Bir dosyayı kapatıyorum, diğerini açıyorum ve ekranın karşısında donup kalıyorum. Ne yapacağımı biliyorum, işi de yapabilirim, ama bir şey beni yeni işin içine girmekten alıkoyuyor. Birkaç dakika sonra hâlâ aynı yerde oturduğumu fark ediyorum.
Uzun süre bunu “isteksizlik” sandım. Sonra anladım ki zorlanan şey, işlerin kendisi değil, aralarındaki boşluktu. Bu yazıda işler arasında geçiş yapmanın bende nasıl göründüğünü ve geçişi kolaylaştıran küçük köprüleri anlatıyorum.
Kısaca: DEHB'de bir işi bırakıp diğerine geçmek, işin kendisinden bağımsız olarak zorlayıcı olabiliyor, çünkü hem bırakmak hem başlamak ayrı birer çaba istiyor. Bıraktığın yeri bir cümleyle not etmek, kısa bir köprü hareketi yapmak ve benzer işleri yan yana toplamak geçişi hafifletebiliyor.
İşler arasında geçiş yapmak neden bu kadar zor geliyor?
Bir işe girdiğimde zihnim o işin bağlamını yüklüyor: nerede kaldığım, neyi hedeflediğim, hangi küçük ayrıntıların önemli olduğu. Başka bir işe geçmek, bu bağlamı bırakıp yenisini yüklemek demek. Bu değişim bende çoğu zaman sessiz ama ağır bir çaba istiyor.
Üstelik işin içindeyken hiçbir şey hissetmiyorum; sorun, geçiş anında ortaya çıkıyor. Bir işin ortasındayken akıp giden zaman, geçiş sırasında bir anda duruyor. Sanki iki iş arasında kimsenin sahip çıkmadığı bir boşluk var ve ben orada kayboluyorum.
Bu boşlukta genellikle aynı üç şey oluyor: Önce “şimdi ne yapacaktım” diye bakınıyorum, sonra başka küçük bir şeye kayıyorum, sonunda da ne kadar zaman geçtiğini fark edip kendime kızıyorum. Oysa o dakikalar bir tembellik değil, bir geçişin görünmeyen bedeli. Onu görmek, kendime kızmayı bırakıp geçişi düzenlemeyi öğretti.
Bunun DEHB ile ilişkisini ben bir uzman olarak değil, yalnızca yaşayan biri olarak anlatabilirim. Bilinen şu: DEHB'de başlamak, bırakmak ve bir şeyden diğerine geçmek gibi “yürütücü” işlevler çoğu insan için daha zahmetli olabiliyor. Bu yüzden zorlanmam bir karakter sorunu değil; zihnimin bu işi yaparken biraz daha yakıt harcaması.
İki ayrı zorluk: bırakmak ve başlamak
Geçişin içinde aslında iki ayrı zorluk saklı olduğunu fark ettim. Birini çözmek, diğerini çözmeyebiliyor:
- Bırakmakta zorlanmak. Bir işin içindeyken o işi kesmek rahatsız edici geliyor; yarım kalmış bir şeyi bırakmak, kapının açık kalması gibi. Bazen yalnızca bu yüzden “bir dakika daha” diye saatlerce devam ediyorum.
- Başlamakta zorlanmak. Yeni bir işe geçince, içine girmek için gereken ilk adımı bulamıyorum. Boş bir sayfa, kapalı bir dosya ya da belirsiz bir görev beni durduruyor.
Hangisinde zorlandığımı bilmek yardımcı oluyor. Bırakamıyorsam bir kapanış gerekiyor; başlayamıyorsam bir giriş. Bu iki ihtiyacın çözümü birbirinden çok farklı.
Bazen ikisi aynı anda geliyor. Yarım bıraktığım bir işten kopamıyorum ve karşıma çıkan yeni iş de bana hiç çekici gelmiyor. O zaman en zor günlerimden birini yaşıyorum; çünkü hem tutunduğum bir şey var hem de gideceğim yer cazip değil. Böyle günlerde geçişi tek hamlede yapmaya çalışmıyorum, onu iki küçük adıma bölüyorum: önce kapanış, sonra köprü, en son yeni iş.
Bırakırken: kapıyı açık bırakmamak
Bir işi bırakmak için ona söz vermem gerekiyor: “Bu burada duruyor, geri döneceğim.” Bunu somutlaştırmak için küçük bir kapanış notu yazıyorum:
- Nerede kaldığımı tek cümleyle yazıyorum.
- Sıradaki ilk adımı ayrıca yazıyorum.
- Dosyayı açık bırakıyorum ya da bir sonraki adımın olduğu yeri işaretliyorum.
Üçünü yapmak bir dakikadan fazla sürmüyor ama bıraktığımda aklımın o işte kalmasını azaltıyor. Not iyi yazılınca iş zihnimden kâğıda taşınıyor ve “yarım kaldı” hissi gevşiyor. Dönüşte de sıfırdan değil, kaldığım yerden başlıyorum.
Bazen bırakmak yine zor oluyor. O zaman kendime bir süre veriyorum: “Beş dakika daha ve bu cümleyi bitiriyorum.” Belirli bir bitiş çizgisi, “bir dakika daha”nın sonsuza uzamasını engelliyor.
Başlarken: küçük bir köprü kurmak
Yeni işe girmek için bir köprü hareketine ihtiyacım var. Bu, işin kendisi olmayan ama beni işe taşıyan çok küçük bir şey. Benim köprülerim şunlar:
- Bedeni hareket ettirmek. Ayağa kalkmak, bir bardak su almak, odanın içinde iki tur atmak. Bedenim yer değiştirince zihnim de geçişi daha kolay yapıyor.
- Yeni işin ilk adımını sesli söylemek. “Şimdi şu dosyayı açıp başlığı yazacağım.” Sesli söylemek, düşünceyi bir niyete dönüştürüyor.
- Önce iki dakika. İşe sadece iki dakika ayırıyorum ve sonra karar veriyorum. İki dakika geçince devam etmek çoğu zaman daha kolay.
- Giriş işini kolaylaştırmak. Yeni işin kolay bir parçasından başlıyorum. Zor kısmı sona bırakmak, geçiş sırasında karşıma çıkacak duvarı alçaltıyor.
Köprü hareketini bir ritüel gibi tekrarlamak da işe yarıyor. Aynı küçük hareketi yaptıkça, beynim bunu “şimdi yeni bir işe giriyoruz” işareti olarak tanımaya başlıyor gibi hissediyorum. Bu bilimsel bir iddia değil, sadece gözlemim.
Köprü, işin kendisinden farklı olarak, kolay olmak zorunda. “Üç dakika masayı topla” gibi hafif ve anlaşılır bir hareket, ağır bir hazırlık işinden çok daha iyi çalışıyor. Köprüyü uzatırsam, kendisi bir yeni iş hâline geliyor ve geçişi yine zorlaştırıyor. Bu yüzden köprüyü kısa tutmaya ve gerekirse hiç kurmamaya da özen gösteriyorum.
Geçişleri azaltmak: benzer işleri yan yana koymak
En etkili çözümlerden biri, geçişi daha rahat yapmak yerine geçiş sayısını azaltmak oldu. Benzer işleri toplu halde yapmaya çalışıyorum: bütün e-postalar bir arada, bütün küçük aramalar bir arada, bütün düzenleme işleri bir arada.
Böyle olunca bağlamı bir kere yüklüyorum ve aynı türden birkaç işi art arda halledebiliyorum. Her geçiş yerine tek bir büyük geçiş yapmak, günün enerjisini daha az tüketiyor. Tabii hayat her zaman buna izin vermiyor; bazı günler işler beni doğal olarak bölüyor. Ama bölünme sayısını azaltabildiğim yerde azaltıyorum.
Geçişe tampon bırakmak
Bir işi bitirip hemen başka bir işe atlamak benim için çoğu zaman kötü sonuç veriyor. Geçişi kendi başına bir iş olarak görmeyi öğrendim. İki iş arasına beş ya da on dakikalık bir tampon koyuyorum; bu sürede sadece su içiyor, esniyor, pencereden bakıyor ya da kâğıdımı düzeltiyorum.
Bu tampon, geçişin kendisine yer açıyor. Tampon olmayınca geçiş sıkışıyor ve ikinci işe bir yük gibi başlıyorum. Tampon olunca ise yeni işe daha hafif bir zihinle giriyorum. Eğer geçişlerde zorlanma günlük hayatını belirgin biçimde etkiliyorsa, bir uzmana danışmak iyi bir adım olabilir.
Kendime not
İşler arasında geçiş yapmak, benim için hâlâ kolay değil. Bazı günler hâlâ bir ekranın karşısında donup kalıyorum. Ama bunun sebebinin tembellik olmadığını bilmek, donuşun süresini kısaltıyor.
Eğer sen de bir işi bırakıp diğerine geçmekte zorlanıyorsan, bir sonraki geçişte sadece bir şey dene: bıraktığın yeri bir cümleyle yaz. Küçük bir cümle, geçişin ortasındaki boşluğa küçük bir köprü olabilir.