DEHB hakkında en sık duyduğum klişeler ve gerçekte olanlar

DEHB hakkında yanlış bilinenler neler? En sık duyduğum klişeleri, bu cümlelerin içeride nasıl hissettirdiğini ve onlara nasıl yanıt verdiğimi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

"Sen dikkatli biri değilsin" diyen bir ses, çoğu zaman karşımdaki insandan değil, içimden geliyordu. Çünkü o cümleyi o kadar çok duymuştum ki kendi sesim haline gelmişti. Bu yazıyı yazarken fark ettim ki DEHB hakkındaki en zorlayıcı şey bazen belirtilerin kendisi değil, onları çevreleyen klişeler.

Aşağıda DEHB hakkında yanlış bilinenlerden en sık karşılaştıklarımı, bu cümlelerin içeride bende nasıl hissettirdiğini ve şimdilerde onlara nasıl baktığımı yazıyorum. Bazılarına sinirlenerek, bazılarına gülerek yaklaşıyorum; ikisi de insani.

Kısaca: DEHB hakkında en yaygın klişeler, onun çocukluğa ait, sadece hareketli çocuklarda görülen, irade ya da disiplinle geçen bir durum olduğunu söylüyor. Oysa DEHB nörogelişimsel bir durum; yetişkinlikte de sürebilir ve çok farklı görünebilir. Klişeler çoğunlukla kötü niyetten değil, bilgi eksikliğinden geliyor.

DEHB hakkında yanlış bilinenler neden bu kadar kalıcı?

Klişeler, karmaşık bir durumu tek cümleye indirdikleri için yaşıyor. "Dikkati dağınık" demek, DEHB'nin yürütücü işlevler, duygu düzenleme, zaman algısı ve motivasyonla ilgili boyutlarını anlatmaktan çok daha kolay.

Bir de DEHB'nin dışarıdan görünen yanları gerçekten yanıltıcı olabiliyor. Bir gün çok iyi çalışıp ertesi gün çalışamayan biri, "istediğinde yapabiliyorsun" kalıbına kolayca düşüyor. Oysa bu, DEHB'nin dalgalı yapısının bir parçası.

Bir başka neden de klişelerin bir parçası doğru olması. Dikkat dağınıklığı gerçekten var, hareketlilik bazı kişilerde gerçekten var, unutkanlık da. Klişe, bu doğru parçayı alıp bütün hikâye gibi sunuyor. Parçanın doğru olması, onu ikna edici kılıyor; bütünün eksik olması ise onu zarar verici yapıyor.

Bu klişelerin çoğunu duyduğumda karşımdaki insan kötü niyetli değildi. Çoğu zaman gerçekten merak ediyor ya da yardım etmeye çalışıyordu. Bu bilgi bana, onlara öfkelenmek yerine nazikçe yanıt vermeyi öğretti, ama hepsinde başarılı olamadım.

En sık duyduğum klişeler ve içeriden bakış

"Bu çocukluk hastalığı, büyüyünce geçer"

DEHB'nin yetişkinlikte de sürebildiğini bilmeyen çok kişi var. Bazı belirtiler yaşla biçim değiştiriyor: Dışarı yansıyan hareketlilik azalabilir, ama içsel huzursuzluk, dağınıklık ve organizasyon zorlukları sürebiliyor. Her kişide aynı seyri izlemiyor; bunu kişiye özel olarak bir uzman değerlendirir.

"Sadece hareketli, yaramaz erkek çocuklarda olur"

Uzun süre DEHB denince akla koşturan bir erkek çocuk geldi. Oysa sessiz, hayalperest, dağınık görünen, sınıfta kimseyi rahatsız etmeyen çocuklar ve yetişkinler de var. Bu yüzden pek çok kişi, özellikle kızlar ve kadınlar, çok geç fark ediyor. Bu klişe, "bende yok herhalde" diye kendimden şüphe etmeme sebep olmuştu.

"İlgi duyduğun şeye saatlerce odaklanabiliyorsun, demek DEHB değil"

Bu cümleyi hem başkalarından hem kendi içimden duydum. Ama DEHB'de dikkatin "yok" olması değil, düzenlenmesinin zor olması söz konusu. Gerçekten ilgimi çeken, yeni ya da acil bir şeyde saatlerce kopmadan kalabiliyorum. Sıkıcı ama önemli bir işte ise beş dakika bile tutunmak zor. Aynı kişide ikisi birden olabilir.

"Biraz disiplin ve irade yeter"

Bunu duyunca içimden bir şey kasılıyor, çünkü uzun süre ben de buna inandım. Daha çok istersem, daha çok zorlarsam olacaktı. Oysa irade, DEHB'de eksik olan şey değil; zorlanan, o iradeyi doğru zamanda eyleme çevirmek. Disiplin tabii değerli; ama tek başına bir yapısal zorluğu ortadan kaldırmıyor.

"Herkesin telefonu var, herkes dağınık; bu çağın hastalığı"

Teknoloji ve hızlı yaşam dikkati herkes için zorlaştırıyor olabilir; bu ayrı bir konu. Ama DEHB bu çağın icadı değil, uzun süredir bilinen ve tanımlanan bir durum. Çağın etkileri onu daha görünür ya da daha zor kılabilir, ama var eden şey o değil.

"Başarılıysan ya da zekiysen sorun yok demektir"

Başarılı olmak, bunun bir bedeli olmadığı anlamına gelmiyor. Çoğu zaman başarılı görünen biri, bunu çok fazla ekstra çaba, gece geç saatlere kadar süren telafi ve içsel bir yorgunlukla sağlıyor. Dışarıdan "iyi gidiyor" görünürken içeride ne olduğunu başkası bilemiyor.

"Bahane buluyorsun"

Bu klişe bende en derin iz bırakanlardan biri. Bir açıklamaya ulaşmak, bahane aramak değil; neyi niye yaşadığımı anlama çabası. Elbette DEHB'yi bir bahane olarak kullanan insanlar olabilir, ama bu, yaşayanların çoğunu temsil etmiyor.

"DEHB'li olsan dışarıdan belli olur"

Belli olmuyor ya da çoğu zaman belli olmuyor. Pek çok kişi, özellikle yetişkinler, yıllar boyunca geliştirdikleri yollarla zorlandıkları yerleri örtüyor. Dışarıdan düzenli, hatta "toplu" görünebilirler. Bu örtmenin içeride ne kadar enerji harcadığını yalnızca kişinin kendisi biliyor. "Sende yok galiba, hiç belli olmuyor" cümlesi, iyi niyetle söylense bile insanı yalnız bırakabiliyor.

"Tedavi ya ilaçtır ya hiçbir şey"

Bu klişenin iki ucu var: Bazıları "ilaç şart" diyor, bazıları "ilaç ayıp, doğal yoldan hallet." İkisi de kararı başkası adına vermeye çalışıyor. Hangi desteğin kime uygun olduğu kişiden kişiye değişiyor ve bunun kararı bir psikiyatristle birlikte, o kişinin kendi durumuna bakarak verilir. Ben bu konuda kimseye bir şey öneremem; sadece "ya hep ya hiç" çerçevesinin kendisinin yanlış olduğunu düşünüyorum.

Bu klişeler bende ne yaptı?

Klişelerin etkisini ancak sonradan daha net gördüm. Hepsi aynı yerde buluşuyordu: Sorunun benden kaynaklandığını, çabamın yetersiz olduğunu ima ediyorlardı. Bu yüzden DEHB'yi öğrenmem, klişeler yüzünden içimde biriken yargıları sorgulamamı da sağladı.

Fark ettiğim bir şey de şu: Bazen klişeleri ben de başkalarına uyguluyorum. "Şu insan sadece tembel" diye düşündüğümde, aslında onun hikâyesini bilmediğimi hatırlıyorum. Klişelerin bu kadar kolay bulaşıcı olması, onlarla baş etmenin sadece başkalarına değil, kendime de dönük bir iş olduğunu gösteriyor.

Bir klişe duyduğunda ne yapabilirsin?

Her yanlış bilgiyi düzeltmek zorunda değilsin. Bu bir yük olmamalı. Benim işime yarayan birkaç yol:

  1. Önce niyete bak. Karşındaki merak mı ediyor, yoksa küçümsüyor mu? Cevap, yanıtının tonunu belirliyor.
  2. Kısa ve sakin bir cümle seç. "Aslında DEHB yetişkinlikte de sürebiliyor" gibi tek bir cümle, uzun bir ders vermekten daha çok işe yarıyor.
  3. Kendi deneyimini kullan, genelleme yapma. "Bende şöyle oluyor" demek, "DEHB'liler şöyledir" demekten daha az savunma uyandırıyor.
  4. Konuyu bırakma hakkını kullan. Yorgunsan ya da ortam uygun değilse "Bunu başka bir zaman konuşalım" demek tamamen geçerli.
  5. Güvenilir kaynağa yönlendir. Ciddi merak varsa, bir psikiyatriste ya da güvenilir bir sağlık kaynağına bakmasını önermek.

Bir de kendi içindeki klişelere dikkat et. En ağırları çoğu zaman bizim kendimize söylediklerimiz. Kendini yargılayan bir cümle fark ettiğinde, bunun gerçek bir bilgi mi yoksa yıllardır duyduğun bir klişe mi olduğunu sorgulamak çok şey değiştirebilir.

Kendime not

Klişeler hakkımda bir şey söylemiyor; çoğunlukla onları söyleyenin bilgi sınırını gösteriyor. DEHB'yi anlamak, bu cümlelerin ağırlığını üzerimden almama yardım etti.

Bir cümle beni yine yaralıyorsa, bunun bir zayıflık olmadığını biliyorum. Sadece uzun süre duyulan bir şey, bir günde tamamen susmuyor. Ve bu da tamam.

Sık sorulanlar

DEHB hakkında en yaygın yanlış bilgi nedir?

En yaygın yanlışlardan biri DEHB'nin yalnızca çocukluk dönemine ait, hareketli çocuklarda görülen bir durum olduğu düşüncesi. DEHB nörogelişimsel bir durumdur ve yetişkinlikte de sürebilir; belirtiler yetişkinlikte farklı görünebilir.

Bir şeye saatlerce odaklanabiliyorsam DEHB'm olmaz mı?

Olabilir. DEHB'de dikkatin tamamen eksik olması değil, düzenlenmesindeki güçlük söz konusu. İlgi çekici, ödüllendirici ya da acil işlerde odaklanabilmek DEHB'yi dışlamaz. Bunu değerlendirmek bir uzmanın işidir.

Biri DEHB hakkında yanlış bir şey söylediğinde ne yapmalıyım?

Her seferinde düzeltmek zorunda değilsin. İstersen kısa ve sakin bir cümleyle bilgiyi paylaşabilir, istersen konuyu başka bir zamana bırakabilirsin. Önemli olan, bu cümlelerin senin değerini belirlemesine izin vermemek.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir