DEHB'de kısa projeler: küçük bitirişlerin verdiği tatmin

Uzun projelerde tıkanıp kısa projelerde parlıyor musun? DEHB'de kısa projelerin neden tatmin ettiğini ve büyük işleri bu mantıkla bölmeyi anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bazı akşamlar bir yazıyı baştan sona yazıp bitiriyorum, bazen bir dolabı toparlıyorum, bazen de küçücük bir işi tamamen kapatıyorum. Bu tür işlerin sonunda içimde çok net bir tatmin oluyor. Omuzlarım gevşiyor, “oldu” diyorum. Aynı tatmini, aylar süren, ucu görünmeyen bir işte neredeyse hiç alamıyorum.

Bu fark beni uzun süre düşündürdü. Önce “kısa soluklu olmak” gibi bir kusurum olduğunu sandım. Sonra başka bir açıdan baktım: belki kısa projeler bana kötü gelmiyor, belki zihnim sadece bu ölçekte daha iyi çalışıyor. Bu yazıda DEHB ve kısa projeler arasındaki ilişkiyi, tatminin nereden geldiğini ve büyük işleri bu mantıkla nasıl bölmeye çalıştığımı anlatacağım.

Kısaca: Kısa projeler, DEHB'li birçok kişi için yenilik heyecanı bitmeden sonuç ve tamamlama hissi verdiği için tatmin edici olabilir. Bunu bir kusur gibi okumak yerine, güçlü bir ölçek olarak görüp büyük işleri bitirilebilir parçalara bölmek bana yardımcı oluyor.

DEHB'de kısa projeler neden bu kadar tatmin ediyor?

Bunun tek bir sebebi yok, ama kendi gözlemimde birkaç şey öne çıkıyor.

Ödül yakın. Uzun bir işte ödül çok uzakta. Ben ise sonucu görmek, “bitti” demek istiyorum. Kısa bir projede o ödül bir iki gün ya da bir iki saat sonra geliyor. Uzak bir hedef bana soyut geliyor, yakın bir bitiş somut.

Yenilik heyecanı bitmeden sonuç geliyor. İşe ilk başladığımda enerjim yüksek. O enerji düşmeden iş kapanıyorsa, düşüşü hiç yaşamıyorum. Kısa proje, parlama ile bitiş arasındaki mesafeyi daraltıyor.

Net bir sınır var. Başı ve sonu belli bir işi zihnimde tutmak kolay. “Bu bitti mi bitmedi mi” sorusunun cevabı açık. Sonu bulanık işlerde bu soruya cevap vermek bende sürekli bir kaygı yaratıyor.

Tamamlama hissi bir sonrakine yakıt oluyor. Bir şeyi gerçekten bitirmiş olmak, bana “yapabiliyorum” duygusunu geri veriyor. DEHB'li olarak yarım kalmış işlerin ağırlığını çok iyi bildiğim için, bitirilmiş bir şeyin hafifliği bende ayrı bir yer tutuyor.

Kısa proje sevmek bir kusur mu?

Bunu çok sorguladım. Çevremden “uzun soluklu iş yapamıyorsun” benzeri yorumlar duydum, kendi içimden de duydum. Ama şunu fark ettim: kısa projeleri sevmek, uzun işlere karşı bir zayıflık değil, bir ölçek tercihi.

Bazı işler hızlı, yoğun ve net olur. Bazı işler yavaş, sabırlı ve çok katmanlıdır. İkisi de değerli. Sorun, bir tanesini diğerinden üstün saymak ve kendimi sadece birinde ölçmek olduğunda başlıyor.

Aynı zamanda kendime karşı dürüst olmam gerekiyor: bazı hayat hedefleri uzun soluklu. Bir beceri öğrenmek, bir ilişkiyi derinleştirmek, bir eğitimi tamamlamak kısa projelerle olmuyor. Bu yüzden kısa projeyi bir sığınak olarak değil, bir yöntem olarak kullanmaya çalışıyorum.

Uzun işi kısa projelere bölmek

Bende en çok işe yarayan şey, büyük bir işi gerçekten bitirilebilir küçük projelere bölmek. Burada kritik nokta şu: bölümün sadece “görev listesi” olması yetmiyor. Her parçanın kendi başına bir çıktısı ve bir bitişi olmalı.

Mesela bir yazı dizisi yazıyorsam, “diziyi yazmak” yerine her yazıyı ayrı bir proje sayıyorum. Bir yazı bitince onu kaydediyor, listeden çıkarıyor, küçük bir şey yapıp kutluyorum. Büyük işin içinde minik bitişler yaratmış oluyorum.

Benim kullandığım adımlar şöyle:

  1. Büyük işin sonunu tarif etmek. Bitmiş hâl neye benzeyecek, bir cümleyle yazıyorum.
  2. Ara çıktıları belirlemek. Her iki ya da üç günde elle tutulur, görülebilir bir şey ortaya çıkmalı.
  3. Her parçaya bir isim vermek. Adı olan iş daha gerçek geliyor.
  4. Bitirince kapatmak. Bir parça bitince onu listeden fiziksel olarak çıkarmak, çizmek ya da arşive atmak.
  5. Küçük bir ödül. Kahve, kısa bir yürüyüş, bir bölüm dizi. Önemli olan, bitişin bir yerde işaretlenmesi.

Bu bölme, işin uzunluğunu değiştirmiyor. Ama uzun yolculuğu bir dizi kısa durak hâline getiriyor.

İyi bir kısa proje nasıl görünüyor?

Her küçük iş tatmin vermiyor. Zamanla bende işe yarayan kısa projelerin bazı ortak özellikleri olduğunu fark ettim:

  • Bir oturuma sığıyor. Başlayıp aynı gün içinde bitirebileceğim bir iş. Bir günden uzun sürüyorsa, onu ikiye bölüyorum.
  • Bitişi gözle görülüyor. Bir dosya, bir sayfa, düzenlenmiş bir raf. “Biraz ilerlettim” demek yerine “bunu bitirdim” diyebileceğim bir şey.
  • Bana ait bir merak taşıyor. Sadece listeden çıkarılacak bir iş değil, içinde küçük de olsa bir merak ya da hoşluk var.
  • Başarısız olursa bedeli düşük. Deneme niteliğinde olduğu için, kötü gitse bile büyük bir kayıp yaşamıyorum.

Bu özelliklerden birkaçı eksikse, iş bende hâlâ yarım kalma riski taşıyor. O yüzden proje seçerken kendime bu dört şeyi hızlıca soruyorum.

Bir de haftalık bir ritim kurdum. Haftanın başında bir ya da iki küçük proje seçiyorum, haftanın sonunda bakıyorum. Hepsini bitiremezsem sorun değil; neyin bitmediğine bakıp bir sonraki hafta için daha küçük bir ölçüye indirebiliyorum. Bu hafta-hafta ilerleme duygusu, uzun yıllara yayılmış bir hedefe bakmaktan çok daha taşınabilir geliyor.

Kısa projelerin tuzağı

Bu yöntemin de bir karanlık yüzü var ve onu yazmak istiyorum. Kısa projeler cazip olduğu için, zor kısmı atlamak için de kullanılabiliyorlar. Büyük ve gerçekten önemli bir işten kaçarken, kendimi “üretken” hissettiren onlarca küçük işe dalabiliyorum.

Bunu şöyle fark ediyorum: eğer günün sonunda çok şey bitirmiş ama ana işe hiç dokunmamışsam, kısa projeler kaçış aracına dönüşmüş demektir. Böyle zamanlarda kendime şunu soruyorum: Bu küçük iş, büyük işin bir parçası mı, yoksa ondan kaçmanın bir yolu mu?

Başka bir tuzak da, her yeni fikri hemen yeni bir kısa projeye çevirmek. Hepsi küçük ve hepsi eğlenceli; ama hiçbiri bir yere varmıyor. O zaman da kısa projelerin bana verdiği tatmin yavaşça bir dağınıklığa dönüşüyor. Hepsini bitirmek zorunda değilim, ama başladıklarımı sayarak bir sınır koymam gerekiyor.

Bitirmenin sevincini fark etmek

Küçük bitişlere dikkat etmeyi öğrenmek de ayrı bir iş. Çoğu zaman bir şeyi bitirdiğimde hemen bir sonrakine geçiyorum. Tatmin hissi daha doğmadan başka işe dalıyorum. Bu, kısa projelerin asıl armağanını kaçırmak demek.

Bu yüzden bir bitişten sonra kendime çok küçük bir sessizlik tanıyorum. Yarım dakika, bir nefes. “Bunu tamamladım” cümlesini kafamda kuruyorum. Basit gelebilir, ama bu, zihnimin ilerleme duygusunu kaydetmesine yardımcı oluyor.

Bir de kısa projelerde yapılmış şeylerin bir kaydını tutuyorum. Haftanın sonunda baktığımda “ben hiçbir şey yapmadım” diyen iç sesime elimde somut bir liste göstermek, şaşırtıcı biçimde rahatlatıcı.

Kendime not

Kısa projeler bende bir kaçış değil, bir ritim. Hızlı bitişlerden güç alıyorum ve bunu saklamak ya da küçümsemek zorunda değilim. Aynı zamanda uzun işleri tamamen dışarıda bırakmak da istemiyorum. İkisi arasında köprü kurmak, yani uzun işi kısa parçalara bölmek, bana en iyi gelen yol.

Bugün senin için bitirilebilecek küçük bir şey var mı? Yarım saat, bir sayfa, tek bir köşe. Bitir ve bitişin tadına bak.

Sık sorulanlar

DEHB'li biri neden kısa projelerde daha başarılı olabiliyor?

Kısa projelerde yenilik heyecanı bitmeden sonuç görülür. Bu da ödül hissini yakın tutar. Birçok DEHB'li yetişkin bu yüzden kısa işlerde daha rahat ilerlediğini söylüyor; ama bu herkes için aynı değil.

Uzun bir projeyi kısa projelere bölmek işe yarar mı?

Çoğu insan için yarar. Büyük işi kendi içinde bitirilebilir parçalara bölmek, her parçanın sonunda bir tamamlama hissi yaşatır. Parçaların gerçekten ayrı bir çıktısı olması bu yöntemi güçlendirir.

Hep kısa işler yapmak kariyerime ya da hayatıma zarar verir mi?

Bu kişiye ve işe göre değişir. Kısa işler değerli olabilir; ama bazı hedefler uzun soluklu çalışma gerektirir. Sürekli bitiremiyorsan ya da hedeflerine ulaşmakta zorlanıyorsan bir uzmanla konuşmak yardımcı olabilir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir