Maskeleme: DEHB'yi saklamak için harcanan enerji

DEHB maskeleme yorgunluğu nedir? Zorlandıklarını saklamak için harcanan enerjiyi, eve gelince çöken pili ve maskeyi gevşetmenin yollarını anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bazı insanlar bana "Sen çok düzenli görünüyorsun" der. Ben de gülümserim. Çünkü o düzenin arkasında bir hafta önceden hazırlanan notlar, toplantıdan önce gözden geçirilen üç ayrı liste, kapıdan çıkmadan yapılan beş kontrol ve evde yatağa düşünce gelen kocaman bir sessizlik var.

Buna maskeleme diyorlar: DEHB'den kaynaklanan zorlukları, başkaları fark etmesin diye örtmek, gizlemek, telafi etmek. Bu yazıda DEHB maskeleme yorgunluğunun nasıl hissettirdiğini, enerjinin nereye gittiğini ve maskeyi biraz gevşetmenin mümkün olup olmadığını konuşmak istiyorum. Bunlar benim gözlemlerim; bir tanı ya da tedavi önerisi değil.

Kısaca: DEHB maskeleme, zorlandığın şeyleri başkalarından saklamak için gösterilen sürekli ve çoğu zaman bilinçsiz bir çaba. Dışarıdan "iyi idare ediyor" görünürken içeride büyük bir enerji harcanıyor ve bu bedel çoğu zaman eve dönünce, yalnızken ortaya çıkıyor. Maskeyi tamamen atmak şart değil; ama dinlenebileceğin güvenli alanlar yaratmak önemli.

Maskeleme tam olarak ne demek?

Maskeleme, kendimi olduğum gibi değil de çevrenin beklediği gibi göstermeye çalışmak. DEHB bağlamında bunun pek çok biçimi var:

  • Aşırı hazırlık. Unutmamak için gereğinden fazla not almak, her şeyi iki kez kontrol etmek.
  • Taklit. İnsanların nasıl konuştuğunu, ne zaman güldüğünü, dikkatle dinleyen biri gibi nasıl durduğunu gözlemleyip tekrar etmek.
  • Hareketi bastırmak. Toplantıda ayağı sallamamak, kalkıp dolaşma isteğini yutmak.
  • Zorlukları küçültmek. "Önemli değil", "iyiyim", "sadece biraz dağınığım" demek.
  • Yarı doğru özür. "Çok yoğundum" gibi gerçek sebebi saklayan, ama kabul edilebilir bir açıklama kullanmak.
  • Telafi. Bir şeyi unuttuysam bunu kimse anlamadan düzeltmek için gizli bir mesai harcamak.

Bu davranışların çoğu kötü değil; birçoğu aslında yaşamak için geliştirdiğimiz akıllıca yollar. Hiçbirini kınamıyorum. Mesele, bunların çoğu zaman ne kadar enerjiye mal olduğunu görmemek.

DEHB maskeleme yorgunluğu: eve gelince çöken pil

Maskelemenin bedelini ben genellikle akşam, ortamdan çıkıp yalnız kaldığımda fark ediyorum. Gün boyunca "toparlanmış" bir kişi olarak durmak, kapıyı kapattığım anda birden bırakılan bir yük gibi. Bazen koltuğa oturup bir şey yapmadan uzun süre kalıyorum. Bazen küçük bir şeye gereğinden fazla sinirleniyorum. Bazen de sadece susup kalıyorum.

Bunun neden olduğunu bilimsel bir dille anlatamam; ama bunu bir enerji hesabı gibi düşünüyorum. Her gün belli bir miktar enerjim var. Normal işleri yapmak bu enerjiden harcıyor. Üstüne bir de "fark edilmemek" için sürekli izleme, düzeltme ve toparlama eklenince, hesap gün sonuna yetmiyor. Bu yüzden sosyal ortamlardan sonra ya da yoğun iş günlerinin ardından kendimi boşalmış hissediyorum.

Bunun ince bir yan etkisi daha var: Dışarıdan iyi görünmek, yardım istemeyi zorlaştırıyor. "Hiç sorun yok gibi görünüyorsun" cümlesi, aslında sorun yaşayan biri için çok yalnızlaştırıcı olabiliyor. Ben de bir dönem, ne kadar iyi görünürsem o kadar yalnız kaldığımı fark ettim.

Enerji nereye gidiyor? Bir hesap denemesi

Kendime bir kağıda şu soruyu sormayı denedim: Gün içinde enerjimi kalem kalem nereye harcıyorum? Bir gün sonunda yazdığım liste kabaca şöyle çıktı:

  1. İşin kendisi: yapmam gereken şeyler.
  2. Başlamak için harcadığım kendimle pazarlık.
  3. Dikkati toplamak için verdiğim küçük mücadeleler.
  4. "İyi görünmek" için harcadığım ekstra çaba: gözlem, hazırlık, kontrol.
  5. Hata yaptığımda onu saklamaya ya da düzeltmeye çalışmak.

İlk üç madde zaten DEHB'nin getirdiği yük. Dördüncü ve beşinci maddeler ise maskelemeye ait, ve benim için en şaşırtıcı olanı bu ikisinin ne kadar yer kapladığıydı. Onları görünce "Ben neden bu kadar yorgunum?" sorusu bir anda daha az gizemli geldi.

Bu liste kimseye bir gerçek göstermiyor; kendi hayatımda neye baktığımı görmemi sağlıyor. Sen de kendi listeni yazarsan, bambaşka sonuçlar çıkabilir.

Hepsi bilinçli mi? Maskeyi fark ettiğim anlar

Maskelemenin en şaşırtıcı yanı, büyük kısmının bilinçsiz olması. Çoğu zaman zamanla öğrenilen ve sonra otomatiğe bağlanan alışkanlıklar bunlar. Bu yüzden bir gün "Ben şu an maske takıyorum" diye düşünmüyorum; sadece ortama girince omuzlarımın bir miktar sıkıştığını, sesimin biraz değiştiğini, gülüşümün biraz hazırlıklı olduğunu fark ediyorum.

Fark edebildiğim anlar genellikle şunlar oluyor: Biri beni gerçekten rahat bıraktığında içimde bir gevşeme hissettiğim an. Yalnız kaldığımda sesimin ve duruşumun farklılaşması. Ve yakın bir kişiyle konuşurken "Aslında bunu çok zor yaptım" diyebildiğim nadir anlar. O anlarda maskenin ne kadar yer kapladığını net görüyorum. Bu farkındalık bir şeyi hemen değiştirmiyor, ama değiştirmek için bir başlangıç noktası veriyor.

Maskelemenin sessiz bedelleri

Yorgunluk, bedellerin yalnızca en görünür olanı. Zamanla fark ettiğim diğerleri:

  • Kendini tanımamak. Uzun süre başkalarına göre ayarlanmış bir davranışın içinde "gerçekte ne istediğimi" ayırt etmek zorlaşıyor.
  • Yakınlığın kısıtlanması. Maske, güvendiğim insanlara bile tam görünmemi engelleyebiliyor.
  • Tanının gecikmesi. Çok iyi telafi eden biri, çevresi tarafından "sorunu yok" sayılabiliyor. Bu, doğru desteği aramayı da geciktirebiliyor.
  • Kaygı ve gerginlik. Sürekli "açığa çıkma" korkusuyla yaşamak, genel bir tedirginliğe dönüşebiliyor.

Bunlar ağır görünse de bir kehanet değil. Her insanda farklı biçimlerde ortaya çıkıyor ve bazı insanlar bunları hiç yaşamıyor.

Maskeyi gevşetmek: küçük ve güvenli adımlar

Maskeyi bir anda indirmek hem gerçekçi değil hem de her ortamda mümkün değil. İş toplantısında, ilk tanışmada ya da güvenmediğin bir ortamda uyum sağlamak çoğu zaman akıllıca. Benim için önemli olan, maskeyi hiç takmamak değil, hiç çıkaramamak olmaması.

Bende işe yarayan küçük adımlar:

  • Bir güvenli kişi seçmek. Kendimi toparlamak zorunda hissetmediğim bir kişiyle başlamak. Bir arkadaş, bir yakın, bir terapist.
  • Gün içinde bir "maskesiz" alan açmak. Öğle arasında on dakika, kimseyle konuşmadan, hiçbir şey kanıtlamadan geçirmek.
  • Küçük ihtiyaçları dile getirmek. "Yazılı olarak da iletir misin?" gibi küçük bir cümle, ortamın tamamını değiştirmiyor ama bir şeyi hafifletiyor.
  • Mükemmeliyetçi hazırlığı bir kademe azaltmak. Her şeyi üç kez kontrol etmek yerine iki kez etmek.
  • Maskelemeyi fark etmek. Bir ortamda neyi örttüğümü anlamak, onu bilinçli bir seçim yapmama yardım ediyor.

Eğer maskelemek seni sürekli tüketiyorsa, kaygı ya da çökkünlük hâlini ağırlaştırıyorsa ya da kim olduğunu bulmakta zorlanıyorsan, bir psikolog ya da psikiyatrist ile konuşmak çok değerli olabilir. Maskelemeyi bırakmak bazen yalnız yapılacak bir şey değil.

Kendime not

Maske takmak bir zayıflık ya da sahtelik değil; çoğu zaman bir hayatta kalma becerisi. Ama o beceri için ne kadar ödediğimi görmek, bana ve çevreme karşı daha adil olmama yardım ediyor.

Bugün bir maskeyle güne çıktıysam, akşam onu özenle çıkarıp bir kenara koyabileceğim bir yer yaratmak istiyorum. Çünkü saklanan şeyin de bir yeri olmalı; ve o yer bazen sadece, hiçbir şey kanıtlamak zorunda olmadığım bir akşam.

Sık sorulanlar

DEHB'de maskeleme neden bu kadar yorar?

Çünkü zorlandığın şeyleri başkaları fark etmesin diye sürekli izlemek, hazırlanmak ve kendini düzeltmek, yürütücü işlevleri zaten yoran bir gün boyunca ek bir mesai oluşturuyor. Bu efor çoğu zaman dışarıdan görünmediği için kimse tarafından fark edilmiyor.

Maskelemek her zaman kötü mü?

Hayır. Bazı ortamlarda kendini toparlamak, uyum sağlamak sağlıklı bir beceri olabilir. Sorun, bunun tek seçenek haline gelmesi ve hiç dinlenme alanı bırakmaması. Dengeyi bulmak için bir psikolog ya da DEHB konusunda deneyimli bir uzmanla konuşmak yardımcı olabilir.

Maskeyi bırakmak için ne yapabilirim?

Hepsini bir anda indirmek zorunda değilsin. Güvendiğin bir kişiyle başlayıp küçük ihtiyaçlarını söylemek, ortamlar arasında dinlenme payı bırakmak ve kendine yönelik beklentileri yumuşatmak işe yarayabilir. Bu süreçte bir uzmandan destek almak da değerlidir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir