DEHB ve çalışma belleği: elimdeki şeyi neden unutuyorum?

DEHB unutkanlık yapar mı? Söyleyeceğini unutmak, elindeki şeyi aramak... Çalışma belleğinin bu işteki rolünü kendi deneyimimle sade bir dille anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bir akşam telefonumu ararken evin içinde dolaşıyordum. Koltuğun altına, çantanın içine, mutfak tezgâhına baktım. Sonra karanlık bir köşeye bakmak için ışık lazım oldu ve telefonumun fenerini açtım. Telefonumu, telefonumun ışığıyla arıyormuşum.

Bu tür anlar bende o kadar sık oluyor ki artık hepsine bir gülümsemeyle bakmaya çalışıyorum. Ama uzun süre bu unutkanlığın beni yorduğunu ve utandırdığını da saklamayacağım. "DEHB unutkanlık yapar mı?" diye arayan biri olarak, bu yazıda o unutkanlığın arkasındaki mekanizmayı, yani çalışma belleğini anlatmak istiyorum.

Kısaca: DEHB'li pek çok insanın yaşadığı unutkanlık, çoğu zaman uzun süreli bellekten değil çalışma belleğinden kaynaklanır. Çalışma belleği, bilgiyi kısa süreliğine akılda tutup kullanmamızı sağlar. DEHB'de bu zihinsel tezgâh daha kolay dağılır; bu yüzden elindeki şey, söyleyeceğin söz ya da az önceki niyet kolayca kaybolabilir.

Çalışma belleği nedir?

Çalışma belleğini küçük bir mutfak tezgâhı gibi düşünebilirsin. Yemek yaparken malzemeleri dolaptan çıkarıp tezgâha koyarsın; doğrarsın, karıştırırsın, kullanırsın. Tezgâh, uzun süreli bir depo değil; o an üzerinde çalıştığın şeylerin durduğu yer.

Çalışma belleği de böyle çalışıyor. Bir telefon numarasını yazana kadar aklında tutmak, bir tarifin üçüncü adımını yaparken dördüncüyü hatırlamak, bir konuşmada karşındakinin söylediğini aklında tutarken kendi cevabını hazırlamak... Hepsi bu zihinsel tezgâhta oluyor.

Uzun süreli bellek ise bambaşka bir şey. Çocukluk anılarım, okuduğum kitaplar, sevdiğim şarkılar benim için çoğu zaman yerli yerinde. Benim zorlandığım şey, şu an kullanmam gereken bilginin tezgâhta kalması.

DEHB unutkanlık yapar mı?

DEHB'li pek çok insan bu soruya hiç düşünmeden "evet" der. Ama bu unutkanlığın türünü anlamak önemli. Çünkü çoğu zaman bilgi tamamen kaybolmuyor; sadece doğru anda elde olmuyor.

Çalışma belleği, yürütücü işlevler dediğimiz kendini yönetme becerilerinin bir parçası. DEHB'de bu beceriler sıklıkla zorlanıyor. Benim tezgâhım küçük gibi değil, daha çok sarsıntılı bir tezgâh gibi: Üzerine bir şey koyuyorum, birisi kapıyı çalıyor ya da aklıma başka bir fikir geliyor ve tezgâhtaki her şey yere dökülüyor.

Dikkatin kolayca kayması da bu tabloyu büyütüyor. Bir bilgiyi aklında tutmak için ona biraz dikkat ayırman gerekiyor. Dikkatin başka bir yere sıçradığında, o bilgi sessizce tezgâhtan kayıyor.

Bir de "niyet hafızası" diyebileceğim bir taraf var: Gelecekte yapmayı planladığın şeyi doğru zamanda hatırlamak. Eve dönerken ekmek almak, bir arkadaşa doğum günü mesajı atmak, akşam ilacını içmesi gereken birine hatırlatmak gibi. Bu tür hatırlamalar bende özellikle kırılgan. Niyet çok gerçek, ama o niyetin zamanı geldiğinde zihnimde bir zil çalmıyor.

Bir de şunu fark ettim: Yorgun, uykusuz ya da gergin olduğum günlerde tezgâhım daha da daralıyor. Aynı gün içinde bile, sabah rahatça aklımda tuttuğum bir bilgiyi akşamüstü elimde tutamayabiliyorum. Bu yüzden unutkanlığımı tek bir sabit özellik gibi değil, koşullara göre büyüyüp küçülen bir şey gibi düşünmeyi öğrendim. Kendime iyi baktığım dönemlerde, tezgâhım biraz daha sağlam duruyor.

Günlük hayatta çalışma belleği nasıl zorlanır?

Kendi hayatımda ve DEHB'li insanlarla konuşmalarımda en sık karşılaştığım örnekler şunlar:

  • Çok adımlı talimatlar: Biri bana "Önce şunu yap, sonra şuna bak, en son da bunu gönder" dediğinde, genellikle ilk adımı yaparken son adımı çoktan unutmuş oluyorum.
  • Bir odaya girip neden girdiğini unutmak: Kapıdan geçtiğim an, niyetim sanki diğer odada kalıyor.
  • Okuduğunu tutamamak: Bir paragrafın sonuna geldiğimde başını hatırlamadığım oluyor. Aynı sayfayı birkaç kez okumak bende sık görülen bir durum.
  • Zihinden hesap yapmak: Basit bir toplama bile, aradaki sayıları tutmak zorunda olduğum için zorlayıcı olabiliyor.
  • Eşyaları bir yere koyup unutmak: Elimdeki anahtarı bir an için masaya bırakıyorum ve o an hiçbir yere kaydedilmiyor.
  • Yarım kalan işler: Bir işin ortasında başka bir şeye geçince, ilk işe döneceğimi unutuyorum.

Bu örneklerin hiçbiri tek başına dramatik değil. Ama gün içinde onlarca kez yaşandığında, insanın hem zamanını hem de kendine duyduğu güveni aşındırabiliyor.

"Bir şey söyleyecektim..." ve sosyal tarafı

Çalışma belleğinin en çok hissettiğim yerlerinden biri sohbetler. Karşımdaki konuşurken aklıma bir şey geliyor. O düşünceyi tutmam gerekiyor ama aynı zamanda onu dinlemem de gerekiyor. Tezgâhta iki şeye yer yok gibi. Ya düşüncemi kaybediyorum ya da onu kaybetmemek için karşımdakinin sözünü kesiyorum.

Bu yüzden DEHB'li insanların söz kesmesinin bir kısmı, aslında unutma korkusundan kaynaklanıyor. Kaba olmak için değil, o fikri kaybetmemek için. Bunu bilmek bana çok iyi geldi; hem kendimi daha iyi anlamamı hem de yakınlarıma açıklama yapabilmemi sağladı.

Bir de "Sana söylemiştim" cümlesi var. Bir şeyi dinlediğim hâlde hatırlamamam, karşımdakine onu önemsemediğim gibi görünebiliyor. Oysa o anda çoğu zaman gerçekten dinliyordum; sadece bilgi tezgâhtan uzun süreli belleğe taşınamadan dökülüp gitmişti.

Tezgâhı genişletmek: bende işe yarayanlar

Çalışma belleğimi büyütmenin sihirli bir yolunu bilmiyorum. Ama tezgâhın dışına yardımcı raflar eklemek mümkün. Bende az çok işe yarayanlar şunlar:

  1. Hemen yazmak: Bir şey aklıma geldiği anda, "sonra yazarım" demeden not alıyorum. Sonrası çoğu zaman gelmiyor.
  2. Sesli söylemek: Elimdeki anahtarı bırakırken "anahtar kapının yanındaki kâsede" demek, o anı biraz daha kalıcı kılıyor.
  3. Tek seferde tek talimat: Yakınlarımdan bana çok adımlı şeyleri yazılı olarak ya da teker teker iletmelerini rica ediyorum.
  4. Dönüş notları: Bir işi yarıda bırakmam gerekiyorsa, kaldığım yere küçük bir not bırakıyorum: "Buradaydım, sıradaki adım şu."
  5. Görünür hatırlatıcılar: Kapının önüne koyulan bir çanta, aynaya yapıştırılan bir kâğıt, telefonda zamanlı bir alarm.
  6. Fotoğraf çekmek: Arabayı park ettiğim yeri ya da bir belgeyi nereye koyduğumu fotoğraflamak, zihnimden yük alıyor.

Bunlar zamanla benim için birer alışkanlığa dönüştü. Hepsini her gün yapmıyorum, bazı günler hiçbirini hatırlamıyorum bile. Ama genel olarak "aklımda tutarım" yerine "dışarıda tutarım" demeye başladığımdan beri, kayıplarım azaldı.

Son olarak önemli bir not: Eğer unutkanlığın yeni başladıysa, giderek artıyorsa ya da seni endişelendiriyorsa, bunu DEHB'ye bağlamadan önce bir doktora danışman önemli. Uyku düzeni, stres, ruh hâli ve bazı sağlık sorunları da belleği etkileyebilir. DEHB çocuklukta başlayan bir durum ve değerlendirmesini bir psikiyatrist yapar.

Bugünlük bu kadar

Telefonumu telefonumun ışığıyla aradığım o akşamı hâlâ gülerek hatırlıyorum. Eskiden bu tür anlarda kendime "nasıl bu kadar dalgın olabilirsin" diye çıkışırdım. Şimdi ise tezgâhımın biraz sarsıntılı olduğunu biliyorum ve ona göre raflar kuruyorum.

Unutmak, kim olduğunu ya da neyi önemsediğini göstermiyor. Sadece bilginin zihninde nasıl dolaştığını gösteriyor. Ve bunu bilmek, kendine karşı biraz daha sabırlı olmak için iyi bir başlangıç.

Sık sorulanlar

DEHB unutkanlık yapar mı?

DEHB'li pek çok insan sık unutkanlık yaşar. Bu çoğu zaman anıların silinmesinden değil, bilginin kısa süreliğine akılda tutulmasını sağlayan çalışma belleğinin zorlanmasından ve dikkatin kolayca başka yere kaymasından kaynaklanır.

Çalışma belleği nedir?

Çalışma belleği, bir bilgiyi kısa süreliğine akılda tutup o bilgiyle iş yapmamızı sağlayan zihinsel beceridir. Bir telefon numarasını yazana kadar aklında tutmak ya da çok adımlı bir talimatı takip etmek buna örnektir.

Unutkanlığım arttı, DEHB olabilir mi?

DEHB çocuklukta başlayan bir durumdur; yeni başlayan ya da giderek artan bir unutkanlık başka sebeplerle ilgili olabilir. Uyku, stres, ruh hâli ve bazı sağlık sorunları da belleği etkiler. Bu durumda bir doktora başvurmak önemlidir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir