Dolabımın üst rafında bir kutu var. İçinde yarım kalmış bir örgü, iki tüp akrilik boya, bir kaligrafi kalemi, birkaç kâğıt katlama kâğıdı ve hiç açılmamış bir paket tohum duruyor. Bu kutuya bazen utançla, bazen de garip bir şefkatle bakıyorum. Her biri, bir dönem beni gerçekten heyecanlandırmış bir dünyanın kapısı.
Sürekli yeni hobi edinmek, DEHB'li pek çok yetişkinin tanıdığı bir döngü. Bu yazıda o döngünün nasıl başladığını, bana neler kazandırdığını, neye mal olduğunu ve yeni bir şeye biraz daha bilinçli atlamak için denediklerimi anlatıyorum. Bırakma kısmını başka bir yazıya saklıyorum; burada asıl konu, o ilk atlayış.
Kısaca: DEHB'li birçok yetişkin için yeni bir hobinin ilk heyecanı çok güçlü bir çekim yaratır. Bu heyecan yeni beceriler ve deneyimler kazandırabilir; ama para, yer ve suçluluk gibi bedelleri de olabilir. Bastırmak yerine heyecana küçük bir bekleme ve sade bir başlangıç eklemek işe yarayabilir.
DEHB'de sürekli yeni hobi edinmek neden bu kadar çekici?
Yeni bir şeye başlamanın verdiği his, benim için çok özel. Zihnim bir anda canlanıyor, her şey ilginç görünüyor, öğrenecek o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bu his, gündelik hayatın tekdüzeliğinde nadiren yakaladığım bir canlılık.
DEHB'li pek çok insan yeniliğin dikkatlerini çok güçlü biçimde çektiğini anlatıyor. Yeni olan, ilginç olan, henüz keşfedilmemiş olan, dikkati kendiliğinden topluyor. Sıkıcı bir işe odaklanmakta zorlanan zihin, yeni bir hobiye saatlerce gömülebiliyor.
Bir de ilerleme hissi var. Yeni bir şeye başladığında ilk haftalarda çok hızlı gelişiyorsun. Dün hiç bilmediğin bir şeyi bugün biraz yapabiliyorsun. Bu hızlı ilerleme, motivasyonu besleyen güçlü bir ödül gibi. Ama bir süre sonra gelişim yavaşlıyor, ilerlemek için tekrar ve sabır gerekiyor. İşte o noktada yeni bir hobinin çekimi yeniden başlıyor.
Bir hobiye atlarken bende neler oluyor?
Zamanla kendi döngümü tanımaya başladım. Her seferinde aşağı yukarı aynı aşamalardan geçiyorum:
- Kıvılcım. Bir video, bir sohbet ya da bir vitrin. Bir anda “bunu ben de yapmak istiyorum” hissi.
- Araştırma çılgınlığı. Saatlerce okuma, izleme, karşılaştırma. Bu aşamada çoğu zaman o hobi hakkında, onu yapan pek çok kişiden daha fazla bilgi topluyorum.
- Alışveriş. Gerekli olduğuna kendimi ikna ettiğim malzemeler. Çoğu zaman gerektiğinden fazlası.
- Yoğun başlangıç. Günlerce, bazen haftalarca o hobiye gömülmek. Başka hiçbir şey ilgimi çekmiyor.
- Yavaşlama. Gelişim yavaşlıyor, ilk heyecan sönüyor ve bir gün fark ediyorum ki birkaç gündür o hobiye dokunmamışım.
- Yeni kıvılcım. Ve döngü yeniden başlıyor.
Bu döngüyü fark etmek beni rahatlattı. Çünkü artık her yeni hobiye başladığımda “bu sefer farklı olacak” demek yerine, “tamam, kıvılcım aşamasındayım” diyebiliyorum. Bu, heyecanı öldürmüyor; sadece biraz daha net görmemi sağlıyor.
Yeni hobilerin bana kazandırdıkları
Bu döngüyü sadece bir sorun olarak görmek haksızlık olur. Yeni hobilere atlamak bana pek çok şey kazandırdı:
- Geniş bir beceri yelpazesi. Pek çok şeyi derinlemesine bilmesem de, birçok şeyi biraz biliyorum. Bu, beklenmedik anlarda işe yarıyor.
- Farklı insanlar. Her hobi, beni farklı topluluklarla, farklı bakış açılarıyla tanıştırdı.
- Kendimi tanımak. Hangi tür uğraşların beni sakinleştirdiğini, hangilerinin beni gerdiğini, ellerimle mi yoksa zihnimle mi çalışmayı sevdiğimi bu denemeler sayesinde öğrendim.
- Zor dönemlerde nefes. Bazı hobiler, kötü geçen dönemlerde bana tutunacak bir şey verdi. Kısa sürse bile.
- Bağlantılar. Bir hobide öğrendiğim bir şey, başka bir alanda beklenmedik bir fikre dönüşebiliyor.
Yeni şeylere açık olmak, dünyaya merakla bakmanın bir biçimi. Bunu kaybetmek istemiyorum.
Atlamanın bedeli: para, yer ve suçluluk
Ama bu döngünün gerçek bedelleri de var. Birincisi para. Her yeni hobi bir miktar malzeme, ekipman, kurs ya da kitap demek. Tek tek küçük görünen bu harcamalar, zamanla ciddi bir toplam oluşturabiliyor.
İkincisi yer. O kutu sadece bir kutu değil; evin farklı köşelerinde benzer küçük yığınlar var. Her biri hem fiziksel hem de zihinsel olarak yer kaplıyor. Gözüme her çarptığında küçük bir “yine bitirmedin” sesi duyuyorum.
Üçüncüsü ve belki de en ağırı suçluluk. Çevremden “sen zaten hiçbir şeyi bitirmezsin” gibi cümleler duyduğum oldu. Bu cümleler zamanla kendi iç sesime dönüştü. Yeni bir şeye heyecanlanırken bile, içimde bir yer bunun da yarım kalacağını fısıldıyor.
Alışveriş sepeti tuzağı
Benim için en tehlikeli aşama alışveriş. Çünkü o anda heyecanım en yüksek seviyede ve her malzeme bana o hobiyi gerçekten yapacağımın bir kanıtı gibi geliyor. Sanki doğru fırçayı alırsam ressam olacağım, doğru defteri alırsam düzenli yazacağım.
Fark ettim ki bazen alışveriş, hobinin kendisinin yerini alıyor. Malzemeyi araştırmak ve satın almak, o hobiyi yapmanın verdiği hissin bir kısmını zaten veriyor. Sonra malzemeler geldiğinde, heyecanın bir kısmı çoktan harcanmış oluyor.
Daha bilinçli atlamak için denediklerim
Yeni hobilere atlamayı bırakmak istemiyorum. Ama daha az bedelle atlamanın yollarını arıyorum. Bende bazen işe yarayanlar şunlar:
- Bir hafta beklemek. Yeni bir hobi için malzeme almadan önce kendime bir haftalık bekleme süresi koyuyorum. Heyecan bir hafta sonra hâlâ oradaysa, başlıyorum.
- Ödünç ya da ikinci el. İlk denemeyi ödünç alınan, ikinci el ya da evde zaten olan malzemelerle yapmaya çalışıyorum.
- En temel set. İlk ay için sadece en temel ihtiyaçları alıyorum. Gelişmiş ekipmanları, hobiyi gerçekten sürdürürsem almayı kendime ödül olarak saklıyorum.
- Merak listesi. Aklıma gelen her yeni hobiyi bir listeye yazıyorum. Bazıları bir süre sonra kendiliğinden ilgimi kaybediyor; bu da bana para ve yer kazandırıyor.
- Tek bir hobi rafı. Malzemelerin hepsini tek bir yerde tutuyorum. Böylece neye sahip olduğumu görüyorum ve yeni bir şey almadan önce eskileri hatırlıyorum.
- Birlikte başlamak. Bir arkadaşla ya da bir grupla başladığım hobiler, tek başıma başladıklarımdan genellikle daha uzun sürüyor.
Bunlar heyecanı yok etmiyor. Sadece heyecanın bana pahalıya patlamasını biraz engelliyor.
Son söz
O kutuya artık eskisi kadar utançla bakmıyorum. İçindeki her şey, bir dönem bir şeylere tutkuyla bağlanabildiğimin kanıtı. Merakımın, öğrenme isteğimin, dünyaya açık olmamın küçük hatıraları.
Sürekli yeni hobi ediniyorsan, bunu bir kusur gibi taşıma. Sadece atlarken biraz daha nazik ol: kendine, cüzdanına ve evinin köşelerine. Yeni bir kıvılcım geldiğinde onu bir hafta bekletmeyi dene. Hâlâ yanıyorsa, git. Söndüyse, belki de sadece bir merak listesinde durması yeterliydi.