Kütüphanede ders çalışmak: DEHB'li öğrenci için kampüs rehberi

Kütüphanede ders çalışmak DEHB'li bir öğrenciye neden iyi gelebilir, nerede ve nasıl oturmak işe yarar? Kampüs kütüphanesini kendine uyarlamak için notlarım.

· · 5 dk okuma

Kütüphanenin kapısından geçmek, bazı günler çalışmanın yarısı. Çantayı bir masaya bırakıyor, defteri açıyor ve etrafında sessizce çalışan bir sürü insanı görüyorsun. O an, evde bir saattir ertelediğin şey birden mümkün görünüyor. Kütüphanede ders çalışmak, DEHB'li öğrenciler için çoğu zaman tam da bu yüzden değerli.

Ama kütüphaneyi bir kurtarıcı gibi anlatmak da yanıltıcı. Orada da dikkat dağılabiliyor, orada da yorulabiliyorsun. Bu yazıda, kampüs kütüphanesinden gerçekten faydalanmanın yollarını, hem iyi yanlarıyla hem de zorlayan yanlarıyla konuşmak istiyorum.

Kısaca: Kütüphanede ders çalışmak, dışarıdan bir yapı ve etrafındaki çalışan insanlar sayesinde DEHB'li öğrenciler için başlamayı kolaylaştırabilir. Doğru köşeyi seçmek, telefonu uzağa koymak, oturumu kısa bloklara bölmek ve kütüphanenin farklı alanlarını denemek işe yarayabilir. Dağılmak orada da normal; mesele dönebilmek.

Kütüphanede ders çalışmak neden işe yarayabiliyor?

Birkaç neden var. İlki, kütüphanenin amacının tek olması. Evde ya da yurtta aynı oda hem dinlenme hem yemek hem de ders yeri; kütüphanede ise herkes aynı şeyi yapıyor. Bu, kararı senin yerine veriyor: Buraya geldiysen çalışacaksın.

İkincisi, çevrendeki insanlar. Etrafında odaklanmış insanlar görmek, DEHB'li birçok kişi için sessiz bir eşlik sağlıyor. Kimse seninle konuşmuyor, ama sen de yalnız çalışmıyorsun. Bu etkinin bilimsel olarak nasıl açıklandığını söyleyemem, ama kendi deneyimimde ve birçok öğrencinin anlattığında ortak bir his bu.

Üçüncüsü, yer değiştirmenin kendisi. Eve ya da yurda dönmek için önce kütüphaneden çıkman gerekiyor. Bu küçük sürtünme, “şimdi bir ara versem” diye kalkıp dönüş yolunda dersi bırakmanı biraz zorlaştırıyor. Elbette bu herkes için işe yaramıyor; bazen insan oturmak için bile yorgun olabiliyor.

Dördüncü bir etken de ritüel. Aynı kapıdan girmek, aynı yere oturmak, çantayı aynı sırayla açmak... Bunlar küçük şeyler gibi görünse de, beynin için “şimdi çalışma zamanı” anlamına gelen bir işaret olmaya başlıyor. DEHB'li biri için başlamak çoğu zaman en zor kısım olduğundan, başlangıcı kolaylaştıran her tekrarlanan küçük hareket değerli.

Kütüphanede de dağılabilirsin, bu normal

İlk gün büyük bir motivasyonla gidip birkaç gün sonra “kütüphane de işe yaramadı” demek çok yaygın bir yol. Çünkü kütüphanenin de kendi dağıtıcıları var:

  • Telefon. Evdeki kadar yakın ve cazip.
  • İnsan izlemek. Biri geldi, biri gitti, biri kitap düşürdü.
  • Çıkma isteği. “Bir kahve alıp gelirim” diye başlayıp bir saatlik bir çıkışa dönüşen kısa ara.
  • Sessizliğin kendisi. Çok sessiz yerde kendi iç sesin ya da nefesin bile yüksek gelebiliyor.

Bunların hiçbiri senin eksikliğin değil. DEHB'de dikkat sürekli bir çizgi halinde ilerlemiyor; dağılmak normal, geri dönmek bir beceri. Kütüphane bu beceriyi yok etmiyor ama geri dönüşü biraz daha kolaylaştırıyor. Bir sayfanın ortasında kafan başka yere gittiğinde, bunu fark edip masaya dönmen yeterli. Kendine kısa bir dönüş cümlesi hazırlamak yardımcı olabilir: “Kaldığım yer neresiydi?” gibi, suçlamayan ve sadece yönlendiren bir cümle. Kütüphane sessiz olduğu için bunu içinden söylemek yeterli.

Kütüphaneye gidemediğin akşamlar için geliştirdiğim MASA'da da üniversite öğrencilerine ayrılmış odalar var; kütüphanenin yerini tutmuyor ama aynı sessiz eşliği evden denemene izin veriyor.

Başkalarına bakıp kendini kıyaslamak

Kütüphanede en sinsi dağıtıcılardan biri, çevrendeki herkesin sanki sorunsuzca çalıştığını düşünmek. Karşı masadaki saatlerdir yerinden kalkmıyor, yandaki sayfa sayfa not alıyor, sen ise ikinci kez su almaya gidiyorsun. Bu görüntü seni yanıltabilir. Dışarıdan sakin görünen birinin içinde ne olduğunu bilemezsin; birçok kişi de en az senin kadar dağılıyor, sadece bunu masanın altına saklıyor.

Kıyaslamayı tamamen durduramayabilirsin ama onu fark edince bir adım geri çekilebilirsin. “Şu an sadece kendi sayfama bakıyorum” demek bile bu ortamda yeterli. Kütüphane bir yarış alanı değil, herkesin kendi kendine çalıştığı ortak bir sessizlik.

Doğru köşeyi seçmek

Her kütüphane aynı değil ve aynı kütüphanenin içinde bile her masa farklı bir deneyim. Birkaç gün içinde farklı yerleri deneyip not alırsan, sana uyan köşeyi bulabilirsin:

  1. Sessiz kat ya da bölüm: En az dağıtıcı ortam, ama bazıları için fazla bunaltıcı.
  2. Ortak çalışma alanı: Hafif bir uğultu var, bu ses bazıları için odak sağlıyor.
  3. Cam kenarı ya da pencere: Doğal ışık iyi geliyor ama dışarıyı izlemek dağıtabiliyor.
  4. Giriş çıkıştan uzak masalar: Gelen gidenin gözüne takılmaması için duvara ya da köşeye yakın bir yer.
  5. Tek kişilik çalışma kabinleri varsa: Çevreyi sınırlamak istediğin günler için.

Masayı seçerken kendine bir soru sor: Buraya oturduğumda beni ne çeker? Eğer cevabın “giren çıkanlar” ise gözünü kapıdan uzaklaştır. Eğer “telefon” ise, çantanın içine koyup fermuarı kapat. Telefona ihtiyacın olacaksa, yalnızca mola zamanları için ayır ve bu molaların süresini önceden belirle.

Kütüphane oturumunu planlamak

Kütüphaneye gitmek tek başına yetmiyor; oturumun nasıl geçeceğine dair küçük bir plan işe yarıyor. Planın büyük olması gerekmiyor:

  • Giderken ne çalışacağını bil. Masaya oturup “ne yapsam” diye düşünmek, zaten dağılmaya açık bir beyin için bir kapı.
  • Çantanı akşamdan ya da çıkmadan önce hazırla. Eksik bir şarj aleti ya da unutulmuş bir defter, geri dönme bahanesine dönüşebilir.
  • Süre belirle. İki üç saatlik bir oturum için bile içinde mola olsun. Kütüphaneden çıkıp on dakika yürümek, geri dönmeyi kolaylaştırıyor.
  • Önce kolay bir başlangıç yap. Notları düzeltmek, bir başlık yazmak, bir soruyu açmak gibi.
  • Kapanış saatini hatırla. Kütüphanenin kapanış saatine yakın çalışmak, bazılarında doğal bir aciliyet yaratıyor.

Plan, seni bağlayan bir söz değil, bir yol haritası. Oturumun ortasında bir şey değişirse, planı da değiştirebilirsin.

Kütüphaneye gidip hiç çalışamadığın günler de olacak. O günlerde bile kendine kızmak yerine neyin işe yaramadığına bakmak daha faydalı: Yorgun muydun, yanlış köşede miydin, yanlış saatte mi geldin?

Kütüphanenin sunduğu şeylere bakmak

Kampüs kütüphaneleri çoğu zaman sessiz çalışma alanından fazlasını sunuyor. Kimi kütüphanelerde grup çalışma odaları, kimilerinde uzun saatler açık kalan bölümler ya da kütüphane görevlilerinden yardım alabileceğin masalar olabiliyor. Ben bunlar hakkında kesin bir şey söyleyemem, çünkü her kütüphane farklı çalışıyor. En iyisi kendi kütüphanenin sitesine bakmak ya da görevliye sormak.

Kütüphanede çalışmak sana uygun gelmiyorsa ya da erişimde bir zorluk yaşıyorsan, üniversitenin engelli öğrenci birimine ya da öğrenci işlerine danışabilirsin. Hangi desteklerin sunulduğu üniversiteden üniversiteye değişiyor.

Kendime not

Kütüphane her şeyi çözmek zorunda değil; sadece bir yer. Orada oturup kısa bir blok çalışabildiysen, bu bir kazanç. Çalışamadıysan da yarın başka bir köşeyi deneyebilirsin. Kendi çalışma yerini bulmak, çoğu zaman bir seferde bulunmuyor; küçük denemelerle bulunuyor.

Sık sorulanlar

Kütüphanede ders çalışmak DEHB'li biri için neden işe yarayabilir?

Çünkü kütüphane dışarıdan bir yapı sunar: herkes çalışıyor, ev ya da yurttaki dağıtıcılar uzakta ve oturduğunda ne yapman gerektiği belli. Bu, başlamayı kolaylaştırabilir. Yine de herkes için aynı etkiyi göstermez; kendi deneyimini gözlemlemek en doğrusu.

Kütüphanede de dikkatim dağılıyor, yanlış bir şey mi yapıyorum?

Hayır. Dikkatin dağılması bu durumun doğal bir parçası; mesele hiç dağılmamak değil, fark edip geri dönebilmek. Telefonu uzağa koymak, kısa bloklarla çalışmak ve masayı gözden uzak bir köşeye seçmek yardımcı olabilir.

Kütüphanede tam sessizlik beni bunaltıyorsa ne yapabilirim?

Bazı insanlar için aşırı sessizlik de dikkati dağıtıcı olabiliyor. Daha az sessiz bir katı, ortak çalışma alanını ya da hafif bir uğultunun olduğu bir köşeyi deneyebilirsin. Kütüphanenin sunduğu farklı alanlara bakmak değerli.

Bu yazı kişisel deneyime dayanır, tıbbi tavsiye değildir. Tanı ve tedavi için bir psikiyatriste ya da doktora danış.

Bunlar da ilgini çekebilir