DEHB ve kariyer: ilgi alanlarını işe taşımak mümkün mü?

DEHB ve kariyer konusunda ilgi neden bu kadar belirleyici? İlgi alanlarını işe taşımanın cazibesini, tuzaklarını ve küçük deneylerle ilerlemeyi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

“Ne iş yapmak istiyorsun?” sorusu bana hep zor geldi. Cevap vermek istemediğimden değil; her seferinde farklı bir cevabım olduğundan. Bir hafta bir şeye tutkuyla bağlanıyor, bir sonraki hafta bambaşka bir alanın içinde kayboluyordum. Bu yüzden uzun süre kendimi kararsız, hatta yönsüz biri olarak gördüm.

Zamanla fark ettim ki DEHB ve kariyer meselesinde asıl soru “ne yapmak istiyorum” değil, “nasıl çalıştığımda nefes alabiliyorum” sorusu. Bu yazıda ilgi alanlarını işe taşımanın cazibesini, tuzaklarını ve benim gibi ilgisi sık değişen biri için daha gerçekçi yolları anlatıyorum.

Kısaca: DEHB'li birçok yetişkin için ilgi, dikkatin ve motivasyonun ana kaynağıdır; bu yüzden ilgi duyulan bir işte daha rahat çalışılabilir. Ama ilgi alanını işe dönüştürmek, ilgiyi öldürme riski de taşır. Konudan çok çalışma biçimine bakmak ve küçük deneylerle ilerlemek daha güvenli bir yol olabilir.

DEHB ve kariyer: ilgi neden bu kadar belirleyici?

Kendi deneyimimden yola çıkarak söyleyebileceğim en net şey şu: ilgimi çeken bir işte saatlerce çalışabiliyorum, ilgimi çekmeyen bir işte ise on dakika bile büyük bir çaba gerektiriyor. Bu fark o kadar büyük ki, bazen iki farklı insan gibi hissediyorum.

DEHB'li pek çok insan benzer bir şey anlatıyor. Dikkat, önem ya da zorunluluktan çok ilgiyle açılıyor. Bir işin önemli olduğunu bilmek, ona odaklanmak için yetmeyebiliyor. Ama ilginç bulduğumuz bir iş, dikkatimizi kendiliğinden topluyor.

Bu yüzden iş hayatında ilgi, benim için bir lüks değil, neredeyse bir zorunluluk. İlgisiz bir işte uzun süre kalmak, beni sadece sıkmıyor; yoruyor, tüketiyor ve kendimi yetersiz hissettiriyor. Bu, kariyer seçimlerini düşünürken göz ardı edemeyeceğim bir gerçek.

Ama bu, her işin baştan sona ilgi çekici olması gerektiği anlamına gelmiyor. Her işte sıkıcı kısımlar var. Önemli olan, sıkıcı kısımlarla ilgi çekici kısımlar arasındaki dengenin bana uygun olması.

İlgi alanını işe dönüştürmenin cazibesi ve tuzakları

“Sevdiğin işi yap, bir gün bile çalışmış olmazsın” cümlesini çok duydum. Kulağa çok güzel geliyor. Ama benim deneyimimde bu cümle eksik.

Sevdiğim bir şeyi işe dönüştürdüğüm dönemlerde, o şeyle ilişkim değişti. Keyif için yaptığım bir iş, birden teslim tarihleri, beklentiler ve para kazanma baskısıyla doldu. Ve ilgi, zorunluluğun ağırlığı altında bazen sessizce kayboldu.

Bu herkes için böyle olmuyor elbette. Bazı insanlar ilgi alanlarını işe dönüştürüp yıllarca o tutkuyu koruyabiliyor. Ama ben, bir ilgiyi işe dönüştürmeden önce kendime şu soruyu sormayı öğrendim: Bu şeyi zorunlu olarak yapmak zorunda kalsam da sevmeye devam eder miyim?

İlgim değişirse ne olacak?

Benim için en büyük korku buydu. Bir alana tutkuyla girip, birkaç ay sonra ilgimin söndüğünü fark etmek. Bunu birkaç kez yaşadım ve her seferinde kendimi suçladım.

Şimdi farklı bakıyorum. İlgilerin değişmesi, bir şeyleri yanlış yaptığım anlamına gelmiyor. Her ilgi, bana yeni beceriler, yeni bakış açıları ve yeni bağlantılar bıraktı. Önemli olan, kariyeri tek bir ilgiye bağlamak yerine, farklı ilgilerin birbirini besleyebileceği daha esnek bir yapı düşünmek. Birden fazla alanı birleştiren işler, yan projeler ya da zaman zaman yön değiştirmeye izin veren roller bu açıdan daha nefes aldırıcı olabiliyor.

Konudan çok çalışma biçimine bakmak

Benim için kariyer düşüncesinde en büyük değişim, “hangi konu” sorusundan “hangi çalışma biçimi” sorusuna geçmek oldu. Çünkü ilgim konular arasında dolaşıyor, ama bazı çalışma biçimleri hep bana daha uygun geliyor.

Kendime sorduğum bazı sorular şunlar:

  • Çeşitlilik var mı? Her günün bir öncekinden biraz farklı olduğu işler bana daha iyi geliyor.
  • Hareket var mı? Sürekli masa başında oturmak yerine, biraz hareket edebildiğim bir düzen beni daha az yoruyor.
  • Geri bildirim hızlı mı? Uzun aylar boyunca sonucunu göremeyeceğim projeler yerine, kısa sürede bir şey tamamlayıp görebildiğim işler motivasyonumu koruyor.
  • İnsanlarla etkileşim nasıl? Bazı DEHB'li insanlar insanlarla çalışırken canlanıyor, bazıları yalnız çalışırken. Kendi tercihini bilmek önemli.
  • Esneklik var mı? Saatlerin, yöntemlerin ya da ortamın biraz esnek olması, benim gibi dalgalı enerjiye sahip biri için büyük fark yaratıyor.
  • Yapı ne kadar? Tamamen yapısız bir iş de beni zorlayabiliyor. Bana uyan, esneklikle bir miktar dış yapı arasında bir denge.

Bu soruların cevapları bana tek bir meslek göstermiyor. Ama hangi işlerin bana daha çok enerji vereceğini, hangilerinin beni tüketeceğini görmemi kolaylaştırıyor.

Büyük adımlar yerine küçük deneyler

İlgimi çeken bir alana atlamak istediğimde, artık her şeyi bir anda değiştirmiyorum. Bir dönem bunu yaptım ve sonuçları beni yordu. Şimdi küçük deneylerle ilerlemeyi tercih ediyorum.

  1. Önce yan proje olarak denemek. Bir alana girmeden önce onu küçük bir yan proje olarak denemek, ilgimin kalıcı olup olmadığını görmemi sağlıyor.
  2. O alanda çalışan biriyle konuşmak. Bir işin içeriden nasıl göründüğünü öğrenmek, kafamdaki romantik resmi düzeltebiliyor.
  3. Kısa bir öğrenme denemesi. Uzun bir eğitime başlamadan önce kısa bir kurs ya da birkaç haftalık bir deneme yapmak, enerjimi korumama yardımcı oluyor.
  4. Sıkıcı kısmı da görmek. Her işin sıkıcı bir yanı var. O kısmı önceden görmek, “bununla yaşayabilir miyim?” sorusunu daha gerçekçi sormamı sağlıyor.
  5. Mevcut işin içinde ilgi alanı açmak. Bazen işi değiştirmek yerine, mevcut işin içinde beni ilgilendiren bir köşeye yönelmek de bir seçenek.

Bu deneyler bana zaman kazandırdı, ama daha önemlisi kendime olan güvenimi korudu. Bir deney işe yaramadığında, bu bir başarısızlık değil, bir bilgi oluyor.

Kariyer kararlarında yalnız kalmak zorunda değilsin

Kariyer seçimleri, DEHB ile birlikte daha karmaşık hissedilebiliyor. Kararsızlık, sık iş değiştirme, ilgisiz işlerde tükenme… Bunları tek başına taşımak ağır olabilir.

Eğer iş hayatında sürekli zorlanıyorsan, bir kariyer danışmanıyla konuşmak yön bulmana yardımcı olabilir. DEHB'nin iş hayatına etkilerini konuşmak için de bir psikolog ya da psikiyatristten destek almak işe yarayabilir. Bazen mevcut işinde küçük düzenlemeler, örneğin görevlerin daha net tanımlanması ya da daha esnek bir çalışma düzeni, büyük bir fark yaratabiliyor.

Bir de kendine karşı sabırlı olmaya çalış. DEHB'li pek çok yetişkinin kariyer yolu düz bir çizgi değil; dolambaçlı, bazen geri dönen, bazen yan yollara sapan bir patika. Bu, yanlış yolda olduğun anlamına gelmiyor.

Yola çıkarken

“Ne iş yapmak istiyorsun?” sorusuna hâlâ tek bir cevabım yok. Ama artık bunu bir eksiklik olarak görmüyorum. Bunun yerine şu soruya cevap vermeye çalışıyorum: Hangi koşullarda kendim olabiliyorum?

Bu soruyu sen de kendine sorabilirsin. Belki cevabın tek bir meslek değil, bir dizi koşul olacak: biraz çeşitlilik, biraz hareket, biraz anlam. Ve belki de kariyerin, bu koşulların farklı biçimlerde bir araya geldiği bir yolculuk olacak. Dolambaçlı ama senin.

Sık sorulanlar

DEHB'li biri için en uygun meslek hangisi?

Herkese uyan tek bir meslek yok. Birçok DEHB'li yetişkin çeşitlilik, hareket, kısa geri bildirim döngüleri ve gerçek ilgi içeren işlerde daha rahat ettiğini anlatır; ama en doğru cevap senin çalışma biçimine bakarak bulunur.

İlgi alanımı işe dönüştürürsem ondan sıkılır mıyım?

Bu mümkün; bir hobi işe dönüştüğünde zorunluluk ve beklenti ilgiyi azaltabilir. Bu yüzden büyük bir değişiklikten önce küçük deneylerle ilgini sınamak daha güvenli bir yol olabilir.

DEHB yüzünden sık iş değiştiriyorum, bu normal mi?

DEHB'li birçok yetişkin sık iş ya da alan değiştirdiğini anlatır. Bu bir başarısızlık işareti değildir, ama sana zarar veriyorsa bir psikolog ya da kariyer danışmanıyla nedenlerini konuşmak yol gösterici olabilir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir