DEHB ve kaygı: iç içe geçtiğinde hangisi hangisi?

DEHB ve kaygı birlikte görülebilir ve birbirine karışabilir. İç içe geçtiklerinde nasıl hissettirdiğini ve ayrımı neden uzmana bırakmak gerektiğini anlattım.

· · 5 dk okuma

Bir randevudan önceki gece çantamı beşinci kez kontrol ediyorum. Kimlik içeride mi? Evet. Adres telefonda kayıtlı mı? Evet. Alarm kurulu mu? Kurulu, iki tane. Yine de içimde bir şey rahat etmiyor ve ben altıncı kez çantayı açıyorum.

Bu sahnede ne yaşadığımı uzun süre çözemedim. Bu kaygı mıydı, yoksa DEHB'nin bir uzantısı mı? Zamanla cevabın çoğu zaman "ikisi birden" olduğunu anladım. DEHB ve kaygı, benim hayatımda birbirinin içine geçmiş iki iplik gibi. Bu yazıda o düğümü anlatmaya çalışacağım. Ama baştan söyleyeyim: Hangisinin hangisi olduğunu ayırmak benim değil, bir uzmanın işi.

Kısaca: DEHB ve kaygı aynı kişide birlikte görülebilir ve bazı belirtileri örtüştüğü için birbirine karışabilir. Huzursuzluk, odaklanma güçlüğü ve uyku sorunları her ikisinde de ortaya çıkabilir. Bu yüzden ayrımı kendi başına yapmaya çalışmak yerine bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak en doğrusu.

DEHB ve kaygı neden bu kadar sık karışıyor?

İlk sebep, bazı belirtilerin dışarıdan neredeyse aynı görünmesi. Hem DEHB'de hem de kaygıda şu deneyimler yaşanabiliyor:

  • Odaklanmakta zorlanmak, zihnin sürekli başka yere kayması
  • İç huzursuzluk, yerinde duramama hissi
  • Uykuya dalmakta zorlanmak, gece düşüncelerin durmaması
  • Çabuk yorulmak ve tükenmiş hissetmek
  • Bazı işlerden kaçınmak ya da onları sürekli ertelemek

Bu liste, iki durumu birbirinden ayırmanın neden zor olduğunu gösteriyor. Ama içeriden bakınca bazen nüanslar fark ediliyor. Benim deneyimimde DEHB'nin dikkat dağınıklığı daha çok "her şey ilginç, her şey aynı anda" gibi hissettiriyor. Kaygının dikkat dağınıklığı ise daha çok "bir şeyler ters gidecek" gibi. Biri merak dolu bir kaçış, diğeri tehdit dolu bir tetikte olma hâli.

Yine de bu nüanslar herkes için aynı değil ve kesin bir ölçü olarak kullanılamaz. İki durum aynı anda da var olabiliyor. Ben burada sadece kendi deneyimimi anlatıyorum.

Bir de günlük hayattaki zincirleme etkiler var. Kaygılı olduğum günlerde dikkatim daha da dağılıyor; dikkatim dağıldıkça bir şeyleri unutuyorum; unuttukça kaygım artıyor. Bu zincirin hangi halkasının önce geldiğini çoğu zaman bilmiyorum. Bildiğim tek şey, zincirin bir yerinden tutup gevşetmenin bütün sistemi biraz rahatlattığı.

DEHB'nin kaygıyı beslediği anlar

DEHB ile yaşamak, bazen insanı sürekli bir tetikte olma hâline sokabiliyor. Bunun nasıl olduğunu kendi hayatımdan bir örnekle anlatayım.

Bir dönem önemli bir belgeyi teslim etmeyi unutmuştum. Bu küçük bir hata gibi görünse de sonuçları can sıkıcıydı. Ondan sonra benzer her durumda içimde bir alarm çalmaya başladı: Ya yine unutursam? Ya önemli bir şeyi kaçırıyorsam? Bu alarm, zamanla her şeyi kontrol etme, sürekli listeleri gözden geçirme ve hiç rahatlayamama hâline dönüştü.

DEHB'li pek çok insan benzer bir döngü anlatıyor. Unutulan randevular, kaçırılan teslimler, yarım kalan işler ve bunların ardından gelen eleştiriler... Bunlar tekrar ettikçe, zihin bir sonraki hatayı önlemek için sürekli nöbet tutmaya başlıyor. Bu nöbet ise yorucu, sinsi ve çoğu zaman görünmez.

Elbette her DEHB'li insan bu yolu izlemiyor ve kaygının pek çok başka sebebi olabilir. Ama bu döngünün varlığını bilmek, kendi deneyimimi anlamama yardımcı oldu.

Kaygıyı bir motor gibi kullanmak

Bu konuda dürüst olmak istiyorum: Uzun süre kaygı, benim en güvenilir çalışma motorumdu. Bir şeye başlayamıyorsam, panik anı gelene kadar bekliyordum. Teslim tarihi yaklaştıkça yükselen kaygı, sonunda beni harekete geçiriyordu.

Bu yöntem bir yere kadar işe yarıyor gibi görünüyor. İşler bir şekilde bitiyor. Ama bedeli ağır: sürekli gergin bir beden, bozulan uyku, her teslimden sonra gelen derin bir yorgunluk ve "bir dahakine farklı yapacağım" sözünün hiç tutulamaması.

Bir de şu var: Kaygıyla çalışmaya alışınca, kaygı olmadan nasıl çalışılacağını unutuyorsun. Sakin bir gün, verimsiz bir gün gibi geliyor. Rahatlık, tehlikeli bir şey gibi hissettiriyor. Bu durumu fark etmek ve yavaş yavaş başka yollar aramak, benim için hâlâ devam eden bir süreç.

Bu yolda bana iyi gelen birkaç küçük değişiklik oldu. İşleri son ana bırakmak yerine, son tarihi kendim için daha erkene çekmeyi denedim. Bir işe başlamak için paniği beklemek yerine, birinin yanında ya da belirli bir saatte başlamayı denedim. Her zaman işe yaramadı. Ama kaygının tek motorum olmadığını görmek, bana yeni bir alan açtı.

Kaygının DEHB'yi gölgelediği anlar

Madalyonun bir de öbür yüzü var. Bazen kaygı o kadar belirgin oluyor ki, altındaki DEHB görünmez hâle gelebiliyor. Bir insan yıllarca kaygısıyla ilgili destek alıp, dikkat ve düzen sorunlarının da kaygıdan kaynaklandığını düşünebilir.

Ya da tam tersi: Kaygının yarattığı odaklanma güçlüğü, DEHB sanılabilir. Bu yüzden internette okuduklarımızla kendimize bir etiket koymak riskli. Benzer görünen belirtilerin altında farklı şeyler yatabiliyor ve yanlış bir varsayım, ihtiyacın olan desteğe ulaşmanı geciktirebiliyor.

Bir arkadaşımla sohbet ederken bunu çok net görmüştüm. İkimiz de "kafam hiç durmuyor" diyorduk ama anlattıklarımız çok farklıydı. Benim kafam bir fikirden ötekine atlıyordu; onunki ise aynı endişenin etrafında dönüp duruyordu. Aynı cümle, iki farklı iç dünyayı anlatıyordu.

Ayrımı neden bir uzmana bırakmalı?

Bu yazıyı okurken kendini bir yerde gördüysen, belki şu soruyu soruyorsun: "Peki bende hangisi var?" Bu sorunun cevabını bir blog yazısı veremez; ben de veremem. Ama neden bir uzmana bırakmak gerektiğini anlatabilirim.

Birincisi, DEHB ve kaygı birlikte olabilir. Biri diğerini dışlamaz. İkincisi, birbirine çok benzeyen belirtilerin altında farklı süreçler olabilir ve bunları ayırt etmek dikkatli bir değerlendirme gerektirir. Üçüncüsü, hangi durumun ön planda olduğu, sana uygun desteğin ne olacağını da etkileyebilir.

Bir psikiyatriste ya da psikologa gitmeden önce şunları not almak işine yarayabilir:

  1. Zorlandığın durumlar ve bu zorlukların ne zamandan beri var olduğu
  2. Çocukluğunda benzer zorluklar yaşayıp yaşamadığın
  3. Kaygının hangi durumlarda arttığı, hangilerinde azaldığı
  4. Uyku düzenin ve genel enerji durumun
  5. Bu zorlukların iş, ev ve ilişkilerine etkisi

Eğer kaygın seni çok zorluyorsa, panik hissi yaşıyorsan ya da günlük hayatını sürdürmekte güçlük çekiyorsan, beklemeden bir uzmana başvurmanı öneririm. Bu, zayıflık değil; kendine gösterdiğin bir özen.

Kendime not

DEHB ve kaygı benim hayatımda birbirine dolanmış iki iplik. Bazen hangisinin hangisi olduğunu ayırt edemiyorum ve artık bunu tek başıma ayırt etmek zorunda olmadığımı biliyorum.

Çantayı altıncı kez kontrol ettiğim geceler hâlâ oluyor. Ama artık bu anlarda kendime şunu söylüyorum: "Bu his gerçek ama tehlike gerçek değil. Hazırsın." Ve bazen, sadece bazen, çantayı kapatıp uyumaya gidebiliyorum.

Sık sorulanlar

DEHB ve kaygı birlikte olabilir mi?

Evet, DEHB ve kaygı aynı kişide birlikte görülebilir. Ayrıca bazı belirtiler, örneğin huzursuzluk, odaklanma güçlüğü ve uyku sorunları, her ikisinde de ortaya çıkabildiği için birbirine karışabilir. Ayrımı bir psikiyatrist yapar.

Kaygım mı var yoksa DEHB mi, nasıl anlarım?

Bunu kendi başına kesin olarak ayırt etmek zordur, çünkü belirtiler örtüşebilir ve ikisi birlikte de olabilir. Gözlemlerini not alıp bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak en sağlıklı yoldur.

DEHB kaygıya neden olabilir mi?

DEHB'li pek çok insan, sık yaşanan unutmalar, gecikmeler ve yarım kalan işler yüzünden sürekli bir tetikte olma hâli tarif eder. Ancak kişide kaygının nereden kaynaklandığını değerlendirmek bir uzmanın işidir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir