemli bir soru şu: Yaşla birlikte DEHB'mi daha iyi tanıyabilir, ona daha uygun bir hayat kurabilir miyim? Benim deneyimimde bu sorunun cevabı çoğu zaman evet.
Değişmeyen zorluklar hâlâ benimle. Ama onlara artık bir arıza gibi değil, beynimin çalışma biçiminin bir parçası gibi bakıyorum. Bu bakış, yaşın bana getirdiği en değerli değişimlerden biri oldu.