İş hayatında bir kadının aynı yere gelmek için iki kat çalışması gerektiğine dair o eski cümleyi duymuşsundur. DEHB'li bir kadın olarak ben bu cümleyi başka bir yerden de duydum: kendi içimden. Çünkü hem toplumun ölçüsüne hem de zihnimin gerçekliğine aynı anda yetişmeye çalışıyordum.
Kadın, kariyer ve DEHB üçlüsü, tek başına her biri yeterince karmaşıkken bir araya gelince farklı bir yorgunluk doğuruyor: kendini kanıtlama yorgunluğu. Bu yazı kariyer tavsiyesi vermiyor; ben bir kariyer uzmanı değilim. Sadece DEHB'li bir kadının iş hayatında neler yaşayabileceğini, bunların neden bu kadar yorucu olduğunu ve biraz daha adil bir ölçüyü nasıl arayabileceğimizi anlatıyorum.
Kısaca: DEHB'li kadınlar iş hayatında çoğu zaman zorluklarını gizlemek ve kendini kanıtlamak için görünmeyen bir ek çaba harcıyor; bu da zamanla yorgunluğa ve “yetersizim” hissine dönüşebiliyor. Zorlandığın yerleri adlandırmak, küçük yapılar kurmak ve başarıyı kendi ölçünle yeniden tanımlamak bu yükü hafifletebilir.
Kadın, kariyer ve DEHB: neden ayrıca konuşuyoruz?
Çünkü DEHB'li kadınların hikâyeleri, uzun süre görünmez kaldı. Kadınlarda DEHB bazen daha içe dönük belirtilerle, yani dalgınlık, düzensizlik ve içsel huzursuzluk gibi görünümlerle kendini gösteriyor; bu yüzden fark edilmesi ve tanınması gecikebiliyor. Tanı almamış ya da geç almış bir kadın, çoğu zaman yaşadıklarını bir DEHB'nin değil, kendi kusurlarının sonucu sanıyor.
İş hayatı bu kusur hikâyesini besleyen yerlerden biri. Çünkü iş hayatı, tam da DEHB'li bir zihnin zor bulduğu şeyleri istiyor: zamanında teslim etmek, öncelikleri sıralamak, toplantıda dikkatini toplamak, ayrıntılara bakmak. Üstüne bir de kadınlardan beklenen sabır, nezaket ve ilişkileri düzenleme rolü ekleniyor.
“İki kat çalışma” yorgunluğu
Bu yorgunluğun nasıl göründüğünü, kendi deneyimlerimde ve anlatılanlarda şöyle gözlemliyorum:
- Fazla hazırlanmak. Bir toplantıya, önemli bir mesaja ya da basit bir sunuma gereğinden çok hazırlanmak; çünkü “şaşırırsam anlaşılır” korkusu.
- Çok geç saatlere kalan işler. Gündüz toparlayamadığım işleri akşama ve geceye taşımak, dinlenme zamanımı yemek.
- Hata saklamak. Bir şeyi unuttuğumda ya da yanlış yaptığımda, o hatayı kimse görmeden kapatmak için fazladan çaba harcamak.
- Her şeye “evet” demek. Kendimi kabul ettirmek için istenen her şeyi üstlenmek.
- Başarıyı küçümsemek. İyi giden bir işin ardından “şans eseri oldu” demek.
Bunların hiçbiri tek başına dramatik görünmüyor. Ama bir yıl, beş yıl boyunca her gün tekrar edildiğinde, insanı sessizce yıpratıyor. Dışarıdan bakıldığında “yetkin, düzenli, güvenilir” görünen biri, içeride büyük bir enerji harcıyor olabilir. Bu yüzden bu yazıyı okuyan ve “ben de böyleyim” diyen biri varsa, yalnız olmadığını bilmesini isterim.
İş yerinde görünmeyen zorluklar
Bazı zorluklar, rakamlarla ölçülen iş çıktısına yansımıyor ama gündelik enerjiyi büyük ölçüde tüketiyor:
- Toplantı sonrası “ne konuşuldu?” belirsizliği. Dinlerken dalmak ve sonra kimseye sormadan çözmeye çalışmak.
- E-posta ve mesaj akışı. Her bildirimde bölünmek ve asıl işe geri dönmenin zorluğu.
- Görünmeyen ofis işleri. Doğum günü hatırlamak, birini kollamak, toplantı notu almak gibi, kadınlardan sıklıkla beklenen ama terfi listelerine girmeyen sosyal emek. Bunu her iş yeri için genelleyemem; ama birçok kadının bu yükten söz ettiğini duyuyorum.
- Sınır koymanın zorluğu. “Hayır” demek, hem DEHB'li bir kadın hem de “uyumlu olması beklenen” biri için çifte güç istiyor.
Bu zorlukları bir kusur listesi olarak değil, “şu alanlarda destek ve yapı işe yarıyor” bilgisi olarak okumayı seviyorum.
Başarıyı kendi ölçünle yeniden tanımlamak
Kariyer, tek bir yol ve tek bir ilerleme çizgisi değil. Benim için en rahatlatıcı fark ediş, bir işte iyi olmakla o işte iyi hissetmenin aynı şey olmadığını görmek oldu. Bir iş harika görünebilir ama bana sürekli enerji harcatıyorsa, o işin bedeli yüksektir.
Kendime sorduğum sorular şunlar:
- Hangi koşullarda kendimi gerçekten verimli ve canlı hissediyorum?
- Hangi işlerde zaman kayboluyor, hangilerinde saatler geçmek bilmiyor?
- Esneklik, yapı ve netlik arasında hangisine daha çok ihtiyacım var?
- “Başarılı” sözünün benim için anlamı ne?
Cevapların bir kısmı kariyer değişikliğine, bir kısmı sadece çalışma biçiminde küçük düzenlemelere götürebilir. İkisi de geçerli. Sık iş değiştirmiş ya da yarım bırakmış kadınlara, “yetersiz” damgası vurmak yerine, “hangi koşullar sana iyi gelmiyordu?” diye sormak daha verimli.
İşini görünür kılmak ve kendi başarını söylemek
DEHB'li kadınların birçoğunun bir ortak zorluğu var: İyi yaptıkları işi küçümsemek. “Zaten herkes yapar”, “şans oldu”, “ekip sayesinde” cümleleri, doğru olsa bile, kendi payını silmeye başladığında sorun oluyor.
Bende işe yarayan, çok sade bir kayıt tutmak oldu. Bir dosyaya ya da notlara, işte iyi giden ve beni gururlandıran şeyleri tarihleriyle yazıyorum. Kimseye göstermek zorunda değilim; ama zor günlerde ya da bir görüşme öncesinde bakınca, “aslında ben bunları da yapmışım” demek çok rahatlatıyor. Kendi başarını anlatmak da bir beceri; bunu da prova edebilirsin: “Bu projede şunu üstlendim, sonuç şuydu” gibi tek cümlelik, süssüz bir anlatım yeterli.
İş ve ev yükünün üst üste bindiği günlerde de bu kayıt hayat kurtarıyor. Evde taşınan görünmez yük ile iş yerindeki görünmez yük birbirine eklendiğinde, “hiçbir şeyi yeterince yapamıyorum” hissi çok kolay doğuyor. O hissi, kendi yaptıklarının somut bir listesiyle karşılaştırmak, ölçüyü gerçeğe yaklaştırıyor.
Küçük destekler: neler işe yarayabilir?
Aşağıdakiler talimat değil, denenebilecek şeyler:
- Yazılı netlik iste. Toplantı sonrasında “şunu konuştuk, şu iş bende” diye iki satırlık bir özet göndermek, hem hatırlamayı kolaylaştırıyor hem de belirsizliği azaltıyor.
- İlk adımı küçült. Büyük bir işi “sadece bugün şu paragrafı yaz” gibi küçük parçalara ayırmak, başlamayı mümkün kılıyor.
- Başlamak için bir ortak bul. Yanımda sessizce çalışan birinin olması, başlayamadığım işlerde bana iyi geliyor; MASA'daki sanal ortak masa da bu fikre dayanıyor.
- Enerji haritası çıkar. Gün içinde odağımın en iyi olduğu saatleri bulup zor işleri oraya koymak.
- Hayır demeyi prova et. Kısa, kibar ve net cümleler hazırlamak: “Bu hafta kapasitem dolu; gelecek hafta bakabilirim.”
- Destek bul. Aynı yoldan geçen kadınlarla konuşmak, bir akıl hocası ya da güvenilir bir meslektaşla düşünce alışverişi yapmak.
İş yerinde DEHB'den bahsedip bahsetmemek tamamen kişisel bir karar. Bunun hakları, yöntemleri ve riskleri iş yerine ve durumuna göre değişebiliyor; konuşmadan önce güvendiğin bir uzmanla ya da ilgili birimle bilgi almanı öneririm.
Yorgunluk ağırlaştığında
Sürekli kendini kanıtlama çabası zamanla tükenmişliğe, kaygıya ya da uykusuzluğa dönüşebiliyor. Bu işaretleri bir kenara yazmak yerine, bir psikolog ya da psikiyatristle konuşmak çok değerli. DEHB için bir değerlendirme istiyorsan, yetişkin DEHB konusunda deneyimli bir psikiyatristle görüşmek doğru yol. Umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşünceleri varsa beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvur ya da 112'yi ara.
Kendime not
Kariyerde ilerlemek için kendime sürekli fazladan bir şey kanıtlamak zorunda olmadığımı hatırlamak istiyorum. Zorlandığım yerler benim yetkinliğimi silmiyor; sadece nerede yapıya ve nazikliğe ihtiyacım olduğunu gösteriyor.
Bu hafta için tek bir şey: Bir toplantıdan ya da önemli bir görüşmeden sonra iki satırlık bir özet yaz. Sadece kendin için de olsa.