Bir gün mutfak çekmecesini temizlerken arka arkaya üç tane aynı rendeyle karşılaştım. Üçünü de farklı zamanlarda almıştım. Her seferinde evde rende olmadığından emindim. Çünkü onu en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyordum. Çekmecenin en arkasında, diğer eşyaların altında, sessizce bekliyorlardı.
O gün kendime bir soru sordum: Ben bu evde gözümün önünde olmayan neleri unutuyorum? Liste uzundu. Bu yazıda görünür saklama denen basit fikri, onu evime nasıl uyguladığımı ve görünürlük ile kalabalık arasındaki dengeyi nasıl bulmaya çalıştığımı anlatıyorum.
Kısaca: Görünür saklama, eşyaları kapalı dolaplar yerine açık raflarda, şeffaf kaplarda ve kancalarda saklamaktır. DEHB'de gözden ırak olan çoğu zaman akıldan da ırak olduğu için, sık kullanılan ve unutulmaya yatkın eşyaları göz önünde tutmak hem kaybetmeyi hem de gereksiz yere yeniden almayı azaltabilir.
Gözden ırak, akıldan ırak: DEHB'de neden bu kadar gerçek?
Bu atasözü çoğu insan için bir benzetme. Bende ise neredeyse kelimesi kelimesine gerçek. Bir kutunun kapağını kapattığımda, içindekiler zihnimde de kapanıyor. Dolaba kaldırdığım bir kazak, mevsim boyunca hiç giyilmeden kalabiliyor. Çekmeceye koyduğum bir fatura, son ödeme tarihi geçene kadar aklıma gelmeyebiliyor.
DEHB'li çevrelerde bu durum sıkça konuşuluyor. Göremediğin şeyi unutmak, dikkat ve çalışma belleğiyle ilgili zorlanmalarla bağlantılı görülüyor. Ben bunun bilimsel ayrıntısını bilmiyorum. Ama kendi hayatımdaki etkisini çok net görüyorum: Göremediğim şey, benim için çoğu zaman yok hükmünde.
Bunu fark etmek önemliydi, çünkü uzun süre bana önerilen bütün düzen fikirleri tam tersini söylüyordu. Her şeyi kaldır, yüzeyleri boşalt, kapaklı kutular kullan. Bu öneriler belki pek çok insan için işe yarıyor. Bende ise eşyaları düzenli bir şekilde kaybetmenin yolu oldu.
Görünür saklama nedir?
Görünür saklama, eşyaları göz önünde tutarak düzenlemek demek. Kapalı kapıların, opak kutuların ve derin çekmecelerin yerine, içini görebildiğim ya da doğrudan eşyanın kendisini gördüğüm çözümler kullanmak. Bende işe yarayan örnekler şöyle:
- Açık raflar. Mutfakta sık kullandığım tabaklar, kaseler ve bardaklar kapaklı dolapta değil, açık rafta.
- Şeffaf kutular. Kiler malzemeleri, piller, kablolar ve ilk yardım malzemeleri içi görünen kutularda.
- Kancalar ve askılar. Çantalar, anahtarlar, kulaklık ve şarj kabloları duvarda.
- Duvar panoları. Delikli bir pano ya da mantar pano; makas, bant, kalem gibi küçük aletler için.
- Sığ çekmeceler. Derin çekmecelerde alttaki eşyalar kayboluyor. Sığ çekmecede her şey tek katta duruyor.
- Açık sepetler. Kapaklı kutular yerine üstü açık sepetler. İçine bir bakışta göz atabiliyorum.
Bunların hiçbiri pahalı ya da karmaşık değil. Çoğu, zaten evde olan kapların farklı bir şekilde kullanılması.
Görünür ama kalabalık değil: dengeyi bulmak
Görünür saklamanın bir bedeli var: Her şey göz önünde olunca ev kalabalık görünebiliyor. Ben de görsel kalabalıktan kolay yoruluyorum. Bu yüzden her şeyi görünür yapmak yerine bir ayrım yapıyorum.
Görünür tuttuğum eşyalar üç grupta toplanıyor:
- Sık kullandıklarım. Her gün ya da neredeyse her gün elime aldığım şeyler.
- Unutmaya yatkın olduklarım. İlaçlar, takviyeler, çabuk bozulan yiyecekler, bir işlem bekleyen kâğıtlar.
- Kaybetmeye yatkın olduklarım. Anahtar, kulaklık, gözlük gibi küçük ve hareketli eşyalar.
Geri kalan her şey, yani yılda birkaç kez kullandığım, unutulsa da bir şey olmayan eşyalar, kapalı dolaplarda kalabiliyor. Ama kapalı dolaplarda da bir kural var: Her kutu ve her raf etiketli. Böylece içini göremesem bile, ne olduğunu okuyabiliyorum. Etiket, kapalı alanı yarı görünür hâle getiriyor.
Bir de yerleşim önemli. Görünür eşyaları birkaç bölgede toplamak, onları evin her yerine yaymaktan daha sakin bir görüntü veriyor. Örneğin bütün küçük aletler tek bir panoda, bütün kablolar tek bir şeffaf kutuda.
Evin farklı köşelerinde görünür saklama
Mutfak
Mutfakta görünür saklama benim için en çok yiyecek israfını azaltmaya yaradı. Kilerdeki malzemeleri şeffaf kavanozlara aktardığımda, neyin bittiğini ve neyin hâlâ olduğunu görebildim. Aynı makarnayı üç kez almaktan vazgeçtim. Buzdolabında ise önce yenmesi gerekenleri ön rafa, göz hizasına koymaya başladım.
Banyo
Her gün kullandığım ürünler lavabonun yanında, açık bir tepside. Dolabın içine kaldırdığım her ürün, bende “kullanmayı unuttuğum ürün” anlamına geliyor. İlaç ya da takviye kullanıyorsan, onları her sabah göreceğin bir yerde tutmak hatırlamayı kolaylaştırabilir.
Giyinme alanı
Kapalı dolaplarda en arkada kalan kıyafetler bende hiç giyilmiyor. Bu yüzden sık giydiğim kıyafetleri açık bir askılıkta tutuyorum. Mevsimlik olanlar dolapta, ama etiketli kutularda.
Çalışma köşesi
Bir işlem bekleyen kâğıtlar, çekmecede değil, masanın üzerinde dik duran bir dosyalıkta. Görmek rahatsız edici olabiliyor ama o rahatsızlık, unutmaktan çok daha iyi.
Görünür saklamaya nereden başlamalı?
Bütün evi bir hafta sonunda baştan düzenlemeye kalkışmak, bende genellikle yarım kalmış bir proje ve yerde açık duran kutularla bitiyor. Bu yüzden görünür saklamaya da küçük başlamayı öneririm. Benim izlediğim sıra şuydu:
- Son bir ayda yeniden satın aldığın ya da aradığın eşyaları düşün. Bunlar, görünür olmaya en çok ihtiyacı olan şeyler.
- Bunlardan sadece birini seç. Belki ilaç kutun, belki şarj kablon, belki anahtarların.
- Evde zaten olan bir kapla ona görünür bir yer aç. Bir kase, boş bir kavanoz, duvardaki bir çivi.
- İki hafta bekle ve gözlemle. Eşyayı daha az mı arıyorsun? Daha az mı unutuyorsun?
- İşe yaradıysa bir sonraki eşyaya geç.
Bu yavaş ilerleme ilk başta sabır gerektiriyor. Ama her adım, bir sonrakinin işe yarayıp yaramayacağını görmemi sağlıyor. Bir de para harcamadan denemek, “bu kutuları boşuna mı aldım” suçluluğunu baştan ortadan kaldırıyor.
Görünür saklamanın sınırları
Görünür saklama bende pek çok şeyi kolaylaştırdı ama her derde deva değil. Açık raflar daha çabuk tozlanıyor. Görsel kalabalık bazı günler beni yoruyor. Bir de, bir şeyi uzun süre aynı yerde gördüğümde ona alışıp onu yeniden görmez olabiliyorum. Masanın üstündeki dosyalık, birkaç hafta sonra duvar kâğıdı gibi arka plana karışabiliyor.
Bunun için ara sıra yerleri değiştiriyorum. Dosyalığın rengini değiştirmek, rafın düzenini değiştirmek ya da bir eşyayı başka bir göz hizasına taşımak, onu yeniden “görünür” kılıyor. DEHB'li beyin yeniliğe tepki veriyor; bu yüzden sistemin de ara sıra biraz yenilenmesi gerekebiliyor.
Bitirirken
O üç rendeden ikisini sonunda birine verdim. Kalan bir tanesi artık mutfakta, duvardaki bir kancada asılı. Her gün görüyorum. Bir daha almama gerek kalmadı.
Görünür saklama, evimi bir dekorasyon dergisinin sayfasına benzetmedi. Ama evimin bana daha çok yardım etmesini sağladı. Belki sen de bugün, en sık kaybettiğin ya da unuttuğun bir şeyi kapalı bir yerden çıkarıp gözünün önüne koyabilirsin. Küçük bir değişiklik, ama gözün onu gördükçe aklın da onu hatırlayacak.