DEHB'de dürtüsellik: söz kesmek, ani kararlar ve sonrası

DEHB dürtüsellik belirtileri günlük hayatta nasıl görünür? Söz kesmek, ani kararlar ve düşünmeden verilen evetleri kendi deneyimimle, yargısız anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Cümle ağzımdan çıktığı anda, karşımdakinin yüzünde onu gördüm: hafif bir duraksama, belki biraz kırgınlık. O daha cümlesini bitirmemişti ve ben, aklıma gelen şeyi söylemek için araya girmiştim. Söylediğim şey kötü değildi. Ama zamanlaması kötüydü ve ben bunu, her zamanki gibi, söyledikten sonra fark ettim.

DEHB dürtüsellik dediğimiz şey, benim hayatımda çoğu zaman tam olarak bu: Bir dürtü ile onun eyleme dönüşmesi arasındaki o küçük aralığın neredeyse hiç olmaması. Bu yazıda o aralığı, sonrasında gelen duyguları ve araya küçük bir nefes koymak için denediklerimi anlatmak istiyorum.

Kısaca: Dürtüsellik, bir isteğin ya da düşüncenin üzerinde durmadan eyleme dönüşmesidir. DEHB'li yetişkinlerde bu çoğu zaman söz kesmek, sabırsızlık, ani kararlar ve düşünmeden verilen sözler olarak görünür. Bu bir terbiye meselesi değil; dürtüyü frenleme becerisinin farklı çalışmasıyla ilgilidir.

Dürtüsellik nedir, neden bir "kötü huy" değil?

Herkesin aklından gün içinde sayısız dürtü geçer: bir şey söylemek, bir şey almak, bir mesaj atmak, bir işi bırakıp diğerine geçmek. Çoğu insanda bu dürtüler ile eylem arasında kısa bir kontrol noktası vardır. Zihin, fark ettirmeden bir soru sorar: "Şimdi mi? Burada mı? Gerçekten mi?"

DEHB'de bu kontrol noktası daha zayıf ya da daha geç çalışabiliyor. Yürütücü işlevler denilen kendini yönetme becerilerinden biri olan ketleme, yani bir tepkiyi frenleyebilme becerisi, DEHB'de sıklıkla zorlanıyor. Bu yüzden dürtü çoğu zaman o soruyu sormaya fırsat bulmadan eyleme dönüşüyor.

Bunu bilmek benim için önemliydi, çünkü uzun süre kendimi "düşüncesiz" ya da "saygısız" biri olarak gördüm. Oysa sorun, düşünmemek değildi. Düşünce, eylemden sonra geliyordu.

Dürtüselliğin bir de duygusal hız tarafı var. Heyecan, merak ya da sabırsızlık bende çok hızlı yükseliyor ve eyleme dönüşmek için acele ediyor. O anda içimde bir şey "şimdi, hemen" diye ısrar ediyor. Bu ısrarın karşısında durmak, başka biri için küçük bir çaba olabilir; benim için ise çoğu zaman rüzgâra karşı yürümek gibi.

DEHB dürtüsellik belirtileri nasıl görünür?

Dürtüsellik denince akla genellikle büyük ve riskli kararlar geliyor. Ama benim hayatımda çoğu zaman çok daha küçük, gündelik anlarda kendini gösteriyor.

Konuşmada

  • Karşımdakinin cümlesini bitirmeden araya girmek.
  • Sorunun sonunu beklemeden cevap vermek.
  • Başkasının cümlesini onun yerine tamamlamak.
  • Aklımdan geçeni, filtrelemeden söylemek ve sonra "Bunu neden dedim?" diye düşünmek.
  • Bir konuşmayı kendi konuma çekmek; ilgimi çeken bir bağlantıyı hemen paylaşmak istemek.

Kararlarda

  • Planda olmayan bir alışverişi "şimdi" yapmak.
  • Heyecanla yeni bir hobiye başlamak, malzemelerini hemen almak.
  • Takvime bakmadan bir davete, bir projeye ya da bir yardım isteğine "evet" demek.
  • Bir şeyin sonuçlarını düşünmeden ani bir değişiklik kararı vermek.

Gündelik küçük anlarda

  • Sırada beklemekte zorlanmak, sabırsızlanmak.
  • Yazdığım bir mesajı tekrar okumadan göndermek.
  • Bir işi yarıda bırakıp aklıma gelen başka bir işe atlamak.
  • Bir videonun ya da bir sesli mesajın sonunu beklemeden hızlandırmak ya da kapatmak.

Bu listedeki her madde herkesin zaman zaman yaşadığı şeyler. DEHB'de fark, bunların sıklığında ve ne kadar zorlayıcı hâle geldiğinde.

Ani kararların iyi bir yüzü de var mı?

Bu soruyu dürüstçe cevaplamak istiyorum, çünkü iki uç da yanıltıcı. Dürtüselliği bir "süper güç" gibi sunmak, yarattığı zorlukları görmezden gelmek olur. Ama onu yalnızca bir kusur olarak görmek de eksik kalır.

Bazen o anlık cesaret, uzun uzun düşünseydim hiç yapamayacağım şeyleri yapmamı sağladı. Bir sohbete katılmak, bir fikri ortaya atmak, bir yolculuğa evet demek gibi. Bu kendiliğindenlik, yakınlarımın da sevdiği bir yanım olabiliyor.

Ama aynı enerji başka günlerde bana pahalıya patlıyor. Vazgeçmek zorunda kaldığım taahhütler, iade etmeyi unuttuğum alışverişler, kırılan kalpler... Bu yüzden ben dürtüselliği ne romantize etmek ne de düşman ilan etmek istiyorum. Sadece onu tanımak ve sonuçlarını hafifletmeyi öğrenmek istiyorum.

Sonrası: pişmanlık ve utanç

Dürtüselliğin bir de görünmeyen tarafı var: sonrası. Lafı kestikten, düşünmeden bir şey aldıktan ya da altından kalkamayacağım bir şeye söz verdikten sonra gelen o tanıdık his.

Benim için en zoru, aynı şeyin tekrar tekrar yaşanması. "Bir dahakine dikkat edeceğim" diyorum, gerçekten de niyetim bu. Ama bir sonraki sohbette yine aynı şey oluyor. Bu döngü, zamanla insanın kendine olan güvenini zedeleyebiliyor.

Burada şunu fark ettim: Kendime sert davrandığım her seferde dürtüsellik azalmıyor, sadece utanç artıyor. Ve utanç, beni daha dikkatli değil, daha gergin yapıyor. Gergin olduğum anlarda ise dürtülerimi frenlemek daha da zorlaşıyor. Bu yüzden özür dilemeyi öğrenmek ama kendimi cezalandırmayı bırakmak, benim için önemli bir değişim oldu.

Bir özrün nasıl olacağını da zamanla öğrendim. Uzun ve kendimi yerden yere vurduğum açıklamalar yerine kısa ve net bir cümle: "Sözünü kestim, kusura bakma, devam eder misin?" Bu cümle hem karşımdakine alan açıyor hem de beni utancın girdabına çekmiyor. Özür, sorumluluğu üstlenmek demek; kendini cezalandırmak değil.

Araya bir saniye koymak

Dürtüselliği tamamen ortadan kaldıracak bir yöntem bilmiyorum. Ama dürtü ile eylem arasına küçük bir mesafe koyan bazı alışkanlıklar bana iyi geliyor:

  1. Sepette bekletmek: Planda olmayan bir şeyi almak istediğimde onu sepete ekleyip bir süre bekliyorum. İsteğin çoğu, beklerken kendiliğinden sönüyor.
  2. "Bir bakayım, sana döneceğim" cümlesi: Bir davete ya da işe hemen "evet" demek yerine bu cümleyi kullanmayı alışkanlık hâline getirmeye çalışıyorum.
  3. Not almak: Sohbet sırasında aklıma gelen bir şeyi kaybetmemek için söz kesmek yerine, mümkünse kısaca not alıyorum.
  4. Yakınlarıma anlatmak: Söz kestiğimde bana nazikçe hatırlatmalarını rica etmek, hem beni hem onları rahatlatıyor.
  5. Önemli mesajları bekletmek: Duygusal olarak yüklü bir mesajı yazıp göndermeden önce bir süre bekletmek, pek çok pişmanlığı önledi.

Bunlar işe yaramadığında da oluyor. Ama her küçük mesafe, bir sonraki seferde biraz daha kolay kurulabiliyor.

Eğer dürtüsellik hayatında ciddi sorunlara, örneğin maddi kayıplara, kendini ya da başkalarını riske atan davranışlara yol açıyorsa, bunu tek başına yönetmeye çalışmak zorunda değilsin. Bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak, hem bunun altında ne olduğunu anlamana hem de sana uygun destek yollarını bulmana yardımcı olabilir.

Son bir şey

Söz kesmek, ani kararlar, düşünmeden verilen evetler... Bunların hiçbiri karşındakini önemsemediğini ya da sorumsuz olduğunu göstermiyor. Sadece beyninin dürtüleri frenleme biçiminin farklı olduğunu gösteriyor.

Ben hâlâ bazen lafı kesiyorum. Ama artık bunu fark ettiğimde kendime kızmak yerine "Pardon, sen devam et" diyorum ve gerçekten dinlemeye dönüyorum. Bazen en büyük değişim, bu kadar küçük bir cümleden başlıyor.

Sık sorulanlar

DEHB'de dürtüsellik nasıl görünür?

Yetişkinlerde dürtüsellik çoğu zaman söz kesmek, sorunun sonunu beklemeden cevap vermek, sabırsızlık, ani harcamalar ya da üzerine düşünmeden verilen kararlar olarak görünür. Herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz.

Sürekli söz kesiyorum, bu DEHB belirtisi mi?

Söz kesmek DEHB'li pek çok insanın yaşadığı bir şeydir ama tek başına DEHB anlamına gelmez. Heyecan, kaygı ya da alışkanlık da buna yol açabilir. Başka zorluklarla birlikte sürekli görülüyorsa bir psikiyatristle konuşmak faydalı olur.

Dürtüselliği tamamen kontrol etmek mümkün mü?

Dürtüsellik bir anda ortadan kalkan bir şey değil. Ama dürtü ile eylem arasına küçük bir mesafe koyan alışkanlıklar ve gerekirse uzman desteğiyle, sonuçlarını hafifletmek çoğu zaman mümkün olur.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir