DEHB ve arkadaşlık: bağları koparmadan sürdürmek

DEHB ve arkadaşlık zor bir ikili: unutulan günler, geç kalan mesajlar, sessizce kopan bağlar. Arkadaşlıkları sürdürmek için denediklerimi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bazı arkadaşlıklarım kavgayla bitmedi. Kimse kimseye kırıcı bir şey söylemedi, kapı çarpılmadı. Sadece mesajlar seyreldi, buluşmalar ertelendi, bir gün fark ettim ki aylardır konuşmuyoruz. O arkadaşlıklar sessizce soldu ve ben o solmayı ancak iş işten geçtikten sonra gördüm.

DEHB ve arkadaşlık üzerine düşündüğümde aklıma ilk gelen şey bu sessiz kayıplar oluyor. Arkadaşlarımı çok seviyorum. Onlarla birlikteyken gerçekten oradayım. Ama birlikte olmadığımız zamanlarda bağı canlı tutmak, benim için görünmez bir iş gibi. Bu yazı o görünmez işi biraz daha görünür kılma çabası.

Kısaca: DEHB'de arkadaşlıklar çoğu zaman kavga yüzünden değil; iletişimi başlatmakta zorlanmak, zamanın nasıl geçtiğini fark etmemek ve göz önünde olmayanı unutmak yüzünden sessizce uzaklaşır. Tekrarlayan buluşmalar, küçük temaslar ve arkadaşlara dürüstçe ne istediğini söylemek bağları korumaya yardım eder.

DEHB ve arkadaşlık: neden bağlar sessizce kopuyor?

Bende arkadaşlıkları zorlayan şey, arkadaşlarımla birlikte olduğum anlar değil; aradaki boşluklar. O boşlukları dolduran küçük şeyler, mesela bir mesaj, bir arama, bir “bugün seni düşündüm”, bende kendiliğinden gerçekleşmiyor.

Bunun birkaç nedeni var gibi:

  • Göz önünde değilse akılda da değil. Bir arkadaşımı görmediğim sürece onun varlığı zihnimde silikleşiyor. Onu sevmediğim için değil; zihnim o an önündeki şeylerle dolu olduğu için.
  • İletişimi başlatmak. Bir işe başlamak bende zaten zor; birine ilk mesajı atmak da küçük bir başlangıç gerektiriyor. Birinin bana yazmasını beklemek daha kolay geliyor.
  • Zaman algısı. “Geçen ay konuştuk” dediğim şey bazen gerçekte birkaç ay öncesine ait çıkıyor. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmekte zorlanıyorum.
  • Yoğun dönemler. Bir şeye yoğun biçimde odaklandığım haftalarda dünyanın geri kalanı benim için sessize alınıyor. O dönemlerde arkadaşlarım da bu sessizliğin içinde kalıyor.

Bunları yazmak bana kendimi affettirmiyor ama ne olduğunu anlamamı sağlıyor. Ve ne olduğunu anladığımda, ona göre bir düzen kurabiliyorum.

Bir arkadaşlığın sessizce solması

En zoru, uzaklaştığımı fark ettiğim an. O an bir yandan özlem, bir yandan utanç hissediyorum. “Bu kadar zaman sonra şimdi yazarsam ne diyeceğim?” sorusu beni durduruyor. Ne kadar beklersem, yazmak o kadar zorlaşıyor.

Bu, mesajlara geç dönmenin büyük bir versiyonu gibi. Beklenen bir cevap yerine beklenen bir ilişki var. Ve ilişki ne kadar uzun süre ihmal edilmiş gibi görünüyorsa, geri dönmek o kadar ağır bir özür gerektiriyormuş gibi hissettiriyor.

Bir dönem bu utanç yüzünden çok değerli bazı bağları kendi ellerimle bıraktım. Karşı tarafın bana kırgın olduğunu varsaydım, bu yüzden hiç denemedim. Sonradan bazılarıyla yolum kesiştiğinde gördüm ki çoğu bana kırgın bile değildi; sadece onlar da hayatın içinde akıp gitmişti.

Arkadaşlıkları sürdürmek için kurduğum küçük düzenler

Arkadaşlığı bir düzene bağlamak başta bana soğuk gelmişti. Sevgi kendiliğinden akmalı değil miydi? Ama sonra şunu kabul ettim: Benim zihnimde kendiliğinden akmayan şeyleri desteklemek sevgisizlik değil, tam tersine sevginin bir biçimi.

İşe yarayan düzenlerden bazıları:

  1. Tekrarlayan buluşmalar. “Bir ara görüşelim” bende hiç gerçekleşmiyor. Ama “her ayın ilk pazarı kahvaltı” gibi sabit bir buluşma, planlama yükünü ortadan kaldırıyor.
  2. Küçük temaslar. Uzun bir mesaj yazmak yerine bir şarkı, bir fotoğraf ya da “bunu görünce aklıma geldin” diye kısa bir not göndermek. Eşiği düşük tutmak, başlamayı kolaylaştırıyor.
  3. Birkaç kişilik bir hatırlatma listesi. Telefonumda önemsediğim birkaç arkadaşın adı ve yanında son konuştuğumuz zaman. Haftada bir göz atıp uzun süredir sessiz kalan birine yazıyorum.
  4. Birlikte bir şey yapmak. Yürüyüş, sergi, alışveriş ya da birlikte çalışmak. Sadece oturup konuşmak yerine birlikte bir şey yapmak bende daha kolay bir bağ kuruyor. Bazen bir arkadaşla görüntülü bağlanıp her birimiz kendi işini sessizce yapmak bile iyi geliyor; MASA'yı geliştirirken de bu sessiz eşlik hissini çok düşündüm.
  5. Sesli mesajlar. Yazmak ağır geldiğinde birkaç saniyelik bir sesli mesaj hem benim için kolay hem de karşımdakine daha sıcak geliyor.

Bu düzenlerin hepsini aynı anda kurmadım. Önce bir tanesiyle başladım, işe yarayınca diğerini ekledim. Bazılarını bir süre sonra bıraktım, sonra yeniden başladım. Kesintisiz olmak zorunda değil.

Uzun bir sessizlikten sonra geri dönmek

Bir arkadaşa uzun süre sonra yazmak, belki de bu konunun en cesaret isteyen kısmı. Bende işe yarayan şey, geri dönüşü olabildiğince sade tutmak oldu.

Uzun özürler ve açıklamalar yerine şöyle bir şey yazıyorum: “Uzun zaman oldu, biliyorum. Seni düşündüm ve nasıl olduğunu merak ettim.” Bu kadar. Karşı taraf da çoğu zaman aynı sadelikle karşılık veriyor. Bazen de hiç cevap gelmiyor ve bu da olabilir. Ben üzerime düşeni yapmış oluyorum.

Eğer aradaki sessizlik gerçekten bir kırgınlık yarattıysa, onu konuşmak için de bir alan açıyorum: “Uzun süre ortadan kaybolduğum için üzgünüm. Bunun seni nasıl etkilediğini duymak isterim.” Bu cümle karşımdakine söz hakkı veriyor.

Arkadaşlarıma DEHB'yi anlatmak

Yakın arkadaşlarıma DEHB'nin arkadaşlık tarafını anlatmak, birçok yanlış anlamayı önceden çözdü. Onlara şunu söyledim: “Bazen uzun süre ortadan kaybolabilirim. Bu seni unuttuğum ya da önemsemediğim anlamına gelmiyor. Bana yazmaktan çekinme; ben de geri dönmeye çalışırım.”

Bu açıklamanın bir de ricası vardı: Bazı arkadaşlarıma planları benim yerime başlatmalarının bana çok yardımcı olduğunu söyledim. Hepsi bunu yapmak zorunda değil elbette. Ama bazıları bunu memnuniyetle üstlendi, ben de buluşmalara hep zamanında gelmeye, önceden haber vermeden iptal etmemeye özen gösterdim. Bir denge kurduk.

Bir de karşılıklılık meselesi var. Arkadaşlık sadece benim zorluklarıma göre şekillenirse, karşı taraf zamanla hep veren kişi olduğunu hissedebilir. Bu yüzden benim kolay yapabildiğim şeyleri de masaya koymaya çalışıyorum. Kriz anlarında hızlıca yanında olmak, uzun bir telefonda sabırla dinlemek, bir fikir aşamasındaki projeye heyecanla eşlik etmek gibi. Her arkadaş aynı şeyi vermiyor; önemli olan iki tarafın da bu bağdan bir şey aldığını hissetmesi.

Her arkadaşlık aynı olmak zorunda değil

Bir şeyi kabul etmek bana iyi geldi: Her arkadaşlığın her gün mesajlaşan, haftada bir görüşen türden olması gerekmiyor. Bazı arkadaşlarımla aylarca konuşmuyoruz ama buluştuğumuzda kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu tür arkadaşlıklar benim gibi biri için bir hediye.

Bazı bağlar ise gerçekten bitebiliyor ve bu da hayatın bir parçası. Her kaybı kendi eksikliğime bağlamak yerine, bazen yolların doğal olarak ayrıldığını kabul etmeye çalışıyorum. Önemli olan, kalan bağlara özenle bakmak.

Son söz

Arkadaşlık bende kendiliğinden işleyen bir mekanizma değil; küçük bakımlar isteyen bir bahçe gibi. Bazen sulamayı unutuyorum, bazı bitkiler kuruyor. Ama döndüğümde çoğu hâlâ orada, beni bekliyor oluyor.

Bugün aklına uzun süredir konuşmadığın bir arkadaşın geldiyse, bu bir işaret olabilir. Tek bir kısa mesaj yeter. Kapıyı aralamak, çoğu zaman sandığından daha kolay.

Sık sorulanlar

DEHB arkadaşlıkları neden zorlaştırır?

DEHB'de iletişimi başlatmak, planları hatırlamak ve zamanın geçişini takip etmek zor olabilir. Bu yüzden arkadaşlıklar kavga olmadan, sessizce uzaklaşabilir; bu çoğu zaman sevgi eksikliğinden kaynaklanmaz.

Uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşa nasıl yazarım?

Kısa ve sıcak bir mesaj çoğu zaman yeterli: Seni düşündüm, nasılsın? Uzun açıklamalar zorunlu değil; asıl önemli olan bağı yeniden kurmak için ilk adımı atmak.

Arkadaşlarımla bağımı nasıl koruyabilirim?

Tekrarlayan buluşmalar, düşük eşikli küçük temaslar ve birlikte yapılan aktiviteler bağı canlı tutmaya yardım edebilir. Arkadaşlarına sana neyin kolay geldiğini söylemek de işe yarar.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir