Yüz fikri olan ama bir tanesini bile bitiremeyen biri olmak nasıl bir his, bilir misin? Benim için bir dönem tam olarak buydu. Aklım hiç durmayan bir atölye gibiydi; her köşede yarım kalmış bir taslak, her rafta başlanmış ama terk edilmiş bir fikir. Atölye canlıydı ama hiçbir şey sergiye çıkmıyordu.
Yaratıcı işlerde DEHB, bende hem en sevdiğim hem de en çok yorulduğum deneyimlerden biri oldu. Bu yazıda bu iki yüzü birlikte anlatmaya, fikir yağmurunu bitmiş bir işe dönüştürmek için denediklerimi paylaşmaya çalışıyorum. Yazı, tasarım, müzik ya da başka bir yaratıcı alanda çalışıyor olabilirsin; temel dinamikler çoğu zaman benzer.
Kısaca: Yaratıcı işlerde DEHB çoğu zaman bol fikir ve güçlü başlangıçlar, ama zorlanan ortalar ve sonlar demek. Fikirleri bir yere toplayıp aralarından seçim yapmak, projenin sıkıcı ortası için önceden plan kurmak, ilhamı beklemek yerine bir ritim oluşturmak ve “yeterince iyi” olanı teslim etme cesareti göstermek, fikirleri bitmiş işlere dönüştürmeye yardımcı olabilir.
Yaratıcı işlerde DEHB: iki yüzlü bir deneyim
DEHB ile yaratıcılık arasında sık sık romantik bir bağ kuruluyor. “Dağınık zihin, yaratıcı zihin” gibi cümleler kulağa hoş geliyor ama gerçeğin sadece bir kısmını anlatıyor. Evet, bende fikirler kolay geliyor. Farklı alanlar arasında beklenmedik bağlantılar kurabiliyorum. Ama bu, yaratıcı işin tamamı değil.
Yaratıcı bir işin büyük kısmı, fikirden sonra başlıyor. Taslak hazırlamak, düzeltmek, yeniden yapmak, ayrıntıları işlemek, bitirmek ve paylaşmak. Bu aşamalar sabır, tekrar ve sürdürülebilir bir dikkat istiyor. Tam da DEHB ile en çok zorlandığım beceriler.
Bu yüzden yaratıcı işlerde DEHB, bende iki yüzlü bir deneyim. Bir yanda fikirlerin bolluğu ve başlangıçların heyecanı; öbür yanda yarım kalan projelerin ağırlığı ve “neden hiçbir şeyi bitiremiyorum?” sorusu. İkisini birlikte görmek, kendime daha dürüst bakmamı sağladı.
Fikir yağmurunu yönetmek
Fikirler bende genellikle en uygunsuz anlarda geliyor. Bir işin tam ortasında, uyumadan hemen önce, yolda yürürken. Eskiden her yeni fikre hemen atlardım ve elimdeki işi yarıda bırakırdım. Böylece hiçbir fikir yeterince uzun süre yaşamıyordu.
Artık fikirlerimi tek bir yere topluyorum ve onlara hemen dokunmuyorum. Haftada bir, o fikir kutusuna bakıp hangisinin gerçekten ilgimi çekmeye devam ettiğini görüyorum. Bazı fikirler bir hafta sonra bile parlak görünüyor; bazıları ise o anın heyecanından ibaret olduğu ortaya çıkıyor.
Bu bekleme, fikirlerimi öldürmüyor. Tam tersine onları korumak gibi. Bir fikri yazdığımda kaybolmayacağını biliyorum ve bu bilgi, elimdeki işe devam etmemi kolaylaştırıyor. Fikirler arasında seçim yapmak da bir yaratıcı beceri; hepsini aynı anda yaşatmaya çalışmak, hiçbirini yaşatamamak demek.
Ortadaki çöl: projenin sıkıcı ortası
Her yaratıcı projenin bir başlangıç heyecanı var. Yeni bir boş tuval, yeni bir belge, yeni bir fikir. Bu aşamada enerji doruğunda ve iş neredeyse kendiliğinden akıyor. Sonra bir noktada ortaya geliniyor ve orası bir çöl gibi.
Projenin ortasında yenilik bitmiş, son da henüz görünmüyor. İş artık keşif değil, emek. Tekrar eden düzeltmeler, çözülmesi gereken teknik sorunlar, bir türlü oturmayan bir bölüm. DEHB ile birlikte bu çölde motivasyon hızla kuruyabiliyor.
Bu çölü geçmek için önceden plan yapmayı öğrendim. Projeye başlamadan önce ortasının nasıl olacağını düşünüyorum ve onu küçük, somut adımlara bölüyorum. Her adım bir kilometre taşı oluyor. Çölün ortasında, bir sonraki taşa ulaşmak tüm projeyi bitirmekten çok daha yönetilebilir görünüyor.
Bir de ortadaki işleri çeşitlendiriyorum. Aynı bölüm üzerinde günlerce çalışmak yerine farklı parçalar arasında dönüşümlü çalışıyorum. Bugün bir bölümü düzeltiyorsam, yarın başka bir parçanın taslağını çıkarıyorum. Bu değişkenlik, ilgimi canlı tutmama yardım ediyor.
İlham değil, ritim
Uzun süre ilham gelmesini bekledim. İlham geldiğinde saatlerce çalışıyor, gelmediğinde hiçbir şey yapmıyordum. Bu dalgalı tempo, projelerimin büyük kısmının yarım kalmasına neden oldu. Çünkü ilham, gelmesi gereken zamanda gelmiyordu.
Şimdi ilhamı beklemek yerine bir ritim kuruyorum. Haftanın belirli günlerinde, belirli saatlerde yaratıcı işe zaman ayırıyorum. O zaman diliminde ilham gelse de gelmese de bir şey üretiyorum; belki kötü bir taslak, belki birkaç deneme, belki sadece eski bir parçayı gözden geçirmek.
İlginç olan şu: Ritim kurduktan sonra ilham da daha sık gelmeye başladı. Sanki zihnim belirli saatlerde yaratıcı işe hazır olması gerektiğini öğrendi. Bu ritim her zaman tutmuyor, bazı haftalar dağılıyor. Ama dağıldığında yeniden kurmak, sıfırdan başlamaktan çok daha kolay.
Geri bildirim ve eleştiri
Yaratıcı iş, çok kişisel. Bir tasarıma, bir metne, bir müziğe gelen eleştiri, işe değil bana yönelmiş gibi hissedilebiliyor. DEHB'li pek çok yetişkinin anlattığı eleştiriye karşı yoğun duygusal tepki, yaratıcı işlerde daha da belirgin olabiliyor.
Ben bu yüzden geri bildirim alacağım zamanları dikkatle seçiyorum. Çok yorgun ya da kırılgan olduğum günlerde işimi paylaşmıyorum. Geri bildirimi aldığımda da hemen tepki vermek yerine biraz zaman tanıyorum. İlk duygu dalgası geçtikten sonra söylenenlerin içindeki işe yarar kısmı görmek çok daha kolay oluyor.
Bir de kimden geri bildirim alacağımı seçiyorum. İşimi anlayan, yapıcı bir dille konuşan ve ne yapmaya çalıştığımı bilen birkaç kişi, geniş ve rastgele bir kalabalıktan çok daha değerli.
Bitirmek: yeterince iyi olanı teslim etme cesareti
Yaratıcı işlerde bitirmek, belki de en zor kısım. Çünkü yaratıcı bir iş hiçbir zaman tam anlamıyla “bitmiş” hissettirmiyor; her zaman düzeltilecek bir şey, eklenebilecek bir ayrıntı var. DEHB ile birlikte mükemmeliyetçilik ve yeni fikirlere kayma eğilimi bir araya geldiğinde, son adım sonsuza kadar uzayabiliyor.
Bitirmek için kendime koyduğum birkaç kural var:
- Projeye başlarken “bitmiş”in ne anlama geldiğini yazıyorum.
- Son düzeltmeler için bir süre sınırı belirliyorum.
- Teslim tarihini bir başkasıyla paylaşıyorum.
- Yeni fikirleri bir sonraki projeye not ediyorum, bu projeye eklemiyorum.
- “Yeterince iyi” olanı göndermeyi, mükemmeli beklemekten daha değerli sayıyorum.
Bitmiş ve paylaşılmış bir iş, kafamda mükemmel ama hiç tamamlanmamış bir işten her zaman daha fazla şey öğretiyor. Her bitirilen proje, bir sonrakini bitirmek için de bir güven kaynağı oluyor.
Atölyeden sergiye
Yaratıcı işlerde DEHB ile çalışmak, fikirlerin bolluğu ile bitirmenin zorluğu arasında sürekli bir denge kurmak demek. Bu dengeyi kurmak bazen yorucu ama mümkün. Fikirlerini yönetmek, ritmini korumak ve bitirmeye cesaret etmek, atölyendeki taslakları sergiye taşıyabilir.
Bugün yarım kalmış projelerinden birini seç. Onu bitirmek için gereken en küçük adımı yaz ve sadece o adımı at. Belki bu sefer o proje, atölyeden çıkıp birilerine ulaşan ilk işin olur.