Başarısızlık hissiyle yaşamak: olayı hükümden ayırmak

Başarısızlık hissi bazen her şeyin üstüne çöker. DEHB'le yaşarken bu hissi taşımayı, olanla hükmü ayırmayı ve kendime nasıl alan açtığımı anlatıyorum.

· · 5 dk okuma

Bazı akşamlar günün sonunda oturup kendime şunu sorarken buluyorum: "Bugün ne yaptın?" Cevap verirken sesim hep aynı yerden başlıyor; yapamadıklarımdan. Bitmeyen rapor, açılmayan mektup, ertelenen telefon. Sanki gün sadece bu üçünden oluşmuş gibi. Sanki yediğim yemek, cevapladığım mesajlar, bir arkadaşa ayırdığım vakit hiç yaşanmamış gibi.

Başarısızlık hissi tam olarak böyle çalışıyor: bütün günü tek bir lekeye indiriyor. DEHB'le yaşarken bu his daha sık gelebiliyor, çünkü gündelik hayat ona bolca malzeme veriyor. Bu yazıda o hissi tamamen yok etmeye çalışmadan onunla nasıl yaşamayı öğrendiğimi anlatmak istiyorum.

Kısaca: Başarısızlık hissi çoğu zaman bir olayı kişiliğe dair bir hükme dönüştürüyor. DEHB'le yaşarken tekrar eden aksilikler bu hissi besleyebiliyor. Olanı tarif etmek ile kendine hüküm vermeyi ayırmak, hissi ortadan kaldırmasa da taşınabilir hale getiriyor.

Başarısızlık hissi nereden besleniyor?

Benim deneyimimde bu his tek bir büyük olaydan çok, küçük ve tekrar eden anlardan besleniyor. Bir günde birkaç kez "yine olmadı" demek, bir hafta sonra "hiçbir şey olmuyor" cümlesine, bir ay sonra da "ben zaten böyleyim" inancına dönüşebiliyor.

DEHB'li bir yetişkin olarak bu küçük anların sayısı benim için az değil. Zamanı yanlış tahmin etmek, bir işi yarım bırakmak, bir şeyi unutmak, plandan sapmak. Her biri tek başına küçük; ama içimdeki ses onları tek tek değil, bir koleksiyon olarak değerlendiriyor.

Bir de çevredeki ölçüler var. Çoğu zaman başarının tarifi bize dışarıdan veriliyor: düzenli bir iş, zamanında teslimler, belirli bir yaşta belirli şeylere sahip olmak. Bu tarife uymayan her adım, içeride bir eksiklik olarak kaydediliyor. Kendi ölçülerimi hiç sormadan, başkalarının ölçüleriyle kendimi tartıyordum.

"Başarısız oldum" ile "Ben başarısızım" arasındaki fark

Bu iki cümle birbirine çok benziyor ama bambaşka yerlere götürüyor. İlki bir olayı anlatıyor: bir şey planladığım gibi gitmedi. İkincisi ise bir kimlik ilan ediyor: ben buyum ve değişmeyeceğim.

Ben ikinci cümleyi kendime o kadar sık kurdum ki bir noktada ilkini kurmayı unuttum. Bir şey ters gittiğinde doğrudan kimliğime dair bir sonuca atlıyordum. Bu atlayışı fark etmek, başarısızlık hissiyle ilişkimdeki en önemli değişikliklerden biri oldu.

Olanı tarif etmek, hükmü bırakmak

Kendime yeni bir alışkanlık edinmeye çalıştım: bir şey ters gittiğinde önce olanı, bir gazeteci tarafsızlığıyla tarif etmek. Sonra ne hissettiğimi yazmak. En son da, eğer gerçekten bir sonuç çıkarmam gerekiyorsa, onu kimlik değil, bir sonraki adım olarak çıkarmak.

Örneğin bir sunumu son ana bıraktım ve beklediğim gibi geçmedi. Hüküm cümlesi şu olurdu: "Her şeyi berbat ediyorum." Tarif cümlesi şöyle: "Sunuma hazırlanmaya geç başladım, çünkü nereden başlayacağımı bilemedim. Bu yüzden son anda telaşlandım ve bazı kısımları atladım." Bir sonraki adım: "Bir dahaki sefere ilk gün sadece başlık listesini çıkarayım."

Tarif cümlesi uzun ve sıkıcı, farkındayım. Ama hüküm cümlesinin aksine bana bir yol gösteriyor. Hüküm cümlesi kapıyı kapatıyor; tarif cümlesi aralık bırakıyor.

Başkalarının gözünde ve kendi gözümde

İlginç bir şey fark ettim: Kendimi en çok yetersiz hissettiğim anlarda, çevremdekiler çoğu zaman bir sorun görmüyordu bile. Geç kaldığım bir teslimi karşı taraf çoktan unutmuştu. Aceleyle hazırladığım bir işi "gayet iyi" bulan insanlar oluyordu. Ben ise aynı olayı günlerce zihnimde döndürüyor, her seferinde daha büyük bir felakete çeviriyordum.

Bu, yaşadıklarımın önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Ama başarısızlık hissinin ölçüsünün çoğu zaman dışarıda değil, içeride kurulduğunu gösteriyor. İçerideki terazi o kadar hassas ayarlanmış ki en küçük sapmayı bile büyük bir eksik olarak tartıyor.

Bunu fark ettikten sonra bazen bir "gerçeklik kontrolü" yapmaya başladım. Güvendiğim birine "Sence bu gerçekten o kadar kötü müydü?" diye soruyorum. Cevap her zaman beni rahatlatmıyor; bazen gerçekten bir şeyleri toparlamam gerekiyor. Ama çoğu zaman içerideki sesin dışarıdaki gerçeklikten çok daha sert olduğunu görüyorum.

Başarısızlık hissiyle yaşarken bana iyi gelenler

Bu hissi bir anda silmek mümkün olmadı. Ama zaman içinde onu biraz daha taşınabilir kılan birkaç alışkanlık buldum:

  1. Hissi adlandırmak: "Şu an başarısızlık hissi yaşıyorum" demek, onunla aramda küçük bir mesafe açıyor. Hissin kendisi bir olgu değil, bir deneyim.
  2. Günün tamamına bakmak: Akşam yapamadıklarımın yanına yapabildiklerimi de yazmak. Liste hep sandığımdan uzun çıkıyor.
  3. Zaman çizelgesini genişletmek: Bugünkü aksiliği son bir yılın içine yerleştirmek. Tek bir gün, bütün bir yolu tanımlamıyor.
  4. Ölçüyü sorgulamak: "Bu başarı tanımı kimin?" diye sormak. Bazen hiç benimsemediğim bir ölçüye göre kendimi tartıyorum.
  5. Paylaşmak: Güvendiğim birine "Bugün kendimi çok kötü hissediyorum" demek. Hissin yüksek sesle söylendiğinde biraz küçüldüğünü fark ettim.

Bunların hiçbiri her zaman işe yaramıyor. Bazı günler hissin geçmesini beklemekten başka bir şey yapamıyorum. O günlerde de kendime en azından şunu hatırlatmaya çalışıyorum: Bu his gerçek ama söylediği her şey doğru değil.

Başarısızlıktan kaçmak da bir tuzak olabilir

Başarısızlık hissinden o kadar korktuğum dönemler oldu ki yeni bir şeye başlamaktan bile kaçındım. Başlamazsam yarım bırakamazdım, denemezsem olmayacağını görmezdim. Bu kaçış kısa vadede beni korudu, uzun vadede ise hayatımı küçülttü.

Sonra şunu fark ettim: Başarısızlık korkusu beni hiçbir zaman başarısızlık hissinden kurtarmadı. Sadece onu başka bir kılığa soktu: "Hiçbir şey denemiyorsun" hissine. Denemek ve olmamasına izin vermek, denememekten daha az acıttı.

Küçük denemeler

Bunun için kendime küçük denemeler alanı açtım. Sonucu önemsiz ya da geri döndürülebilir işler: yeni bir tarif, kısa bir yürüyüş rotası, bir hafta sürecek küçük bir alışkanlık. Bunlar olmadığında dünya yıkılmıyor ve ben de "olmadı" demeyi pratik ediyorum. Bu pratik, büyük şeyler ters gittiğinde de işime yarıyor.

Ne zaman destek almak gerekir?

Başarısızlık hissi bazen sadece kötü bir günün yorgunluğu oluyor, bazen de çok daha derin bir yerden geliyor. Eğer bu his haftalardır sürüyorsa, seni sürekli değersiz hissettiriyorsa ya da gündelik hayatını belirgin biçimde zorluyorsa bir psikologla ya da psikiyatristle konuşmak iyi bir adım olabilir.

Hiçbir şeyin düzelmeyeceğine dair yoğun bir umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşünceleri varsa bunu ertelemeden birine söyle; acil bir durumda 112'yi arayabilirsin. Bu his ile yalnız kalmak zorunda değilsin. Destek istemek, hissin haklı olduğunu kabul etmek değil; onu daha güvenli bir yerde taşımayı seçmek.

Akşam notu

O akşamki listeye dönüyorum. Bitmeyen rapor, açılmayan mektup, ertelenen telefon. Bunlar gerçek ve yarın onlarla ilgilenmem gerekecek. Ama listenin yanına başka şeyler de yazıyorum: kahvaltı ettim, bir arkadaşıma iyi geldim, yorgun olduğumu fark edip erken yattım.

Başarısızlık hissi belki bu gece de gelecek. Gelsin. Ben de ona, bütün günümü tek bir lekeye indirmemesini, nazikçe ama kararlılıkla söyleyeceğim.

Sık sorulanlar

Kendimi sürekli başarısız hissediyorum, bu DEHB ile ilgili olabilir mi?

Olabilir ama tek açıklama bu olmayabilir. DEHB'li pek çok yetişkin tekrar eden aksiliklerin bu hissi beslediğini anlatıyor; neyin rol oynadığını netleştirmek için bir psikiyatrist ya da psikologla konuşmak iyi bir adım.

Başarısızlık hissiyle başa çıkmak için ne yapabilirim?

Olanı tarif etmekle kendine hüküm vermeyi ayırmak, gün içindeki küçük kazanımları görünür kılmak ve hissi bir arkadaşla paylaşmak yardımcı olabilir. Bu his çok ağırsa yalnız taşımak zorunda değilsin.

Başarısızlık hissi ne zaman ciddiye alınmalı?

Haftalarca sürüyorsa, umutsuzlukla birlikte geliyorsa ya da gündelik hayatını belirgin biçimde zorluyorsa bir uzmandan destek almak önemli. Kendine zarar verme düşünceleri varsa acil durumda 112'yi arayabilirsin.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir