DEHB ile serbest çalışma: kimse saat vermezken yapı kurmak

Serbest çalışma DEHB'liler için hem özgürlük hem tuzak olabilir. Kimse saat vermezken başlamak, takip etmek ve sınır koymak için kurduğum yapıyı anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Kimse sana ne zaman başlayacağını söylemiyor. Kimse ne zaman bitireceğini, hangi işin önce geleceğini, öğle arasının ne kadar süreceğini de söylemiyor. Kulağa özgürlük gibi geliyor, değil mi? Bazı günler gerçekten öyle. Bazı günler ise bu sessizlik, bir boşluğa düşmek gibi.

Kendi yazılarım ve kendi projelerim gibi, kimsenin bana saat vermediği işlerde bu iki hâli de çok yaşadım. Serbest çalışma da DEHB'li biri için tam olarak böyle bir alan: Bir yandan değişkenlik ve özerklik, öbür yandan yapının tamamen sana kalması. Bu yazıda o yapıyı nasıl kurmaya çalıştığımı anlatıyorum.

Kısaca: Serbest çalışma, DEHB'li biri için ofisin sağladığı dış yapının ortadan kalkması demek. Bu yapıyı geri kurmak için sabit başlangıç ve kapanış saatleri, haftalık bir planlama zamanı, dışarıdan hesap verebilirlik, idari işler için ayrılmış bir gün ve iş tekliflerine karşı net sınırlar işe yarayabilir.

Serbest çalışma neden DEHB'de hem çekici hem zorlayıcı?

Serbest çalışmanın çekici yanları DEHB ile çok iyi örtüşebiliyor. Farklı projeler arasında geçiş yapabilmek, kendi temponu belirleyebilmek, sıkıcı toplantılardan ve katı mesai saatlerinden kurtulmak; bunların hepsi ilgi ve yenilik arayan bir zihne iyi gelebiliyor.

Ama aynı özgürlük, ciddi bir yapı eksikliği de getiriyor. Ofiste farkında olmadan yaslandığın her şey ortadan kalkıyor: Bir yöneticinin hatırlatması, bir ekip arkadaşının soruları, ortak bir takvim, belli saatlerde başlayıp biten bir gün. DEHB ile birlikte bu dış işaretler çoğu zaman sandığımızdan çok daha önemli.

Üstüne serbest çalışmanın kendine özgü yükleri ekleniyor. Müşteri bulmak, teklif hazırlamak, fatura kesmek, ödeme takibi yapmak; bunlar çoğu zaman en sevilmeyen, en ertelenen ama en kritik işler. Yapı kurmak bu yüzden bir tercih değil, bir zorunluluk hâline geliyor.

Dış yapının yerine kendi yapını kurmak

Kendi başıma çalıştığım dönemlerde ilk öğrendiğim şey, yapının kendiliğinden oluşmayacağıydı. “Bugün canım istediğinde başlarım” dediğim günler, çoğu zaman hiç başlamadan biten günler oldu. İstek, benim için güvenilir bir başlangıç sinyali değil.

Bu yüzden günün iki ucuna sabit noktalar koydum. Her gün aşağı yukarı aynı saatte işe başlıyorum ve aynı küçük ritüelle: masaya oturmak, günün ilk görevini yazmak, bir bardak su almak. Günün sonunda da bilinçli bir kapanış yapıyorum: Yarının ilk adımını not ediyorum ve bilgisayarı kapatıyorum.

Bu iki uç arasında esneklik bırakıyorum. Hangi saatte hangi işi yapacağım güne göre değişebiliyor. Ama başlangıç ve bitişin sabit olması, günün tamamen dağılmasını engelliyor. Bir sabah ritüeli kaçırdığımda da bütün günü kaybetmiş saymıyorum; öğleden sonra yeniden başlamak her zaman mümkün.

Haftalık planlama: projeleri görünür kılmak

Serbest çalışırken birden fazla projeyi aynı anda yürütmek çok olağan. DEHB ile birlikte bu projelerin bazıları zihnimde kayboluyor. En ilgi çekici olan bütün dikkatimi alırken, diğerleri sessizce geride kalıyor.

Bunun için her hafta başında kısa bir planlama zamanı ayırıyorum. Bu zamanda yaptığım şeyler basit:

  1. Bütün aktif projeleri tek bir listede görmek.
  2. Her proje için bu haftanın en önemli bir ya da iki adımını yazmak.
  3. Yaklaşan teslim tarihlerini ve ara tarihleri takvime işlemek.
  4. Hangi günlerin derin iş, hangilerinin iletişim ve idari iş günü olacağını belirlemek.
  5. Geçen haftadan kalan ve hâlâ önemli olan işleri yeni listeye taşımak.

Bu planlama yarım saati geçmiyor ama haftanın geri kalanında karar yükümü ciddi biçimde azaltıyor. Sabah masaya oturduğumda “bugün ne yapsam” diye düşünmek yerine, önceden verdiğim kararı uyguluyorum.

Hesap verebilirlik: kimse sormuyorsa birine sordur

Serbest çalışmanın en zorlayıcı yanlarından biri, kimsenin “bu ne durumda?” diye sormaması. Teslim tarihine kadar kimse sormadığında, iş de çoğu zaman teslim tarihine kadar beklemeye başlıyor.

Bu boşluğu bilerek doldurmak gerekiyor. Müşterilerle çalışıyorsan ara teslim tarihleri belirlemek ve taslakları erken paylaşmak işe yarıyor. Ben kendi projelerimde, benzer biçimde çalışan bir arkadaşla haftada bir kısa görüşme yapıp ne yaptığımızı, neye takıldığımızı konuşmayı denedim. Bu basit alışkanlık, kendi kendime verdiğim sözlerden çok daha güçlü bir bağlayıcılık yaratıyor.

Yalnız başlamakta zorlandığım günlerde ise başkalarının yanında çalışmak bana iyi geliyor. Bir kafede, bir kütüphanede ya da çevrim içi ortak çalışma masalarında; MASA'yı da biraz bu ihtiyaç için kurdum. Yanımda biri sessizce çalışırken, başlamak ve devam etmek çok daha kolay.

İdari işler: sıkıcı ama hayati

Faturalar, ödemeler, sözleşmeler, gelir gider takibi. Bunlar serbest çalışmanın en az sevilen ama ihmal edildiğinde en pahalıya patlayan kısmı. DEHB ile birlikte bu işler kolayca “sonra”ya kalabiliyor ve “sonra” bazen gecikmiş bir ödeme ya da kaçırılmış bir son tarih anlamına gelebiliyor.

Benim kendi idari işlerimde işe yarayan yöntem, bunları gün içine dağıtmak yerine haftada bir belirli bir zamana toplamak. O zaman diliminde sadece idari işlere bakıyorum: kesilecek faturalar, takip edilecek ödemeler, cevaplanacak resmi e-postalar. Takvime tekrarlayan hatırlatıcılar koymak ve her ödemeyi aynı listede takip etmek de büyük fark yaratıyor.

Vergi ve muhasebe gibi konularda ise kendi başına çözmeye çalışmak yerine bir mali müşavirden destek almak en güvenli yol. Bu hem hata riskini azaltıyor hem de zihninde sürekli açık duran bir kaygıyı kapatıyor.

Sınırlar: her işe evet dememek

Serbest çalışırken her iş teklifi bir fırsat gibi görünüyor. DEHB ile birlikte heyecan ve dürtüsellik bir araya geldiğinde, kapasiteyi hesaplamadan “evet” demek çok kolay. Ben de kendi projelerimde bunu çok yaptım ve birkaç hafta sonra üst üste binmiş işler arasında boğulmuş buldum kendimi.

Artık yeni bir işe ya da teklife cevap vermeden önce en az bir gün bekliyorum ve takvimime bakıyorum. Bu işi mevcut projelerin arasına gerçekten sığdırabilir miyim? Bu iş beni ilgilendiriyor mu, yoksa sadece “hayır” demekten mi çekiniyorum? Bu küçük bekleme, birçok aşırı yüklenmenin önüne geçti.

Bir de çalışma saatlerine sınır koymak gerekiyor. Serbest çalışırken iş her zaman bir tık uzakta ve hiperodak anlarında gece yarısına kadar çalışmak çok kolay. O günler verimli görünse de ertesi günlerin enerjisini tüketiyor. Kapanış saatini korumak, uzun vadede beni daha istikrarlı kılıyor.

Kendi patronuna şefkat

Serbest çalışırken hem çalışan hem patron oluyorsun. Ve DEHB ile birlikte, içindeki patron bazen çok acımasız olabiliyor. Kaçırılan bir gün, ertelenen bir iş ya da yanlış hesaplanmış bir süre, içinde sert bir sesi uyandırabiliyor.

Bu sesi biraz yumuşatmak, en az yapı kurmak kadar önemli. Kötü bir günün ardından kendime şunu soruyorum: İyi bir yönetici bu durumda çalışanına ne derdi? Genellikle cevap, “Ne oldu, neye ihtiyacın var, yarın nasıl daha kolay olur?” gibi bir şey oluyor. Kendi patronum olarak da bu soruları sormaya çalışıyorum.

Bu hafta sadece bir şey dene: Pazartesi sabahına yarım saatlik bir haftalık planlama zamanı koy. Bütün projelerini tek bir sayfada gör ve her biri için tek bir adım yaz. Yapının ilk taşı bu kadar basit olabilir.

Sık sorulanlar

Serbest çalışmak DEHB'liler için uygun mu?

Kişiye göre değişir. Esneklik, değişken projeler ve özerklik bazı DEHB'lilere iyi gelirken dış yapının olmaması, düzensiz gelir ve idari işler zorlayıcı olabilir. Belirleyici olan çoğu zaman kurduğun yapı.

Serbest çalışırken nasıl düzenli kalabilirim?

Disiplinden çok yapıya odaklanmak daha işe yarıyor: sabit başlangıç ve bitiş saatleri, haftalık planlama, ara teslim tarihleri ve gerektiğinde başkalarıyla yan yana çalışmak gibi.

Fatura ve idari işleri nasıl unutmam?

Bu işleri haftada ya da ayda bir belirli bir zamana toplamak ve takvime tekrarlayan hatırlatıcılar koymak yardımcı olabilir. Vergi ve muhasebe konularında bir mali müşavirden destek almak en güvenlisi.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir