Cümlenin ortasındayım. Parmaklarım klavyede, gözüm ekranda ve bir bakıyorum ki on dakikadır aynı satırın üzerinde duruyorum ama aklım çoktan başka bir yerde, hiç alakasız bir konuda dolaşıyor. Asıl zor an dağıldığım an değil, onu fark ettiğim an.
Çünkü fark ettiğimde iki yol var: ya hemen işe dönerim ya da “yine yaptım” diye kendimle kavgaya tutuşurum. Bu yazıda dikkat dağılınca ne yapmam gerektiğini, yani bende işe yarayan geri dönüş yollarını anlatıyorum.
Kısaca: Dikkat dağılınca önce yargılamadan fark etmek, sonra “nerede kalmıştım” sorusuna cevap veren küçük bir iz bulmak ve çok küçük bir sonraki adımı atmak geri dönüşü kolaylaştırıyor. Dağılmayı engellemek yerine geri dönüşü pratik etmek, DEHB'de daha gerçekçi bir hedef.
Dikkat dağılınca ne yapmalıyım? Önce durup adını koyuyorum
İlk hareketim eskiden hemen kendimi toparlamaya çalışmaktı: “Hadi, devam et.” Bu çoğu zaman işe yaramıyordu çünkü emir verdiğim kişi zaten dağılmış biriydi. Şimdi önce kısa bir cümleyle adlandırıyorum: “Dağıldım.” Hepsi bu.
Adını koymak küçük ama etkili. Dağılmayı bir karakter hatası olarak değil, olan bir şey olarak kaydediyorum. Bu da sonraki adımları kolaylaştırıyor, çünkü utanç masadan kalkınca geri dönmek için kullanabileceğim enerji artıyor.
Sesimin tonu da fark yaratıyor. “Dağıldım” cümlesini sert bir sesle söylersem, geri dönüşüm hemen daha ağırlaşıyor; sanki masaya bir hesap kesmeye gelmişim gibi. Aynı cümleyi bir arkadaşıma söyler gibi, hafifçe ve neredeyse bir gözlem gibi söylediğimde ise iş yeniden “yapılabilir” görünüyor.
Neden dağıldığımı sorgulamam gerekiyor mu?
Her zaman değil, ama bazen bir bakış faydalı. Dağılmanın birkaç tipik sebebi var ve her birine farklı bir cevap gerekiyor:
- Yorulduğum için: Beden ya da göz yorgunluğu söz konusuysa, geri dönmek yerine kısa bir mola daha doğru olabiliyor.
- İş çok zor ya da belirsiz olduğu için: Burada dağılma, işten kaçış gibi çalışıyor. İşi küçültmek gerekiyor.
- Aklıma bir şey geldiği için: Bunu bir kenara not edip dönmek yetiyor.
- Sıkıldığım için: İşi biraz farklı bir biçimde yapmak ya da başka bir adıma geçmek yardımcı oluyor.
Bu ayrım bir teşhis değil; sadece hangi küçük hareketin işe yarayabileceğini seçmeme yardım eden bir ipucu. Bazen sebebi bulamıyorum ve o zaman da sorun yok. Sebebi bilmeden de geri dönebiliyorum.
Önemli bir uyarı: Bu soruyu bir sorgu gibi sormuyorum. “Neden yine dağıldım?” diye sormak, cevabı hazır bir suçlama sorusuna dönüşüyor. “Şu an ne işe yarar?” diye sormak ise bana bir seçenek listesi veriyor. Aynı konu, iki farklı soruyla bambaşka bir yere varıyor.
Geri dönmek için kullandığım adımlar
Zamanla sabit bir sıra oturdu. Her zaman hepsini yapmıyorum ama bu sıra aklımda durunca geri dönmek kolaylaşıyor:
- Fark et ve adını koy. “Dağıldım” demek yeterli.
- Nefes al, omuzları bırak. Birkaç saniyelik kısa bir durak, “şimdi buradayım” demeye yarıyor.
- Nerede kaldığımı bul. Son yazdığım cümleye, açık belgeye ya da bıraktığım nota bakıyorum.
- En küçük adımı at. Bir cümle yazmak, bir satır okumak, bir sayıyı girmek. “Devam et” yerine “şunu yap.”
- Gerekirse yer değiştir. Ayağa kalkıp bir bardak su almak ya da pencereye bakmak, bazen dönüşü sağlıyor.
Üçüncü adım benim için en önemlisi. Nerede kaldığımı bulamazsam, dönüşümü bir bilmeceye çeviriyorum ve bilmeceyi çözmek yerine yeniden dağılıyorum.
Dağılma süresini ölçmemeye de çalışıyorum. “Yirmi dakika kaybettim” hesabı, geri dönüşün önüne ağır bir yük koyuyor. O hesabı yapmak yerine, saat kaç olursa olsun, işe en küçük adımla yeniden başlıyorum. Kaybedilen zamanı geri alamam; ama bir sonraki beş dakikayı seçebilirim.
Geri dönüşü kolaylaştırmak için önceden bıraktığım izler
Dönüş anının zorluğunu azaltmak için, dağılmadan önce küçük işaretler bırakmayı öğrendim. Bunlar ormanda yürürken yere bıraktığım kırıntılara benziyor:
- Bloğu yarım cümlede bırakmak. Cümle bitmemişse, devam etmek çok daha kolay oluyor.
- Bir sonraki adımı belgenin en üstüne yazmak. “Sırada: şu tablodaki üçüncü satır.”
- Bir şeyi açık bırakmak. Dosya açık, imleç doğru yerde.
- İş için tek bir sayfa tutmak. Notlar dağılmadan, hep aynı yerde duruyor.
Özellikle yarım cümle hilesi bende şaşırtıcı biçimde işe yaradı. Bir işi tam bitirdiğim yerde bırakınca ertesi gün başlamak daha zor oluyor, çünkü boş sayfayla karşılaşıyorum. Yarım bıraktığımda ise sayfa beni bir şeyi bitirmeye çağırıyor.
Yanımda biri olunca geri dönmek daha kolay
Fark ettiğim bir şey daha var: Başka biri aynı odadayken ya da aynı saatte çalışırken dağılmam bitmiyor ama geri dönüşüm hızlanıyor. Başımı kaldırıp yanımdaki kişinin çalıştığını görünce, kendi işime dönmek için küçük bir hatırlatma almış oluyorum. Geliştirdiğim MASA'da çalışırken de, bir arkadaşla sessizce yan yana otururken de bu hafif hatırlatmayı yaşıyorum.
Bu yöntem herkes için geçerli değil, kimisi tek başına daha rahat edebilir. Benim için önemli olan, dönüşün tek başıma kurmam gereken bir şey olmak zorunda olmadığını bilmek.
Geri dönemediğim günler
Bazı günler bütün bu adımlara rağmen dönemiyorum. Dağılıyorum, adını koyuyorum, nerede kaldığımı buluyorum ve yine de işe girmiyorum. O günlerde iki şeyden birini yapıyorum: ya işi bir adım daha küçültüyorum ya da gerçekten dinlenmem gerektiğini kabul ediyorum.
Bu ikincisi zor, çünkü çoğu zaman “biraz daha dene” sesi güçlü. Ama uykusuzken, çok yorgunken ya da duygusal olarak ağır bir günde dikkatimi zorlamak, ertesi günü de etkiliyor. Bu tür günleri bir başarısızlık değil, bir bilgi olarak kaydediyorum. Akşam olunca “bugün şu kadar dağıldım” diye hesap yapmak yerine, tek bir şeyi not ediyorum: Bugün hangi işte geri dönmek kolaydı, hangisinde zordu? Bu bilgi birkaç gün içinde bir örüntü oluşturuyor ve zor işleri hangi saate koymam gerektiğini fark etmemi sağlıyor. Eğer böyle günler çok sık oluyor ve hayatımı belirgin biçimde etkiliyorsa, bir uzmanla konuşmak iyi bir adım olabilir.
Kendime not
Dağılmak, işimin bir parçası; yok sayarak ortadan kaldıramıyorum. Ama dağıldıktan sonra yaptığım şey, bana bırakılmış küçük bir özgürlük alanı. Sert ya da yumuşak olmayı orada seçebiliyorum.
Bugün dikkatin kaç kere dağıldıysa, o kadar kere geri dönme şansın var demektir. Her dönüş, “yine yaptım” cümlesinin yerini yavaşça “yine döndüm” cümlesine bırakıyor. Küçük bir cümle, ama kendimle konuşma biçimimi gerçekten değiştirdi.
Eğer bugün denemek istersen, tek bir şeyi seç: ya “dağıldım” demeyi ya da işi yarım cümlede bırakmayı. İkisi de bir dakikadan kısa sürüyor ve ikisi de seni ertesi dönüşe biraz daha hazır hâle getiriyor. Hepsini birden kurmak zorunda değilsin.