DEHB öğrenme yöntemleri: kendi öğrenme biçimini keşfetmek

Klasik ders çalışma yöntemleri sana uymuyor mu? DEHB öğrenme yöntemlerini, bende işe yarayanları ve kendi biçimini bulmak için küçük bir deneyi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Öğrenciyken ders çalışmak benim için hep bir bilmeceydi. Herkes aynı tavsiyeyi veriyordu: sessiz bir oda, düzenli bir masa, saatlerce oturmak. Ben bunların hepsini denedim ve hepsinde aynı yere vardım. Sayfanın üzerinde gezen gözler, aklımda dönen bambaşka bir şey ve bir saat sonra hiçbir şey hatırlamamak.

Uzun süre sorunun bende olduğunu düşündüm. Sonra fark ettim ki sorun, bana uymayan bir yöntemi zorla uygulamaya çalışmamdı. Bu yazıda DEHB öğrenme yöntemleri üzerine kendi deneyimlerimi, işe yarayanları, yaramayanları ve kendi öğrenme biçimini keşfetmek için deneyebileceğin küçük bir yolu anlatıyorum.

Kısaca: DEHB'li birçok kişi için klasik ders çalışma yöntemleri işe yaramayabilir. Kısa oturumlar, hareketle öğrenmek, anlatarak çalışmak ve biriyle yan yana çalışmak gibi yöntemler bazılarına daha uygun gelir. Kesin etiketler yerine küçük deneylerle kendi biçimini keşfetmek daha gerçekçi bir yol.

DEHB öğrenme yöntemleri neden farklı olabilir?

Bana öğretilen çalışma yöntemlerinin çoğu, dikkatin istendiğinde açılıp kapanabildiği varsayımına dayanıyordu. Otur, odaklan, oku, anla. Ama benim dikkatim böyle çalışmıyor. İlgimi çeken bir konuda saatlerce durabiliyorum; ilgimi çekmeyen bir konuda ise beş dakika bile büyük bir mücadele.

DEHB'li pek çok insan benzer bir şey anlatıyor: dikkat, önemden çok ilgiyle, yenilikle, aciliyetle ya da bir başkasının varlığıyla açılıyor. Bu yüzden “sadece otur ve çalış” tavsiyesi, bize uyan bir başlangıç noktası değil.

Bu, DEHB'li birinin öğrenemeyeceği anlamına gelmiyor. Sadece öğrenme yolunun biraz farklı olabileceği anlamına geliyor. Ve o yolu bulmak, kendini tanımakla başlıyor.

“Öğrenme stilim ne?” sorusuna dikkat

İnternette “görsel mi, işitsel mi, kinestetik mi öğreniyorsun?” testleri çok yaygın. Ben de bir dönem bunlara çok ilgi duydum. Ama zamanla, insanları bu tür kesin kategorilere ayırmanın çok da yararlı olmadığını düşünmeye başladım. Çünkü ben bir konuyu görerek, başka bir konuyu dinleyerek, bir başkasını yaparak daha iyi öğreniyorum. Hatta aynı konuyu farklı günlerde farklı yollarla daha iyi öğrenebiliyorum.

Bu yüzden kendime “öğrenme stilim ne?” diye sormak yerine, “bu konuyu şu an hangi yolla daha kolay öğrenirim?” diye soruyorum. Bu soru beni bir etikete hapsetmiyor; sadece denemeye davet ediyor.

Bende işe yarayan öğrenme biçimleri

Aşağıdakiler kesin kurallar değil. Benim deneyimimde, farklı dönemlerde ve farklı konularda işe yarayan yaklaşımlar.

  • Anlatarak öğrenmek. Bir konuyu birine, hatta hayali birine sesli anlatmak, anladığım ve anlamadığım yerleri hemen ortaya çıkarıyor.
  • Soruyla başlamak. Bir konuya “bu neden böyle?” gibi gerçekten merak ettiğim bir soruyla girmek, dikkatimi kendiliğinden açıyor.
  • Kısa oturumlar. Uzun bir oturum yerine yirmi, yirmi beş dakikalık kısa bloklar ve aralarında hareketli molalar.
  • Hareketle öğrenmek. Yürürken bir kaydı dinlemek, ayakta okumak ya da bir şeyleri elimle düzenlemek.
  • Görselleştirmek. Bir konuyu kâğıda çizmek, oklar ve kutularla bağlantıları göstermek.
  • Kendime küçük teslim tarihleri koymak. Aciliyet, dikkatimi toplamanın en güçlü yollarından biri. Küçük, yapay teslim tarihleri bu aciliyeti biraz yaratıyor.
  • Hafif bir arka plan sesi. Tam sessizlik bazen zihnimin kendi gürültüsünü artırıyor. Sözsüz bir müzik ya da bir kafe uğultusu, dikkatimi bir arada tutmama yardım ediyor.

Bir de tekrar meselesi var. Bir konuyu tek seferde, uzun bir oturumda çalışmak yerine, birkaç gün arayla kısa tekrarlar yapmak bende çok daha kalıcı oluyor. İlk seferde her şeyi anlamak zorunda olmadığımı bilmek, başlamayı da kolaylaştırıyor. Bugün sadece göz gezdiriyorum, yarın biraz derinleşiyorum, ertesi gün birine anlatıyorum. Böylece konu, tek bir büyük dağ yerine birkaç küçük tepe gibi görünüyor.

Biriyle yan yana çalışmak

Belki de benim için en büyük fark yaratan şey bu oldu. Tek başıma bir odada çalışmaya çalıştığımda dikkatim hemen dağılıyor. Ama yanımda biri kendi işini yaparken, ben de garip bir şekilde kendi işime tutunabiliyorum. Bu yönteme yan yana çalışma ya da ortak çalışma deniyor ve DEHB'li pek çok insan işe yaradığını anlatıyor.

MASA'yı geliştirirken de aslında tam olarak bu ihtiyaçtan yola çıktım: sanal da olsa yanında birinin çalıştığını bilmenin verdiği o sessiz destek. Ama bir kütüphane, bir kafe ya da bir arkadaşla görüntülü bir çalışma da aynı işi görebilir.

İşe yaramayanları da bilmek

Neyin işe yaradığını bilmek kadar, neyin işe yaramadığını bilmek de önemli. Bende genellikle işe yaramayanlar şunlar:

  • Saatlerce sessiz bir odada tek başına oturmak.
  • Sadece okumak ve altını çizmek. Sayfanın yarısı sarıya boyanıyor ama aklımda pek bir şey kalmıyor.
  • Uzun ve belirsiz hedefler. “Bugün bütün üniteyi bitireceğim” gibi hedefler beni başlamadan yoruyor.
  • Mükemmel bir plan yapmaya çalışmak. Planı yapmak için o kadar enerji harcıyorum ki çalışmaya enerji kalmıyor.

Bunları fark etmek, kendimi suçlamayı bırakmamı sağladı. Bu yöntemler bana uymuyorsa, bu benim bir eksikliğim değil; sadece bir bilgi.

Kendi öğrenme biçimini keşfetmek için küçük bir deney

Kendi öğrenme biçimini bulmak için büyük değişikliklere gerek yok. Bir iki haftalık küçük bir deney yeterli olabilir:

  1. Tek bir konu seç. Öğrenmen gereken, çok büyük olmayan bir konu.
  2. Her gün farklı bir yol dene. Bir gün sesli anlatarak, bir gün çizerek, bir gün yürürken dinleyerek, bir gün biriyle yan yana çalışarak.
  3. Kısa bir not al. Her denemeden sonra iki soru: Ne kadar süre odaklanabildim? Ertesi gün ne hatırlıyorum?
  4. Desenlere bak. Bir iki hafta sonra notlarına göz at. Hangi yollar daha çok işe yaradı?
  5. Karışımını oluştur. Muhtemelen tek bir yöntem değil, birkaç yöntemin karışımı sana en uygunu olacak.

Bu deney sana kesin bir cevap vermeyebilir. Ama en azından kendi öğrenme biçimine dair bir harita çizmeye başlarsın.

Destek almak da bir öğrenme yöntemi

Eğer öğrenmekte ciddi zorluk çekiyorsan, notların, işin ya da kendine güvenin bundan etkileniyorsa, bunu tek başına çözmeye çalışmak zorunda değilsin. Bir psikiyatrist, psikolog ya da eğitim alanında çalışan bir uzman, zorluğunun nereden kaynaklandığını anlamana yardımcı olabilir. Bazen DEHB'ye başka öğrenme güçlükleri de eşlik edebiliyor ve bunları fark etmek, doğru desteği bulmayı kolaylaştırıyor.

Eğitim kurumlarında da bazen düzenlemeler istemek mümkün olabiliyor: sınavda ek süre, daha sessiz bir ortam gibi. Bunlar ayrıcalık değil, eşit bir başlangıç noktası için gereken destekler.

Aklında kalsın

Öğrenciyken bana uymayan yöntemlerle kendimi zorlayıp “ben öğrenemiyorum” sonucuna varmıştım. Şimdi biliyorum ki öğrenebiliyordum; sadece bana uygun yolu bilmiyordum.

Kendi öğrenme biçimini keşfetmek, kendini tanımanın bir parçası. Başkalarının yöntemleri senin için bir başlangıç noktası olabilir ama bir kural değil. Bugün yeni bir şey öğrenmeye oturduğunda, bir kez de farklı bir yolu dene. Belki de aradığın şey, hiç denemediğin bir yerdedir.

Sık sorulanlar

DEHB'li biri için en iyi ders çalışma yöntemi nedir?

Herkese uyan tek bir yöntem yok. Birçok DEHB'li kişi kısa oturumlar, hareketli molalar, anlatarak öğrenme ve biriyle yan yana çalışmanın işe yaradığını anlatır; ama en iyisi birkaç yöntemi deneyip kendine uyanı bulmaktır.

Görsel ya da işitsel öğrenen biri olduğumu nasıl anlarım?

İnsanları kesin öğrenme stillerine ayırmak yerine, farklı yolları denemek ve hangisinin sende daha kalıcı olduğunu gözlemlemek daha yararlı olabilir. Çoğu insan farklı yöntemlerin bir karışımıyla daha iyi öğrenir.

Ders çalışırken çok zorlanıyorum, ne zaman destek almalıyım?

Öğrenme güçlüğün okulunu, işini ya da kendine güvenini ciddi biçimde etkiliyorsa bir psikiyatrist, psikolog ya da eğitim uzmanıyla konuşmak iyi olabilir. Bazen DEHB'ye başka öğrenme güçlükleri de eşlik edebilir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir