DEHB süper güç mü? Bu söylemin neden zarar verebileceği

DEHB süper güç mü? Bu iyi niyetli söylemin zorlananları nasıl görünmez kılabileceğini ve güçlü yanlardan daha dengeli nasıl konuşabileceğimizi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Telefonumda bir video akıyor. Neşeli bir müzik, renkli yazılar, gülümseyen bir yüz. “DEHB'n var mı? Tebrikler, bir süper gücün var!” Ardından bir liste: yaratıcılık, enerji, hiperodak, farklı düşünme. Video bittiğinde içimde garip bir his kalıyor. Bir yanım gülümsüyor. Öbür yanım, o sabah yine kaçırdığım randevuyu düşünüyor.

DEHB süper güç mü sorusu, sosyal medyada sık karşılaştığım bir anlatının merkezinde duruyor. Bu yazıda o anlatıya biraz daha yakından bakmak istiyorum: neden bu kadar çekici olduğuna, kime nasıl zarar verebileceğine ve güçlü yanlardan daha dengeli nasıl konuşabileceğimize.

Kısaca: DEHB bir süper güç değil, günlük yaşamda gerçek zorluklar yaratabilen nörogelişimsel bir durum. Süper güç söylemi iyi niyetli olsa da zorlanan insanları görünmez kılabilir, destek almayı geciktirebilir ve ek bir başarı baskısı yaratabilir. Güçlü yanlardan bahsetmek mümkün, ama zorlukları yok saymadan.

DEHB süper güç mü, yoksa bir zorluk mu?

Bu soruya benim cevabım net: DEHB bir süper güç değil. Nörogelişimsel bir durum ve hayatın pek çok alanında gerçek zorluklara yol açabiliyor. İş hayatında, ilişkilerde, para yönetiminde, sağlıkta, duygularla başa çıkmada. Bunlar küçük, sevimli tuhaflıklar değil; bazen insanın hayatını ciddi biçimde etkileyen zorluklar.

Öte yandan DEHB'li insanların hepsi aynı değil ve bazıları kendi beyinlerinin çalışma biçimiyle bağlantılı gördükleri güçlü yanlar tarif ediyor. Ben de bazı güçlü yanlarımı DEHB'li zihnimle ilişkilendiriyorum. Ama bunlar zorlukları ortadan kaldırmıyor, onların yerini tutmuyor.

Yani mesele “ya süper güç ya hastalık” ikiliği değil. DEHB, hem zorluklar hem de bazı güçlü yanlar barındırabilen karmaşık bir deneyim. Süper güç söylemi, bu karmaşıklığın sadece bir yüzünü gösteriyor.

Bu söylem neden bu kadar çekici?

Süper güç söylemini tamamen kötü niyetli ya da saçma bulmuyorum. Neden bu kadar yaygın olduğunu anlıyorum ve bazı açılardan saygı da duyuyorum.

DEHB'li pek çok insan, hayatı boyunca eksikleriyle tanımlandı. “Dikkatsiz”, “dağınık”, “sorumsuz” gibi etiketlerle büyüdü. Bu yüzden birinin çıkıp “aslında sende özel bir şey var” demesi, uzun süredir beklenen bir ilaç gibi gelebiliyor. Bu söylem, utancın karşısında bir kalkan gibi.

Bir de umut meselesi var. Yeni tanı almış biri için “bu hayatının sonu değil, belki bir avantaj bile” demek, ilk şoku hafifletebiliyor. Ve sosyal medya, olumlu ve parlak mesajları ödüllendiren bir ortam. Zor ve karmaşık bir gerçeklik, bir dakikalık bir videoya sığmıyor; ama “süper güç” sığıyor.

Bu söylemi kullananları suçlamak değil

Şunu da açıkça söylemek istiyorum: bu yazı, DEHB'yi süper güç olarak anlatan insanları suçlamak için değil. Birçoğu bu dili, kendi utancıyla başa çıkmak, kendini sevmek ya da başkalarına umut vermek için kullanıyor. Bu çaba bence anlaşılır ve değerli.

Benim derdim kişilerle değil, söylemin kendisiyle. Bir anlatı yaygınlaştıkça, onu kullanan kişinin niyetinden bağımsız bir etki yaratmaya başlıyor. Bir kişi için güçlendirici olan bir cümle, başka biri için bir yük olabiliyor. O yüzden bu konuyu konuşurken, birbirimizi düzeltmek yerine dilimizi biraz daha genişletmeyi öneriyorum. Hem rahatlatan hem de gerçeği saklamayan bir dil mümkün.

Süper güç söylemi kime, nasıl zarar verebilir?

İyi niyetli olsa da bu söylemin bazı yan etkileri olduğunu düşünüyorum. Benim gözlemlediğim bazıları şunlar:

  • Zorlananları görünmez kılıyor. Eğer DEHB bir süper güçse, ciddi şekilde zorlanan insanlar ne olacak? Onların deneyimi bu tabloda yer bulamıyor.
  • Destek almayı geciktirebiliyor. “Bu benim süper gücüm” diye düşünen biri, aslında destek gerektiren zorluklarını görmezden gelebilir.
  • Ek bir başarı baskısı yaratıyor. “Madem süper gücün var, neden başaramıyorsun?” sorusu, zaten zorlanan birine bir yük daha ekliyor.
  • Çevrenin anlayışını azaltıyor. DEHB'yi bir avantaj olarak gören biri, DEHB'li bir arkadaşının ya da çalışanının ihtiyaçlarını ciddiye almayabilir.
  • Tanıyı hafife alıyor. DEHB'yi eğlenceli bir kişilik özelliği gibi göstermek, tanının ve tedavinin ciddiyetini gölgeleyebiliyor.

Zorlanan biri bu videoyu izlediğinde

En çok bu kısmı düşünüyorum. Kötü bir gün geçirmiş biri, işinden uyarı almış, faturasını yine geç ödemiş, bir arkadaşını yine kırmış biri. Akşam telefonu eline alıyor ve “DEHB bir süper güçtür” videosunu görüyor. Ne hisseder?

Ben bir dönem tam olarak bu kişiydim. Ve hissettiğim şey rahatlama değildi. “Demek ki ben yanlış yapıyorum, başkaları bunu bir güce çevirebiliyorken ben çeviremiyorum” düşüncesiydi. Süper güç söylemi, beni yükseltmek yerine bir yarışta geride kalmış gibi hissettirdi.

Peki güçlü yanlardan hiç bahsetmemeli miyiz?

Hayır, bunu söylemiyorum. Güçlü yanlardan bahsetmek önemli. Yıllarca sadece eksikleriyle tanımlanan biri için, kendisinde değerli bir şey görmek iyileştirici olabilir.

Fark, nasıl bahsettiğimizde. “Güçlü yan” ile “süper güç” aynı şey değil. Güçlü yan, bağlama bağlı, bedeli olan, herkeste olmayan bir özellik. Süper güç ise koşulsuz, evrensel ve sadece olumlu bir şey gibi sunuluyor. Birincisi gerçekçi, ikincisi bir efsane.

Ben güçlü yanlarımdan bahsetmeyi seviyorum. Ama her seferinde onların bir de faturası olduğunu, her DEHB'li bireyde olmadığını ve zorluklarımı ortadan kaldırmadığını eklemeye çalışıyorum.

Daha dengeli bir dil için öneriler

Bu konuda konuşurken, ister kendinle ister başkalarıyla, daha dengeli bir dil kullanmak için şunları deneyebilirsin:

  1. “Bazı” kelimesini kullan. “DEHB'liler yaratıcıdır” yerine “bazı DEHB'li insanlar kendini yaratıcı olarak tarif ediyor.”
  2. Bedeli de söyle. Bir güçlü yandan bahsederken, onun getirebileceği zorluğu da ekle.
  3. Bağlamı hatırla. Bir özellik bir ortamda güçlü yan, başka bir ortamda zorluk olabilir.
  4. Kendi deneyiminden konuş. “Herkes” yerine “ben” demek, başkalarının farklı deneyimlerine alan bırakır.
  5. Destek ihtiyacını normalleştir. Güçlü yanlardan bahsederken, destek almanın da bir zayıflık olmadığını ekle.

Bu küçük değişiklikler, konuşmayı daha kapsayıcı hâle getiriyor. Böylece hem güçlü yanlarını kutlayan hem de zorlanan herkes kendine yer bulabiliyor.

Eğer DEHB ile ilgili zorlukların hayatını ciddi biçimde etkiliyorsa, sosyal medyadaki parlak anlatılar yerine bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak çok daha gerçekçi bir yol gösterebilir. Yetişkinlerde DEHB tanısını psikiyatrist koyar ve hangi desteğin sana uygun olduğunu birlikte konuşabilirsiniz.

Kapanış yerine

O videoyu izledikten sonra bir süre düşündüm. Sonra kendime şunu söyledim: Benim süper gücüm yok. Bazı güçlü yanlarım var, bazı zorluklarım var ve ikisiyle birlikte yaşamayı öğreniyorum.

Bu cümle bir video kadar parlak değil. Ama bana çok daha iyi geliyor. Çünkü kötü bir günümde de, iyi bir günümde de doğru. Belki sana da iyi gelir: süper güç olmak zorunda değilsin. Olduğun gibi, hem güçlü hem zorlanan biri olarak, yeterlisin.

Sık sorulanlar

DEHB gerçekten bir süper güç mü?

Hayır. DEHB nörogelişimsel bir durumdur ve günlük yaşamda gerçek zorluklara yol açabilir. Bazı kişiler bununla bağlantılı gördükleri güçlü yanlar tarif eder, ama bu DEHB'yi bir yetenek paketi yapmaz.

DEHB'yi süper güç olarak görmek neden zararlı olabilir?

Bu söylem, zorlanan insanların yaşadıklarını görünmez kılabilir, destek almayı geciktirebilir ve “madem güçlüsün, neden başaramıyorsun” gibi ek bir baskı yaratabilir.

DEHB'nin güçlü yanlarından bahsetmek yanlış mı?

Hayır, güçlü yanlardan söz etmek iyi gelebilir. Önemli olan bunu genellemeden, zorlukları yok saymadan ve herkesin deneyiminin farklı olduğunu kabul ederek yapmak.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir