DEHB'de kendi yolunu bulmak: başkalarının haritası yetmeyince

Herkesin işe yarayan sistemi bana yaramadığında ne yaptım? DEHB'de kendi yolunu bulmanın, denemenin ve kendine uyarlamanın yolculuğunu paylaşıyorum.

· · 5 dk okuma

Raflarda planlayıcılar, yapılacaklar listeleri, rutinler, renk kodlu takvimler, sabah ritüelleri... Hepsini denedim, hepsini bir süre sevdim. Üç hafta sonra hepsi aynı yerde duruyordu: çekmecede ya da uygulamalar klasörünün en arkasında. Her seferinde aynı soruyla kaldım: Bu kadar işe yarayan bir şey neden bana yaramıyor?

Cevap bir süre sonra geldi ve oldukça sade çıktı: Bunlar benim için tasarlanmamıştı. Bu yazıda DEHB'de kendi yolunu bulmanın ne demek olduğunu, nasıl başladığımı ve hâlâ yolda olduğumu anlatacağım. Hazır bir harita sunmuyorum; çünkü bu yazının tüm fikri, haritanın seninle birlikte çizildiği.

Kısaca: DEHB'li birçok kişi başkalarının işe yarayan yöntemlerini denediğinde başarısız hissediyor. Çoğu zaman sorun kişide değil, yöntemin o kişiye uymamasında. Kendi yolunu bulmak; gözlemek, küçük denemeler yapmak, işe yarayanı tutmak ve sürekli uyarlamak demek. Mükemmel bir sistem değil, sürdürülebilir bir düzen amaç.

Başkalarının işe yarayan sistemi neden bende yürümüyor?

Çoğu verimlilik önerisi, belli bir tür zihne göre yazılmış. Düzenli rutin, sabit saatler, uzun vadeli planlar, her gün aynı eylemi tekrar etme. Bunlar birçok insan için işe yarıyor. Benim zihnim ise yenilik ister, ani değişimlere açıktır ve tekrarın içinde çabuk sönüyor.

Bir sistemi ilk günler büyük bir heyecanla uyguluyorum, çünkü yeni. Sonra yenilik azalıyor ve sistem gerçek yüzünü gösteriyor: ayrıntı, bakım, tekrar. İşte o noktada bırakıyorum ve “demek ki ben yapamıyorum” diye düşünüyorum.

Zamanla bu düşünceyi sorguladım. Yapamayan ben miydim, yoksa sistem mi bana göre değildi? Kendimi suçlamak yerine sistemi sorgulamaya başlayınca, deneme süreci daha az acı verdi.

DEHB'de kendi yolunu bulmanın ilk adımı: gözlemlemek

Kendi yolumu aramaya başlarken ilk yaptığım şey bir şey değiştirmeye çalışmamak oldu. Sadece izledim. Bir iki hafta boyunca şunlara dikkat ettim:

  • Hangi saatlerde zihnim daha berrak?
  • Hangi ortamlarda daha rahat çalışıyorum? Sessiz bir odada mı, hafif bir uğultuda mı, başka insanların yanında mı?
  • Hangi işler beni hemen yoruyor, hangileri daha az?
  • Zorlandığım anlarda aslında neye ihtiyacım var? Mola mı, hareket mi, bir hatırlatma mı, başka biri mi?
  • Daha önce neyi bıraktım ve neden bıraktım?

Bu gözlemlerden çıkan şey bir plan değildi, bir tablo oldu. Tablo, bana hangi yönde deneme yapacağımı gösterdi.

Küçük deneyler yapmak

Gözlemden sonra büyük bir sistem kurmak yerine küçük deneyler yapıyorum. Bir deney, belirli ve kısa bir süre için bir şeyi değiştirmek demek. Mesela “bir hafta boyunca çalışmaya başlamadan önce kâğıda tek cümlelik bir hedef yazacağım” gibi.

Her deneyin sonunda üç şeye bakıyorum:

  1. Yapabildim mi? Eğer yapamadıysam, yöntem çok mu zordu yoksa ortam mı uygun değildi?
  2. Fark etti mi? Kendimi daha iyi, daha az gergin ya da daha net hissettim mi?
  3. Devam etmek ister miyim? Cevap “hayır” ise bunu başarısızlık değil, bilgi olarak kaydediyorum.

Bu yaklaşım, “yöntemi yapamadım” ile “yöntem bana uymadı” arasındaki farkı görmemi sağladı. İkincisi, çok daha az utanç taşıyor.

Kendi yolum neye benziyor?

Benim yolum başkasınınkinden çok farklı görünüyor ve bu yazıda onu ayrıntılı bir tarif olarak sunmak istemiyorum. Çünkü senin zihnin benimkinden farklı. Ama bazı ortak ilkeler bende işe yaradı:

  • Az ve esnek. Çok kuralı olan bir düzen bende kırılgan oluyor. Birkaç temel ve bükülebilen çerçeve daha dayanıklı.
  • Görünür. Görmediğim şeyi unutuyorum. O yüzden önemli olanlar gözümün önünde duruyor.
  • Başkalarıyla birlikte. Bazı işleri yalnız yapmak bende çok zor. Birinin yanında, hatta sanal olarak birlikte olmak bile fark yaratıyor.
  • Dalgalanmaya payı olan. Her gün aynı enerjide olmadığımı kabul eden bir düzen. İyi günlerde biraz fazla, zor günlerde asgari bir tempo.
  • Yenilenebilir. Üç ayda bir düzeni yeniden gözden geçirmek ve gerekirse değiştirmek. Değişim, bir başarısızlık değil, düzenin parçası.

Bunları sana tavsiye olarak değil, bir örnek olarak paylaşıyorum. Kendi listen belki tamamen başka olacak. Bu da çok güzel.

Başkalarından öğrenmek ama kopyalamamak

Kendi yolunu bulmak, başkalarından hiçbir şey almamak demek değil. Hatta tersine, aldığım çoğu fikir başkalarından geldi. Fark şurada: bir fikri duyduğumda onu bir reçete olarak değil, bir deney malzemesi olarak alıyorum.

Birinin işe yarayan bir yöntemi varsa, kendime “bunun hangi kısmı bana uyar?” diye soruyorum. Bazen yöntemin yalnızca bir parçasını alıyorum. Bazen mantığını alıp biçimini değiştiriyorum. Bazen de tamamen bırakıyorum ve bu da tamam.

Bu yaklaşım, başkalarının başarısını da daha rahat izlememi sağladı. “O yapıyor, ben yapamıyorum” yerine “o şöyle çalışıyor, ben nasıl çalışıyorum” diyorum.

Yol bulmak yalnız yapılmak zorunda değil

Kendi yolunu bulmak, tek başına yapılacak bir iş gibi görünebilir. Oysa bu yolculukta yardım istemenin yeri var. Bir psikiyatrist ya da psikolog, zorlandığın yerleri anlamana ve sana uygun destekleri düşünmene yardımcı olabilir. Yakın bir arkadaşın ya da aile üyenin gözlemleri de çok değerli olabilir, çünkü bazen seni en iyi dışarıdan görüyorlar.

Kendi yolumu ararken tanıdığım DEHB'li insanlarla konuşmak da bana çok şey kattı. Hepimizin yolu farklı, ama birbirimizin denemelerinden ilham alıyoruz. Bu paylaşım, yalnızlık hissini de azaltıyor.

Düzen bozulduğunda ne yapıyorum?

Her düzen bir gün bozuluyor ve bozulduğunda ilk tepkim eski hâlime “kaybettim” demek oluyor. Bunu fark etmek bile bana çok şey öğretti. Bozulma çoğu zaman bir kopuş değil, bir sinyal.

Düzenim dağıldığında şu üç soruyu soruyorum:

  • Hayatımda bir şey mi değişti? Yeni bir iş yükü, yorgunluk, taşınma, ilişki ya da mevsim.
  • Düzen çok mu ağırlaştı? Başlangıçta eklediğim her şeyi hâlâ taşıyabiliyor muyum?
  • Yoksa sadece yoruldum mu? Dinlenmeye mi ihtiyacım var, düzeni değiştirmeye mi?

Cevap genellikle düzeni baştan kurmak değil, bir ya da iki parçasını sadeleştirmek oluyor. Üç adımlı bir sabah rutini bozulduysa, tek adıma iniyorum. Tek adım bile tutuyorsa, bir sonraki gün iki adıma çıkıyorum. Küçük başlayıp yeniden büyümek, her şeyi yok edip baştan başlamaktan çok daha nazik.

Mükemmel düzen yok, yürünebilir düzen var

En çok vazgeçmem gereken şey, bir gün “her şeyi çözmüş” olma hayaliydi. O gün gelmeyecek. Hayatım değişiyor, ihtiyaçlarım değişiyor, zihnim de her dönem farklı davranıyor. Bu yüzden amacım mükemmel bir sistem değil, yürünebilir bir düzen.

Yürünebilir düzen, zor günlerde de elimden tutan, iyi günlerde bana alan bırakan ve bozulduğunda beni utandırmayan bir düzen. Bozulursa tekrar kuruyorum. Bu da yolun bir parçası.

Kendime not

Kendi yolumu bulmak, bir varış noktasına ulaşmak değil, kendime daha iyi kulak vermek. Her denemede biraz daha tanıyorum kendimi: neye ihtiyacım olduğunu, neyin beni yorduğunu, neyin bana nefes aldırdığını.

Sen de bugün tek bir şey gözlemleyebilirsin: hangi anlarda kendini daha rahat hissediyorsun? Cevap küçük olabilir. Ama yolun çoğu zaman o küçük cevaptan başladığını düşünüyorum.

Sık sorulanlar

Başkalarının önerdiği yöntemler bana neden işe yaramıyor?

Çoğu yöntem genel bir ihtiyaca göre tasarlanır. DEHB'li kişiler birbirinden çok farklı olabildiği için bir yöntem birine çok iyi gelirken diğerine hiç uymayabilir. Bu, senin başarısızlığın değil, yöntemle uyumun meselesidir.

Kendi yöntemimi bulmak için nereden başlamalıyım?

Küçük deneyler yapmak ve sonucu not etmek iyi bir başlangıçtır. Neyin seni zorladığını ve hangi koşullarda daha rahat olduğunu gözlemlemek yol gösterir. Zorlandığın alanlarda bir uzmandan destek almak da bu sürecin bir parçası olabilir.

Kendi yolumu bulduğumu nasıl anlarım?

Kendini sürekli zorlamak yerine, daha az çabayla daha sürdürülebilir bir düzene sahip olduğunu hissedersin. Mükemmel olmak gerekmez; yöntemin seni tüketmeden işe yaraması çoğu zaman yeterli bir işarettir.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir