Eksik bir ek. Yanlış yazılmış bir tarih. Bir tabloda fazladan bir sıfır. Göndere bastıktan tam iki saniye sonra fark edilen bir yazım hatası. Bunların her biri tek başına küçük şeyler. Ama üst üste geldiklerinde, insanın kendine olan güvenini sessizce aşındıran bir yağmur gibi.
Çalıştığım dönemlerde detay gerektiren işler beni en çok yoran işlerdi. Konuyu anlıyordum, işi biliyordum ama dikkatsizlik hataları her seferinde bir yerden sızıyordu. Bu yazıda bu hataların bende nereden geldiğini ve onları azaltmak için kurduğum küçük sistemleri anlatıyorum. Hepsini yok edemedim; ama sayılarını ve bende bıraktıkları izi epey azalttım.
Kısaca: DEHB'de dikkatsizlik hataları çoğu zaman umursamazlıktan değil, dikkatin sürekliliğinin ve çalışma belleğinin zorlanmasından kaynaklanıyor. Kendine değil sisteme güvenmek işe yarıyor: kısa kontrol listeleri, işi bitirdikten sonra bir mola verip ikinci okuma, kritik anları bilerek yavaşlatmak ve hata olduğunda suçlamadan düzeltmek.
Dikkatsizlik hataları neden oluyor?
DEHB'de dikkat, sanıldığı gibi sadece “az” değil; daha çok dalgalı. Bir işin başında dikkatim keskin olabiliyor ama tekrarlayan ve sıkıcı bölümlerde bir anda kayıyor. Gözüm satırları okumaya devam ediyor, elim yazmaya devam ediyor ama zihnim çoktan başka bir yerde.
Çalışma belleği de bu işin içinde. Aklımda aynı anda birkaç şeyi tutmam gerektiğinde, örneğin bir rakamı bir yerden alıp başka bir yere yazarken, araya giren en küçük şey o rakamı silebiliyor. Sonuçta yanlış bir sayı ya da eksik bir bilgi ortaya çıkıyor.
Bir de hız var. Sıkıcı bir işi bir an önce bitirmek istediğimde, farkında olmadan hızlanıyorum. Hızlandıkça da kontrol adımlarını atlıyorum. Bu, isteyerek yaptığım bir şey değil; zihnimin sıkıcı olandan kaçma biçimi.
Kendine değil sisteme güvenmek
Uzun süre hatalarımı azaltmak için tek bir yöntem kullandım: Kendime “bu sefer daha dikkatli olacağım” demek. Bu sözü her seferinde içtenlikle verdim ve her seferinde tutamadım. Çünkü sorun niyetimde değildi; dikkatimin çalışma biçimindeydi.
Dönüm noktası, dikkatime güvenmeyi bırakıp sisteme güvenmeye başladığım an oldu. Pilotların ve cerrahların bile kontrol listeleri kullandığını düşündüm. Onlar dikkatsiz oldukları için değil, en dikkatli insanın bile hata yapabileceğini bildikleri için kullanıyorlar.
Bu bakış açısı bende bir yükü kaldırdı. Kontrol listesi kullanmak bir zayıflık itirafı değildi; profesyonel bir alışkanlıktı. Ve bu alışkanlık, kendimi suçlamaktan çok daha fazla işe yarıyordu.
Kontrol listeleri: kısa, somut, görünür
Kontrol listesinin işe yaraması için kısa olması gerekiyor. Uzun bir liste, kendi başına sıkıcı bir iş hâline geliyor ve onu da atlamaya başlıyorum. Benim listelerim genellikle beş altı maddeyi geçmiyor.
Örneğin önemli bir e-posta göndermeden önce baktığım liste şöyle:
- Ek var mı ve doğru dosya mı?
- Alıcılar doğru mu?
- Tarihler ve saatler doğru mu?
- İsimler doğru yazılmış mı?
- Konu satırı içeriği anlatıyor mu?
Sık yaptığım her detaylı iş için böyle kısa bir listem var. Bir rapor teslim etmeden önce, bir tabloyu paylaşmadan önce, bir belgeyi imzaya göndermeden önce. Bu listeleri yaptığım hatalardan oluşturdum. Her yeni hata, listeye bir madde ekledi.
Listelerin görünür olması da önemli. Bir klasörün derinliklerinde duran bir liste, ihtiyaç anında aklıma gelmiyor. Ben sık kullandığım listeleri masamın yanına ya da ilgili dosyanın en başına koyuyorum.
İkinci okuma ve zaman mesafesi
Bir işi bitirdiğim anda onu kontrol etmek, bende pek işe yaramıyor. Zihnim hâlâ işin içinde ve ne yazdığımı değil, ne yazmak istediğimi görüyorum. Hatalar tam da bu boşlukta saklanıyor.
Bu yüzden önemli işleri bitirdikten sonra kısa bir mola veriyorum. On beş dakika, bir öğle arası ya da mümkünse bir gece. Sonra işe yeni bir gözle dönüyorum. Bu mesafe, ilk okumada göremediğim hataların çoğunu görmemi sağlıyor.
İkinci okumada bir de biçimi değiştiriyorum. Ekranda yazdığım bir metni yazdırıp kâğıtta okumak, farklı bir yazı tipiyle açmak ya da yüksek sesle okumak, gözümün alıştığı görüntüyü bozuyor. Böylece daha önce kaçırdığım şeyler birden göze çarpıyor.
Mümkün olduğunda kritik işlerde birinden ikinci bir göz istiyorum. Bir ekip arkadaşına “bu tabloya bir göz atabilir misin?” demek, ilk başlarda biraz utanç verici gelmişti. Sonra fark ettim ki pek çok insan bunu yapıyor ve bu, işin kalitesini herkes için artırıyor.
Kritik anları bilerek yavaşlatmak
Her detay aynı önemde değil. Bir iç yazışmadaki küçük bir yazım hatası ile bir sözleşmedeki yanlış rakam aynı sonuçları doğurmuyor. Ben bu yüzden dikkatimi eşit dağıtmaya çalışmak yerine, kritik anları belirleyip onları bilerek yavaşlatıyorum.
Kritik anlarda kullandığım birkaç yöntem var. Rakamları kopyalarken parmağımla ya da imleçle satır satır takip ediyorum. Önemli bir gönderimden önce kendime “dur” diyor ve bir nefes alıyorum. Bazı e-posta programlarındaki gönderimi geciktirme özelliğini kullanarak birkaç saniyelik bir pişmanlık penceresi açıyorum.
Bir de dikkat dağınıklığının en düşük olduğu saatleri bu tür işlere ayırıyorum. Benim için sabahlar, detaylı işler için daha uygun. Gün sonunda yorgunken yaptığım detaylı işlerde hata oranım belirgin biçimde artıyor.
Hata olduğunda: suçlamadan düzeltmek
Bütün sistemlere rağmen hata yine olacak. Bu kaçınılmaz. Benim için önemli olan, hatayı fark ettiğimde ne yaptığım.
Eskiden bir hatayı fark ettiğimde içimde büyük bir utanç dalgası kabarıyordu. Bu dalga beni ya donduruyor ya da hatayı saklamaya itiyordu. İkisi de durumu daha kötü yapıyordu. Artık hatayı fark ettiğimde önce kısa bir nefes alıyorum, sonra hızla düzeltiyorum ve gerekiyorsa ilgili kişiye haber veriyorum.
Haber verirken de uzun özürler yerine net bir dil kullanıyorum: “Gönderdiğim tabloda bir rakam hatalıydı, düzeltilmiş hâlini ekliyorum.” Bu kısa ve sakin cümle, hem durumu çözüyor hem de benim kendime olan saygımı koruyor. Sonra hatayı kontrol listeme ekleyip yoluma devam ediyorum.
Dikkatsizlik hataları seni sürekli kaygılandırıyor, kendine olan güvenini ciddi biçimde sarsıyor ya da iş hayatını belirgin biçimde etkiliyorsa, bunu bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak da iyi bir adım olabilir.
Son kontrol
Detay gerektiren işlerde hata yapmak, işini umursamadığın anlamına gelmiyor. Çoğu zaman tam tersine, çok umursadığın için her hata bu kadar acıtıyor. Dikkatinin nasıl çalıştığını kabul edip etrafına küçük korkuluklar kurmak, kendini suçlamaktan çok daha koruyucu.
Bugün en sık hata yaptığın işi düşün ve onun için beş maddelik bir kontrol listesi yaz. Listeyi o işin hemen yanına koy. Bir dahaki sefere o liste, yorgun ve dalgın olduğun anlarda bile senin yerine hatırlayacak.